Herkese merhabalar yeni bir yayına daha hoş geldiniz. Bugün minimalist yaşam tarzını ve az eşyağya sahip olarak yaşamının ne gibi etkileri olduğundan konuşacağız. İsterseniz buyurun hemen yayına geçelim. Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patroon üzerinden bana destek olabilirsiniz. Minimalizm kavramı çok eskilerden beridir.
Var olsa da ikinci dünya savaşının bitmesiyle insanlar yerleşik düzene geçtiler ve tarihte daha önce hiç görülmediği kadar eşya satın almaya başladılar. Artık mutfaklara ufak elektronik aletler eşlik etmeye başladı. Salonlarımıza ise daha fazla mobilya girdi. Sanayi devriminin hızlanması ile herkesin kapısının önünde arabalar belirmeye başladı ve henüz bu devrimin etkisine adapte olamadan teknoloji devrimi geldi.
Her bir icat diğer bir icadı tetikledi ve insanların ihtiyaç listesi giderek genişlemeye başladı. Toplumun yapısı da sahip olduğundan eşyalar ile övünen bir hale geldi. Sahip olduğumuz evi, arabayı, hayat koşullarını diğer insanlara göstermek veya bahsetmek eskiden çok ayıp olarak görülen bir şeyken şimdi ise herkesin bu eşyalara sahip olunca ilk yaptığı şey bunları paylaşmak oluyor.
Peki bu kadar çok eşyağe sahip olunca bu eşyalar bizleri maddi ve manevi olarak daha iyi bir konuma cidden getiriyorlar mı? Yoksa her geçen gün bizleri daha da depresif mi yapıyorlar? İsterseniz gelin bu soruyu daha iyi cevaplayabilmek için farklı kategorilerde bu konuyu ele alalım. İlk olarak önemli olanı kaçırmak. Şu saniye gidip gardrobunuzu açsanız eminim o gardrobun her rafında veya askılarda bir sürü kıyafetiniz vardır.
Peki bunlardan en çok sevdiğiniz ve asla o kıyafetler olmadan bir yere gitmeyeceğiniz kaç adet eşyağınız var? Büyük ihtimal iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar asla eşyayı seçersiniz. Peki bu 10 adet eşyayı şu an odolaptan bulup çıkarmaya çalışsanız sizce bunu hemen böyle bir anda yapabilir misiniz? Büyük ihtimalle bunu yapmak için özellikle kadınların saatlerini harcaması gerekiyor.
Aslında bizler için önemli olan üzerimize en çok yakıştırdığımız kıyafetleri daha sık giymek ve daha güzel görümek iken gereksiz eşya kalabalığından dolayı her gün sevmediğimiz kıyafetleri gerek dışarı çıkmak zorunda kalıyoruz. Bu yaklaşım aslında sadece kıyafetler için değil hayatınızda diğer daha pek çok alanda geçerlidir. Örneğin gereksiz arkadaş kalabalığı gerçek arkadaşlarınıza vakit ayırmanızın önüne geçer.
Masanızın dağınıklılığı ve karmaşası sizin için önemli olan göreve başlamanızı geciktirir. Yemek yaparken yüzlerce baharat arasından size lazım olanı bulmak her zaman daha zordur ve vakit kaybettirir. İkinci madde ise daha fazla özgürlük eşya biriktirmek bir çapa gibidir aslında bizim hareket etmemizi giderek zorlaştırır. Sahip olduğumuz eşya sayısı arttıkça bunları kaybetme korkumuzda buna en deksi bir biçimde artar.
Bulunduğunuz yerden uzaklaşmak aldığınız her eşya ile daha da zor bir hale gelir. Bir de bu eşyalar alabilmek için borçlanmanız gerekti ise bu sizi daha stresli bir konuma sürükler. Bu borç bir defa başladı mı bir daha sonu gelmez çünkü sürekli olarak gözümüzü boyayan yeni eşyalar dikkatimizi çeker. Borçlandıkça da daha fazla çalışmak zorunda kalırız ve bu döngü sürekli olarak bu şekilde devam eder.
Bahsettiğim durum tabii ki hiçbir eşyağınız olmasın ve böylelikle de hiç çalışmayın anlamına gelmiyor. Ancak daha fazla eşyağya sahip olmak bunları ayakta tutabilecek daha fazla maddi gücede sahip olmayı beraberinde getiriyor. Daha lüks bir arabanın bakımları genelde daha maliyetli olur. Daha büyük bir evde yaşamanın bedeli her zaman daha fazladır. Bunları ulaşmak için daha fazla çalışmak ve size kalan şahsi zamandan daha fazla fedakarlık yapmanız gerekir.
Diğer bir madde ise sağlığınıza ve hobilerinize zaman ayırabilmek sahip olduğunuz her eşyanın bir amacı olur. Ve bu eşyaların her biri sizin zamanınızdan bir süreyi kesinlikle çalar. Yeni bir oyun konsola aldığınızda içinde keşfedilecek bir sürü içerik olur. Ve her akşam belirli bir süreyi ona harcarsınız. Netflix aboneliği göz kamaştırıcı filmleri size getirir. Vaktinizi çalmak için harika bir eğlence aracıdır.
Çok fazla kıyafetin yıkanması, kurutulması, ütülenmesi ve raflara yerleştirilmesi siz farkına varmadan her hafta muazzam bir zamanınıza el koyar. Aslında her insan kendine ait zamanı, rahatlatıcı aktiviteler yapmak, kendini geliştirmek, ailesi ve sevdikleriyle daha fazla zaman harcamak için kullanmak ister. Spora gitmek, doğada zaman geçirmek, evde sevdiklerinizle beraber yemek yapmak, iyi bir kitap okumak veya seyahat etmek, iyi bir planlama ve boş vakit ister.
Ancak eşyaların bizlerden çaldığı zamanlara dur deyip bu işlere vakit ayırmak oldukça zordur. Çünkü biz farkına varmadan genellikle bu zamanı çoktan harcamış oluruz. 4. maddemiz ise hiç bir zaman sonu olmayan bir döngüye girmek, The Psychology of Money yani paranın psikolojisi kitabında bahsedilen çok güzel bir bölüm vardı. Bu bölümde ne kadar paranın sizin için yeterli olacağını sorgulamanız isteniyordu.
Bir nevi en üstlimitin ne olduğunu sorgulamak ve bir rakam belirlemek aslında hiç kimsenin yapmadığı bir davranış. Çünkü hiç kimse para konusunda kendine bir üstlimit koymak istemiyor ya da bu konuyu çok fazla düşünmüyor. Ancak bunu yaparsanız satın alma döngüsünün içinden çıkabilmek için bir şansınız olur. Her zaman sizin sürdüğünüzden daha iyi bir araba piyasaya çıkar. Sizin oturduğunuz evin kullandığınız tüm elektroniklerin daha iyisi sürekli olarak yapılır.
Bu yüzden satın alma sonsuz bir döngüdür, hiçbir firma müşterilerinin ürünlerini sadece bir defa masus satın almalarını istemez. Amaç her zaman müşterinin sürekli olarak geri gelmesidir. Temel ihtiyaçlarda bu döngüde olmak aslında yanlış değil bir gereksinimdir. Fakat ciddi anlamda gereksinim olmamasına rağmen sürekli olarak bir şeylerin ihtiyaçmış gibi sunulması ve insanların bunlara rağbet göstermesi bu oyunun içinde sıkışıp kalınmasına neden olur. Son maddemiz ise az eşya mutluluk getirir.
Madde eşyalara bağımlı yaşamlar depresif olmayı ve mutsuzluğu beraberinde getirir. Hayatınızı sadeleştirirseniz daha sakin ve huzurlu bir yaşama sahip olabilirsiniz. Endişelenmeniz gereken eşya sayısı ne kadar azalırsa sizde o kadar huzurlu olursunuz. Çok fazla seçim yapmak zorunda olmak bize her zaman stres yaşatır. Ben her altı ayda bir gardorabımı açıp son 3 ay içerisinde giymediğim her eşyağı bulup bunları bağışlıyorum.
Çekmecelerim aynı şekilde her 3 ayda bir kontrol edip kullanmadığım gereksiz eşyaları eliyorum. Böyle ufak tefek değişimler sayesinde istediğim her şeyi çok daha hızlı bir şekilde bulur hale geldim ve yapmam gereken seçimler bu sayede bayağı azaldı. Hayatınızı gereksiz dağınıklıklardan arındırmayı başarabilirseniz sizin için gerçekten önemli olan şeylere daha kolay odaklanabilir ve hayatınızdaki kargaşayı en azı indirebilirsiniz.
Hayatınızda boy gösteren her kargaşa sizin boş yere zaman harcamanıza sebep olur. Yaptığınız işlerde sahip olduğunuz ilişkilerde daha üretken ve verimli olmak için daha sade bir yaşama sahip olmanız gerekir. Konuyu toparlayacak olursak satın alma tutkusu bizlere geçici mutluluk sağlasa da uzun vadede daha depresif hissetmemize sebep olur. Materyallere bağlı yaşamak sürekli olarak daha fazlasını ve daha iyisini istememize sebep olur.
Daha satın alma ekonomiyi yaralasa da kazandığınız miktarın üstünde harcamalar yaptığınızda bu sefer bu işten hem maddi hem de manevi yönden olumsuz etkilenen siz olursunuz. Minimalizm üzerine daha fazla bilgi almak isterseniz de Netflix'te yayınlanan Minimalizm Documentary about the important things adlı belgeseli izlemenizi tavsiye ederim. Bu belgeselin ilk versiyonu 2015 yılında, ikinci versiyonu ise 2021 yılında The Minimalist Less Is Now adıyla yayınlandı.
Ben her ikisini linkini sizler için açıklamalar bölümünde bıraktım. Bu bölümde az eşaya sahip olmanın bizlere ne gibi faydalar sağladığını konuştuk. Umarım sizlere faydalı bilgiler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etni ve yayında kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümdekilink üzerinden ulaşabilirsiniz. En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.
