Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Her geçen yıl giderek daha da popular hale gelen yurt dışında dile eğitimi konusunu bugün kendi tecrübelerim ve bu alandaki son gelişmeler ile bu yayında ele almak istiyorum. İsterseniz buyurun daha fazla beklemeden hemen konunun detaylarına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya Patreon üzerinden bana destek olabilirsiniz. Yeni bir dili öğrenmek pek çok insan için yapılacaklar listesinde her zaman yerine alır. Özellikle daha lise ve üniversite çoğunda olanlar için ikinci bir dili öğrenmek daha fazla kapıyı onlar için açabilir.
Türkiye'deki eğitim sisteminde neredeyse ilk okuldan üniversite son sınıfa kadar İngilizce eğitimine bir yer verilse de pek çok kişi İngilizce'yi bu eğitimine ne yazık ki öğrenemez. Ben deli sede ve üniversite de hazırlık okumuş bir de üstüne üniversitedeki eğitimin tamamını İngilizce olarak almış biri de olsam İngilizce mi yeterli hiçbir zaman bulmadım. Üniversitenin ikinci sınıfının sonunda staj için rüzgar enerjisi santraline gittim.
Ben ve oradaki yüklenici firmalardan biri İspanyol bir firma idi. Her hafta başıda bütün mühendis ekibi bir araya gelip haftalık değerlendirme toplantısı yapıyorlardı. Bu grubun büyük bir kısmı Türk olsa da İspanyol ve İtalyan mühendisler de bu grubun içerisinde olduğu için toplantı İngilizce olarak yapılıyordu. Ben o toplantıya girince gıkım çıkmadı açıkçası ve toplantının bitiminde kendime çok kızdım. Yıllardır İngilizce eğitim almama rağmen kalkıp 2 adet soru dahi soramadım ne yazık ki.
Aslında İngilizce'yi öyle hazırlamak İngilizce film izlerken söylenenlere anlamak konusunda bir sorunum yoktu. Fakat iş konuşmaya gelince ne yazık ki bu işin rengi bir anda değişiyordu benim için. Takip eden sene de okulunda tekrar başlamasıyla İstanbul'daki en meşhur dil okullarından bir tanesine yazıldım. Orada ana dili İngilizce olan bir eğitmen ile hafta sonları 8-10 kişilik bir sınıfın içerisinde tafıla eğitimi almaya başladım ben. Fakat sonuç yine beklenilenle açıkçası çok farklı değildi.
Yani grubun içerisindeki herkes Türk olduğu için birkaç adet İngilizce cümle kurmak dışında bana hiçbir katkısı olmadı. Üniversite mezuniyetinin ardından da yurt dışı eğitim fuarlarında ben arada sırada giderdim. Oradan böyle bilgiler almaya çalışırdım. Bizim mezun olduğumuz zamanlarda tabi böyle YouTube'tan veya da diğer platformlardan bilgilendirici video yapanlar çok fazla yoktular.
Bu olayın üzerinden de yani yaklaşık 3-3 buçuk sene kadar ben Türkiye'de mühendislik yaptım ve dil okula olayı oldukça arka plana itilmiş durumdaydı. Fakat artık YouTube'tan yurt dışındaki eğitimleri anlatan çok sayıda insan vardı ve onları takip etmeye başladım. Ben o dönemlerde Ortadoğu'da sözleşmeli olarak bir firmada çalışıyordum ve iki seçeneğim vardı. Biriktirdim bu parayla yurt dışına gidip yani özellikle Amerika'ya gidip dil eğitimi alma fikri bir kafamı kurcalamaya başlamıştı.
Bir yandan da kendi firma mı kurmak istiyordum. İki hayalimi aynı anda gerçekleştirmem nezikim mümkün değildi ve dil eğitimini lüks bir seçim olarak ben değerlendirip kendime mühendislik firması açmaya karar verdim. Açtım ilk firma ile de oldukça detaylı şekilde başka yayınlarda bahsetmiştim. Yani konuyu çok uzatmadan bir özet geçecek olursam bu firma hayalimdeki gibi gitmedi ve kapatma kararı aldım. Zaten bir yıl sadece bu işi denemek için kendime bir limit koymuştum.
Firmam hala açıkken Amerikan konsolosluğuna gidip dil okulu için öğrenciler zesne başvurdum. Eğer vizeyi alamaz isemde ofisimi açık tutup yeni işlerin peşinden koşacaktım. Planın buydu açıkçası. Yani ben tüm hayatımı Aydın Söke'de geçirdiğim için bizim oraların böyle iklimine yakın eyaletleri araştırmaya başladım. Ve Kaliforniya'nın bir nevi Amerika'nın İzmir'i olduğunu herkes söylüyordu. Bunun üzerine Sandiego'daki dil okullarından araştırmaya başladım. Bir dil okulu buldum.
Vize görüşmemi de aldıktan sonra Ankara'ya gittim. Sanırım burada şansım bayağı yağ var gitti diyebilirim. Benim numaran bir türlü yanmadı ve beni unuttular bu bekleme sırasında. Ardından oradaki görevli durumu izah ettim. Ve masasından ayrılmış olan memurlardan biri gelip benimle vize mülakatı yaptı. Bu durumdan dolayı mıdır bilemiyorum. Ama tam 5 yıllık bir öğrenci vizesi aldım bu mülakatın sonunda. Vize elime ulaşınca da büyük bir heyecan ve hevesli uçak biletimi aldım.
Ve Amerika'ya gideceğim gün gelip çattı. Önce İzmir'den İstanbul'a uçtum. Tabii ki ardından da İstanbul'dan San Fransisco'ya çok uzun bir uçuş gerçekleştirdim. San Fransisco'dan da Sandiego'ya sonrasında uçtum. Neredeyse tam bir günüm uçaklarda ve havaalanlarında geçti. Ertesi gün Sandiego'ya vardım ve ilk hafta okulum yoktu. Yani ben bir hafta erken gittim. Yani hem ortama biraz ayak uydurabilmek hem de okuldan önce dilimi birazcık da olsa geliştirebilmek istemiştim.
Birkaç turistik yere gidip birkaç restoranda yemek yedikten sonra şehre biraz daha alıştım. Ve okula başlayacağım gün geldi. İlk gün bir seviye belirleme sınav oldu. Ve birebir konuşma, yazma, dinleme üzerine bir teste tabi tutulduk. 5 seviye üzerinden ben 3.seviye de çıktım ve herkesi kendi seviyesine göre sınıflara yerleştirdiler. Marta'yı'nın son haftasında ben bu dil okuluna başladım. Açıkçası bu okul Sandiego'daki en ucuz dil okullarından bir tanesiydi.
Buna rağmen sınıfta sadece 6 kişi vardı ve genç ve çok böyle istekli bir eğitmen bize bu eğitimleri veriyordu. Dili okulları genellikle haftada 3 ya da 4 gün oluyorlar, yani sabah 9'da başlayıp ölen bir de de dersler bitiyor. Çok fazla ödev adına bir şey olduğunu açıkçası ben söyleyemem. İlk haftalar bu dil okuluna gitmekten ben çok keyif aldım. Fakat yazayının gelmesiyle de öğrenci akımı bir anda buraya başladı. Benim bulunduğum sınıf 24 kişileri çıktı neredeyse.
Özellikle Avrupa'daki üniversite velisi öğrencileri yaz tatillerinde Amerika'ya gelip birkaç hafta dil okuluna kayıt olup hem dillerini geliştirmek hem de tatil yapmak amacıyla bu kurumları tercih ediyorlar. İlk birkaç ay her şey bir hayal gibi geliyordu bana çünkü bir anda Amerika'ya çıkıp gelmek farklı bir ortama girmek, yeni kültürleri tanımaya çalışmak insanın gözünü cidden boyuyor. Bu esnada ben eğitim kalitesi ve yani İngilizcemin ne kadar gelişip gelişmediğini çok fazla sorgulamadım.
Fakat bu toz pembe olan zamanlar biraz daha normal hale gelmeye başlayınca buradaki eğitimi yeniden bir değerlendirdim. Fark ettim ilk şey şu oldu bu okularda İngilizcenizi geliştirecek olan en temel şey sizin ne kadar İngilizce konuştuğunuza dayanıyordu. Eğer bu kurs içerisinde çok fazla söz almıyorsanız yani Türkiye'de gittiğiniz bir kurstan çok da farklı şeyler öğrenmemiş oluyorsunuz.
Tabii ki yurt dışında olmak sadece diliniz için değil hayat vizyonuzu geliştirmeniz için de size yararlar sağlıyor. Dersi veren eğitmen sırayı tabii herkese bir şeyler sorup bir söz hakkı vermeye çalışsa da sınıf kalabalık olduğunda veya siz çekinip böyle birkaç kelime söyleyip bunu geçiştirdiğinizde çok fazla bir şey öğrenmeden günü bitiriyorsunuz. Yeni bir dili tabii ki böyle birkaç hafta içerisinde size öğretecek siirli hiçbir denek yok.
Fakat öte yandan sadece dil okuluna yazıldığınız kalkıp yurt dışına bir süreliğine geldiğiniz için de diliniz siz hiç bir emek vermeden ilerlemiyordu. Benim size anlattığım bu hatıra yaklaşık 5 yıl kadar önceydi ve o günden bu güne dilimin gelişmesini sağlayan en etkili yöntemin birinin bana dili öğretmesini beklemeyip sürekli olarak kendimi istenilmeyen durumlara sokarak yani kendimi dilik kullanmak zorunda bırakmam oldu.
Örneğin Amerika'da yurtta kaldığım o da arkadaşım Türk'tü ve hemen odayı değiştirdim. Sadece okula gittim gün içerisinde toplasınız yani ilk aylarda 30 ya da 40 dakika dahi İngilizce konuşmuyordum. Sokakta gördüğüm biriyle oturup muhabbet ettiğimde İngilizcemin daha ileri gittiğini fark ettim. Bazı okullarım ve kuruluşların ücretsiz konuşma etkinliklerine gitmek,
açıkçası istediğim en son şey olsa da oralara katılıp kendimi konuşmak zorunda bıraktım. Tabi hiç durdurak bilmeden bitmeyen bir enerjiyle böyle etkinliklere katılmaya devam edemedim. Dili okulları belki yani yas tatilinizi değerlendirmek veya birkaç aylığından size farklı bir ortam sunabilmek adına güzel oluyor cidden. Fakat akademik bir kariyer takip edecekseniz açıkçası size çok büyük faydalar da sağlamıyorlar.
Kurs bitiminde size bir A4 kağıda daha önceden masaya üstüne kaydettikleri böyle bir dosyadan bir önceki öğrencinin ismini silip sizin isminizi yazarak bir bitirme sertifikasını yazdırıyorlar. Ve zaten bir hafta kalmadan da onu kaybediyorsunuz. Eğer Dili okuluna biraz eğlenmek, biraz dilinizi geliştirmek amacıyla geldiyseniz bence verdiğiniz her kuruşa cidden değiyor.
Yani ben sadece kendi cebimdeki parayla çıkıp Amerika'ya geldiğim ve kimseden destek almadığım için en ucuz okullardan birini tercih ettim. 2018 yılında aylık 500 dolara ben bu okula yazılmıştım. Şimdi bu fiyatlar tabiki çoktan değişmiştir. Bir de ben hiçbir aracı firma olmadan direkt bu okulu kendim bulup yazılmıştım. Fiyatları o yüzden de çok pahalı değildi. En ucuz okulda olmanın dezavantajı olarak söyleyebileceğim tek şey bazen sınıfların çok kalabalık olmasıydı diyebilirim.
Bunun dışında rahatsızlık duydum veya beğenmediğim bir kısmı çokta olmadı. Ve ben başka diğer okullara da gitme şansım olmuştum. Çok yakın bir arkadaşım. Bu Sandigo'daki en üst düzey diyebileceğimiz, en yükselen pahalı diyebileceğimiz okullardan bir tanesine gidiyordu. Fark olarak şunu gördüm sınıfların içerisindeki kullanılan malzemeler, projektörler, bilgisayarlar, her öğrenciye verilen bilgisayarlar gibi böyle şeyler daha kaliteliği de açıkçası.
Ve kafetarya alanı, orta ketkinlik alandırı çok fazlaydı. Yani tabi bu yine de İngilizcenize birebir fayde eder mi? Orasını ne yazık ki ben bilemeyeceğim. Sadece kıyasladığımda beni rahatsız eden, yani en yüksek okul ile en düşük okul fiyat olarak tabi bahsediyorum. Sadece bu dışık okulda bazen sınıfların kalabalık olmasıydı. Onun dışında yani en yüksek projektörün bu ucuz olan okulda olmaması beni açıkçası çok da rahatsız etmedi. Fakat ben ilerleyen zamanda şunu fark ettim.
Nedense yani neden böyle bir şey oluştu tam bilmiyorum ama eğer yurt dışına gider birkaç ay kalırsam dilim böyle hemen otomatik olarak gelişecek diye kendimi inandırmıştım. Daha sonraki zamanlarda anladım ki dilimin gelişmesi benim bunu ne kadar çok istediğim ve ne kadar çok üstesine gittiğim ile alakalıymış. Bu dili okullarına katılanların çoğu kendi memleketlerine geri döndüklerinde eğer bu dili kullanmaya ihtiyaç duymuyorlarsa çok kısa sürede bu dili kolayca unutmaya başlıyorlar.
Aslında sadece bir dili okuluna katılmak size ömür boyu bu dile sahip olmayı etisini kazandırmıyor. Kendinizi sürekli olarak öğrendiğiniz dili kullanmaya maruz bırakmaz iseniz siz farkına varmadan öğrendikleriniz birer birer silinip gidecektir. Belki dizi filmiz derken İngilizce alt yazı kullanarak izliyor olabilirsiniz ki İngilizce'nizi geliştirmek istiyorsanız ben kesinlikle bunu tavsiye ederim. Fakat sürekli olarak konuşmaz iseniz Dialog kurmakta her geçen gün daha da zorlanacaksınızdır.
Ben dili okulundan sonra bir yüksek lisans programına yazıldım. Ancak bu yüksek lisans programını arama koşullarını sağlaması, hava sınavlarına girme filan derken yaklaşık 6 ayım bu ilk yazıldığım dili okulunda geçti. Ancak şunu fark ettim ki bir dili okuluna 3 aydan fazla gittiğinizde çoğu şey bir tekrara dönüyor ve belirli bir süre sonra çok büyük bir fayda sağlamıyorsunuz. Gittiğim üniversitenin de bir dil programı vardı ve yüksek lisans yapacağım alanla ilgiliydi bu dil programı.
Akademik Odaklı İngilizce programı hem yüksek lisansdeki İngilizce konusunda hem de böyle toplum önünde konuşma, etkili sunum yapma gibi konularda bana yardımcı oldu. Sibel Güvenlik alanı da yaptığım bu yüksek lisans ve aynı üniversiteden aldığım akademik dil eğitiminin detaylarıyla alakalı da çok yakın bir sürede ayrı bir yayın yapmayı planlıyorum. Bu konunun detaylarında artık o yayında detaylıca konuşuruz.
Konumuzu toparlayacak olursak dünyanın herhangi bir köşesinde bir dil okuluna gidip yeni bir dil öğrenmek istiyor ve buna da bir bütçe ayırmayı planlıyorsanız benim şahsi görüşüm bunu kesinlikle denemenizden yana çünkü her insanın öğrenme biçimi farklıdır ve bunu denemeden ne yazık ki bilemezsiniz. Başka bir kültürü görmek, yeni lezzetler denemek, yeni insanlar tanımak ve dilinizin gerçekten hangi seviyede olduğunu anlamak için dahi buna değer diye düşünüyorum.
Bu bölümde yurt dışında dil eğitimi almanın detaylarını inceledik. Umarım sizlere faydalı beyiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etnine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümdeki link serinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşça kalın.
