Z kuşağı Çalışmak İstemeyen Bir Nesil mi? - podcast episode cover

Z kuşağı Çalışmak İstemeyen Bir Nesil mi?

May 15, 202411 min
--:--
--:--
Download Metacast podcast app
Listen to this episode in Metacast mobile app
Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more

Episode description

Bu bölümde Z kuşağının (1997 - 2012) çalışma kültüründe ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını ve bu sorunların nasıl aşılabileceğini konuşacağız.

Tüm yayının Yazılı Metnine ulaşabilir, yayınını Youtube üzerinden izleyebilir ve Patreon üzerinden bana destek olabilir.

🎙️ Podcast Ekipmanlarım

📚 Favori Kitaplarım

Bir kahve ısmarla

Transcript

Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugünkü bölümü bir iş seyahatinde olduğum için stüdyo ortamında değil bir otelin lobisinde kaydetmekteyim. O yüzden belki ses kalitesi diğer yayınlardaki kadar ses ve görüntü kalitesi diğer yayınlardaki kadar iyi olmayabilir. Ancak yayınları ara vermek istemedim ve bugün uzun süredir yayına taşımak istedim bir kundan sizlere bahsetmek istiyorum.

Genzi veya Z kuşağı olarak bilinen 1997 ve 2012 yılları arasında doğmuş bireylerin iş bulma ve buldukları işte uzun süre tutunma konusunda çeşitli problemler yaşadığını pek çok medya platformunda denk geliyoruz. Peki bu işin arka planında sadece Z kuşağı mı suçlu yoksa başka sebeplerden dolayı böyle bir sorun var mı? İsterseniz daha fazla beklemeden buyurun hemen konunun detaylarına geçelim.

Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan avını olarak tüm yayınları anında ulaşabilir veya atör üzerinden bana destek olabilirsiniz. Dünya ekonomi formunun geçen yılki toplantısında iklim değişikliği, enerji tüketimi yeni ortaya çıkan iş sektörleri gibi konular konuşulur iken ilginç bir başlıkta bu tartışmalar arasında yerine aldı.

O başlıkta Z generasyonunun çalışma kültürüne ayak uyduramadığı ve diğer nesillere göre çalışma isteklerinin ve bir işte uzun süre kalma sürelerinin çok düşük olduğu yüzyıl yüzyıl yapılan bu araştırma da Z ve Y kuşağı, Y kuşağı 1981 ve 96 yıllarında doğmuş olanlar farklı alanlarda kıyaslamalar yapılmış ve ortaya çıkan sonuçlarda ise Z kuşağının Y ve X kuşağına göre bir işte kalma oranının çok daha düşük olduğu keşfedilmiş.

Yine yapılan başka bir araştırmada ise Z generasyonunun stres endişe yalnızlık ve mutsuzluk oranlarının çok daha fazla olduğu keşfedilmiş. Hatta bugün belki Z generasyonunun çalışma kültüründe çok kolay ezilip çoğunun işsiz kalacağıyla alakalı da bir makale dahi yayınladı. Bu kadar olumsuz haberi görünce ben de bu işe araştırmaya başladım fakat her suçu bir neslinin üzerine atmanın pek çok şey yanlış yaptıklarını söylemenin hiç de doğru bir yaklaşım olmadığını fark etti. Buna benzer sorunlar.

Millenium nesinde yani Y kuşağında da aslında daha önce görülmüş bilgisayar ve internet devrimin yaşandığı dönemlerde ilk işine giren nesiller çoğu görevi bilgisayarlar ve internetin yardımıyla çözmeye çalışmışlar ve bu iş yerlerinde yıllardır çalışan kıdemlik işler bu yaklaşımları kolaya kaçmak olarak değerlendirmiş.

Savaşların tüm dünyada sona erdiği sanayinin teknolojinin ve daha pek çok sektörün uçuşa geçtiği bir dönemde ortaya çıkan yeni yüzlerce alanda işlerin türediği bir dönemde X nesli iş aramaya başladı. Pek çok milyar derin türediği her geçen yıl vergi rekorları kıran firmaların ve girişimlerin ortaya çıktı. Bu dönemde işkolik tanımı da ilk defa ortaya çıktı.

X kuşa çok üst düzey bir eğitime sahip olmasa dahi kolaylıkla iş bulabilir ve kazandığı farayla kolaylıkla ev, araba ve diğer büyük maliyetli ihtiyaçlarını karşılayabilir duruma ulaştı. X nesli'nin çok fazla iş seçtiği de pek gözlemlenmedi. X nesli'nin çocukları yani milyon nesli veya ye kuşa ise savaş açlık gibi şeylerle hiç karşılaşmadılar. Çoğunlukla kurulu bir düzen içerisinde büyüyen bir nesi lise ve üniversite eğitimine kolaylıkla ulaştı.

Artık ne iş olursa yaparımdan çok bir alanda uzmanlaşıp bir diploma alıp profesyonel olarak bir sektörde çalışan bireyler ortaya çıkmaya başladı. Teknolojinin inanılmaz yükselişine şahit olan bu nesli için artık fiziksel olarak çözülmesi gereken pek çok şey yavaş yavaş dijital alana geçti. İşlerin yapıma şeklindeki değişikliklere de bu nesi böylelikle şahit oldu. Ama insanların ne iş olursa yaparım dedi ve her şeyin sabit hızlı ilerlediği bir devri çoktan geride bırakmış durumdayız.

Z kuşa çalışma hayatına girdiğinde teknoloji çığı ile büyüyen bir nesil eski usul çalışma modellerine ayak uydurmak zorunda kaldı. Tam bu konular tartışılır iken 2019 senesinde bildiğiniz üzere covid salgını yaşanınca çalışma kültüründe uzaktan çalışma anlayışı büyük bir hız kazandı. Tamamen uzaktan çalışmanın çok performanslı bir yaklaşım olmadığı görülünce hybrid çalışma modeli pek çok Dünya Devi firma tarafından kabul gördü.

Şimdileri ise pek çok firma yine eski usul çalışma sistemine dönmeye çalışıyor. Yıllardan beri ilk defa bu kadar kısa sürede çok sayıda farklı çalışma modeli firmalar tarafından denendi ve pek çok çalışan bu esnada sahip olduğu esneklikten de vazgeçmek istemedi. Çalışma alanlarının bu kadar hızlı değişim gösterdiği bir dönemde herkes Z kuşağının hemen tüm bu değişimlere ayak uydurmasını bekledi. Silikon vadisinde gerçekleşen işten çıkarılmaları eminim duymuşsunuzdur.

Ancak bu haberlerin de çoğu daha fazla tıklanma almak için çok yüzeysel olarak bu konuyu ele aldılar diye düşünüyorum. Keza 2019 yılında Amazon, Microsoft, Google ve Metafirmaları Covid'ten önce ortalama 90 bin kişi işi alırken bu rakam Covid'ten sonra 875 bin kişiye ulaştı. Yani neredeyse normalin 10 katı işi alım yapıldı diyebiliriz. Çünkü insanlar evleri kapınınca mobil cihazları ve mobil hizmetlere tarihste görülmediği kadar bir talep gösterdiler.

İşler normalde dönünce de bu sektördeki talep eski haline dönmeye başladı. Şu an yaşanan pek çok işten çıkarma bu işlerin sadece yüzde onlu kısmı oldu. Tabii ardından ÇCPT hayatımıza girince de yapay zeka pek çok meslek grubunun işinden olmasına sebep oldu. Veritabanlı pek çok iş artık yapay zeka tarafından yapılabilir hale geldi. Keza bu da apayrı bir podcast konusu bence bunu da başka bir yayında detaylıca konuşuruz.

Ancak yine bütün bu hızlı işe alın ve hızlı işten çıkarın olayları Z kuşağının başına geldi. Şimdi evinim şunu soracaksınız. Z kuşağının hepsi kanasız birer melek mi? Yani bu neslin yanlış yaptığı hiç mi bir şey yok? Gelin bir de bunu bir göz atalım. Yapılan araştırmalara göre Z kuşağı daha önceki tüm nesillere kıyasla iletişim becerilerinin kat ve kat daha düşük olduğu gözlemlenmiş. Teknik becerileri önceki nesillere göre kıyaslandığında ise bu nesil çok daha iyi sonuçlar elde etmiş.

Pek çok yeni dijital aracı ve teknolojilere kolaylıkla adapte olabilen bu nesil iş yerlerinde en önemli kriterlerden biri olan iletişim becerisi yönünden sınıfta kalmışlar. Fakat bence burada yine bu nesli suçlamak doğru olmayacaktır. Ben mesela 1990 yılında doğmuş biri olarak Y nesli olarak yer alıyorum ve benim büyüdüğüm dönemde teknolojinin varlığından söz etmek açıkçası oldukça zordu.

Örneğin liseye giderken eğer bir kızdan hoşlanırsanız gidip konuşmanız ve onunla bir yüzleşme yaşamanız gerekirdi ama şimdi bazı uygulamalarıyla böyle bir yüzleşme yaşamanıza dahi gerek kalmadı. Ben daha ilkokula dahi gitmeden önce evinin küçüğü olduğum için sürekli olarak bakkala ve markete yollanırdım ve esnafla çok ufak yaşta olmama rağmen sürekli olarak bir iletişim halindeydim.

Şimdi çoğu ebeveğin çocuğuna ufak yaşlarda böyle görevler vermekten kaçınıyor ve ayrıca sadece bu da değil eve teslimat yapan uygulamalar sayesinde bu işte artık tamamına ortadan kalktı diyebiliriz. Tüm bunların en kötü yanı ise ben daha ilkokul çağındayken ailecek bir yere gittiğimize ailen beni hemen diğer çocukların yanına bırakırdı ve öyle ya da böyle o çocuklarla kaynaşmak zorunda kalırdınız.

Ama şu an pek çok çocuk bir araya geldiğinde dahi fiziksel oyunlar oynamaktan çok yan yana olmalarına rağmen telefon ekranlarına bakmayı tercih ediyorlar. Mobile Cihaz'da her işin çözebilen bir nesil ilk defa çalışma ortamına adım atınca da bu Z-kuşanın ne sorunu var gibi yüzlerce manşeti her yerde görmeye başladık.

Hatta bunlardan en çarpıcı olanlarından bir tanesi de 1344 adet yöneticiyle yapılan bir araştırmada bu yöneticilerin %74'ün CENZİ yani Z-kuşayla çalışmakta zorluk çektikleri ortaya çıkmış. Peki bu kadar farklı değişkene maruz kalan bir nesil nasıl olacak da çalışma ortamına ayak uydurabilecek? Sürekli olarak Z-generasyonu şöyle sorunlu böyle haylaz demektense gelin isterseniz çözüm olarak neler yapılabilir? Bunlara bir göz atalım.

Z-kuşayı çalışanlarının mental sağlığına önem verebilen, empati kurabilen ve sağlıklı bir iş yaşam kültürüne sahip olan firmalar da var olmak istiyorlar. Sadece kendi çıkarlarını ulaşmak amacıyla çalışanlarını önemsemeyen firmalardan mümkün mertebe uzak durmaya çalışıyorlar.

Ayrıca CENZİ nesli daha önceki nesillere göre cinsiyet eşitliğine çok daha fazla önem veriyor ve çalıştıkları firmaların çalışma performanslarını, cinsiyet seçimleri, görünüşleri ve giyimlerine göre yargılamamalarını istiyorlar. Ayrıca Z-kuşayı çalıştıkları iş yerlerinde kendilerine rehberlik edebilecek gelişmelerine fayda sağlayacak patronların ve liderlerin var olmasını umut ediyorlarmış.

Çalıştıkları alanda yükselebileceklerini onları işaret eden firmalar ve liderlerle birlikte çalışma ortamında var olmak istiyorlarmış. Z-kuşanın büyük bir bölümü mobil cihazlarla iletişim kurmayı tercih eder gibi görüntseler de aslında sadece bir nesil için değil tüm nesiller yüz yüze yapılan iletişimi çok daha samimi buluyor.

Mesaj ve iposta yollamak yerine yüz yüze konuşmak, uzak mesafedeyken soğuk bir iposta yerine görüntülü bir arama yapmak, aradaki kişisel bağın çok daha güçlü olmasını sağlıyormuş. Mümkün mertebe birebir görüşmeleri tercih etmek, kaliteli bir iletişim kurmayı sağlıyor ve çalışanların kendilerine verilen önemin farkına varmalarına da olanaktanıyormuş. Ve son olarak da Z-kuşayı eşit ücret tatlidü veren firmalarda çalışmayı tercih ediyorlar.

Bu da şu anlama geliyor yeni mezunlar veya birkaç yıl deneyimi olan çalışanlar için piyasadaki minimum değeri ödeyen ve tüm personeline eşit haklar sunan şirketler sadece Z-kuşanın değil tüm çalışanların en çok talep ettiği şeylerden bir tanesiymiş. Unutmayalım ki bugünün genç çalışanları yarın yöneticileri ve liderleri olacaklar.

Bu nedenle şirketlerin Z-kuşağından şikayet etmek yerine çalışanlarına hitap edecek yeni stratejiler geliştirmesi ve onların soruna ve taliplerine önem vermesi ancak daha kaliteli çalışma ortamlarının ve daha etkili işlerin ortaya çıkmasına olanaktanıyacaktır diye düşünüyorum. Bu bölümde Z-kuşanın çalışma kültüründe ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını ve bu sorunların nasıl aşılabileceğini konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir.

Bu arada tüm yayının yazılım etmine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümde yer alan link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.

Transcript source: Provided by creator in RSS feed: download file
For the best experience, listen in Metacast app for iOS or Android