Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Hayatımızdaki en değerli şey olan zamanı pek çok aktiviti için harcıyoruz. Fakat 2024 yılı itibariyle tüm hayatımız boyunca en çok zamanımızı alan aktivitenin ne olduğunu araştırınca çok ilginç bulgular ile karşılaştım. Sizleri daha fazla bekletmeden isterseniz buyurun hemen konunun detaylarına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında oluşabilir veya patroon üzerinden bana destek olabilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre 2024 yılı itibariyle ortalama yaşam süresinin 78.7 yıl oldu bulunmuş. Ama işin iyi yanı 2054 yılına geldiğimizde bu ortalamanın 81.9 olması bekleniyormuş.
Bu yayına dinleyen çoğu kişi bu yaş artışından faydalanacak gibi dursa da Project Reboot'un kurucusu Dino Ambrosi yaptığı araştırmada bu zamanın büyük bir kısmının bizlere yarar sağlamayan aktiviteleri harcandığını söylüyor.
Bu arada Project Reboot okul çağında olan bireylerin elektronik cihazlarla olan iletişimlerini daha kullanışlı ve zararsız hale getirmeye çalışan bir kuruluş konumuza geri dönecek olursak eğer şu an 18 yaşındaysanız ve bir felaketin başınıza gelmediğini varsayarsak 90 yaşına kadar sağlıklı bir biçimde gelebilirsiniz. Önünüzde tam tamına 864.5 ay var demektir fakat hayatımızı ne yazık ki 3te biri uyuyarak geçiyor. Bu da 288 ayın yani 24 yılın uykuya gittiği anlamına geliyor.
Uykuyu şu an için hayatımızdan çıkarma şansımız olmadı ve her insanın şartsız koşulsuz uyuması gerektiği düşünülünce bu aslında o kadar da üzücü durmuyor. Hala hayatımızı yaşayabilmek için 576.5 harika ayımız kalmış durumda ve bu süreyi ne yazık ki herkes istediği şekilde kullanamıyor ve işin rengi aslında buradan sonra değişmeye başlıyor.
İlk olarak aileden gelen bir varlığınız yok ise veya milyar dolarlık bir şirkete 18 yaşına gelene kadar bulmadıysanız okul ve çalışma hayatını bu ailerin belirli bir kısmını harcamanız gerekli. Yine 2024 senesi için konuşursak okul ve iş hayatına toplam 126 ay harcıyormuşuz. Bu sürelere okullar çıkıp dersanede harcadığınız veya ta mesaiye kaldığınız süreler tabii ki dahil değil. 126 ay neredeyse 10 buçuk yıla denk geliyor. Pek çoğumuz okul ve çalışma hayatından taviz verecek lükse sahip değil.
Ve dünyadaki popüla sünnün aslında pek çoğunun yine bu süreleri harcadığı düşününce aslında hala moral bozulacak bir durum yok. Bir de tabi pek çok insanın temel ihtiyaçları için harcadığı süreler var. Bir birey hayatının 18 ayını araba sürerek ve toplu taşımayı kullanarak geçiriyormuş. Yemek yapmak ve yemek içinde 36 ayımızı harcıyormuşuz. Çamaşır yıkamak, bulaşık yıkamak, evi süpürmek gibi genel ev işlerine ise bir 36 ayımız daha gidiyormuş.
Tuvalette ve banyoda geçirdiğimiz ortalama sürede 27 ay olarak bulunmuş. Bu süreler gelecekte teknolojinin yardımıyla çok daha az miktarlara tabii ki düşebilir. İnsani ihtiyaçlar olarak bir çatı altında toplayabileceğimiz tüm bu işlere toplam 117 ay yani 9.7 yıl harcıyormuşuz. Her insan bu işleri kendi yapmıyor tabii ki. Burada harcadığımız sürederi yeterli miktarda parınız var ise firmalardan veya diğer insanlardan hizmet alarak zamanınızı bu sayede kurtarabilirsiniz.
Ancak popülasyonun büyük çoğunluğunun elinde böyle imkanlar olmadığı için pek çok insan neredeyse 10 senesini bu işleri yapmak için harcıyor. Tüm bu süreleri harcadıktan sonra sağlığınız bozulmaz, bir felakete maruz kalmaz iseniz ve 90 yaşına kadar yaşayabilecek kadar da şanslıysanız tam tamına 334 ay yani 27.8 yıl bizlere kalmış durumda.
Hayat amacınızı gerçekleştirebileceğiniz sevdiğiniz ve değer verdiğiniz kişilere zamanlar ayırabileceğiniz belki de hedeflerinizi yerine getirebileceğiniz tam tamına 334 ay yani neredeyse 28 sene önümüzde var gibi duruyor. Hayatta var olma sebebinizi ortaya çıkarabilecek olan bu süre ölmeden önce bu dünyaya bırakacağınız imzayı oluşturabileceğiniz dolu dolu 334 ay anlamına geliyor.
Ölmeden önce size kalan bu zamanı Netflix izlemek, sosyal medyada dolanmak, TikTok videolarına bakarak harcayacağınızı büyük ihtimal düşünmemişsinizdir fakat. 18 yaşında olan bir birey bu zamanın tam tamına %93'ünü ekranlara bakarak harcıyormuş. Yeniden tekrar etmek istiyorum. Kalan zamanın %93'ünü ekranlara bakarak harcamayı tercih ediyormuşuz. Bize kalan 334 ayın kezabı 90 yaşına kadar sağlıklı yaşamamız koşulu ile bu kadar süreye sahip oluyoruz.
Bu sürenin 312 ayını ekranlara bakarak geçiriyormuşuz. Bu süreye iş yerinde ve okuldayken ekranlara baktığımız sürede dahil değilmiş. 90 yaşına gelip geri dönüp baktığınızda 18 yaşından sonra hayatınızın büyük bir kısmını temel insani ihtiyarlar dışında ekranlara bakarak geçirdiğinizi düşününce ne kadar fazla insanın hayatını pişmanlıkla bitireceği gerçeği. Eminim bu yayını dinleyen herkesi derinden sarsmıştır.
Sağlığınız yerindeyken ve enerjiniz var iken bu sürede yapabileceğiniz, başarabileceğiniz onlarca şey var iken sadece ekranlara bakarak bu potansiyeli boşa harcamak ve bu hayattan bu şekilde ayrılmak sanırım hiçbir insanın istemiceği bir şeydir. 26 yılın ekranlara bakılarak geçirilmesi bizlerin sadece eylemesine yaramıyor aslında çok fazla sayıda olumsuz etkiyi de bizlere getiriyormuş. Ortalama bir tek tok videosu 15 saniye sürüyor.
Website'lerinin %55'i 15 saniyeden daha az sürede kontrol ediliyormuş. Bir gün içerisinde de 8 saat 39 dakikanın her 15 saniyesinde başka bir şeye bakarak geçirmek yani bizlerin eşi görülmemiş derecede dikkat dağınıklılığına sahip olmasına sebep oluyor. Bundan dolayı da tarihte görülmediği kadar yüksek derecede dikkat dağınıklılığı olan bir toplum haline dönüşmüş durumdayız. İşin acı yanı ise bu kadar insanın ekranlara bakarak yaşamını geçirmesi de tesadüfe olarak ortaya çıkmadı.
Bizi ekranlara bağlı kılan tüm sosyal medya platformları ve diğer teknoloji firmaları bizlerin bu platformlara daha da bağlı olması için eşi görülmemiş işletme modellerini yıllar önceden tasarladılar. Bilinç altımızdaki her duyguyu çok iyi okuyup bizlere anlık dopamin yani mutluluk hormonu salgılatacak tasarımları kendilerine çoktan adapte ettiler. Uyuşturucudan dahi daha fazla bağımlılık yapan 100 binlerce platforma karşı da bireysel olarak karşı koymak ise oldukça zor.
Ben geçen yıl Elon Musk'ın biografisini okurken kitabın girişindeki bir bölüm benim çok ilgimi çekmişti. Yazar bizlerin 90'lı 80'li yıllarda teknolojiden beklediğimiz en temel şeyin hayatımızı daha kolay hale getirecek yenilikler olduğundan bahsediyordu. Tıpkı jetgillerdeki gibi evimizden gelip bizi alan arabalar, ev işlerini yapan yemek pişiren robotlar gibi teknolojiler sayesinde hayatımız daha kolay hale gelecekti.
Fakat teknolojiden beklenen bu gelişmelerin tam tersine insanların sorunlarını çözme önceliği arka plana atılıp en kısa sürede büyüyüp en fazla parayı kazandıracak platformlar teknoloji alanında zirveye çıktılar. Halbuki ana amaç bizlerin hayat kalitesini yükseltecek teknolojilere sahip olmamız iken hayat kalitimizi düşüren psikolojimizi bozan zamanımızı çalan ve bizi bir ürün gibi değerlendiren platformlara sahip olduk.
Tüm bu platformlarda farkına dahi varmadan bizlerin bütün zamanına el koymayı öyle ya da böyle başardılar. Bugünkü konuyu toparlayacak olursak hayatımıza giren her teknoloji bizlere sadece böyle olumsuz etkileri getirmemiş olsa da eğer şu an 18 yaşındaysanız ve 90 yaşına kadar yaşayacak kadar şanslıysanız, kalan 334 ayınızı hiç fark etmeden dahi sadece ekranlara bakarak geçirmiş hâlde kendinizi bulma olasılığınız oldukça yüksek gibi duruyor.
Her ne kadar ekranlara harcadığımız her süre tamamen boşa harcanan süre olmasa da bir ömrü böyle harcayıp harcamamak tamamen bizlerin elinde olan bir seçim. Bu bölümde hayatımızdaki en değerli şey olan zamanı pek çok insanın ne şekilde kullandığını ve bunun sonucunda neler olabileceğini konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümünde yaralan din güzerinden ulaşabilirsiniz.
En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
