Son Kavuncu - podcast episode cover

Son Kavuncu

Nov 01, 20238 min
--:--
--:--
Download Metacast podcast app
Listen to this episode in Metacast mobile app
Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more

Episode description

Bugün hayatımda karşılaştığım en harika pazarlama ve reklam metotlarından biri olan benim son kavuncu olarak adlandırdığım bir metottan sizlere bahsetmek istiyorum.Tüm yayının Yazılı Metnine ulaşabilir, yayınını Youtube üzerinden izleyebilir ve Patreon üzerinden bana destek olabilirsiniz.➡️ Podcast Ekipmanlarım➡️ Favori Kitaplarım

Transcript

Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün hayatımda karşılaştığım en harika pazarlama ve reklam metotlarından biri olan, benim son kavuncu olarak allandırdığım bir metottan sizlere bu yayında bahsetmek istiyorum. İsterseniz daha fazla beklemeden buyurun hemen kulunun detaylarına geçelim.

Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız, dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patroen üzerinden bana destek olabilirsiniz. Yayınları henüz yeni takip etmeye başlayanlar için ben bir elektrik mühendisiyim ve kariyerimde pek çok farklı işlerde çalışma şansına sahip oldum. Özel sektörde çalışırken bu alını bırakıp Ortado'ya gitmeye karar verdim ve ardından da kendi iş yerimi kurdum.

Şu zaman aralığında ise yurt dışında mühendisik yapmaya devam ediyorum. 2016 senesinde İstanbul'da çalıştığım firmadan ayrılma kararı alıp Ortado'ya gitmeye ben karar vermiştim. Üniversite eğitimi içinde 2009 yılından biridir de İstanbul'da yaşıyordum. Taşıma kararını verince haliyle büyük bir telaş benim için başladı. Anneminde yardımıyla yükleyebildiğimiz kadar eşyağı arabaya yükleyip Aydın Söken'in yolunu tuttuk.

İstanbul İzmir İstikametinde o yıllarda seyretmiş olanlar kesin hatırlayacaklardır. İzmir İstikametine doğru giderken artık bir yerde otobandan çıkmanız gerekiyordu. Şimdileri sanırım bu yol yeniden inşa edip otobanı birleştirdiler diye biliyorum ben. Fakat o zamanlar şehirlerin içerisindeki iki veya üç şeritli eski yollardan gitmeniz gerekliydi. Bilindiği üzere Manisa 40 ağaç kavunu oldukça meşhur bir kavundur. Eğer olur da yolunuz Manisa'ya düşerse kesinlikle denemeden geçmeyin derim.

Biz de Manisa'dan geçerken yolun böyle kenarında kavuncuları görmeye başladık. Buradan geçerken bu meşhur kavundan en azından iki adet alalım diye aramızda konuştuk. Ancak yol kenarında bir sürü kavuncu vardı. Yani hangisinin önünde durmaya biz böyle bir türlü karar veremedik. Çünkü insanın doğası gereği sürekli daha iyisi karşıma çıkar psikolojisinden dolayı bir sonraki kavuncuya bakma isteği bizim pek çok kavuncuyu geride bırakmamıza sebep oldu.

Yolda da böyle tatlı tatlı ilerlemeye devam ediyorduk ve hızımız da aslında oldukça yavaştı. Fakat yani kafamızda bu takılı kaldı herhalde daha iyisi kesin vardır. Bir türlü hangi kavuncunun önünde duracağımıza karar veremedik. Tam o esnada sağ tarafta bir tabela benim dikkatimi çekti. Bir kartonun böyle üzerine yazılmış el yasıyla yazılmış son kavuncu. Demirik çubuk ile de bu yol kenarında iliştirilmişti. Birkaç metre sonra bu kavuncunun önüne geldiğimizde arabayı park edecek yer daha yoktu.

Önünde neredeyse 20'den fazla araç aynı anda park etmişti. Ve insanlar hala bu kavuncunun olduğu 20 adet aracın önüne araçlarını park etmeye devam edip yürüyerek kavuncuya ulaşıyorlardı. Ellerinde de o ağır poşetlerle tekrardan araçlarına dönmek zorundalardı. Peki son kavuncu gerçekten en iyi kavuncu muydu? Aslında herkesin durup kavunu almasını sağlayan şey bu kavuncunun en iyi kavunuk satması değil ellerindeki son fırsatı kaçırmak istememesiydi.

Ve o kavuncunun sanırım milyonlar harcayıp en iyi reklam ajansını bulsa bundan daha iyi bir pazarlama stratejisine sahip olamazdı. Büyük ihtimal diğer kavuncuların da kavunları en az 10'ki kadar iyidir. Ancak son sırada yaralmanın avantajını bu kavuncu kadar kimse kullanmamış olabilir. Son sırada yaralmak aslında çoğu insan için olumsuz bir anlam ifade ederken bazıları için inanılmaz bir avantaja dönüşebiliyor.

Kavunu alıp memleketin yolunu tutmaya başladığımızda ben kafamda acaba bu reknam olmasa o kavuncu ne kadar kavun satabilirdi diye düşünmeye başlamıştım. Ve bu olaydan yıllar geçtikten sonra geçtiğimiz senelerde pazarlama üzerine okuduğum bir kitapta altını çizdiğim bir bölüm bu yayının oluşmasını tetekledi. Ürünü Psikolog Stuart Henderson pazarlamayı şu sözlerle ifade ediyordu. Reklamsız iş yapmak karanlık bir ortamda bir kıza göz kırpmaya benzer ne yaptığınızı sizden başka hiç kimse bilmez.

Yaşadığımız çağda yaptığımız işi ürünü veya hizmeti zaten hali hazırda her yönden tatmini ulaşmış bir pazarda diğer insanlara duyurmak gerçekten çok daha zor. Teknolojinin henüz piyasada olmadığı yıllarda ortaya çıkan pek çok fikir ürün veya kişi organik bir biçimde bir büyümü ile bir yerlere ulaşabiliyorlardı. Fakat teknolojinin ilerlemesi ve her geçen saniye yeni firma yeni yüzler yeni ürünler ışık hızıyla hayatımıza dahil olmaya başladılar.

Ve işin gerçeği artık çoğu ürünü veya hizmeti bir numara yapan şey ürünün kendisinden çok nasıl pazarlandığı ile alakalı olmaya başladı. Bu sadece ürün yaratan firmalar için değil aynı zamanda kariyerinde yükselmek isteyen çoğu kişi içinde yapılan işten çok yapılan reklama bağlı olarak bu yükselişler gerçekleşmeye başladı.

New York Times'ın en çok satanlar listesinde bir numara olan kitap en yararlı ve en dolu olan kitap değil sadece en iyi pazarlanan kitap pek çok kurumda işi veya terfiği alan kişi en nitelikli ve en sorumlu kişi genellikle değil. Beğensekte beğenmesekte toplumun bu günlerde en iyi olarak algıladığı insanlar, hizmetler, işletmeler ve ürünler aslında gerçekten bir numara değiller onlar sadece en iyi pazarlananlar.

Konuyu toparlayacak olursak Manisa'nın en iyi kavuncusu en son sırada yer aldığı için değil en iyi pazarlama taktiğini bulduğu için en çok satan kavuncu olmayı başarmış durumda. Ben de şahsen pazarlamanın üstüne açıkçası yaptığım çoğu işte düşmedim ancak pazarlamaya hiç önem vermeden sadece yaptığınız işin kalitesine odaklandığınızda ünlü psikoloğun söylediği gibi karanlık bir odada güzel bir kıza gaz kırparken çok iyi görünmenin peşine düşmüş olan bir birey oluyorsunuz.

Eğer pazarlama ilerle alakalı daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz benim oldukça beğendiğim bir yazar olan Simon Sinek. Umarım doğru söylüyorum. Bu kişiyi takip etmenizi tavsiye ederim. Yazmış olduğu Start with Why ve Infinity Game kitaplarında okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Bu bölümde doğru pazarlama yapılmadan emeğimizin karşılığını niçin alamayacağımızı konuştuk.

Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etnine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklama har bölümündeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşça kalın.

Transcript source: Provided by creator in RSS feed: download file
For the best experience, listen in Metacast app for iOS or Android