Herkese merhabalar. Bugün biraz aşk meşgulaylarından konuşalım istiyorum ve teknolojiyle beraber bu tür konulara olan yaklaşımlarımız artık tamamen farklı bir boyuta gelmiş durumda. Artık aşkı bulmak için Tinder şart mı gelin bu konuya bir bakalım. Bu arada yaptığım yayınları beğeniyor ve yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız dinlediğiniz platformlardan abone olarak tüm yayınlara anında ulaşabilir veya patron üzerinden bana destek olabilirsiniz.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık algoritmalar her şeyi bizden daha iyi bilir ve neredeyse bizi kendimizden daha iyi analiz eder bir hale geldi. Bir restoran aradığınızda sizin en fazla keyif alacağınız ve Damak Zewik'inize uyan en iyi restoranları bu algoritmalar kolayca bulup önümüze getirebiliyor ve bazen de aldığınızda sizi mutlu edecek eşyaları çok fazla mutluluk verecek eşyaları.
Bütçenizi açsa dahi bu algoritmalar yine bulup bizlere sunuyorlar. Nereye tatile gideceğimizi bile artık bu algoritmalar bu programlar bizlerden daha iyi bilir bir hale gelmiş durumdalar. Madem bu algoritmalar bu kadar akıllı ve bu kadar iyi analizler yapabiliyorlarsa bizler için neden hayatımızın aşkını da bulmasınlar?
Görünüşe göre bu programlar çoktan bu oyuna dahil olmuş durumdalar. Yapılan bir araştırmaya göre 2009 yılında online platformlarda tanışan insanların sayısı %17 iken bu rakam 2019 yılında %37'ye gelmiş durumda. Peki bu online platformlarda cidden çığımızın vasun çöp çatan araçları mı? Eminim ki bu platformlardan tanışıp güzel ilişkiler yürütenler de vardır fakat Madalyonun öteki yüzüne bakmadan bu konuyu es geçmemiz ne yazık ki mümkün değil.
İzlemediyseniz netflix'de yayınlanan Tinder Swindler belgeseline izlemenizi tavsiye ederim. Tinder'ı kullanıp kendini milyonlar olarak tanıtan bir dolandırıcanın gerçek hayat hikayesini anlatan bir yapım bu. Tabii ki burdaki herkesin dolandırıcı olduğu anlamına gelmiyor fakat bu tarz platformlar kişisel güvenliğinizi çok kolay bir biçimde deşifre edebiliyor.
Hiç tanımadığınız bir yabancı ile görüşmeye gitmekteki tehlikelerden değil daha çok bu işin psikolojik kısmı da bu yayında odaklanmak istiyorum. Öncelikle Tinder ve slot makineleri arasındaki bağlantıdan bahsedeceğim. Eğer ki Tinder'da her sağ kaydırıldığında bir eşleşmeye denk gelseydiniz o uygulama size ne yazık ki çok da çekici gelmeyecekti.
Fakat sürekli olarak sağ kaydırmanıza rağmen hiçbir eşleşme olmazsa yine o uygulama size çekici görünmeyecektir. Peki bu sistem tam olarak nereden geliyor? Bu sistemi ilk kullanan işletmeler, kumarağıneler özellikle slot makineleri bu sistemin birebir aynısını kullanıyor. Kazanabilme ihtimali bir ödül mekanizmasını tetiklediği için beynimiz sürekli olarak o ihtimalin peşinden koşuyor. Pek çok kumar bağımlısında bağımlı hale getiren şey aslında bu dürtü diyebiliriz.
Fakat Tinder bunu bir adım daha ileriye taşıdığı flört uygulamaları bu işi oyunlaştırarak kaydırma eğliminin kazanma dürtüsünü tetiklemesi için sadece belirli aralıklarla kullanıcılara eşleşmeler sunmaya başladılar. Yani her eşleşmede kullanıcıların ağzına bir parça bal çalarak bu işi en üst derecede bağımlılara getirebilecek sistemi başarıyla inşa ettiler. İnsan beyni ise varoluştan beridir, ödüllerin peşinde koşar ve toplayıcılık avcılık döneminden bugüne kadar bu değişmemiştir.
Yemek, su, barınak gibi temel ihtiyaçları karşılayabilmek için ortaya çıkan en ufak bir işaret beynimiz tarafından hemen fark edilir ve bunun sonunda bir ödül olduğunda bildiğimizden dolayı bu bazen işte karnınızı doyurma veya tehlikelerden korunma olabilir. Beynimiz ödülleri odaklı hareket etmeye programlanmıştır.
Aslında flört etmenin amacı daha derin bağlantılar kurabilmek için ortak noktalar bulmak iken flört uygulamaları flörtün kendisini düşüp maliyette ve yüksek ödüllü bağımlılık yapan bir oyuna dönüştürmeyi başardı. Peki, istatistikler neler söylüyor bu konu hakkında? Bir de bunları inceliyelim. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre flört uygulamalarını dünya çapında kullanan insan sayısı tam tamına 323 milyona ulaşmış.
Tinder kullanan insanları %40'den fazlası ise zaten bir ilişki içerisindeymiş. Hatta bir kadınla buluşmaya giden erkeklerin %22'si bu görüşme esnasında Tinder'ı kullanmaya devam ediyormuş. İşin bir de psikolojik yanı var. Tabi ki flört uygulamalarını kullananların normalden 3 kat daha fazla stres ve endişe duygusu yaşadığı bulumuş.
2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre de Tinder kullanıcılarının kendi görünüşlerine beğenme oranının ve öz güvenlerinin normale oranla çok daha düşük olduğu keşfedilmiş. Birt olarak karşı cins tarafından beğenilme arzusu ve red edilme ile sık sık %100'e gelmek ve bunlara çok uzun sürelerde maruz kalmak ne yazık ki psikolojik açıdan bizlere zarar vermeye başlıyor.
Ayrıca kadın kullanıcıların %46'dası uygunsuz resim ve mesajlar aldıklarını genç kızların ise %19'unun bu platformlardan tanıştıkları kişiler tarafından şiddete maruz bırakıldıkları ortaya çıkmış. 2021 yılında flört adı yapılan bir ankete göre kadın kullanıcıların %88.8'i en az bir kere cinsel istismara bu platformlar üzerinden maruz kalmışlar.
Bu kadar olumsuz vakan ardından bu platformların son durumunu merak edebilirsiniz. 2020 yılında pandeminin olması ile Tinder bir günde sadece bir günde 1 milyar kaydırmaya ulaşmış, cinç uygulamasının indirilme sayısı %63 oranında artmış, Bumble ise günlük kullanımından %70 oranında arttığını medyayla paylaşmış. Şu an Amerika'da ise yeni tanışan çiftlerin %40'ı online uygulamalar üzerinden tanışmışlar ve bu oran aynı cinsten olan çiftler için ise tam olarak %65'i ulaşmış durumda.
Gördüğünüz üzere bu işin hem olumlu hem de olumsuz yanı var, tamamen bu platformları suçlamak ve sadece bizlere zarar verdiklerini söylemek oldukça zor. Fakat bu uygulamalar, bu gönül işlerini büyüsünü bence biraz kaçırdı gibi. Bumble ise giderken bir kızla tanışabilmenin tek yolu o kızın karşısına çıkıp bir iki kelime edebilmeyi gerektirirdi ya da bir mektup yazmanız lazımdı. Bu tür şeylerde büyük bir özgüven gerektirir.
Ve bence artık özellikle çoğu gencin bu olaylar için sahip olduğu özgüven uçup gitmiş durumda görünen o ki çoğu kişi bu işleri online olarak çözmenin peşinde. Bu bence erkekler için bir avantaj olabilir. Hoşlandığınız birinin karşısına çıkıp bir merhaba demek veya beraber bir kahve içebilir miyiz demek. Bence hala en etkili gönlem en azından red edilseniz dahi keşke sorsaydım demezsiniz ve bunu bir kez daha yapmayı başardığınızda özgüveniniz yükselir.
O yüzden bu gönlüşlerini daha fazla ertelemeyin şu modern dünyada erkeklerin çok büyük bir kısmı artık bu eski usul tanışma öntemlerini tercih etmiyor. Belki de tercih edebilecek özgüveni olmadığı için herhangi bir adım atamıyor. Bugün de böylelikle bu yayının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Umarım sizlere faydalı bir iler sunabilmişimdir. Bu arada tüm yayının yazılım etine ve kullandığım kaynaklara açıklamalar bölümündekilin üzerinden ulaşabilirsiniz.
En kısa sürede yeni yayınlarda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşça kalın.
