Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün biraz hayattan ve biraz da ölümden konuşalım istiyorum. Hepimizin şu dünyada sahip olduğu süre limitli ve bu süreyi harcarken çoğu kişinin asıl amaçtan nasıl saptığı hakkında biraz bu yayında bahsedeceğim. İsterseniz daha fazla beklemeden buyurun hemen yayına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patreön üzerinden bana destek olabilirsiniz. Eğer ki bugün hayatınızın son günü olsaydı bugüne kadar yaşadığınız hayattan keyif mi yoksa pişmanlık mı duyardınız? Cevabınız pişmanlık duyardım ise bu konuda kesinlikle yalnız değilsiniz.
Yapılan bir araştırmaya göre her 10 kişiden 9'u yaşadığı hayattan pişmanlık duyurmuş bu kişilerin en fazla pişmanlık duyduğu şeydir ise 3 farklı kategoride şu şekilde sıralanmış. İnsanların duyduğu en büyük pişmanlığın başında toplumun istediği hayatı yaşamak geliyor. Pek çok kişi kendi istediği hayatı değil, başkalarının onlar için dizayn ettiği hayatı yaşadıklarından dolayı pişmanlık duyuyorlarmış.
Çevremizdeki insanların bizleri yargılayacakları düşüncesi tüm ömrümüzü onların isteğine göre yaşamamıza sebep olabiliyor. İyi bir üniversite kazanamazsanız başarısız olarak atlandırılacağınızı düşünmek, iyi bir evlilik yapmazsanız mutsuz bir yaşama sahip olacağınızın endişesi yeterince yakışıklı veya güzel görünmezseniz çoğu kişinin sizi beğenmeyeceği endişesi kendi istediğimiz hayatı değil toplumun sizler için tasarladığı hayatı yaşamanıza neden olabilir.
İnsanların hayatlarından duyduğu ikinci en büyük pişmanlık ise hayatlarının çoğunu çalışarak geçirmeleri imiş çalışmak, üretmek bizim içi gücüsel olarak sahip olduğumuz duygular ve bunlar olmadan bir yaşam sürmekte belki sizi mutsuz edebilir. Fakat pek çok insan, ailesine, sevdiklerine, hobilerine, hayallerine çalıştıkları işlerden dolayı yeterli vakit ayıramadıklarından pişmanlık duyuyorlarmış.
Gençlik yıllarında çalışma performansınızın en üst düzeyde olduğu dönemlerde her şeyi bırakıp gitmek belki çoğu kişi için mümkün olmasa da böyle güzel dönemlerdeyken kendinize, hayallerinize biraz da olsa zaman ayırmanın bir yolunu bulamazsınız. Ne yazık ki yaşlandığınızda siz de yaşadığınız hayattan pişmanlık duyabilirsiniz.
The Psychology of Money yani paranın psikolojisi kitabında insanlar hayatlarının sonuna kadar harcayamayacakları paraya sahip olsalar dahi her zaman daha fazlasını istemeye devam ettiklerinden bahsediyordu. Milyoner olan kişilerin inanılma servetleri olmasına rağmen para ırsından dolayı yasa dışı olaylara karışıp hapise düştükleri yüzlerce davada bunu kanıtlar nitelikte. Hepimiz para kazanmalıyız ve hayatımızdaki temel giderleri karşılayabilecek kimseye muhtaç olmayacak duruma ulaşmalıyız.
Fakat ne kadar para sizin için yeterli. Eğer bunu daha önce düşünmediyseniz ve böyle bir limit kafanızda belirmediyse hiçbir miktar asla sizin için yeterli olmayacaktır. Çünkü kazancınız arttıkça giderlerinizde buna endeks olarak artar daha iyi araba daha iyi tatil daha iyi bir ev daha iyi kıyafet ve bunun gibi yüz binlerce eşyağının her zaman daha iyisi var olacak ve eğer ki bir tatmin olman limitiniz yok ise sürekli daha fazla kazanmak zorunda hissedeceksiniz.
Üçüncü en sık duyulan pişmanlık ise duyguları ifade edememekmiş. Pek çok kişi sevdiği insanlara duygularını yeterli ölçüde aktaramadığı içinde pişmanlık duyurmuş. Eşiniz dostunuz çocuğunuz bu kişi her kim olursa olsun yaşadığınız duyguları onlarla zamanında paylaşmaz iseniz hayatın son günü geldiğinde bundan dolayı çok büyük bir pişmanlık duyabilirsiniz.
Hayatınızda önemi arizeden insanlara yeterli vakit ayıramaz onlarla kaliteli zaman getiremez iseniz hayatınızın son günlerinde bundan dolayı çok büyük pişmanlıklar duyabilirsiniz. Peki bu hayatta nasıl bir iz bırakmak isterdiniz? Aslında kendimize sormamız gereken soruların başında bence bu geliyor. Çünkü bazen istediğimizi düşündüğümüz şeylerin peşinden koşuyoruz. Ancak onları kovalarken aslında bunların çok fazla istediğimiz şeyler olmadığını keşfediyoruz.
Kişisel hayatlarımızda ilişkilerimizde ve kareerimizde çoğunlukla bizim belirlediğimiz ve istediğimiz hedefleri değil toplum tarafından belirlenmiş başarı hedeflerini takip ediyoruz. Bu tarz hırsların günlük yaşam seçimlerimizi yönlendirmesine izin verirseniz hayatın sizin için olan anlamını kaybedebilirsiniz. Yaşadığınız hayatın ne kadar dolu ve başarılı olduğunu belirleyen en büyük etken çevrenizdeki insanlar da bıraktığınız etkilerdir.
Yaptığınız işten kazandığınız paradan daha önemli olan şey başkalarının yaşamlarına ne kadar derinden dokunduğunuzdur. Başkaları derken sadece tanımadığınız rastkeli denk geldiniz kişilerden bahsetmiyorum. Örneğin bir babaya da anne olarak nasıl anılmak istersiniz? Belki de bir kardeş, arkadaş veya meslektaş olarak diğer insanlar tarafından nasıl hatırlanmak istersiniz? Tüm çalışanlarına gününde ve fazlasıyla maaş ödeyen bir patron olabilirsiniz.
Fakat hayatınızı kaybettiğinizde bu çabanız tüm çalışanların sizin cenazenize gelmesini sağlamaz ne yazık ki fakat bir çalışanın problemini yakından inceler ve yardımcı olursanız zamanında maaş ödeyemezseniz dahi bu çalışanda derin bir iz bırakırsınız. Aynı şekilde bir çocuk yetiştirirken o çocuğa tüm imkanları sunsanız dahi eğer ki onunla zaman geçirmez, tüm sorunlarıyla ilgilenmez iseniz sadece maddi olanaklar sunduğunuz için hiçbir zaman harika bir anne veya baba olarak hatırlanmazsınız.
Belki bunun gibi hayatınızda da pek çok insana karşı farklı rollerde olabilirsiniz ve sizin için önemi arz eden bu kişilerin sizi nasıl hatırlamasını istediğini değerlendirirseniz sizin için gerçekten önemli olan davranışları da anlayabilirsiniz. Pek çok insan öncelikli olarak kendi davranışlarını odaklanırken karşı tarafın bundan nasıl etkilendiğini çok da önemsemiyor. Maya Angleon'un bununla ilgili kullandığı çok güzel bir söz var.
İnsanlar her zaman söylediklerinizi ve yaptıklarınızı unutacaklardır ama onlara nasıl hissettirdiğinizi asla unutmayacaklardır. Kendinize nasıl hatırlamak istiyorum diye sormak insanlarda nasıl ister bırakmak istiyorum diye sormanın başka bir yoldur aslında bunun da en temel sebebi bizler her şeyden önce duygusal varlıklarız başkalarının eylemlerine duygusal olarak tepki veririz ve kendi duygularımız belirli davranışlarımızı inşa eder.
Bu nedenle eğer ki iş yerinde bir yöneticiyseniz, çalışanlarınızın sizle harcadı süre sonunda ne düşündüklerini, onlarda nasıl bir izlenin bıraktığınızı anlamaya çalışmak önemlidir. Belki de bir yazar da olabilirsiniz. Okuyucuların sizin kullandığınız kelimeleri okuduktan sonra ne hissedeceklerini onlarda nasıl iz bırakacaklarınızı düşünmek bakış açınızı tamamen değiştirebilir.
Peki bizler neden hatırlamak isteriz, nasıl hatırlamak istediğimiz üzerine ilk düşündüğünüzde neyi temsil ettiğinizi ve bizler için gerçekten neyin önemli olduğunu anlamaya başlıyoruz. Peki bizler neden hatırlamak istiyoruz, nasıl hatırlamak istediğimiz üzerine aslında ilk düşündüğümüzde neyi temsil ettiğimizi ve bizim için gerçekten neyin önemli olduğunu anlamaya başlıyoruz. Hepimiz dünyadan ayrılmadan önce bir iz bırakmak istiyoruz.
Bazen hayat karmaşasından dolayı aslında bizim için en önemli olan bu izi inşa etmek için uğraşmayı kolayca bir kenara iteliyebiliyoruz. Halbuki ancak bu sözü yerine getirmeye emek harcadıkça bilinçli olarak seçtiğimiz kişi olmaya adım adım yaklaşırız. Ölüm her gün bir adım daha bize yaklaşıyor. Hatta bir saniye içinde dahi bizi yakalama şansı var ve bizler için en değerli olan şeyi hayatta olma armağanını elimizden her an alabilir.
Hala hayattayken, hala kendi hikayenizi yazmaya devam edebilirken nasıl bir iz bırakmak istediğinizi bugün tekrar bir gözden geçirin. İz bırakan bir baba, eş, arkadaş veya yönetici olmak hala sizlerin elinde hayattaki var olma amacınızı hayatta kalma çabanızdan dolayı unuttuysanız bugün o amacı kendinize hatırlatmak için harika bir gün. Bu bölümde hayatta nasıl iyi bir iz bırakılabileceği hakkında konuştuk. Umarım sizleri faydalı bilgiler sunabilmişimdir.
Bu arada tüm yayının yazılım etinle ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümdeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.
