Sevdiğin Birini Kaybetmek - podcast episode cover

Sevdiğin Birini Kaybetmek

Jul 14, 202312 min
--:--
--:--
Download Metacast podcast app
Listen to this episode in Metacast mobile app
Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more

Episode description

Bugün çok sevdiğiniz birinin yaşamını yitirmesinden sonra yaşanılan durumlardan ve hislerden konuşacağız.

Transcript

Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün ölüm üstünden konuşmak istiyorum. Yanlış duymadınız ölüm. Belki çoğu insanın konuşmak istemedi bir konudur ölüm genellikle biz ölüm hakkında konuşmayı sevmeyiz ve bununla ilgili özellikle yaşadığımız şeyleri çok fazla paylaşmak istemeyiz. Çünkü bizi üzdünü düşünürüz. Bizi üzen şeyleri çok fazla düşünmemek doğru bir şeydir aslında.

Yani bunu inanılmaz kafaya takmak sürekli olarak bunu insanın kendine hatırlatması durduk yere ölümü gündeme getirmek genellikle yanlış görülür. Ama yakın bir zamanda bir cenazeye katıldığımda bazı şeyler gözlemledim ve eminim ki hayatında birilerini kaybeden insanlar bu yaşanılan duyguları çok fazla ve çok uzun sürede yaşamışlardır. Biraz bunlardan bahsetmek istiyorum bugünkü yayında. Bir cenaze evine gittiğimde tabii ki cenaze evine gittiğiniz zaman orada bir rüzün vardır.

Yani insanlar birini kaybetmenin genellikle acısını yaşarlar ve özellikle evde erkek olan birileri sürekli şöyle bir şey söylendiğini fark ettim ben orada. Üzülme. Yani bir cenaze evi ve çok sevdiğiniz birini kaybetmişsiniz belki babanızı kaybetmişsiniz, belki annenizi kaybetmişsiniz hayatınızın belki en kötü günü. Belki de hayatınızda bugüne kadar yaşadığınız en kötü şey ve çevrenizdeki herkeste şunu söylüyor. Üzülme. Saklanması gereken bir duygu mu? Üzülmemeliyiz.

Gerçekten birini kaybettiğimizde bu duyguları saklamalı mıyız? Neden biz sürekli olarak duygularımızı saklamak üzerine öğütler alıyoruz? Halbuki o gün hiçbir duygu hiçbir zaman sadece o gündeyi saklanmamalı. Bir şey hissediyorsanız onu paylaşmalısınız. Bunu paylaşmamak o sinir de olabilir. O sevinç de olabilir ve bu üzüntü de olabilir. Bunu içinizde tutmak bizim doğamıza tamamen aykırıdır. Biz bu yüzden sevinçli haberi hemen vermek isteriz. Biz bu yüzden ölüm haberi hemen duyulur.

Onu söylemek istersiniz. Hiçbir duyguyu biz içimizde tutmak için tasarlanmamışızdır. Ama bir erkeğin bir cenaze de ağlaması istenilen bir şey değildir. İnsanlardan belki çekiniyor da olabilirsiniz. Belki de insanlar beni güçsüz görmesin diye olabilirsiniz. Ancak bu cenazeye katıldığımda bunun ne kadar zorlatıcı bir davranış olduğunu ilk defa gördüm.

Ben şimdi buna dışarıdan bakan bir göz hem de içeriden bakabilen bir göz olarak ben çocuk olduğum dönemlerde annem ve babam sürekli olarak çalıştıkları için tüm çocukluk hayatım benim babaannem ve dedemle geçti. O yüzden onların bendeki yeri inanılmaz bir noktada idi. Yani annem ve babamla belki paylaşamadığım şeyleri ben gidip babaannem ve dedemle paylaşabilirdim. Eminim çoğu insanda böyledir. Mesela o babaanne ve dedenin yeri inanılmaz önemlidir.

Yani anne ve babayla kıyaslanabilecek bir düzeyde değildir. Özellikle böyle vakit geçirdiyseniz çocukluk döneminizde sizin için yerleri çok ayrıdır. Anne ve babanın da yeri de çok ayrıdır. Tabii ki yani ikisini kıyaslamak falan asla değil niyetim. Bir gün tabii ki yaşlandıkları için hayatlarını kaybettiler. Sanırım hayatımda modumun en düşük oldu. Hayatımı bugüne kadar yani ben şu an 32-33 yaşlarına geldim ve bu 30 yıllık yaşamında modumun hayatımın en dip noktası o cenazeye katılmak oldu.

Birini kaybetmenin üzüntüsünü paylaşamamak. Şimdi bu dediğimi çoğu insan yaşamıştır aslında gözlerinizin dolmasına rağmen ağlayamamak. Çünkü bu saklanmalı. Çünkü birini kaybettiyseniz ahir üzülmemelisiniz. Bu üzülmemek nereden geliyor? Üzüldüyseniz ağlamak istiyorsanız diğer insanları düşünmeden diğer insanların sizin hakkınızda sizin belki güçsüz görüneceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Diğer insanlar beni güçlü görsün. Ben yıkılmamış olayım. Hayır ya yıkılın. Bir gün yıkılın.

Benim bir podcaste özellikle insanları geliştirmek uğruna açılmış bir podcaste birinin üzüldüyseniz yıkılın demesi duymayacağınız bir şeydir. Fakat ben bunun yaşamış biri olarak bir üzüntünün hiçbir zaman saklanmaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanın hiçbir zaman bu ölüm şeyi insandan silinmez. Dünyadaki en güçlü insan siz olun. Dünyanın en fazla kişisel gelişimini gelişim kitabı okumuş insanı siz olun. İnsan psikolojisine bütün insan psikolojisinin bütün kilit noktalarını çözmüş olun.

İnanın bana o izler hiçbir zaman silinmiyor. Hiçbir zaman unutulmuyor. Hayatınızda mutlu en mutlu olduğunuz günde bile bir gün o aklınıza geliyor. Birkaç saniye dahi siliniyor gözüküyor belki. Hayat devam ediyor. Hayat sürekli bir akışta sadece buna takılarak yaşamak doğru bir şey değil. Sürekli bunu kendinize hatırlatarak sürekli bunun içinde yaşayarak sürekli olarak kendinizi üzmekten bahsetmiyorum. Ancak ne zamanki bu acıları paylaşamazsanız.

Ne zamanki bunları anlatamazsanız ki o esnada bence insan gerçek olan arkadaşını anlayabiliyor çünkü birinin yanında bunu belki ağlamadan anlatmak bir şeydir ve bir anda bir sabah kalkıyorsunuz ve o insan artık yok. Yani sizin için ne kadar değere sahip belki sizin için neler yapmış bir insanı yarın göremiyorsunuz. Çok acı bir şey telefon numarası mesela şimdi hiçbirimiz telefon numaralarını ezbere kaydetmiyor. Öyle değil mi?

İşte cep telefonumuza kayıt yapıyoruz, aklımızda tutmuyoruz ve ilk numaralarda babanem tabi ki B harfi çok uzun bir süre kaldı bu olayın şokunu insan atlatamıyor bence şok oluyorsunuz. Ölümü çoğu insan anlayamıyor. Ne demek olduğunu hemen çözemiyorsunuz. Bir insanı ortadan yok olmasını beynimiz hemen idrak edemiyor. Bir rüyamış gibi geliyor. Belki hayatınızda hiç şu ana kadar sevginiz birini kaybetmiş olmayabilirsiniz. Ancak bunu yaşadığınızda onun gerçekliğine

inanamıyorsunuz. Yani gerçek olduğuna bir türlü kendinizi inandıramıyorsunuz. Ve ben arada sırada böyle tatillerden önce arayıp, hal, hatır sorma geleceğimi uğrayacağımı söylemek amacıyla hep o numarayı

arardım. Bir ev numarasıydı tabii ki cep telefonları olmadığı için hiç beynim bunu otomatikleştirmiş sanırım bir anda o bayram sevinciliğiyle o telefonu elim gitti ve b harfine geldim ve dedim ki ya artık ne yazık ki yani onlara ulaşamıyorsunuz bir daha ve sizde inanılmaz derin bir iz bırakıyor o şeyi kabullenemiyorsunuz işte bayramlarda genellikle çocukların ilk uğramak istediği yer dedesi, babaanesi, anlanesidir ve bir bayram ister istemez ağzımdan yani neredeyse çıkmak üzere

böyle yakaladım, dedemlere gitmeyecek miyiz sözcüğü bir anda ağzımda sıkıştı ve o insanların artık hayatta olmadığını bilmek cidden çok üzücü ve insanın hiçbir zaman, eğer birini kaybettiyseniz yani bu yakın zamanda katıldığım bir cenaze aslında bana bunu hatırlattı ölüm yani şu dünyadan vazgeçilemez yani eleyemeyeceğimiz bir şey ne yazık ki ve bu tür acılar ne yazık ki sürekli kalıyor dünyanın psikolojik olarak en güçlü insanı olun o yara sizde her zaman

kalacaktır. Eğer bir şeyleri böyle hisleri hala bir yerlerde saklıyorsanız hala bir köşede bu hissi tam olarak paylaşamadıysanız bir kişiye öncelikle olarak bir kişiye bunu anlatmaya çalışın gerekirse yakın bir arkadaşınız olsun ağlamak istiyorsanız ağlayın, bağırmak istiyorsanız bağırın yazmak istiyorsanız çünkü her insanda bu farklı ortaya çıkar kimi insan yazmak ister kafasından geçenleri kimi insan bir sevdiği biriyle bunu anlatmak ister kimi insan sinirlenmek ister kimi insan ben

bir podcast yapıyorum yaşadığım düşünce ve hisleri aslında burada paylaşıyorum bu mesela benim bir rahatlama yöntemim yaşadığım yaptığım gözlemleri ve duydum hisleri insanlarla paylaşabilmek ama asla ve asla bu hisleri saklamayın daha sonrasına atmayın insanlardan belki de bir hafta sonra artık hayatınızı hiç görmeyeceğiniz o cenazeden sonra artık karşılaşmayacağınız insanlardan çekinmek için bu tür duyguları asla ve asla içinizde barındırmayın size zarar vermekten başka bu duygular

hiçbir şey yapmayacaktır bu duygular asla geçmeyecektir ne yazık ki, ne yazık ki ölüm, insan da böyle bir iz bırakıyor ve bununla ilgili çok ufak bir şey daha paylaşmak istiyorum üniversitede iken bir arkadaşım babasını kaybetti ve hiç beklenmedik bir zamanda açıkçası böyle bir şey oldu ve biz de cenazeye gittik üzerinden baya aylar falan geçti sanırım bir gün bir araya geldik bizde de bu cenazeler öyle bir şey ki öyle büyük bir kargaşının içine giriyorsunuz ki acınızı çekecek o zamanı

o alını size vermiyorlar çok büyük bir kargaşa o kadar fazla dediğiniz olay ve bu arkadaşım bu olayın ardından bana bir gün oturduğumuz bir gün dedi ki ben hiç bir gün o acımı çekemedim cidden çok üzücü bir şey yani o acıyı çekebilecek zamanın size verilmemesi bir kargaşının içine ne olduğunu anlamadığınız anda bir o kargaşının içine önemli olan şey o acıyı anlamak o acıyı hissetmeyi ertelemek bence insanların yaptığı hepimizin yaptığı en ama en kötü şeylerden bir tanesi

beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum biraz duygusal bir bölümü oldu normalde bu tarz çok duygusal yayınlar yapmıyorum aslında genelde bilimsel tabanlı yayınları yapmak istiyorum fakat yakın zamanda yaşadım ve gördüğüm analiz ettim bu tür bir yanlış buldum bir şeyde sizlerle paylaşmak istedim umarım faydalı olmuştur en kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın

Transcript source: Provided by creator in RSS feed: download file
For the best experience, listen in Metacast app for iOS or Android