Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün bir uçaktan atladığınız zaman para şütenizin hangi rengi sahip olduğunu bilmenin hayatımızda ne gibi bir anlam ifade ettiğini konuşacağız. İsterseniz buyurun konuyu daha iyi açıklayabilmek için hemen yayının detaylarına geçelim. Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız, dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınları anında ulaşabilir veya patreün üzerinden bana destek olabilirsiniz.
Para şütenin hangi rengi aslında Richard Bollis'in yazmış olduğu bir kariyer gelişim kitabının ismi ancak bu yayında konumuz Richard Bolls'un ele almış olduğu kariyer planlama metodları üzerine olmayacak. Belki yayını dinleyenler arasında daha önce bir uçaktan para şütle serbest atlayış yapanlar olmuştur. Bu tür aktiviteleri hazırlayanlar siz fark etmeseniz de oldukça fazla sayıda kontrol yaparlar ve defalarca ekipmanlarını ve bu aktiviteye dahil olan her detayı tekrar tekrar kontrol ederler.
Fakat hiç kimse para şütünler renk olduğunu önemsemez. Biz arasında hayatımızda farkına varmadan para şütün rengine çok fazla takıldığımız için gerçekten bizler için önemli olan şeyleri kaçırabiliyoruz. Bunu daha iyi açıklayabilmek için gelin kendi hayatımda yaşadığım bir anı ile bu konuyu örnekleyelim.
Pek çok yayında geçmişte kurduğum işletmelerden bahsediyorum, kondan haberi olanlar için kısaca bir özet geçeyim. Ben bir elektrik mühendisiyim ve 26 yaşındayken kendi mühendislik ofisimi açmaya karar verdim. Hayatımda ilk defa kendi işletmemi açmıştım. Yeni bir girişim başlatmanın verdiği heyecan ve istekle kendi şirketim için o an her şeyi yapmaya hazırdım.
Peki bir mühendisin ofisinde neler olmalıydı? Bir mühendisin müşterilere profesyonel bir hizmet vermesini sağlayan, en önemlisi müşteri kazanmasını sağlayan yollar nelerdi? Bunlar hakkında kafa yorarken kendime profesyonel bir görünüm kazandırmanın çok önemli olduğu kanısına vardım. İlk olarak güzel bir lokasyonda ofis açmalıydım çünkü iyi bir lokasında bir ofis benim bu işte daha ciddi olduğumu kanıtlayacaktı ve gidip merkezi bir lokasyonda ofisi buldum.
Ancak ofisin içerisinde herhangi bir mobilya yoktu birkaç parça ofise eşya sağladım. Artık ofisin vardı ve henüz firmamı açmamıştım. Bu işe adım attığımın ikinci günü gidip iş yere açılışımı verdim. Ve iş yere levham elime ulaşmıştı. Gidip bu iş yere levhamı hemen duvarıma diplomomun yanına astım. Kafamdaki her adımı birer birer takip ediyordum. Fakat birkaç hafta içinde fark ettim ki benim bir kart vizitim yoktu.
Bir matvaya gidip kart vizit bastırmak istediğimi söyledim. Ancak o kadar fazla dizayn vardı ki seçim yapmam çok zordu. Elimde kart vizit örnekleri ile ofise geri döndüm ve o an fark ettim ki hepsi çok sıradan tasarımlardı. Kendi firmama has özel bir dizayn yapmaya karar verdim. Yaklaşık bir hafta bu işe süre ayırdım. Çeşitli logolar, semboler, renk nüansı falan derken o programdan başka bir programı atladım.
Ama sonunda harika bir kart vizit yapmıştım. Kart vizit işi de çözülmüştü. Fakat internet ortamında benim firmamla ilgili hiçbir bilginin olmadığını fark ettim. Artık dedim ki bir web sites yapmalıydım. Google'da en hızlı şekilde web sitemi nasıl yapacağımı araştırmaya başladım. Bazı programlar sayesinde kendi web sitemi hızlıca oluşturabileceğimi öğrendim. Ancak ben böyle sıradan bir web sitesi de istemiordum. Benim webstem ilgi çekici aynı zamanda çok yılın ve bir de bilgilendirici olmalıydı.
Kezada öyle olması için inanılmaz bir zaman arcadım. Yaklaşık 2-2 buçuk hafta boyunca kafamdaki harika web sitesini yaratmak için emek arcadım ve artık web sitemde kullanıma açık hale gelmişti. Bir iş yeri sahibinin sahip olması gereken her şey artık sahiptim. Sadece tek bir şey eksik kalmıştı.
O da bana para kazandıracak müşterilerde kafamda yarattığım o iş yeri sahibi imajını sağlayabilmek için o kadar gereksiz şeylere odaklanmıştım ki en önemli olan şeyi yani bana para kazandıracak işi bulmak için hiçbir adım atmamıştım. Firma açılışını hemen vermemel rağmen 6 ay boyunca hiçbir iş alamadım. Eğer açılış verdiyseniz muhasebeciye düzenli olarak para ödemeniz çeşitli vergileri devlete ödemeniz gerekiyor.
Yani iş yeri açmanıza gerek yok. Vergi kaçırın gibi bir şey demiyorum ancak iş yeri açılışı vermek bir gün dahi sürmüyor. Yani siz bir işi bağladıktan sonra iş yeri açılışı emin olun dünyanın en basit şeylerinden bir tanesi keza artık fiziksel dosyaya dair gerek kalmadı. Sürecin neredeyse %90'ından fazlası dijital olmuş durumda ve bunu başarabilmek dünyadaki gerçekten en basit şeylerden bir tanesi.
Ayrıca 2000 adet bastırdığım kart vizitlerden sadece 6 tanesini kullanabildim. Çünkü çoğu insan artık fiziksel kart vizit taşımak istemiyor. Bu geçmişte kalmış bir şey artık yani. Ayrıca hiç kimse sizin çok efilli bir kart vizitenizin olmasını da önemsemiyor. Haftalar harcayıp bir araya getirmeyi başardığım web sitesini 6 ay içerisinde sadece 4 kişi tıkladı. Evet bazı işlerde web sitesi gerçekten çok önemli. Belki ana gelirinizi getirecek olan şey web siteniz olabilir.
Yani eğer bu koşula sahipseniz tabi ki buna çok emek harcamak ve zaman ayırmak mantıklı olabilir sizin için. Ancak sadece insanların sizi aradığında ulaşabileceği bir web sitesi için haftalar harcamak pahalı domain adresleri satın almak, barışın rengine çok fazla takılmak oluyor. Herakirasını ödediğim içerisine renk uyumunu sağlayacak şekilde ofis mobilyaları aldığım hayalimde yıllardır yaralan o ofise annem babam ve birkaç arkadaşım hayırlı olsun demek için sadece uğradılar.
Bir daha da gelen giden olmadı. Pek çok insan aslında farkına varmadan parışıklarının rengine geriğinden fazla takılıyorlar. Bu bir nevi bir araba yaratmaya çalışırken o arabanın henüz motoru yokken gidip arabanın jantına, koltuk kılıfına, müzik sistemine odaklanmaya benziyor. Halbuki bir arabanın hareket etmesini sağlayacak olan en önemli parça motordur ve o parçayı bir araya getiremeden gidip görsel ögeleri vakit harcamak sizi amacınızdan uzaklaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Bu kavram sadece bir iş kurarken veya bir proje üzerinde çalışırken değil hayatınızdaki ilişkilerde de aslında farkına varmadan yaşadığınız bir olaydır. Örneğin hayatınızda sizin için anlam ifade eden insan sayısı belirli bir miktarın üzerinde asla olamaz. Fakat çok sayıda gereksiz arkadaşa vakit ayırıp zamanınızı boşa harcadığınız çokça olur veya bunu başka bir örnekle de açıklayacak olursak bir ev alacağınız zaman evin sahip olduğu bu tesisler vardır.
İşte spor salonu havuzun olması pek çok insanın karar verme aşamasında bunlar baya bir etkili olur ama sitedeki ev sahiplerinin büyük bölümü bu alanları çok nadiren kullanırlar. Başka bir örnek ise yeni bir elektronik cihaz satın aldığınızda yine aynı kavram geçerli olur biz farkına varmayız dahi o cihazın sahip olduğu teknolojileri araştırırsınız. Paranızın karşılığında tabiki en fazla özelle sahip olması en fazla özelle sahip olan cihazı alabilmeyi istersiniz.
Saatlerinizi belki günlerinizi harcayıp araştırmalar yaparsınız, ardından gidip karar verdiğiniz o cihazı alırsınız. Fakat sizi etkileyen o özelliklerin %70ini bir defadan fazla kullanmazsınız. Emin olun. Hayatlarımızda bizler farkına varmadan sürekli olarak çok önemsiz detaylara çok fazla vakit harcıyoruz.
Tabi ki hayatımızda gerçekten anlam ifade eden kişilere, olaylara ve isteklere zaman ayırmamız gerekirken ve bunu yapmak için de çok nimitli bir zamana sahip iken boş şeylere vakit harcayarak o anları ne yazık ki heba etmiş oluruz. Konuyu toparlayacak olursak hayatınızda farkına varmadan parıştın rengine takıldığınız şeyleri bugün tekrardan bir gözden geçirin. Parıştınızın rengi çoğunlukla bir anda müfade etmez.
Önemli olan parıştın ihtiyacınız olduğu sürede açılmasıdır. Belki de parıştın rengine çok takıldığınız için asıl amaç olan uçaktan atlayıp o manzaranın keyfini çıkarmayı unutmuş olabilirsiniz. Bu bölümde parıştınızın rengine takılmanın hayatınızda neleri değiştirebileceğini konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etmine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümündeki link üzerinden ulaşabilirsiniz.
En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
