Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün başlıktan da anlayacağınız üzere bulunduğunuz ortamı neden terk etmeniz gerektiğini konuşacağız. Belki de yıllardır aynı ortamda yaşıyor olabilirsiniz ve bu ortamda olmaktan da gayet keyif duyuyor olabilirsiniz. Fakat bugün yaşadığınız ortamdan uzaklaşmanın ne gibi faydaları size sunacağını tek tek ince diyeceğiz. İsterseniz daha fazla beklemeden buyurun hemen yayının detaylarına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patron üzerinden bana destek olabilirsiniz. Hayatınız boyunca doğup büyüdüğünüz yerde kaldığınızda kim olduğunuz ve nereden geldiğiniz size sürekli olarak hatırlatılır ve bu sizin kim olduğunuzu beyninizin içinde çok güçlü bir biçimde yer etmesine sebep olur.
Belki yaşadığınız ortamda diğer insanlar tarafından tanınıp bilinmek size güzel hissettiriyor olabilir fakat bilinmeyene doğru giderken de duyulan heyecan daha güçlü hisleri tetikleyebilir. Sadece konum değiştirmek aslında sizi hemen başka bir haline dönüştürmez. Çünkü nereye giderseniz gidin kafanızın içindeki siz öyle hemen kolay değişmez ancak yaşadığınız çevrinin değişmesi hayatınızda radikal değişimler yapabilmeniz için inanılmaz bir katalüzer görevi görebilir.
Beynimiz yeni bilgileri ve çevreyi algılarken ve yeni bir yerde gelişmeyi öğrenirken beynimizin farklı bölümleri harekete geçer ve bu yeni alışkanlıklar edilmeyi kolaylaştırır. Bir yerde doğup büyüdüğünüzde sizin kim olduğunuz çevrenizdeki kişiler ve sizi yetiştirenler tarafından belirlenir. Eğer o çevreden daha önce hiç uzun süreli uzaklaşmadıysanız kendinizin tam olarak kim olduğunu ve neleri başarabileceğinizi henüz keşfedememiş olabilirsiniz.
Yaşadığınız yerdenliği için uzaklaşmanız gerektiğini daha iyi anlamak için gelin bunu farklı kategorilerde inceleyelim. İlk olarak çevre değişimi yenilikleri getirir. Yeni bir yere taşındığınızda yeni bir mahalle tanırsınız. Manavınız değişir, koförünüz değişir, arabanızı serse götürdüğünüz yer değişir, yemek yediğiniz restoran dahi değişir, yeni sokaklar öğrenmeye başlarsınız ve her şeyden önemlisi yeni bir kültüre uyum sağlamınız gerekir.
Diğer insanların nasıl yaşadığını bu sayede gözlemleyebilir, büyüdüğünüz çevreyi ve şartları yeni değişkenler ile karşılaştırabilirsiniz. Hayatınıza bu kadar yenilik geldiğinde beyniniz sürekli olarak öğrenme ve sorgulama modunda olacaktır. Ve bu fazlardaki daha önce hiç yapmadığınız değerlendirmeleri yapmaya başlarsınız. Ben hayatında ilk defa yurt dışına çıktığımda bir gece yarısı kalacağım yere varmıştım ve o akşam direkt yatıp uyudum.
Ertesi sabah sokağa çıktığımda bir cadde inanılmaz hoşuma gitti ve o zamanlarda profesyonel fotoğrafçılığa da merak sarmıştım. Kamerak manlarımı getirip caddenin fotoğraflarını günün böyle farklı saatlerinde çekmeye başladım. O muhitte oturan biri bunu fark edip yanıma geldi ve yıllardır bu sokakta oturmasına rağmen buranın fotoğraflık bir yer olduğunu asla düşünmediğini söyledi.
Ardından fotoğrafları kendisine gösterince o kişinin yıllardır oturduğu bu caddenin aslında ne kadar güzel olduğunu sonradan fark ettiğine benle paylaştı. Hayatını orada geçirmiş biri oranın güzelliğini bir yabancı tarafından öğrenebiliyor ve bu olaydan sonra geri döndüğümde ben de yaşadığım yeri daha detaylı ve farklı bir perspektiften değerlendirmeye başladım.
İkinci kategori ise ev kelimesinin yeni anlamlarının ortaya çıkması yıllarca yurt dışında yaşamış bir arkadaşın bir gün bana evin aslında fiziksel barınacak bir yer değil bunun bir duygudan ibaret olduğunu söylemişti. Evden uzun süreler uzak kaldığında bunu ancak daha iyi bir biçimde anlayabildim. Evden uzaklaştığınızda oranın sizin için neden çok önemli bir yer olduğunu geri döndüğünüzde çok daha iyi anlıyorsunuz.
Bazen ev belirli insanlarla birlikteyken yenilen yemek bazen ailenizle ettiğiniz bir sohbet ya da içten gelip ayaklarınızı uzatıp içtiğiniz bir bardak çay dahi olabilir. Bazen tek başınıza seyahat ettiğinizde ve günlük hayatın monotonluğundan koptuğunuzda ev sizde geri dönme his yaratan yerdir. Belki de bugüne kadar içinde yaşayıp hayatınızı geçirdiğiniz yer sizde o ev duygusunu dahi yaşatmamış olabilir. Bunu da görebilmenin tek yolu bir sörirliğine de olsa o ortamdan uzaklaşmaktır.
Diğer bir kategorimiz ise farklı bakış açıları kazanırsınız. Nereye giderseniz gidin gittiğiniz yerin farklı bir kültürü ve öğrenilecek yeni bir insan grubu vardır. Farklı yaşam biçimlerini tanımak hayatınızı daha önce sorgulamadığınız yönerden sorgulamanızı sağlar. Yeni insanlar ile tanıştıkça yeni hikayeler öğrenirsiniz. Benim kitap okumaya başlamayı hikayemde yeni bir kişi tanıyınca aslında bu olaya adım atabildim.
Yüksek isans eğitimi için yurt dışına çıktığım zaman okula gelen öğrencilerden bir tanesi hayat perspektifimi genişletmeme oldukça yardımcı oldu. Siyahi Amerikalı olan genç bir kız çocuğu ile beraber her gün okula geliyordu ve bu kız sabahları baristalık yapıyordu. Oradan da okula geliyor, okuldan sonra kızıyla ilgileniyor. Aynı zamanda gitar çalıyor ve kitap okumaya da zaman ayırıyordu. Benim hayatımda buna benzer en ufak sorunluluk daha iyi yokken bunların hiçbirini ben yapmıyordum.
İşinden ayrılmış ufak bir bebeği olan bir kişi bunları yapıyorsa ben neden kendimi geliştirmeye zaman ayırmıyorum deyip her akşam kitap okuma rutine oluşturdum ve son 5 senedir de bu rutini koruyorum. Bir iyi alışkanlık kazanınca da bu diğerlerin tetikler hatta The Power of Habits yani alışkanlıkların gücü kitabı bunu en güzel anlatan kitaplardan biridir. Bu sayede yarım bıraktığım kılar neti tekrardan elimi aldım ve her hafta pratik yapmaya başladım.
Bunu haftada 3 veya 4 gün spor yapma izledi ve ardından tüm bu tecrübeleri ve öğrendiğim bilgileri paylaşma isteği işi podcaste kadar getirdi. Bir insan dahi tanımak hayatınızda harika değişimler yapmanızı sağlayabilir. O yüzden yaşadığınız yerden uzaklaşınca hayat perspektifiniz siz fark etmeseniz dahi genişlemeye başlar ve çok daha fazla sayıda fırsat sizin önünüze gelebilir. Diğer bir kategorumuz ise kim olduğunu anlarsın.
Sizi çok iyi tanıyan insanlardan sıyırıldığınızda kim olduğunuzu daha kolay anlayabilirsiniz. Arkadaşlarınızın gözünde içine kapanık kendi dünyasında yaşayan biri olarak bilinebilirsiniz. Böyle bir karaktere sahip olmasanız dahi çevrenizdeki söylemler sizin bu kişiliğin içine sıkışmasını sağlayabilir. Fakat yeni bir çevrede kimse sizin nasıl bir birey olduğunuzu bilmez. Sizi hemen yargılamaz veya bir kalıbın içine sokmaz.
Belki de içinizde bir köşede bir yerlerde kalmış duygular ve heyecanlar bu sayede alevlenebilir. Nazi kamplarında yıllarca esir kaldıktan sonra kurtulmayı başaranlardan biri olan Psikolog Dr. Edith Eva Eager tüm bu hayat hikayesini The Choice and Brace the Possible kitabında harika bir şekilde anlatmış. Soluksuz bir biçimde okuyacağınız kitaplardan biri olduğuna eminim ve kendisinin bu kitapta bahsettiği bir bölüm benim oldukça ilgimi çekmişti.
Nazi kamplarından kurtulan insanların büyük bir bölümü sosyal hayata adapte olamamış ve düzenli bir hayat kurmayı başaramamışlar. Çünkü orada yaşadıkları baskıların etkileri sürekli olarak onlarla kalmaya devam etmiş. Bu kamplarda kalanların tabii ki tıramvatik olarak yaşadıkları çok büyük olaylar var ve bunların öyle hemen silinmesi mümkün değil.
Fakat tüm bu olayları geride bırakıp hayata adapte olabilmeyi başaranlardan Dr. Eva Eager bunu yapabilmenin tek yolunun kendini yeniden keşfetmek ve hayata yeniden başlamakla mümkün olduğunu bu kitapta söylüyor. Eminim hiç biriniz Nazi kamplarındaki kadar kötü şartlarda yaşamıyorsunuzdur ve bu kadar büyük baskılar görmüyorsunuzdur. Fakat bugüne kadar yaşadığınız tüm baskılar sizin potansiyelinize ulaşmanızı dimitlemiş olabilir. Ve bunun farkında dahi olmayabilirsiniz.
Eğer sıfırdan yeni bir hayat kuracak gücü ve özerkliği bulabilirsiniz, artık her şeyi kaybetmekten eskisi kadar korkmayacaksınız. Çünkü çoğunu zaten kaybetmiş ve her şeyi yeniden inşa etmiş olacaksınız. Bu hayatta daha az korkmayı öğrenecek ve yeni şeyler denemekten daha az çekineceksiniz. Ayrıca her zaman eve geri dönebilirsiniz. Çoğu insan değişimden korkar ve hemen büyük adımlar atmak ya da büyük değişimlerin içerisine girmek istemez.
Değişikliklerden başlangıç aşamasında korkmak da gayet doğaldır. Ve eğer olaki istemediğiniz bir deneyim yaşarsanız da rahatlıkla geri dönebilirsiniz. Sonsuza kadar yeni taşındığınız yerde kalma zorunluluğunu hiçbir zaman olmaz. Tabii ki yeni bir şehri taşınmanın duygusal olduğu kadar maaliyacıdan da büyük bir yükü olur ve belki de sizi korkutan şey bu olabilir. Fakat bu kararı almadan önce bir süreliğine orayı ziyaret etmeye ve keşfetmeye gittikten sonra da bu kararı alabilirsiniz.
Böylelikle maddi veya manevi bir yıkım yaşamadan da bu planı hayata geçirebilirsiniz. Ve konuyu toparlayacak olursak çok klişe olacak ama hayat gerçekten çok kısa. 18 yaşına girmek ve ehliyet alabilmek için gün saydığım zamanlar benim için dün gibi geliyor. Fakat kısmet olursa bu yıl 33 yaşına gireceğim. 15 sene nasıl bu kadar hızlı geçti hatırlamıyorum bile. Hepimiz bu hayattan çok kısa bir süre içerisinde gelip geçiyoruz.
Hayatımdaki tüm güzel şeyler denemekten korktuğum olayları yaptıktan sonra geldi ve bunun aslında bir şans olduğunda düşünmüyorum. Eğer yaşadığınız yerden taşınma hissi bir defa aklınızdan geçtiyse dahi zaten tüm işaretler artık bunun zamanının geldiğini gösteriyordur. Çalıştığınız işin size uygun olmadığı düşüncesi kafanızdan birkaç kere geçmeye başladıysa aslında o işten ayrılma kararını çoktan vermiş olursunuz. Çünkü kafanızın içerisinde o hüküm çok önceden verilmiştir.
Sadece bazı korkular yüzünden bunları yapmaktan çekiniyoruz ve böyle istikrarlı kararları bir anda alamıyoruz. Geçenlerde okuduğum bir kitapta çok güzel bir sözle denk geldim. Hayatınızda sahip olmak istediğiniz her şey korkularınızın arkasına saklanmıştır diyor, diyor. Diyazar her yayında söylediğim gibi deneyip yanılmanın pişmanlığı her zaman kolayca unutulup giderken keşke deneseydemin pişmanlığı asla silinmez.
Demek istediğin bazen bir uyanırsınız ve yıllar geride kalmıştır ve zamanın nasıl geçtiğini dahi anlamamış halde kendinizi bulursunuz. Şimdi bir adım atmazsanız ve kendinizi dinlemeyi başaramazsanız gelecek 10 yıl içerisinde bundan dolayı duyacağınız pişmanlığın üstesinden kendi başınıza cidden gelebilir misiniz? Bu bölümde bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmanın ne gibi faydaları size getireceğinden konuştuk.
Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yatılım etine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümdeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.
