Herkese merhabalar yeni bir yayına da hoş geldiniz. Bugün başarılı olmanın ne kadar vakit aldığını tartışacağız. Hepimizin bildiği başarılı insanların kariyerlerinde en üst noktarı ulaşmalarının ne kadar aldığını bu yayında birlikte inceleyeceğiz. İsterseniz buyurun hemen yayına geçelim. Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patron üzerinden bana destek olabilirsiniz.
Başarıdan bahsedilince çoğu kişi kendi yaptığı işi veya çalıştığı alandaki başarısını diğer insanlarla karşılaştırmayı tercih ediyor. Aslında bu kişileri örnek alıyorsanız zararlı bir şey değil fakat sürekli olarak onların başarısını düşünerek ve onların sizden daha şanslı olduğu için bu başarıya sahip olduklarını düşünüyorsanız burada bir duraksamakta fayda var. Örneğin neden bu kişinin Twitter'da benden daha fazla takipçisi var?
Neden bu kişiyi YouTube'da milyonlar takip ederken beni kimse fark etmiyor? Veya neden benzer ürünleri satarken bu kişi benden daha fazla müşteriye sahip sorularını soruyorsanız gelin bunun arkasındaki sebeplere bir bir bakalım. Amerikalıyazar John Ackoff'un bu konuda harika bir sözü var kendi başlangıcını asla başkasının ortasıyla kıyaslama.
Başarılı olarak tanıyıp gördüğümüz kişiler aslında çok uzun süredir aynı sektörde işler üretiyorlar fakat tanınır ve başarılı hale gelmeleri genellikle çok uzun süreler alıyor ve bu başarıya ulaştığında sadece biz bu kişilerin farkına varıyoruz ve o esnada da geçmişlerini ve bu işler için ne kadar fedakarlık yaptıklarını çoğunlukla özerde ediyoruz.
Malcolm Gladwell'ın yazdığı Outliers kitabında herhangi bir becerede başarılı olmanın yani ustalaşmanın yapılan araştırmalara göre 10 bin saat oldu bulunmuş. 10 bin saat kuralı da bu kitapta bahsedildikten sonra oldukça yaygın bir hale geldi. Bu kitabı inceledim bir yayın yapmıştım daha detaylı bir bilgi almak isterseniz de o yayının linkini de bırakıyorum.
Peki 10 bin saat ulaşmak cidden ne kadar sürer eğer her hafta bir konu üzerine 40 saat vakit ayırdığınızı varsayalım ve yılda 50 hafta boyunca bunu uygularsanız ki yılın 52 hafta olduğunu biliyorsunuz 2 haftada tatil verdiğinizi varsayalım kendinize 10 bin saate ulaşmanız yaklaşık olarak 5 yıl alacaktır. Fakat 5 yıl boyunca kusursuz bir biçimde her hafta 40 saatinizi bu işe ayırabilmek de çok gerçekçi değil açıkçası. Pek çok insan için bu süre 5 yılın çok daha üzerinde oluyor genellikle.
Geçenlerde MB'in unutulmaz yıldızlarından biri olan Kobe Bryant'ın Hayatı ve Kariyerini anlatan Mews adlı belgeseli izledim. MB'nin Kariyerinde zirveye ulaşabilmesi için aslında tüm hayatına ortaya koyduğunu bu belgeselde görüyorsunuz ne kadar üst düzey bir özveri disiplin ve bağlılıkla basketbola zaman ayırdığını ve ne kadar çok fedakarlık yaptığını görünce bu başarının çok da şaşırtıcı olmadığını fark ediyorsunuz.
Şu an benim de bir şeydir üretmeye çalıştım bu podcast dünyasında da böyle isimler var. Bunlardan bir tanesi Dave Ramsey kendisi bir kişisel finans uzmanı fakat dünyada en çok tanınan ve bilinen kişisel finans uzmanlarından bir tanesi Dave Ramsey nasıl para biriktirebileceğinizi gereksiz harcamalardan nasıl kurtulabileceğinizi kendi yaptığı yayınlarda anlatıyor fakat 20 yıldır bu yayınları kesintisiz olarak yapıyor. Sonuç duymadığınız tam tamına 20 yıldır bu yayınları aralıksız olarak yapıyor.
Tabii ki 20 yıl önce podcast gibi bir şey mevcut değildi. Kendisi ilk olarak bunu radyoda yapmaya başlamış ardından digital platformlara yaptığı işi taşımış her gün 3 saat haftada 5 gün bu yayınları hiç aksatmadan 20 yıldır devam ediyor. Tüm podcast platformlarında kendisi çoğunlukla en çok dinlenen ilk 10 podcast arasında bu yayınları aralıkla alışverişle yetiştiriyor. Fakat bu başarının arkasında 20 yıllık bir emek yatıyor.
Bu konuyu araştırırken de Messi'nin geçenlerde paylaştığı harika bir tweet'e denk geldim. Kendisinin bir gecelik başarıya ulaşmasının tam tamına 17 yıl ve 114 gün aldığını paylaşmış aslında bizim bu tanıdığımız bütün başarıda isimlerin arka planlarında inanılmaz emekler yatıyor. Bakacak olursanız belli ortak noktalar göreceksiniz. İlk olarak başarı her zaman beklenenden daha geç geliyor. Pek çoğumuz başarının şimdi olmasını istiyoruz.
Daha sonra değil, herhangi bir gün değil, yarın bile değil şimdi tam olarak şu anda başarının bizlere gelmesini istiyoruz. Ama bir yemek yüveçte pişirildiğinde mikro dalgaya göre çok daha lezzetli oluyor. Neden pek sizce böyle? Çünkü yiyeceklerdeki bazı tatların ortaya çıkması zaman oluyor ve onu bir anda böyle ışınlayarak daha hızlı bir şekilde aynı tadı elde edemiyorsunuz ne yazık ki. Yaptığınız yemeğin kısık ateşte sürekli olarak içten içe kaynaması gerekir.
Bu esnada sabır edip kıvamına gelinceye kadar da beklemek gerekiyor. Hayattaki en iyi şeylerin gelişmesi, ilerlemesi ne yazık ki zaman oluyor. Hatta bekleinlenden çok daha uzun bir zaman alıyor. Başarılı insanların geçtiği yolda karşılaştığı en büyük problemlerden. İkincisi de yolun daha yarısına gelmeden pes etmek istemekmiş. Set Code'in yazdığı the deep yani dalış kitabında pes etmenin evrederinden bahsediliyor.
Ayrıca kendisi başarıya ulaşmadan önce pek çok kişinin dalışa geçti ve dibe doğru gittiğini gözlemlemiş ve bu dalışın ardından dipte olduğunuz o andan en üstte çıkabilirseniz ki bu karşınızda en çok ve en büyük en gelin olduğu durum ve çok az sayıda insan sadece bunu başarabiliyor. Fakat karşılığında alınan ödülün çok büyük olduğunu Set Code'in bu kitabında savunuyor.
Pek çoğumuzun aslında yeni bir hedef koyması ve işin ilk başında inanılmaz heyecanlı hissetmesi oldukça doğal belki yeni bir enstrüman öğrenmeye heves edip başlamışsınızdır. Fakat iş çok fazla pratik yapmaya ve giderek kompleks hale geldiğinde yani düşüşe geçtiğinizde pes etmek en kolay çözüm olarak gözükebilir. Ve bunlardan bir anda o enstrüman kışlıkların arasında kendini bulabilir. Ve Set Code'in bu dalış evresini tam olarak şu şekilde tanımlıyor.
İş hayatında ilişkilerde veya yaşamda sık sık dip noktasında ulaşırız ve yokuş yukarı çıkmak üzereyken hemen bırakırız. Ancak kazananlar engellene kadar büyükse onu aşmanın ödülünün de o kadar büyük olduğunu bilirler. Bu arada bu kitabı da okumadıysanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Sadece 96 sayfalık bir kitap, yazın dili de inanılmaz yalın bir solukta okunabilecek ve tek bir konuyu harika bir biçimde ele almış bir kitap. Bu kitabın linkini de sizler için bırakıyorum.
Aynı zamanda üstesinden gelemeyeceğiniz zorlukların farkına varıp pes etmek erdemli bir davranıştır. Fakat tam dipten yokuş yukarı tırmanmaya başlamışken sadece işin zorluğundan dolayı pes etmek doğru bir tavır değil, zorluklarla mücadele etmeye, iş yapmaya, üretmeye, dışarıdaki seslere aldırış etmeden çalışmaya devam edebilenler tabii ki doğru alanda bunu yapıyorsa er ya da geç başarının tadına bakacaklardır. Ayrıca bu işler bu kadar kolay olsa sizce dünyada başarısız insan olur muydu?
Bunu bir düşünün çalıştığınız alanda veya gerçekleştirmek istediğiniz hayaldeki şeyler bu kadar basit ve ulaşması bu kadar kolay olan şeyler olsaydı sizce milyonlarca insan çok hızlı ve kolay bir biçimde bunlara erişmez miydi? Veya da dünyada sizce neden bu kadar fazla kilolu veya o bez insan var? Diyete sağlık kalmak, düzenli spora gitmek, hayatlarını sağlıkları için disipline etmek çok kolay olsaydı sizce o bez insan kalır mıydı?
Dünyada sayısı az veya kızıtlı olan şeyler her zaman daha değerlidir, mutluluk her saniye yaşanılacak bir şey değildir o yüzden daha çok değerlidir. Huzur, sağlık, para, aşk, sevgi bunların hepsi pek çok insanın sürekli olarak aynı anda sahip olamadığı şeylerdir ve bu yüzden her yeni yılda bu beş madde dünyada en çok dilenen yeni yıl isteği olmuştur. Yayını bitirmeden hayatımdan da ufak bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ben amatör bir kılarnetçiyim 2009 yılında Kadıköy modada bir kılarnet kursu ile bu madderama başladım. 2002 yılında Latcho Taif'ın çıkardığı Hicaz Dolap halbümü ile ilk defa hüsnü şenlendiriciden kılarneti dinledim ve mesd oldum. İnanılmaz bir istekte ben de kılarnet alıp aynı şekilde çalmaya niyetlendim ve neredeyse üzerinden iki yıl geçti. Arkadaşlarımla beraber bir akşam yemeğinde buluştuk benim de o sırada kılarnetim yanımdaydı.
Yoğun istek üzerine tabii ki kılarnet çalmam istenince ben de birkaç parça çaldım fakat amatör biri de olsanız herkes sizden hüsnü şenlendirici ayarında veya da ona yakın bir ayarda bir performans bekliyorlar. Çoğu kişi oğlum bu içte hüsnünün çaldığı kılarnet gibi değil dedi bana ve ben de hüsnü gibi olmak ne kadar zaman alır acaba deyip kendisinin hayatını araştırdım. Bizim belki 3-4 dakikalık keyifle dinlediğimiz bir parça için müzisyenlerin bir ömür verdiklerine o zaman anladım.
Tam 40 yıldır hüsnü şenlendirici kılarnet çalıyormuş. 5 yaşında bu işe başlamış ve şu an itibariyle kendisi 46 yaşında TRT Müzisyen kendisinin hayatını anlattığı bir belgeseli izledim. Bir ara her işe gider olduğundan ve eve gelip bu hayatta ne yaptığını sorguladığından bahsediyordu. Ve bu esnada inanılmaz bir cümle söyledi hayatında kılarnetten başka hiçbir mesleği olmadığından ve tüm hayatını sadece bir enstrüman'a adadığından bahsetti hüsnü şenlendirici.
Ben hala kılarnetimle olan bu macerama devam ediyorum. Fakat bir işte başarılı olmanın ne gibi fedakarlıkları aldığını bu esnada çok daha iyi anladım. Başarı çoğunlukta geç geldiğinden yolun yarısında pes etmeye sürüklediğinden ve görünenden çok daha zor biçimde geldiğinden dünyada sadece çok az insan büyük başarıları imzatabiliyor. Umarım sizin de çaba sarf ettiğiniz alanda bu kadar zorluğu aşmayı gerektiren başarı bir gün sizlerinde tadına bakabileceği bir şey olur.
Bugün de böylelikle bu yayının sonuna gelmiş oluyoruz. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etine ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümündeki link üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısıl sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.
