Herkese merhabalar yeni bir yiğene daha hoş geldiniz. Eskiden sadece bilim kurgu filmlerinde karşımıza çıkan beyin çipleri her geçen gün daha büyük gelişmelere günümüzde imza atmaya başladılar. Çoğu insanın elim mask ile haberdar olduğu beyin çiplerinde son zamanlarda ne gibi değişimler yaşandı. Bu yayında bu konuyu ele alalım istiyorum. İsterseniz daha fazla beklemeden buyurun hemen konunun detaylarına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patron üzerinden bana destek olabilirsiniz. Beyine takılan çiplerin aslında gerçekleştirdikleri en temel görev sinir sinyallerine okuyup bunları yazılım komutlarına döndürmelerinden geçiyor. Bu cihazlara verilen isim ise BCI yani Brain Computer Interface. Bunu da Türkçeleştirecek olursak beyin bilgisayar arayüzü diyebiliriz.
Aslında bu cihazlar sadece son yıllarda popülerlik kazanmış olsa da bu işin geçmişi çok daha eskilere dayanıyor. Bu işle ilgili aslında yapılan ilk çalışma 1924 yılında Hans Berger tarafından gerçekleştirilmiş. Hans Berger yaptığı çalışmadığı da aslında asıl amaç sinyallerin bir anlam ifade etmesi üzerine inmiş ve beyin sinyallerini alpha ve beta olarak yapılan bu çalışma da ayırabilmişler.
Hatta bundan önce 1875 yılında ilk defa hayvanların beyinlerindeki elektriksel sinyalleri kayıt eden bir çalışma Richard Caiton tarafından yayınlanmış gerçekleştirilmiş. Ardından beyin sinyallerinin tepkileri üzerine daha pek çok çalışma yapılmış olsa da eğer tüm bu çalışmaları da bu arada göz atmak isterseniz ben yine linklerini sizler için bırakacağım. İlk bilgisayar arayüzü 1970 yılında University of California Los Angeles tarafından yapılmış.
1973 yılında Jackius Wiedel bu deneyden öğrendikleri bilgileri Toward Direct Brain Computer Communications atlı araştırmamak halisinde yayınlamış. 1991 yılında ise Janetin Walpa ve çalışma arkadaşları ilk defa beyin sinyali ile bilgisayar ekranındaki farenin hareket ettirilmesini başarmışlar.
Daha buna benzer pek çok çalışma 2000'lerde de gerçekleştirilmeye devam edilmiş ve 2016 yılında Elim Masken kurduğu Neuralink firması da bu sektörde boy gösterince bu iş giderek çok daha fazla sayıda insanın dikkatini çekmeyi başardı. Günümüze dönecek olursak şu an itibariyle zihin okuyabilen bu ufak cipler günlük yaşaman bir parçası haline gelme önünde ilerliyorlar. BCI Cera hı adında yeni bir iş dalı dahi oluşmaya başlandı denilebilir.
Neuralink şu an bu cipleri yerleştirmek için bir robot geliştirmiş durumda kafanızı bu robotun içerisinde bir noktada sabitledikten sonra robotun ucundaki iğne tarama işlemi tabii ki bittikten sonra beyninizin içine girecek olan bölümü çok ince bir iğne yardımı ile yerleştirebiliyor. Tabi bu alanda faaliyet gösteren her firma Neuralink gibi bir robot geliştirmiş değil ve robot yerine beyin cerahlarını kullanmayı tercih ediyorlar.
Bu alanda şu an için cerahî operasyon yapan ise oldukça az sayıda doktor yer alıyor. Bu doktorlardan da bir tanesi olan Şahram Majidi New York'ta yer alan Sinai hastanesinde BCI Cera olarak 2022 yılında Synchron adı verilen bir girişimin beyin çiplerini sadece engelli olan ve bu işe gönüllü olarak dahil olan kişiler üzerinde operasyonlara başlamış durumdalar.
Bu girişimde ellerini kullanmakta zorluk çeken, konuşamayan ve mobil cihazları kullanmakta zorluk yaşayan insanlar bu cihazları kullanabilmeleri için bir beyin çipi aslında bu firma geliştiriyor ve bu firma Neuralink'in aksine beinin içerisine direkt olarak bir cihaz yerleştirmek yerine beinin çevresinde yaralan damarların yakınına bu cihazı yerleştirerek kan damarlarındaki değişimi analizi etmeleri sayesinde
beyin sinyallerini okuyabiliyorlar. Buradan elde edilen veriler kablosuz bir şekilde üzerinizde taşımanız gereken başka bir cihaza aktarılıyor ve bu cihazla tüm mobil cihazlar ile iletişim kurmanıza olanak tanıyor. Bu girişin beyin çiplerini yerleştirmek için direkt olarak beyninizin içine girmeye gerek duymuyor. Fakat Neuralink'e kıyasla daha fazla aparatı barındırıyor.
Bir de isterseniz gelelim bu alanda en çok konuşulan girişim olan Elim Mask'ın kurduğu Neuralink'e 28 Ocak 2024'te Neuralink ilk defa ürettikleri çipi başarılı bir şekilde bir insan üzerinde kullanmaya başladıklarına Twitter hesapları üzerinden paylaştılar. Amerika'da FDA yani Food and Drug Administration adlı kuruluş Neuralink'i aslında ilk piyasaya çıktıklarında unaylamamıştı.
Elim Mask'la bunun üzerine bu çipi ilk olarak 3. Dünya ülkelerinde yaralan gönüllüler üzerinde çeşitli deneyler yaparak gerçekleştirmişti. 2023 yılının Mayıs ayında ise FDA uzunca süren tartışmalarını ardından Neuralink'in insan üzerinde denemesini onayladı. FDA'yi neden Neuralink'in insan çalışmalarını reddettiğine ben baktığımda belirli güvenlik endişelerini en başta elislenen başında geldiğini fark ettim.
İlk olarak cihazın içerisine yaralan Lytlum Pilin beyine zarar verip vermeyeceği endişesi ardından bu cihazdan kafatasının dışına uzanan ince kablunun yine beyin için bir zarar oluşturup oluşturmayacağı ve bu cihazın beyinden çıkarılması gerektiğinde bu işlemin kişiye hiçbir zarar verilmeden nasıl yapılacağı endişelere Neuralink'in Amerika'da insan üzerinde deneyler yapmasının önüne geçmiş.
Neuralink yayının başına da bahsettiğim üzere bu çipi bir cerrah yardımı ile kafanıza yerleştirmek yerine Robo Surgery olarak atlandırılan yani bir robotun cerrahi bir operasyonu yapması yoluyla çipi beyin üzerine yerleştiriyorlar. Bu robota da bakınca aslında tam Matrix filminde beyin arkasında taktıkları aparat direkt benim aklıma geldi ve benim kafama takılan diğer bir şey ise bu çipe sahip olan kişiler bu çipi çıkartmak isterlerse bu robot çıkarma işleminin de aynı şekilde yapabilecek mi?
Ben bunu araştırınca açıkçası bu konuyla alakalı çok bir bilye ulaşamadım. Ancak görünen o ki bu robot sadece çipi yerleştirme işlemini yapıyor ve çipi çıkartmak isterseniz cerrahi bir operasyonu ihtiyaç duyuyorsunuz. Peki bu cerrahi operasyona neuralink'te çalışan ve bu deneye dahil olan biri mi? Yoksa dışarıdan normal bir cerrah yapıyor orası hala metrol. Bu alanda faaliyet gösteren ve en çok konuşulan bir diğer girişim ise
Precision firması. Bu firmanın kullandığı cihaz ise diğer firmaların kullandığı cihaza göre çok daha büyük. Ancak Precision firması beynin direkt olarak içerisine bu çipi yerleştirmek yerine dış yüzeyine bu çipi takıyor. Bir hasta üzerinde bu işlemi gerçekleştirirken hasta uyanık haldeyken taş kağıt makas oynuyor ve bu cihaz hasta henüz taş kağıt veya makası eliyle göstermeden hangisini seçtiğini ekranda yakaladığı sinyaller aracılığı ile
doktora bildiriyordu. Aslında beyin vücudun diğer bölgelerine bir sinyal göndermeden bu sinyaller bu cihaz tarafından okuna biliyor. Bir de hastanın hala uyanık durumundayken tüm bu işlemin gerçekleştirilmesi de bence ayrı bir detaydı. Peki tüm bu cihazların arasındaki fark tam olarak ne?
Aslında tüm bu girişimlerin üretmiş oldukları çipler benzer işlevleri yerine getirseler de bunları birbirinden ayıran en temel özellik beyni yerleştirdikleri çiplerin ne kadar derine yerleştirildiği ile alakalı diyebiliriz. Neuralink, Blackrock ve Parador Mix şirketleri beynin içerisine bu çipleri yerleştirirken Precision firması beynin dış tabakasına bu çipi yerleştiriyor. Sanchron firması ise beyin ile kafatası arasındaki bölgeye üretmiş olduğu çipi
yerleştiriyor. Bu da bizlere aslında bu işin belirli bir standarda henüz oturmadığını gösteriyor. Bu çipleri üreten firmaların büyük bir bölümü, özel şirketler ve her biri kendi standartlarını tek tek belirliyorlar. Bu işin geleceğini nereye gideceğine bakarsak tüm bu girişimler sürekli olarak bu alanda daha yüksek teknolojileri ve gelişmeleri kat ediyorlar. Ve eminim ki gelecekte bizi bu cihazların çok daha kompleks ve
çok ama çok daha ufak versiyonları karşılayacak. Daha aslında bu listeye eklemediğim ama bu alanda faaliyet gösteren oldukça fazla sayıda firma var. Ama tüm bu firmalar Amerika'da veya Avrupa'da yer alan sağlık örgütlerinin onayından geçmiş durumda değiller. Bu işe dahil olanlar çoğunlukla kendileri gönüllü oluyorlar ve doğabilecek tüm riskleri önceden kabul etmeleri şart koşuluyor. Benim bu yayına hazırlamış oldum 15 Nisan 2024 tarihiyle herhangi bir sağlık sorunu olmayan kişilerin ise
bu cihazlara henüz ulaşımı yok. İlerleyen süreçte tıpkı kolumuza taktığımız akıllı saatler gibi bu tür cihazları da satın edip tahmin edemeyeceğimiz işlemleri yapabilecek miyiz? Yoksa sağlık endişelerinden ötürü bu cihazlar hiçbir zaman halka sunulmayacak mı? Bunu da tabiki bizlere ancak zaman gösterecek. Tüm bunlara ekstrol olarak şu an itibariyle bütün bu firmalar çok kısıklı sayıda insana böyle bir olana
sunuyorlar. Eğer ileride bu cihazlar engelli kişilere sunulursa sigorta firmalarının bu cihazları ilişkin bir düzenleme getirip getiremeyeceği ise apayrı bir tartışma konusu çünkü bu cihazların büyük çoğunluğu sadece özel şirketler tarafından geliştiriliyor ve devlet desteği olmadan ya da sigorta kapsamında olmadan satışa sunulurlarsa sadece bu cihazları maddi olarak karşılayabilecek insanların bu teknolojiye ulaşması da
gelecekte çok daha büyük tartışmaları ortaya çıkaracaktır diye düşünüyorum. Bu bölümde giderek rekabetin daha fazla kızıştı ve çok kısa zamanda çok büyük gelişmeler kat eden beyinçi bir sektörünü ve bu sektörün geleceğini inceledik. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etmine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümünde yer alan neyin küserinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşça kalın.
