Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün deponuzdaki tüm enerji bittiğinde ne kadar daha yol kat edebileceğinizden konuşacağız. Hayat sürekli olarak yüksek miktarda enerjiye gereksinim duyuyor. Fakat bu enerjiye sahip değilseniz bunun üstesinden nasıl gelebileceğinizi bu yayında beraber tartışalım istiyorum. İsterseniz daha fazla beklemeden. Buyurun hemen yayına geçelim.
Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patryon üzerinden bana destek olabilirsiniz. Gül içerisinde sadece fiziksel olarak enerjiye değil zihinsel olarak da enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Eğer ki bu enerji olması gerekenden daha az miktarda olursa gün boyunca daha yorgun hissetmek ve yaşam kalitenizinde bundan dolayı düşmesi kaçınılmaz bir sonuç olabilir.
Tıpkı deposundaki benzin bitmek üzere olan bir araba gibi dışarıdan her şey mükemmel görünse de yüz metre gidecek gücü kalmamış hâlde kendinizi bulabilirsiniz. Özellikle giderek daha yoğun hâle gelen yaşam biçimlerimiz bunu tetikleyen en büyük değişken ve pek çok kişi için yavaşlamak veya bir süre işlerden uzak kalmak yanlış bir yaklaşım olarak görülebiliyor.
Eğer ki gün içerisinde 20 adet görevi tamamlayamazsınız o günü başarısız bir gün ilan ediyor olabilirsiniz. Fakat deponuzu doldurmadan yaşamaya çalışırsanız başladığınız işleri bitirmekte zorlanır ve çoğunlukla yarım bırakırsınız. Bu çok uzun sürederde tekrarlanırsa da kronik yorgunla dahi dönüşebilir, hiçbirimiz robot değiliz hepimizin sınırlı bir enerjisi var daha etkili ve üretken olabilmek için depolarımızı belirli aralıklarla doldurmak zorundayız.
Eğer ki kendinize zaman ayırmayı bir lüks olarak görüyor ve sürekli olarak bu yönde cümledir kendinize söylüyorsanız durum pek de iç açıcı olmayabilir. Örneğin yapacak çok işim var. Dinlenme tembel insanlar içindir veya öldüğümde dinleneceğim gibi düşünceleri sürekli olarak kendinize söylüyorsanız bu düşünceler davranışları büyük ölçüde etkiler. Başka bir yayında düşüncelerin davranışları nasıl etkilediğinden konuşmuştuk, o yayına dinlemeyenler için kısaca konuyu toparlayayım.
Düşüncelerimiz davranışlarımız üzerinde çok büyük bir etkiye sahiptir. Bu nedenle dinlenemeyeceğinizi düşünmek, dinlenmek için ayıracağınız zamanı çok fazla oranda limitler, kafamızdaki düşünceler doğru olsun olmasın çok sık tekrarlanırsa, otomatik olarak bunları inanmaya başlarız. Bu nedenle kendinize söylediğiniz kelimeleri dikkatle seçmelisiniz, enerjiniz bittiğinde bunu inkar etmek veya bunu bir başarısızlık olarak görmek yerine bunun doğal olduğunu kendinize hatırlatmanızda fayda olacaktır.
Eğer ki enerjinizin bittiğini hisseder ve bu zamanlarda dinlenmek için zaman ayırabilirsiniz, uzun vadede daha üretken olabilirsiniz, aynı zamanda kendinizi tüketmeden bu molaları vermek hayattan daha fazla keyif almanızı sağlayacaktır. Pek çok kişi bir işin ortasında veya bir sorumluluğun baskısı altındayken verilen araları gereksiz veya işe zarar verici olarak görebiliyor fakat çok çalışmak her zaman birimli çalışacağınız anlamına gelmez.
Depo boş olduktan sonra en ızlı arabaya sahip olsanız dahi hiçbir anlam ifade etmez. Günlük hayatta tipik olarak nasıl hareket ettiğinizi ve görevlere nasıl yaklaştığınızı düşünmek ve yazmak yararlı olabilir. Biz çoğunlukla farkına varmasak dahi davranışlarımızın çoğu otomatiktir ve bize genellikle pek fazla kontrol şansı vermez. Fakat otomatikleşmiş bu davranışları fark edebilirsiniz, düzenli olarak tankınıza yakıt ikmali yapmak için neyi farklı yapabileceğinizi düşünebilirsiniz.
Bir görev ile uğraşırken otomatikleşmiş davranışları tespit etmek için şu soruları sormak faydalı olacaktır. İlk olarak görevleri tamamlamak için mümkün olan en kısa sürede mi çalışıyorsunuz yoksa onları erteliyen bir misiniz? İkinci soru ise görevler tamamlandığında mola vermek sizin için zor oluyor mu? Üçüncü soru ise genellikle görevler arasında hızlı mı ilerliyorsunuz yoksa makul bir sürede mi bunu yapıyorsunuz?
Eğer ki karşılığa gittiğiniz pek çok görevi, benim gibi en kısa sürede tamamlama ilmine sahipseniz ve çoğu kişi gibi bir görev ne kadar hızlı ortadan kalkarsa o kadar rahat edilir diye düşünüyorsanız bu aslında çok da doğru değil. Sahip olduğunu sorumluluktan hemen kurtulabilmek için acele ederek aslında sürekli bir biçimde tankınızı boşaltmaya başlıyorsunuz ve yorgunluk miktarınız hızla yükseliyor.
Gün içerisinde karşınıza gelen işlerdeki veriminizin de buna endeksiz olarak düşmesi çok da şaşırtıcı değil. Buradaki çözüm sorumluluklardan kaçmak değil tabii ki fakat tüm görevlerin çok acil olmadığını kendinize hatırlatmak ve enerjinizin hepsini bir anda kullanmak yerine dinlendirici molalar verip işleri ufak parçaları bölerek halletmek yorgunluğunuzu daha iyi yönetmenizi sağlayacaktır.
Fakat bazen farkına dahi varmadan çok fazla sorumlulukla başa çıkmaktan ötürü kronik yorgunluğa sahip olabilirsiniz. Kronik yorgunluk özellikle bir işi bitirmek uğruna kendisini aşırı zorlayan insanlarda daha da belirgin şekilde gözleniyor ve bu kişiler bir görev tamamlanıncaya kadar genellikle durmama eğilimindedirler. Belki de sahip olduğunuz sorumlulukları daha geniş zamanda bitirme şansınızda olmayabilir.
Bu durumda hala etkili bir biçimde çalışıp kendinizi tüketmeden bu görevleri yerine getirebilmenin bazı yolları var. İlk olarak bir görevle ilgilenirken yorgunluğun kaç dakika sonra geldiğini tespit etmek sizin aktif çalışma sürenizi bulmanızı sağlayacaktır. Ardından kaç dakikadık bir mola'nın sizi yenilediğini keşfetmelisiniz. Tabi ki ne tür bir mola'nın sizi rahatlattığını ve yenilediğini de bulmak oldukça önemli.
Ben genellikle kulaklıkla müzik dinleyerek bunu yapıyorum bu molalara geçiriyorum. Ya da sabahın erken saatleri ise kahve molaları beni yeniliyor. Öğleden sonra ise de bitki çey ve bazı ufak atıştırmalıklarda benim favori molalarım bu molaların bir süreye tabi olması da oldukça önemli çünkü bazen anlamadan bu molalar çalışma süresinden bile fazla olabiliyor. Ben bunu önlemek için saatime 15 veya 20 dakikadık alarmlar kuruyorum. Böylelikle gereksiz yere mola süresini uzatmamış oluyorum.
Ayrıca tam olarak saat kaçta işi bitireceğinizi belirlemek de çok önemli. Şahsen ben sabah 5'te güne başladığım için saat 2'den sonra kendim istesemde bir şey üretecek gücüm kalmıyor. O yüzden saat 2 benim mesai min bitişi. Belki de 9-5 işlerde çalışan kişiler için bu pek de kontrol edilebilir bir kavram olmayabilir. Yapılan bir araştırmaya göre kurumsal firmalarda çalışan insanların aktif olarak çalıştıkları ortalama sürenin 3 saatin altında olduğu keşfedilmiş.
Aslında kurumsal firmalar bizleri her ne kadar günde 8-10 saat çalışmaya zorlasa da pek çoğumuz 3. saatin ardından sadece mesai doldurmak için o süreyi harcıyoruz. Buradan da hala katı çalışma saatlerini takip eden firmalara isyanımızı duyurmuş olur zungarım ve böylelikle bir yayının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklama har bölümdeki link üzerinden ulaşabilirsiniz.
En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
