Herkese merhabalar yeni bir yiyene daha hoş geldiniz. Fark ettiysemiz artık her güne yeni bir dolandırıcılık haberiyle uyanmaya başladık. Peki dolandırıcılık olaylarının bu kadar artmasının altında ne gibi sebepler var ve buna karşın neler yapılabilir gelin bu yayında hep beraber bunu inceleyelim. Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınlar kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında olasabilir veya patroon üzerinden bana destek olabilirsiniz.
Dolandırıcılık olayları artık neredeyse her gün medyada karşımıza çıkmaya başladı. Eskiden bu kadar fazla sayıda dolandırıcı yok iken keza variseler dahi kendilerini saklayan, çok fazla ortalıkta görünmeyen dolandırıcıların dahi kişilikleri artık evrim geçirdi. Pek çoğu sosyal medyada boy gösteren, YouTube videoları üreten, komedi programlarına katılan hatta TED TOX'lara katılıp böyle şaşalı hayatlarını bizlerle paylaşmaya başladılar.
Bundan bir 10-15 yıl öncesine kadar dolandırıcı dediğimiz kişiler ortalıkta çok fazla görülmek istemeyen ismini, yaşımını ve hayatında olan biteni diğer insanlarla paylaşmayan kişilerden ibar etti. Sanırım internet çığı sadece toplumu değil hırsızlarında evrimleşmesine olanak sağladı. Peki bu evrim nasıl gerçekleşti? Gelin buna biraz daha yakından bakalım.
Bugün ki yayında neden bu konuyu seçtiğimi soracak olabilirsiniz, belki daha önce bahsetmemiş olabilirim fakat ben yurt dışında iki yıl boyunca siber güvenlik alınında yüksek lisans yaptım ve tezimi de tam olarak bu konuda hazırlayıp sundum. O yüzden konuya sadece dışarıdan yorum yapan bir göz olarak değil bir de işin tekniksel yanı, işte sistemdeki açıkların neler olduğu gibi yönlerden de bu yayında sizlere bahsetmek istiyorum.
Siber güvenlik yüksek lisansının ilk dersinde sınıfa giren profesör bizlere bir tane soru sordu ve dedi ki şu an sizce dünyadaki en büyük güvenlik açığı neydi var? Sınıfta yazılım alanında ve bilgisayar mühendisliği alanında lisansını tamamlamış pek çok kişi vardı ve bir kişi çıkıp işte bu kullandığımız mobil cihazlarda en büyük güvenlik açığının olduğunu söyledi.
Ardından başka biri söz aldı ve kullandığımız web tarayıcılarında en büyük problemlerin en büyük güvenlik açıklarının olduğunu söyledi. Cevaplar böyle arda arkasına gelmeye devam etti. Başka bir öğrenci ise kullandığımız kredi kartlarının üzerinde fiziksel olarak numaralarının yaralmasının en büyük güvenlik açığı olduğunu bizle paylaştı açıkçası bunun gibi daha pek çok cevap gelmeye devam etti ama profesör hepsine yanlış dedi ve tahtaya gidip kalemi eline alıp insan yazdı.
Dünyadaki en büyük güvenlik açığı insanda vardır demişti bizlere ve bunu açıklamaya başlayınca gerçekten herkes ikna oldu. Şimdileri gidip birinin şifresini kırmak kredi kartını veya bilgisayarını ele geçirmek hem çok fazla emek hem de çok fazla teknik bilgi gerektiriyor. Profesör bu alanı bir mayın tarlasına benzetmişti ve bu mayın tarlasında gerçekten mayına basmadan yürümeyi bilen kişilerin ancak burayı tercih edebileceğini sınıfla paylaşmıştı.
Bunun ardından profesör sınıfa dönüp ikinci bir soru sordu. Deki artık en büyük güvenlik açığının insanın kendisi olduğunu bildiğimize göre dolandırıcılığın birinci kuralı nedir? Bir de bunu tahmin edin dedi. Yine oldukça teknik cevaplar geldi. Yine hiçbiri doğru değildi. Profesör kalemi tekrardan eline aldı ve tahtaya gidip güven yazdı. Güven olmadan dolandırıcılık yapmak işin en zor yoludur diye bizlerle paylaştı ve sözlerinin şu şekilde devam etti.
Bir dolandırıcının çoğunlukla bu işe adım atacağı evre ilk olarak yakın çevresidir. Çünkü bu işe buradan başlamayı seçer çünkü yakın çevresinin ona güven duyduğunu bilir. Yolda sizi durduran biri sizden 500 dolar borç istese hiçbirimiz, milyoner daha iyi olsak gidip bu parayı bu kişiye vermeyiz. Çünkü bu kişiye karşı güven duymayız. Ama kuzeniniz sizden gelip bunun iki katı bir parayı istese düşünmeden belki o parayı verirsiniz. Çünkü kuzeninize güvenirsiniz.
Profesörün yaptığı bu enfes giriş ile sınıfta resmen herkes sus pus kesilmişti. Şu anki dolandırıcıların pek çoğu o yüzden güven inşa etmek için uğraşıyorlar. Sosyal medya hesaplarından kendi hayatlarını paylaşıyorlar. Samimi sohbetler yapıyorlar. Tanınmış kişiler ile birlikte boy gösteriyorlar. Sizden olur da bir para alırlarsa ilk birkaç defa size bu parayı katlayarak veriyorlar. Her zaman sistem genelde böyle işliyor. Bütün bunların amacı tek bir şey için.
Aslında o da toplumun güvenine bileceği bir karakter haline dönüşebilmek. Peki niçin tüm dünyada bunca insan hızlı para kazanmanın yollarını arıyor ve bu sırada da dolandırılıyorlar. Artık sosyal medya ile pek çoğumuz diğer insanların görükenli yaşamlarına anlık olarak şahit oluyoruz ve pek çok insan deliler gibi çalışsa da böyle yaşamlara kolay kolay ulaşamıyor.
Ne yazık ki 2020 yılında FB yayın yayınladığı internet tabanlı dolandırıcılık raporuna göre Z-Generasyonu bir önceki seneye göre iki kat artış göstererek hızlı para kazanma umudundan dolayı dolandırılmış. Sadece Z-Generasyonu değil tabi ki pek çok insan bu olaylardan etkilenmiş. Ancak genç nesildeki hızlı para kazanma arzusu her geçen yıla göre katlanarak artmaya devam ediyor.
Bunda da sosyal medyanın büyük bir katkısı olduğu kesin tabi sadece sosyal medya hedef göstermek de çok doğru olmayacaktır. Hayat pahalılığı da tüm dünyada ve özellikle Türkiye'de giderek arttı. Ev almak, araba almak, yurt dışına çıkmak gençlerin pek çoğu için artık hayal olmaya başladı. Ben öğretmen bir ailenin çocuğu olarak annem ve babamın memurluk yaptığı yıllarda kazandıkları maaşlar ile mütevazi bir ev, ikinci el böyle, ortasınıf bir araba almaları mümkündü.
Benim üniversiteye başladım 2008-2009 yıllarında K.E.K. Bursu yanşatılamıyorsam aylık neredeyse 200 liraya yakındı ve bununla bu Burs'ta ben o dönemlerde sinemaya gidebiliyordum. Üzerine bir konseri katılabiliyordum ve arkadaşlarım hafta sonu taksimde bir yerlerde yemek yiyip üzerine bir şeyler içebiliyorduk ve hala geriye biraz da para kalıyordu. 2023 yılında ise bunların hepsini yapabilmek çoğu öğrenci için açıkçası oldukça zor.
Üniversiteden mezun olup işe girince de aslında hemen böyle çok fazla bir şey değişmiyor. Deliler gibi işe gidip çalışsanız, mesailer yapsanız da sosyal medyadaki görkemli hayatların seviyesine ulaşmanız öyle çok kolay olmuyor. Aslında dolandırıcıların çok büyük bir kesimi dolandırıcı olarak dünyaya gövzerine açmıyorlar. Fakat zorlu hayat koşullarına katlanmamak ve hemen en kestirme yoldan parayı bulma arzusu insanların bu yönlere gitmesine sebep oluyor.
Bununla alakalı bence yapılmış en güzel filmlerden bir tanesi Emily Dick Criminal. Burada da aslında anlatılan şey ana karakter sürekli olarak iyi işler yapmaya çalışmasına rağmen hayatın böyle acımasız yüzüyle sürekli olarak karşı karşıya kalıyor ve en sonunda pes edip kendisi de bu işe girmeye karar veriyor. Pek çok zaman dolandırılan siz değil iseniz dolandırıcılık hikayelerini dinlemek insanların dikkatini çeker.
Çünkü başka insanları kandırıp bunu başaran insanın bunu nasıl başardı ve elindeki parayla şimdi neler yaptığının hayalini kurmak ilgi çekici bir başlıktır açıkçası çoğu insan için. Fakat ben yüksek isems tezimi hazırlarken bir de dolandırıcılık sonrasında bu kişilerin karşılaştıkları durumları araştırmıştım. Bu insanlar nasıl ortaya çıkar nasıl kendini ele verir gibi olasılıkları bu tezimde dahil etmiştim.
Böyle büyük vurgunlar insanları özellikle hayatın başında olan gençleri dolandırıcılığa yönlendirebiliyor. Ama eğer ki yıllardır kimliğini gizlerken yaşamış olan biri değil iseniz kaçak hayatı bu insanları kesinlikle bir yerde ele veriyor. Ben yaptığım bu araştırmada yakalanan dolandırıcıların çoğunun kendini ihbar ettiğini görmüştüm.
Çünkü bu insanlar görkemli hayat için yaptıkları bu dolandırıcılıklardan büyük paralar kazanıp ortadan kaybolsalarda kaçak yaşamak zorunda kaldıklarından istedikleri hayat stiline sahip olamayıp en sonunda pes etmeyi seçiyorlar. Tabi tüm dolandırıcılar bunu yapıyor mu? Tabi ki hayır. Ancak yine pek çoğunun hayatı ne zaman yakalanacağım korkusu ile geçmeye devam ediyor. Örneğin bir ev almak istediklerinde araba almak istediklerinde sahte kimliği kullanmak zorunda kalıyorlar.
Büyük bir etkinliğe katılamıyorlar. Çok böyle herkesin gittiği alanlarda vakit geçiremiyorlar. Ve bir süre sonra ayrıca hayatların geri kalanında da çalışamayacakları için bu tarz bu hayat biçimi ne yazık ki çoğunun pes etmesine sebep oluyor. Bugünkü konuyu toparlayacak olursak biz insanlar elektrik akımı gibiyiz aslında. Kolay bir yol ortaya çıktığında gerisini hiç düşünmeden hemen o yolu seçebiliyoruz.
Bazen güvenimize sahip olan insanlar bizim bu olumlu yönümüzden fayda sağlamaya çalışabiliyorlar. Her ne kadar iyi niyetli de olsa bu tür olaylara hepimiz maruz kalabiliyoruz. Yıllar boyu debelenmeden zorlanmadan para kazanmak yerine bir anda bu sorun ortadan kaldırma olasılığı bu işin arka planını düşünmememize sebep oluyor. Haksız yolla insanların oldukça zor koşullarda kazanılık paraları alıp kaçan insanlar hiç istemesek de her zaman var olacaklar.
Bizlerin tek yapabileceği şey ise bu konuda biraz daha bilinçlerine bilmek. Bu bölümde dolandırıcılığın neden bu kadar hızlı bir şekilde yükselişe geçtiğini ve buna karşı neler yapabileceğimizi konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etmine ve yayında kullandım. Kaynaklara açıklamalar bölümündeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
