Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün özellikle Covid döneminde inanılmaz bir büyüme yaşayan, Kapalı Ortamlar için bisiklet üreten peloton markasının başına gelenleri ve bu olaylardan sonra ayakta kalıp kalamayacaklarını bu yayında detaylıca inceleyelim istiyorum. İsterseniz buyurun daha fazla beklemeden hemen konunun detaylarına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patron üzerinden bana destek olabilirsiniz. Peloton firması ilk olarak 2012 yılında hayatımıza girdi. Aslında ilk kurulduğunda herkes şu soruyu sormuştu. Peloton spor aletlerinin üzerine ekran yerleştirip bu platforma kendi yazılımlarını yazıp bir sisteme çevrilir. Herkes dedi ki normal bir bisikletten bunun farkı ne olabilir?
Gerçi bu peloton da şunlar farklılaştı. Artık nerede koşabileceğiniz arka planda neyin olacağı, nasıl bir müzikle koşacağınız, ondan sonra kendi arkadaşlarınızla hatta bu yarışları yapabileceğiniz bir platform oluşturuldu. Peki Peloton firması nasıl ortaya çıktı? Aslında böyle bir fikir çok işin aklına gelmiştir, gelmiş olabilir. Ancak bunu hayatı geçirebilmek için gerçekten iyi bir kaynağı ihtiyaç duyuluyor. Eski bir yönetici yoğulan John Foley bu olayı Peloton'a ilk defa başlatmış.
Amerika'da kitap dükkanı zincirleri olan Barn & Nobles diye bir firma var. Bu firmada da John Foley yöneticiymiş ve spor salonuna da düzenli olarak giden bir kişiymiş kendisi. Fakat ne zamanki bir spor eğitmeniyle çalışsa yaptığı spordan çok daha büyük faydalar gördüğünü fark etmiş.
2010 senesinde ise John kendi ekibini oluşturmuş ve şunu hedeflemiş ya ben bu spor hocalarınla acaba ev ortamına nasıl yere getirebilirim diye bir soru sormuş ve kendi ekibini kurup Kickstarter'da bir platform var. Burada bir video hazırlamışlar. Bu Kickstarter platformda bir işimlerin yatırım aldıkları, yatırım topladıkları bir yer. Buradan 307 bin dolarlık bir yatırım toplamışlar. Ve 2014 yılında hızlarına hız katarak geliştirdikler ürünleri artık tüketiciye sunmaya başlamışlar.
B serisi yatırım ile 10.5 milyon dolara ulaşmışlar. Peloton spor salonlarındaki bisiklet koçlarını kendi platformları için içerik oluşturmasına odaklanmaya başlamış. Ve New York'ta bunun için bir stüdyo kurmuşlar. Yani böyle film stüdyosu gibi bir yer oluşturmuşlar. Böylelikle bisiklet alanında yıllardır eğitmenlik ve koçluk yapan sporcular sadece peletona özel içerikler oluşturmaya başlamışlar.
Peloton'un yükselişi bu sıralarda durdurak bilmeden devam edip 2015 yılının sonlarına doğru 30 milyon dolarlık yatırım elde etmeyi başarmışlar. Hatta artan talebi yetiştiremeyen Peloton yüretim ekibini daha da büyütmüş ve sadece yazılım ekibine 75 milyon dolarlık bir harcama yapmış. 2016 senesinde ise bu firma peloton bisiklete olmayanların da yararlanabilmesi için kendi uygulamalarını geliştirmeye başlamışlar.
Tabii bu uygulama ben baktım belirli bir ücret karşısında herkese bu uygulamayı sunuyorlar şu an. Böylelikle bu ücreti ödeyen kullanıcılar mobil cihazlarda bu platformları ulaşıp hala hazırda sahip oldukları bisikletleriyle bu deneyimi yaşayabiliyorlar. Ancak Peloton için her şey harika giderken Peloton'a olan ilgi giderek azalmaya başlamış ve bunun üstüne şirket içerisinden biri Peloton'un yeni bisiklet üretimini durdurduğunu durdurduğuyla alakalı bir bilgi medya sızdırdı.
Peloton istedere tabii ki bu yayılınca medyada inanılmaz şekilde düşmeye başladı. Peloton firması aslında bana bu GoPro firmasını oldukça andırıyor. İlk defa GoPro alınan insanların büyük bölümü ki ben de almıştım şahsen. Bu kamera ile böyle harika videolar içerikler üretirimdir diyerek satın alıyor. Ancak birkaç video çektikten sonra yani bu ürünü büyük ihtimalle çekmece de bir yere atıp bir daha da nerede olduğunu hatırlamıyorlar dahi.
Yani çoğu alıcı bu şekilde yani şu yanlış anlaşılmasın GoPro'yu içerik üretmek amacıyla kullanan şu an çok fazla insan var. Ancak pek çok kişi GoPro'ya anlık bir hevesle satın alıyor. GoPro'nun şu an fiyatı 250 ile 350 dolar arasında değişiyor. Ancak 2018 yılında bir Peloton bisiklet almanız için 2000 dolar ödemeniz gerekiyordu. 250 dolarlık bir aksiyon kamerası alıp buna bir bütçe ayırıp birkaç defa kullanıp bir kenara atsanız belki de sizi çok fazla yaralamayacaktır.
Ama 2000 dolarlık bir bisiklet için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bir de bu bisikleti aldıktan sonra Peloton içerisindeki bütün bu eğitimleri ulaşabilmek için aylık olarak bir para ödemeniz gerekiyor. Bu ücret 39 dolar civarlarında tabii bu yayını ilerge tarihlerde izlersiniz değişebilir bu rakam. Peloton firması bir anda yani çok fazla insanın dikkatini çekmeyi başardı.
Bu spor salonlarındaki bisikletlerin benim gördüğüm kadarıyla çoğu eski boyası dökülmüş ve böyle üzerinde sıkılarak vakit geçirdiğiniz araçlar. Peloton bu işi daha renkli bir hali getirmeyi başardı bence. Fakat Peloton'un çok pahalı ürünler üretmesi ve pek çok insanın yavaş yavaş bu platformu olan ilgisinin yitirmeye başlamaları ile Peloton için tehlike çanları çaldı. Bu firmaya başladı. Bu firma büyük bir düşüşün içerisine girdi. İflası gidip gidemeyecekleri konuşulmaya başlamıştı medyada.
Ancak öyle bir olay oldu ki resmen yani bu firma için gerçekleşmesi mümkün olmayan şeyler gerçekleşti. Biri mucize gerçekleşti onların için 2020 yılında Covid salgını ile eve kapanan milyarlarca insan evde spor yapabilmenin yollarını aramaya başladılar. 2019 yılında halka arz edildiğinde Peloton'un borsadaki fiyatı 29 dolardı.
Pek çok ekonomi programı Peloton'un bu başarısız şekilde borsaya adım atmasından konuşurken 2020 senesinde Covid ile herkes tabii evlere kapanınca Peloton'un satışları %128'e çıktı. Ocak 2021 senesinde ise şirket hissesi 171 dolara yükseldi fakat 2021 senesinde Covid krizinden kaynaklı olarak tedarik zincir sorunları da meydana geldi. Peloton firması tarihinde görmediği miktarda spaş almaya başladı ve normalde 3 günlük olan bu teslim süresi ne yazık ki bir ayı uzadı.
Fakat bu ilerleyen süreçte artık teslim sürelerini veremeye başladılar. Peloton firması da bunun üzerine Precor adındaki bir üretici 420 milyon dolara satın aldı. Sadece bu sparışları yetiştirmek ve büyüyebilmek için ve bu sayede bunun üstesinden de gelebildi. Biskületlerin çoğunu teslim etti ama Covid'in öncesi Covid sırasında ve sonrası çoğu firma bir roller coaster etkisi yaşadı. Peloton da bence kesinlikle bunlardan bir tanesiydi.
Iqwark hayatın normali dönmesi ve spor salonlarının yeniden açılmasıyla beraber pelotona olan ilgi yeniden azalmaya başladı. Aslında tek sorun bu da değil de öte yandan bir insan en fazla bir adet bisiklet veya bir tane koşu bandı alabiliyordu. Yani almayı tercih ediyordu. Peloton elindeki ürünleri bir kişiye bir defadan fazla kolay kolay aslında satamıyordu. Bunun üzerine aylık 20 dolara farklı kategorilerde eğitmen eşliğinde evde veya dışarıda spor yapabileceğiniz bir uygulama geliştirdiler.
Ancak Peloton yani eviçi spor alet üreten bir firma iken yazılımsal kısma daha çok kaymaya başladı bu sıralarda. Bu atılımlara rağmen Peloton her geçen gün değer kaybetmeye devam etti. Bu sorunlar yetmezmiş gibi bir de National Music Publisher Association'ın Peloton'un kullandığı binlerce müzün lisansız olduğunu buldu bu esnada. Ve tam 300 milyon dolarlık bir dava ile Peloton'u mahkemeye verdi. Peloton bu müzikleri kendi platformundan kaldırmak zorunda kaldı tabii ki mahkeme kararıyla.
Ve bu müzikler kaldırılınca da favorilerindeki çok kullanıncı favorilerini girince bu müzikleri bulamadılar. Bu da büyük bir tabiki şok etkisi yarattı. Ayrıca bu davanın sonunda da belirli bir miktar ödemede yapılmış. Tabii bu miktarın ne kadar olduğunu ben internette aradım ama bulamadım. Firmanın kara günleri bir türlü geçmiyormuş. 7 yaşında bir çocuk bu koşu bandını kullanmaya çalışırken ne yazık ki hayatını kaybetmiş. Ve bu aile Peloton'u dava etmiş bunun üzerine.
Ayrıca bu gündeme gelince de 70 adet yaralanma olduğu da ortaya çıkmış bu sayede. Bunun ardından 125.000 adet koşu bandı geri çağırılmış. Bununla bitti mi? Ne yazık ki hayır. 80'si diye bir dizi var biliyorsunuzdur. Orada Mr. Big karakteri Peloton bisikleti sürerken kalp krizi geçirip hayatını kaybediyor. Ve bu bir dizi aslında yani gerçeklikle hiçbir alakası yok. Ama bunun üzerine firma hisseleri bu bölüm yayınlandıktan sonra firma hisseleri bir gün içerisine %11 değer kaybetmiş.
Peloton üst üste aldığı tüm bu darbelere rağmen yine de yıkılmamış. 2021 yılında sattıkları ürünlerin fiyatlarını %20 daha aşağı çekebilmek için bazı geliştirmeler ürünlerindeki bazı tasarım değişiklikleri gibi değişimler yapmışlar. Şu an en ucuz Peloton bisiklet 1445 dolar koşu bandı ve kürek makinesi de 2995 dolara satılıyor. Peloton ücretsiz bir uygulaması var. Şu an her platformda da desteği var ayrıca. Eğer ücretli versiyonuna alırsanız aylık sadece 3R adet kategoriye erişebiliyorsunuz.
Yani bir orta versiyon diyebiliriz buna 1299 ve bir de limit siz yani bütün eğitimleri artık açabiliyorsunuz. 24 dolar bunun da bedeli. Peloton gördüğünüz üzere hem iyi hem de kötü günleri böyle zirvede yaşayan bir firma oldu. Ve yaşadıkları bunlarca probleme dahi ayakta kalabildiler. Fakat benim bu yayını kaydettiğim Eylül 2023 itibariyle ben hisse fiyatlarına baktım. Nezeki hisse fiyatları 5 dolara kadar düşmüş durumda ki 171 dolara çıkmıştı kovit dönümünde.
Yani Peloton her gün böyle uçurumun kenarından yürümüşçesine yürürcesine olan bir firma. O yüzden benim ilgimi çok çekti ve bu bölümde bu firmaların bu firmanın neler yaşadığını ve nasıl hala ayakta kalabildiğini anlatmak istedim. Ve bugün de bu yayının böylelikle sonuna geldik. Bu arada tüm yayının yazılmetine ve yayını da kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümündeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir.
En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşça kalın.
