Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün hayatın kırılma noktalarından konuşacağız. Hepimizin zaman zaman yaşadığı bu dönüm noktaları hayatlarımızda ne gibi etkiler yapıyor? Bunu isterseniz gelin beraber inceliyelim. Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız Dinedeniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patöen üzerinden bana destek olabilirsiniz.
Tüm insanlar hayatları boyunca bedelili olaylar ile sınanırlar ve genellikle dönüm noktası olan bu olaylar bizlerin dayanma limitlerini en üst seviyelerde zorlar. Bu bazen hayatınızda çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz birini kaybetmekte olabilir. Keza bu durumlardan sonra apayrı bir insan olur çıkarsınız. Bazen de işinizi kaybetmek, işten atılmak, bir evliliğin bitmesi ya da çocuğunuz ile yaşadığınız gergin anlar bile kırılma noktalarına sebep olabilir.
Ve bu tür durumlara maruz kalıp artık daha fazla buna katlanamayacağım dediğiniz oldu mu hiç? Eğer bu sorunun cevabı evet ise iç endişelenmeyin tüm insanlar bu tarz kırılma noktalarından geçiyor. Dünyanın en başarılı girişimcilerinden en iyi psikologlarına kadar, farklı alanlarda çok başarılı insanlar dahi böyle kırılma noktalarını yaşıyorlar. Fakat başarılı insanların bu durumlarda gösterdiği tepkiler kendilerine diğer tüm insanlardan ayırt ediyor. Peki tam olarak nasıl bir yöntem uyguluyorlar?
Gelin buna bir bakalım. Kırılma noktalarının nasıl üstesinden gelineceğini öğrenmek bu olayları iyi yönde değerlendirmenize sağlayabilir. Her ne kadar güçlü bir iradeye de sahip olsanız kırılma noktasına gelebilirsiniz. Bu anları inkar etmek oldukça da tehlikeli olabilir. Çoğu insan stres seviyesi dayanılmaz hale gelinceye kadar bu tür olayları saklamaya veya göz ardı etmeye çalışıyor. Genellikle gerginlik ve stres bir anda ortaya çıkmaz, zamanla artar.
Fakat bizler izlediğimiz rotadan çıkmak ve kaybolmak istemeyiz. Bize birtakım işaretler veren beynimizi ve vücudumuzu dinlemeyi reddediriz çoğunlukla. Ve bazı insanlar baskı altında kalmaya direnir veya kendilerini dış dünyaya tamamen kapatırlar. Bazı karakterler ise semtonları görmezden gelir ve aniden patlayana kadar stresin birikmesine izin verir. Bu kişilerin başkadırına normal gelebilecek durumlara aşırı tepkileri vardır. Bu durumda genellikle üç aşamadan geçersiniz.
Birinci aşama baskı altında hissedersiniz bu ilk başta çok ufak miktardadır ve bu yüzden çok önemli gözükmez. İkinci aşamada ise stres seviyesiniz eğer ki bu durumları paylaşmaz, anlatmaz veya yüzleşmez iseniz giderek artar. Çok çabuk en basit olaylara öfkelenilir, çevrenizdeki kişileri bu davranışlarla incitebilirsiniz. Ayrıca daha fazla endişe ve sabırsızlık yaşarsınız. Üçüncü aşamada ise artık yaşadığınız stres dayanılmaz hale gelir ve patlarsınız.
Patlama anlarında herkes farklı tepkiler gösterebilir. Kim insan çok sinirlenir ve etrafına zarar verir. Kimisi ise tamamen içine kapanır ve dış dünya ile tüm bağlantısını keser. Peki bu kırılma noktalarıyla nasıl başa çıkılır? Bir kırılma noktası en fazla miktarda gerginlik ve strese sahip olduğunuz anda meydana gelir. Aslında kırılma noktalarında tam tersi çok daha sakin olmamız gerekiyor. Araştırmalar her olayı kontrol altında tutmaya çalışmanın stres seviyesini artırdığını keşfetmiş.
Columbia Üniversitesi'nden George Bonanno, PTI yani Potansiyel Traumatik Olay Terimini icat eden kişi bu. Bir olay biz onu tramlatik olarak görmediğimiz sürece tramlatik olamayacağını ileri sürüyor. Bu profesyore göre olumsuz bir anı bir tramlaya dönüştürmek tamamen bizlerin elinde. İnsan doğası gereği bilmedi veya kontrol edemediği şeylerle genellikle savaşmak ister, beynimiz başımıza gelen her türlü şeyden sorumlu olmak ister ve kontrolü kaybetmemek ister.
Bu yüzden hayatınızda bir kırılma noktası olduğunda en dişe ilk beliren duygudur ve beynimiz hemen bunu kontrol altına almak ister. Bu tür durumlarda bu duyguları hemen kontrol altına almak yerine bu duyguları anlamaya çalışmak daha yararlı olacaktır. Üzgün olmakta, kızgın olmakta veya hayal kırıklığına uğramış hissetmek de hiçbir yanlış yok. Genellikle çok olumsuz olaylar hayatlarımızda kırılma noktası yaratır. O yüzden kötü hissetmek kadar daha doğal bir süreç olamaz.
Hemen bir tepki vermektense biraz durup neden böyle hissettiğinizi düşünmek ve bu sürecin gayet doğal olduğunu kendinize hatırlatmanızda fayda var. O duyguya karşı savaşmaktansa bu duyguyu kabullenmek ve bu anları gözlemlemek size pozitif dönüşler sağlayacaktır. Bir de bu tür olayları bir gecede atlatmaya çalışmak veya üstesinden gelmek doğru bir yaklaşım değildir. Çok ağır bir olay geçirmiş olabilirsiniz. Bunun zamanla daha iyi hale geleceğini kendinize söylemeniz çok daha yararlı olacaktır.
Sabırlı olun ve çaba göstermeye bu anlarda istekli olun. Buraya kadar işin bilimsel yönünden bahsettim. Biraz daha kendimin tecrübelediği kırılma noktalarından bahsetmek istiyorum. İlk işletmemde nasıl başarısız olduğumla ilgili bir yayın yapmıştım. Dinlemeyenler için hızlıca toparlayayım. Ben kendi iş yerimi açabilmek için Irak'ta bir yıl boyunca bir sözleşme ile elektrik mühendisi olarak çalışmaya gittim. Ve bir yılın ardından biriktirdim parayı da İzmir'de kendime ufak bir işletme açtım.
Bu işletme de hem olumlu hem de olumsuz pek çok şey yaşadım. Fakat özette bir yılın ardından o kadar hevesle ve yüzlerce hayal kurarak açtığım işletmemi kapatma kararı verdim. O ana hatırlıyorum inanılmaz üzücü bir anda aldığım ofise eşyalarını satmaya çalışıyordum. Ne zorluklarla biriktirdiğim parayı da burada harcamıştım ve ne yapacağımı bilemez bir durumdaydım. Fakat hem yenidenmek hem de biraz farklı bir ortamın içerisinde olabilmek için Amerika'ya öğrencilesine başvurusu yaptım.
Keza yeni iş yeri kapatan birinin psikolojisi pek de böyle şeyler için uygun olmuyor. Fakat bunun üzerinden tam tamına 5,5 sene geçti. Bir yurt dışında şu an güzel bir hayat kurdum. Türkiye ekonomisinin de son 5 yılda nasıl değiştiğini görünce o an o kadar üzülmeme rağmen eğer ki bu olmasaydı kendimi çok daha zor bir durumun içerisinde bulabilecektim. O yüzden kırılma noktaları bence insana çok şey öğretiyor. O yüzden bunlar olumsuz bakmayın sevdiğiniz kişi belki sizi terk etmiştir şu an.
Fakat üzerinden birkaç yıl geçer harika bir evlilik yaparsınız ve o sizi bırakan kişi hala mutsuz ilişkilerin içerisinde kaybolmuş bir halde olabilir. Veya benim gibi bir iş yeri kurarsınız belki de batarsınız ama ardından öyle yeni bir iş kurarsınız ki hayal edemeyeceğiniz yerlere ulaşabilirsiniz. Bunlardan en kötüsü belki çok yakın birini kaybetmiş olabilirsiniz. Çok üzgün olabilirsiniz.
Ne yazık ki ölümün bir çaresi yok veya kaybettiğiniz kişinin acısını dindirebilecek hiçbir sirli yöntem mevcut değil. Eğer ki çok uzun süre bu durumların etkisinden çıkamaz iseniz bu kırılma noktası size zarar vermeye başlar. Çok genç yaşta babasını kaybeden bir arkadaşım üzerinden 4-5 yıl geçtikten sonra bana efe bir şeylere gülmeyi veya eğlenmeyi kendime fazla buluyorum. Hala bunlar bana böyle yanlış geliyor demişti. Bu tarz acıların tamamen unutmak mümkün değil.
Fakat bu tür olaylar kimilerini bir gece dolgunlaştırırken kimilerini ise bir ömür yaşamdan uzaklaştırıyor. O yüzden her kırılma noktası ne kadar büyük veya ne kadar küçük olursa olsun sizi ya olduğunuzdan daha iyi bir hale getiriyor ya da çok daha kötü bir hale getiriyor. Ne yazık ki bunun ortası yok. Umarım kırılma noktalarını kendinizi daha ileriye getirebilecek dönümanları olarak kullanabilirsiniz. Bugün de böylece bu yayının sonuna gelmiş oluyoruz.
Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümdeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.
