Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün insanların çoğunun farkına varmadığı fakat kendilerine çok fazla zarar veren alışkanlıklardan sizlere bahsetmek istiyorum. Eğer bu alışkanlıkların neler olduğunu merak ediyorsanız buyurun hemen yayına geçelim. Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya Patreon üzerinden bana destek olabilirsiniz.
Hayatımızda çoğunlukla bizleri eğlendiren aktiviteler yapmayı tercih ediyoruz ve bu aktiviteleri o kadar uzun süreler yapmaya devam edince fark etmeden bunlar birer alışkanlığa dönüşmüş oluyor. İlerleyen zamanda bu alışkanlıklar yavaş yavaş her geçen yıl odaklanmamızı üretkenliğimizi ve işlerimize koncentre olma kabiliyetimizi elimizden almaya başlıyor.
Bu tuzağa düşmemizin en temel sebebi kısa süreli de olsa aldığımız keyfin bizi bu aktivitelere geri getirmesi ancak başarılı insanların hayatlarına bakarsanız bu kötü alışkanlıklar olarak atlandırabileceğimiz alışkanlıkları çok sık göremezsiniz. Çünkü başarılı insanların öncelikleri eğlence değil öğrenme ve kendini geliştirme üzerindedir. İsterseniz gelin gelişmenize engel olan tüm bu kötü alışkanlıklara tek tek bakalım.
İlk olarak düşük odaklanma süresi odaklanma veya dikkat süresi bir kişinin belirli bir faaliyete veya konuya koncentre olabileceği sürenin uzunluğunu ifade ediyor ve bir insanın ortalama odaklanma süresi şu an sadece 8 saniye bizler dikkatimizi çok hızlı kaybeden canlılarız ve bunun gerçekleşmesinin en temel sebebi tek bir görev üzerinde birkaç dakikadan fazla kalamamı alışkanlığımızdır.
Bir görevi bitirmeden diğerini atlamak tam bir e-mail yazarken WhatsApp'tan gelen bir mesaja cevap vermek ve mesajlaşma işi bitmeden kahve makinesini çalıştırmak, kahve hazır olmadan e-mail'e geri dönmek, çoğunlukla farkına dahi varmadan bir görevden diğerine ışık hızıyla atlamamız ne yazık ki odaklanma süremizi saniyelere indirmiş durumda.
Google tarafından yapılan bir araştırmaya göre kullanıcıların %99'unun hiçbir zaman makali'nin tamamını okumadığını keşfetmiş ve böyle bir odaklanma ile verimli bir şekilde çalışmak ne yazık ki mümkün değil. Yapılan araştırmalara göre en ideal çalışma süresi 30 dakika çalışıp 5 dakika ara vermek. Fakat bu 30 dakikayı sadece tek bir işe ayırmak oldukça önemli. Diğer türlü yaptığınız işten bir performans görmek yine mümkün olmayacaktır.
Bir gün içerisinde de ortalama olarak bir kişinin verimli şekilde çalışma süresi genellikle 3 saatin altında, yani gün içerisinde maksimum 6 defa 30 dakikalık çalışma periodleri ile maksimum verimde çalışabilirsiniz. 3. saatin sonunda ise bunu performanslı bir şekilde devam ettirmek genellikle mümkün değil. Kendinize alarmlar kurarak 30 dakika boyunca sadece bir şeye odaklanmaya çalışarak bir başlangıç yapabilirsiniz. Çok ufak görünen bu değişim hayatınızda çok büyük değişiklikleri getirebilir.
2. kötü alışkanlık ise başladığınız işi bitirmemek, eğer ki hayatınızda belirlik konularda ilerlemek istiyorsanız başladığınız işleri bitirme özelliğini kazanmalısınız, başladığınız işi bitirmeyi bir alışkanlık haline getirebilirsiniz ancak bu yeteneği kazanabilirsiniz.
Bir işe uzun süre bağlı kalamayıp zorluklar boy gösterdiğinde hemen vazgeçiyorsanız, beyniniz size sıkıcı gelen işler için verdiğiniz pes etme tepkisini otomatik bir hale dönüştürür, belki de çok iyi ilerlemeler kaydedeceğiniz bir konuda pes etme alışkanlığınızdan ötürü ilginizi hemen kaybedebilir ve büyük fırsatları elinizden kaçırabilirsiniz. Ben şahsen başlayıp bitiremedim bir şey olduğunda bundan nefret ediyorum.
Başladığım bir podcast, kitap veya izlediğim bir film yarım kalınca ben buna inanılmaz sinir oluyorum. Çünkü biliyorum ki ben bu işi yarım bırakırsam o konuyu doğru analiz edememiş, iyi bir araştırma yapmamışım ki bu da beni o işi yarım bırakmaya zorlamış. Bu yüzden öncelikle kendi limitlerinizi iyi analiz edebilmelisiniz ve size çok ağır gelecek şeylere veya önüze çıkan her fırsata hemen atlamamalısınız.
Örneğin kitap okuma alışkanlığı kazanmaya çalışıyorsanız bu işe bin sayfalık bir kitap ile başlamak doğru bir adım olmayacaktır veya spora gitme alışkanlığı kazanmaya çalışırken haftanın 7 günü bunu aralıksız olarak yapmaya çalışmak sizi kolayca hüsrana uğratabilir. Yarım bırakılan her iş beyninize sizin kolay pes etmeyi çoğunlukla tercih ettiğinizi üretir ve siz farkında dahi olmadan beyniniz otomatik kararlar vermeye başlar.
Geriye dönüp baktığınızda da yüzlerce yarım bırakılmış iş yığınları ve pişmanlıklar kalır. Üçüncü kötü alışkanlık ise mobil cihaz bağımlılığı. Sanırım bu kanalın ismini değiştirecek olsam mobil cihaz bağımlılığı ve etkileri koyardım. Neredeyse her yayında çok sık bir biçimde değindiğim konulardan bir tanesi teknoloji bağımlılığının ne gibi olumsuz yan etkileri olduğu mobil cihazlarla olan iletişmemiz inanılmaz bir noktaya geldi ve tüm çevremiz bu cihazlar tarafından sarıldı.
Bu cihazlardan sürekli olarak gelen bildirimler dikkat süremizin düşmesine ve bir göreve uzun süre odaklanamamıza sebep oluyor. Aslında bu cihazlardan inanılmaz faydalar da görebilmek bizlerin elinde ancak milyarlarca insan bu cihazlardan fayda görmek yerine zarar görüyorlar. Yapılan bir araştırmaya göre cep telefonu bağımlılığı insanları tembelleştiriyor ve düşünme yeteneklerini azaltıyormuş.
Bu cihazlarda boş yere harcanan zamanları kontrol altında tutamaz iseniz sizlere zarar vermeye ve üretkendiğinizi düşürmeye sebep olacaktır. Her ne işte çalışıyor ne üzerinde kendinizi geliştirmeye çalışıyor olursanız olun mobil cihazlara harcanan zamanları kontrol altında tutamazsınız bundan hiçbir şey anlamadan çok fazla zararlar görmeye başlarsınız.
Bir de bu cihazlar sadece odaklanma süremizi negatif etkilemekle kalmayıp aynı zamanda kalitesiz uyku uyumamıza sebep oluyorlar. Z-Generasyonu zamanını neredeyse %9'ını bu cihazlarda harcıyor ve pek çok kişiye uyumadan önce hep telefonundan bir şeyler izleyerek uykuya dalmayı tercih ediyor. Ancak bu kendinize yapabileceğiniz en kötü şeylerden bir tanesi çünkü mavi ışıklar beyninizi uyardığı için uykuya dalmanızı sağlayan hormonların daha geç salgılanmasına sebep oluyor.
Kalitesiz uyku uyuduğunuzda da hayatınızda hiçbir şeyden fayda göremez hale geliyorsunuz, hiçbir işe odaklanamaz ve hiçbir işte bir performans gösteremez hale kendinizi kolayca bulabiliyorsunuz o yüzden uykuya dalmadan 1 saat öncesinde en azından bu cihazlardan biraz uzak durmaya çalışın. Diğer bir kötü alışkanlığımız ise geç uyanma, güne nasıl başladığınız o günün nasıl geçeceğinde çok büyük bir etkiye sahiptir.
Farkettiyseniz başarılı insanların çok büyük bir kısmı güne erken başlar, güne geç başlamayı seviyor veya sabah uyansanız daha iyi yataktan hemen çıkmak istemiyorsanız 1 gün öncesindeki alışkanlıklarınıza dikkat etmelisiniz. 7 saatin altında uyanan her türlü uykuda size zarar verir ve bu süreyi hesaplayarak yatağa girme zamanınızı belirlemeli ve bir uyku rütünü oluşturmalısınız. Pek çok insan hafta sonları daha geç uymayı tercih ediyor.
Bunun da aslında en büyük sebeplerinden bir tanesi uykuya dalmadan önce yapılan aktivitelerin sizi uzun süreler ayakta tutması. Sabah erken kalktığınızda o günü daha performanslarında kullanabilirsiniz. Örneğin sabahtan spora gidebilir, gün içerisinde yiyeceğiniz yemeği hazırlayıp daha sağlıklı beslenebilir veya sadece sabahın sessizliğinde bir bardak kahve içip kendinize vakit ayırabilirsiniz. Bir saat erken uyanmak dahi hayatınızda pek çok olumlu değişimi getirecektir.
Eğer erken kalkma alışkanlığına sahip değilseniz bu genel yaşam kalitenizi ne yazık ki olumsuz bir biçimde etkilemeye devam edecektir. Ve sonuncu kötü alışkanlığımız ise çok fazla karşılaştırma yapmak, bir insanın kendine verebileceği en büyük zararlardan bir diğeri de çok sık kendi hayatını başkalarının ki ile kıyaslamaktır.
Artık tüm herkes yaşamını, başarılarını, mutluluklarını, sahip olduğu eşyaları diğer insanlarla paylaşıyor ve ister istemez bizlerin kendi hayatlarımızı diğer kişilerin hayatlarıyla kıyaslamasına sebep oluyor. Psikolojik olarak sürekli diğer insanların başarılarına veya başarıla gibi görünen hayatlarına maruz kalmak bizleri çok negatif bir konuma sürükliyor.
Buradaki mutlulukların başarıların arka planını göremeden direkt sonuca vardığımız için ve kendi hayatımızda bu tür başarılara veya mutluluklara hemen bu şekilde ulaşamadığımızdan dolayı daha depresif hissediyor ve yeni şeyleri denemeye olan hevesimiz çok daha çabuk bir biçimde kırılıyor. Halbuki başkalarının başarısı, başarısızlığı, mutluluğu, iyi günü veya kötü günü size hiç bir değer katmaz, hayatınızı ileri taşımanıza yardımcı olmaz.
Çoğu gerçek dahi olmayan bu paylaşımlara bakıp kendinizi umutsuz vaka olarak görebilirsiniz. O yüzden hayatınızı başkalarının hayatları ile kıyaslamak size zarar vermekten başka hiçbir şey sağlamaz. Konuyu toparlayacak olursak hayatınızı ileriye taşımak için bir anda çok büyük değişimler yapmanın altında izlemektense çok ufak belki mikro seviyede diyebileceğimiz değişimler yaparak çok büyük geri dönüşler elde edebilirsiniz.
Pek çok insan hayatında bir şeyleri daha iyi hale getirmeye çalıştığında tüm alışkanlıklarını baştan sona değiştirmeye çalışıyor ve önce bu plan uzaya fırlatılan bir roket gibi havalanırken çok kısa bir süre sonra motor arzası verip daha hızlı bir biçimde yere çakılabiliyor. Bunu yapmaktansa bahsettiğim mikro değişimleri yaparak makro sonuçları almaya başlayabilirsiniz. Bu bölümde gelişmenin önündeki fark edilmeyen alışkanlıkları konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir.
Bu arada tüm yayının yazılım etmine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümündeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşça kalın.
