Mendil ağacı
Hayalet ağacı, güvercin ağacı da denen, Çin'de yüzlerce yıldır fedakarlığın ve barışın sembolü olan mendil ağacından (Davidia involucrata) söz ediyoruz.

Hayalet ağacı, güvercin ağacı da denen, Çin'de yüzlerce yıldır fedakarlığın ve barışın sembolü olan mendil ağacından (Davidia involucrata) söz ediyoruz.
Bilinmeyen Peru meyvelerini bilim dünyasına tanıtan, "Fruits of the Lima Market" koleksiyonundaki suluboyaların ressamı Dorothea Eliza Smith'i konuşuyoruz.
Yemek yazarı, tarihçi ve çevirmen Nazlı Pişkin bir zamanlar altınla ölçülen tarçını, yok olmuş ya da unutulmuş darülfülfül gibi baharatları anlatıyor.
Prof. Dr. Osman Erol, bahar müjdecisi çiğdemi (Crocus) anlatıyor.
Yabani otlara, ağaçlara ve nadir çiçeklere bürünmüş harabe haliyle romantik şair ve ressamlara esin kaynağı olmuş Kolezyum'un kaybolan florasına ışık tutuyoruz
Amazon bitkilerini "ormanın ruhuyla" resmeden; yağmur ormanlarının sömürüsüne karşı çıkan ilk çevrecilerden biri olan Margaret Mee'yi konuşuyoruz.
Doç. Dr. Sırrı Yüzbaşıoğlu ve Prof. Dr. Ünal Akkemik Validebağ Korusu'nu; ağaçlarını, otsu bitkilerini anlatıyor.
Konuğumuz İÜC Orman Fak. Orman Botaniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik ile Türkiye'nin Bütün Ağaç ve Çalıları kitabını konuşuyoruz.
Joris Hoefnagel’i (1542-1601) ve onun Kuzey Avrupa Rönesansı’na özgü flora ve fauna çizimlerini; alegorik minyatürlerini konuşuyoruz.
Yüzyıllardır umudun, direncin, saflığın simgesi olmuş; tüm zorluklara zarafetle direnen kardelen çiçeğini konuşuyoruz.
Yılı bitirirken, "yeniden doğuşu" müjdeleyen, umut ve şifa "aşılayan" çuha çiçeğinden dem vuracağız.
Lale çılgınlığı zamanı, yeni tür" meraklıları için yapılan Hortus Floridus(1614) kitabının çiçekli bahçesinde dolaşıyoruz. İstanbul'un "kırıklı" lalelerinden sultan zambağına bütün gözdeler var Van de Passe'nin gravürlerinde.
Yasaklı bahçeden porsuk ağacının hikayesini anlatıyoruz. Sadece sembolik anlamlarıyla değil, her zerresine yayılmış toksinler açısından da zengin. Tuzaklarını o etkileyici görüntüsünün arkasına ustaca gizlemiştir üstelik. Porsuk ağacı, Porsukgiller (Taxaceae) familyasına ait Taxus cinsinden ibreli bir ağaç türü. Yaygın türünün bilimsel adı Taxus baccata. Taxus adının kökeniyle ilgili farklı teoriler var ama eski Grekçe'de "yay" anlamına gelen toxon sözcüğünden geldiği söyleniyor kimi kaynaklarda...
Güneş sarısıyla parlak turuncu arası renklerde, altın paralar gibi ışık saçan bir çiçek... Aynısefa (Calendula officinalis) çorak topraklarda bile cömertçe çiçek açıyor; göze hoş görünmenin ötesinde birçok derde de deva. Güneybatı Asya, Batı Avrupa ve Akdeniz’e özgü ama ılıman iklimin hüküm sürdüğü hemen her coğrafyada yetişiyor. Aynısefalar çeşitli toprak ve iklime uyum sağladıkları için kolay yetişen bitkilerden.
Botaniğe katkısı olan kadın portrelerden biri: 1600’lerin sonu ve 1700’lerin başından Beaufort Düşesi Mary Somerset’i; melankoli tedavisi için başladığı bahçeciliği bilimsel bir uğraşa nasıl dönüştürdüğünü konuştuk.
Bitkisini değil de meyvesinin tadını ve kokusunu iyi bildiğimiz vanilya orkidesini konuşacağız. Safrandan sonra dünyanın en değerli baharatı, o "tatlı" aromalı vanilyanın her egzotik baharat gibi "acı" bir hikayesi var.
1600'lere uzanıp "Çiçek" lakabıyla bilinen Flaman ressam Yaşlı Jan Brueghel'i ve onun İstanbul'dan gelmiş lale, sümbül ve ters lalelerle dolu "imkansız" çiçek buketlerini konuşuyoruz. Yaşlı Jan Brueghel, efsanevi ailenin ikinci kuşak üyesi. Günlük yaşamdan sahneler içeren manzara resimleri, alegorileri, kutsal kitaptan alıntıların da olduğu çiçek resimleriyle biliniyor...
Borçları yüzünden hapishaneye düşmüş eşini kurtarmak için olağanüstü bir iş yaratan İskoç bitki ressamı Elizabeth Blackwell'i (1707–1758) ve onun, o zamanın bilim çevresinde takdir görmüş A Curious Herbal kitabını konuşuyoruz. Elizabeth Blackwell, “gerçek örneklerden” yola çıkarak, çizimden baskı aşamasına dek –gravürlerini de kendi yapan- ilk kadın bitki ressamı sayılıyor.
Halüsinatif etkileriyle cezbedici ama öldürücü de olabilen iki bitkinin hikayesi var: Amazon yerlilerinden Beat kuşağına uzanan Ayahuasca sarmaşığı ve 19. yüzyıl Fransa’sında hayli moda olmuş absentin yapıldığı pelin otu.
Yasaklı bahçeden iki “kötücül” bitkinin hikayesi: Biri ölüme mahkum edilen Sokrates’in, bile bile zehrini içtiği baldıran otu, diğeriyse Romeo ve Juliet’in trajik sonunu getiren belladonna. Baldıran otu, Sokrates’in ölümüne sebep olmasıyla ünlü, dünyanın en zehirli bitkilerinden biri. Onunla özdeşleşmiş olduğu için sapındaki kırmızı lekecikleriyle Batı'da, "Sokrates'in kanı" diye de anılıyor.
Benan Kapucu, hem güzel hem derin anlamları olan güçlü bir çiçeği; zambağı anlatıyor. Ak zambaklardan martagonlara, paskalya zambağından altın ışınlı Japon zambağına birçok farklı türü var. 3500 yıldan fazla bir süredir bahçelerde yetişen bu çiçeğin gösterişli türleri güzellik ve cesaretin yan yana durduğu güçlü sembolizmiyle, anlam dünyamızı da zenginleştiriyor.
"Yol kenarı bitkileri" üzerine gözlemlerini topladığı Proserpina'nın (1875-1886) ilk cildinin sayfalarında dolaşarak John Ruskin'in doğa analizlerini konuşmaya devam ediyoruz.
Doğa, sanat ve toplum arasındaki bağlantıları ortaya koyan, doğayı çizim yoluyla analiz eden "görsel düşünür" John Ruskin (1819 - 1900) ve onun muhteşem bitki eskizlerinden konuşuyoruz. Ruskin’e göre sanatçının işi, doğanın gerçekliğini atölyede oluşturmak değil, onu gözlemlemek ve görüp anladığını, tuval üzerinde ve resimsel kurallarından bağımsız bir şekilde yansıtmaktı.
Doğayla, "insan dışı dünyayla" ilişki kurma biçimimiz üzerine bizi düşünmeye zorlayan ufuk açıcı bir kitaptan konuşacağız. John Fowles'ın eseri Ağaçlar.
1700'lerden itibaren Kafkasya, Sibirya, Orta Asya ve Japonya'da; o bilinmeyen topraklarda yapılan keşif gezilerinden konuşuyoruz. Reformlarıyla Rusya'nın modernleşmesini sağlayan Çar I. Petro, nadir türleri bulması ve bitki örneklerini toplaması için Sibirya'ya gönderdiği Alman hekim Daniel Messerschmidt, bilinmeyen topraklara ayak basan ilk doğa bilimcidir.
Sadece bahçeciliğe değil, Viktoryen dönemde, endüstri devriminin sembolü Crystal Palace'a da ilham vermiş. Robert Schomburgk, 1 Ocak 1837'de, Royal Geographical Society için İngiliz Guyanası seferinde pek çok zorlukla savaştıktan sonra Berbice Nehri'nin durgun sularında yüzen devasa boyutlarda "mucize bitki"yi bulduğunda özel bir şeyle karşı karşıya olduğunun farkındaydı.
1830'lardan 1880'lere kadar İngiltere'de, neredeyse tüm botanik ve bahçecilik yayınlarında onun işleri çıkar karşımıza. Curtis Botanical Magazine için çizdiği ve taş baskılarını yaptığı 2700'den fazla resim, külliyatının önemli bölümünü oluşturuyor. Curtis Botanical Magazine için 2.700'den fazla bitkiyi resmetmiş ve toplamda 10.000'den fazla illüstrasyonu yayına hazırlamış. Sıklıkla herbaryumdaki kurumuş örneklerden çizim yapıyordur ama onları canlandırma konusunda çok özel bir yeteneği vardır.
Pierre Belon Seyahatnamesi'nin Türkiye coğrafyasıyla ilgili bölümlerini kapsayan sınırlı bir tercümesi, Hazal Yalın çevirisiyle, Kitap Yayınevi tarafından yayımlamış. 16. yüzyıl Fransızcasıyla yazılmış seyahatnamede adı geçen bitkilerin Türkçe karşılıkları da var. Tipik bir Rönesans insanıdır Belon; zooloji, botanik ve klasik Antik Çağ ile ilgilenir.
Şekerkamışı iki noktada kültüre alınıp dünyaya yayılmış; biri Yeni Gine kökenli Saccharum officinarum, diğeri de Tayvan ve Kuzey Çin'deki Saccharum sinense türü... Hayvan yemi olarak kullanılmış önce. İki türün de yayılması Güneydoğu Asya halklarının göçleriyle olmuş. Kamışın özsuyunu çıkarıp kaynatarak kristalize şeker elde etme işlemi antik çağlarda, Hindistan'da keşfedilmişti. İngilizce'deki "sugar" sözcüğü de Sanskritçe "sarkara" sözcüğünden geliyor.
Deve kengeli, meryemana dikeni, süt devedikeni, sütlü kengel, akkız, şevketül meryem, mübarek dikeni gibi adlarla da biliyoruz biz onu. Boyları 30–100 cm arasında değişiyor. Bir ya da iki yıl yaşayabilen bu bitkilerin yaprakları beyaz damarlı ve dikenli. Çiçek başçığındaki tohumlar paraşüte benzer tüylere sahip.