#7 Ben, Robot - Isaac Asimov - podcast episode cover

#7 Ben, Robot - Isaac Asimov

May 05, 20181 hr 47 min
--:--
--:--
Download Metacast podcast app
Listen to this episode in Metacast mobile app
Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more

Episode description

Blog yazısı: http://bit.ly/2HRwBHf
Oturumda bahsi geçen kişiler & linkler:
- Doruk Ateş: https://www.goodreads.com/author/show/14848360.Doruk_Ate_
- Eren’in önerdiği film: Monty Python and the Holy Grail (1975): https://www.imdb.com/title/tt0071853/
- Çağrı’nın bahsettiği “Büyük Filtre” kuramı ve Fermi Paradoksu: https://onedio.com/haber/insan-zihninin-en-buyuk-dusmani-evrende-yalniz-miyiz-sorusuna-cevap-fermi-paradoksu-554326

Çağrı’nın kitabı okurken tuttuğu notlar: https://wp.me/p9g1oG-dT
Kitaba yönelik yaptığımız paylaşımlar:
- Çağrı’nın kitaptan yaptığı Üç Robot Kanunu paylaşımı: https://www.instagram.com/p/BhpEdL9ApH1/?taken-by=cagri_s
- Dilşat’ın Susan Calvin’in “iyi insan” tanımını sorguladığı paylaşım: https://www.instagram.com/p/BhwJSknAIfw/?taken-by=satirarasigrubu
- Dilşat’ın okudğumuz kitapların birçoğunda işin ucunun gelip aynı noktaya dayandığını düşündüğü paylaşım: https://www.instagram.com/p/Bh1iHNvgCGg/?taken-by=satirarasigrubu
- Eren’in insan yığınlarına yanlış veri yüklenirse, buna ne tepki vereceklerini sorguladığı paylaşım: https://www.instagram.com/p/BiOXVWUlFpI/?taken-by=satirarasigrubu

Satır Arası Dijital Bülten | 15 Nisan — 5 Mayıs 2018: http://bit.ly/2FLnkdU
---
Telegram grubumuza katılın: https://t.me/satirarasi
Kitap Öneri Formu: https://form.jotform.com/80362603803955
Bölümlerimizin orijinal video kayıtlarını izleyebilmek için YouTube kanalımıza abone olabilir, videolara yayınlandıkları an erişebilirsiniz:

Satır Arası YouTube: http://bit.ly/satirarasi-youtube

Podcast platformlarında Satır Arası:
Spreaker: http://bit.ly/satirarasi-spreaker
Apple (iTunes) Podcast: http://bit.ly/satirarasi-apple
Anchor: https://anchor.fm/satir-arasi/

Diğer platformlarda Satır Arası:
Blog: http://bit.ly/satirarasi-blog
Facebook: http://bit.ly/satirarasi-facebook
Twittter: http://bit.ly/satirarasi-twitter
Instagram: http://bit.ly/satirarasi-instagram
Goodreads: http://bit.ly/satirarasi-goodreads

Çağrı'nın kitapları okurken tuttuğu notlar ve Satır Arası olarak edindiğimiz deneyimleri anlattığı blog yazıları: http://bit.ly/2FQaRX1

Transcript

Satır arasından herkese selamlar. Bu oturduğumuzda çağrı, dilşad ve eren olarak karşınızdayız. Bu sefer ki kitabımız izak asimov'un ben robot adlı kitabıydı. Kitabı öneren de bendim. Zaten yani bilim kurguya daha önceden de bir giriş yapmıştık. Mülksüzler ile bu sefer ama tamamen hani kendi başına tamamen bilim kurgu diyebileceğimiz bir kitapla karşınızdayız. Kısaca yazarı bir tanıtarak başlayayım. Ben zac asimov, 1.920 92 yılları

arasında yaşamış bir yazar. Kendisi yani çok küçük yaşlardan itibaren yazı yazmaya başlamış, birisi bilim kurguya ilgisi. Yani 11 yaşında falan başlamış birisi hatta böyle ve. Yaşamı boyunca da 5 yüze yakın kitap yazmış, işte editlemiş bir insan. Yani bayağı üretken bir insan edebiyat yani yazın açısından, bir yandan da biyokimya profesörü. Yani böyle bir bilim adamı mı yanı da var zaten? Hani kitaplarında da bunu görüyoruz. Ben 3 tane kitabını okudum.

Şimdiye kadar ilk vakfı okumuştum. Sonra vakıf kurulurken ini okudum. Hani sonra da ben robotu okumuştum işte. Hepsini de bu işte masalarla yemekler şeyler, gıdalar yapma falan gibi teknolojik şeyler biyokimya iyi şeyler de vardı. Onlardan da hani kendi uzmanından da esinlendiği yerler vardı yani zaten hani asimov yu bilim kurgunun babası gibi düşünebiliriz. Yazdığı birçok bilim kurgu serisi var işte bundan en çok bilineni vakıf. Ondan sonra galaktik imparatorluk serisi var.

Bir de robot serisi var. Ben robotta aslında. Robot serisinin yayınlanan ilk kitabı diyebiliriz. 9 tane kısa öykünün bir araya getirilmiş hali 1.950 yılında yayınlanıyor. Bu kitap kitabın akışı aslında kronolojik bir şekilde ilerliyor, işte bu 2.000 otuzlu yirmili yıllarda başlıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 2.050 li yıllara kadar giden aralarda işte böyle yıllar atlaya atlaya ilerleyen hikayeler var. Hikayenin merkezinde susun kelvin diye bir robot psikolog

yer alıyor. Bu roma psikoloğun. Robotlarla olan hani robotları anlamaya yönelik robotların işte yaptığı garip davranışları genelde böyle hani çıkmazları işte etik problemleri filan çözüme yönelik gönderildiği böyle problemler oluyor. Onun dışında hani başka yan karakterlerimiz de var? Yine bu robotları anlamaya yönelik genelde. Kitaptaki hikayeler, şey

üzerinde aslında hep dönüyor. Bu 3 robot kanunu zaten bu 3 robot kanunu da ün şeye bilim kurgu camiasında ünlü yani başka kitaplarda da mesela esinlenmiş esinlenilmiş. Bundan bu 3 robot kanunu üzerinden hani robotlar üretiliyor ve 3 robot kanunu dışına çıkamıyorlar. Ancak işte bu kanunlar arasında bazen çelişkili durumlar işte birbiriyle çelişen durumlar oluşursa. O zaman işte robot böyle stabilitesini kaybedebiliyor işte garip davranışlarda bulunabiliyor.

Bunun da hani bu 9 hikaye içinde bunların güzel örneklerini görüyoruz. Aslında bu 3 Şubat kanunu ben şöyle hızlıca okuyayım şey olması açısından. Çünkü bunlar hani biz direk hikayeleri burada konuşmayacak olsak bile bizim için önemli. Çünkü burada yani tüm kitap aslında bu kanunlar etrafında dolaşan hikayeler üzerinden

gidiyor birinci kanun. Robotlar insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz en önce kanun bu ikinci kanun robotlar birinci kanunla çalışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır. Üçüncü kanunda robotlar birinci ya da ikinci kanun'la çalışmadığı sürece kendi

varlıklarını korumak zorundadır. Yani burada aslında insanların hani can güvenliğini ve onların isteklerini öne plana alan ama aynı zamanda da. Robotlar hani pahalı varlıklar olduğu için hani pahalı işte cihaz diyeyim. Makineler oldukları için kendilerini korumaları hani gerekiyor? Azami ölçüde ama işte bu insanlara zarar vermeden bunu yapmaları gerekiyor. Aynı zamanda hani bunun etrafında aslında şekillenen bir. Yol var mesela bunu 1.900 işte otuzlarda filan yazmaya başlamış sanırım.

Asimov tabii o zamanlar gene böyle robotlara yönelik şeyler var. Hani yapılan bilim kurgu eserleri genelde böyle bir robot işte bir şekilde çok kötü oluyor işte efendime söyleyeyim, insanlığı yok ediyor ya da böyle insanlara böyle garip garip yollara sürüklüyor falan gibi hikayeler yani biraz daha böyle korkutucu robotlara uzak şey bakan soğuk bakan böyle hani bilim kurgu eserleri?

Aslında varken hani asimo bu kanunları hani şey yaparak ortaya koyarak biraz daha hani robotlarla insanların bir araya gelmesi gibi bir yere aslında getiriyor ve oradan aslında daha ileri böyle işte. Binlerce yıl 10 binlerce yıl ötesine yönelik zaten işte bu vakıftır, imparatorluktur. Daha ötesine de giden bir şeyi var, vizyonu var. Yani bu bilim kurgu eserlerinde asimov'un ben mesela işte vakfı

okumuştum bu vakıf sanırım. Yani 10 binlerce 20 30.000 yılı sonrası günümüzden gibi vakıf kurulurken günümüzden 15.000 yıl sonrası falan gibiydi. Yani rakamlar yanlış olabilir ama hani böyle büyük büyük hani zaman dilimleri atlaya atlaya giden bir yapısı var ama bu. Mesela robot kanunları o zaman bile o kitaplarda bile aralarda ufak tefek geçtiği yerler

olabiliyor. Robotların o açıdan hani bunu bir şekilde yansıtabilmesi başarmış şey açısından da aslında günümüzde de ben bunu çok yakın hissettim.

Yani burada yazılan şeyleri okuduğumda şu an mesela günümüzde özellikle yapay zeka işte makine öğrenmesi falan gibi konular, otomasyon gibi konular şu an çok gündemde olan konular ve. Hani hem ekonomik açıdan hem de bizim sosyolojik açıdan böyle işte zor dönemlere girebileceğimiz ve filan yönelik ya da işte tam tersine refaha doğru gidebileceğimiz yönelik öngörüler dolaşıyor. Hatta sapiens ile de bunu konuşmuştuk. Şeyde de biraz konuşmuştuk. Akılcı iyimserdi de bunu biraz

konuşmuştuk. Yani bu hikayeler aslında böyle bir vizyon kazanmak açısından günümüzü de anlayabilmek açısından bence güzel örnekler sergiliyordu benim. Yani genel hisse rahatlarım bu şekildeydi. Hikayelerden ise hani direkt çok hikayelerini detayına girmek istemiyorum ama. Böyle. Özellikle ben hani şey kısımlarında en çok beni böyle heyecanlandırdı ya da böyle işte beni çok şey hissettirir.

Yani böyle yakın hissettiren kısımları işte o robotların yaşadıkları ikilemler ya da insan gibi davrandıkları durumlar olabiliyordu işte. Hem kendilerine emir buyurulması aslında çok da sevmiyorlar ama işte nedir? Bu 3 kanun olduğu için yapmak durumunda oluyorlar. Bir şekilde o 3 kanundan kaçmanın bir yolunu bulurlarsa biraz böyle kafayı sıyırarak işte ne bileyim kendilerini

mizaha vererek ya da işte. Kendilerine söylenen hani çok ciddi olmadan söylenen bir lafı böyle üzerine alıp onu yaparak mesela işte bir tane hikayede onu yöneten teknisyen kaybol diye. Robotta robot hakikaten kendini şey yapıyor. Yani hani bulunamaz hale getiriyor yani başka robotların arasına karışıyor filan böyle. Hani enteresan örneklerin olduğu hikayeler var. Hani benim genel hissiyatım bu şekildeydi, söz almak isteyen varsa hani benzer şekilde genel ihtiyaçlarla başlayıp sonra daha

böyle. Detay konulara girebiliriz. Vallahi yaşatan bir hareket olmadı. O zaman ben gideyim, tamamdır. Asimov'un şeyi nasıl diyeyim? Yaklaşımı konuya çok enteresan çağrı, senin bahsettiğin gibi bu tüm robotların dünyayı fethedip aman allah'ım hepsi bizim canımıza okuyacaklar yaklaşımdan ayrılıp. Robotları öyle bir dizayn etmiş ki insanların hizmetinden çıkamıyorlar. Sadece insanlar onları kurcala arsa insanlara hani kötülük yapabiliyorlar? Aslında kitapta tam bir kötülük de yok ama.

Bir hikayede sadece o kötü şirin diye çevirmişler, herhalde bir bazı yerlerde. Onun yaptığı bazı hikayeler yani olaylar var, belki onu konuşuruz. Az sonra da benim burada vermek istediğim başka bir bilgi var. Asimo pozitron lik beyinler diyor kitabında hep. Pozisyonun ne olduğu konusunda hani izleyicilerimiz dinleyicilerimiz edilmeyebilirler? Pozisyon bir tür anti maddedir. Elektronun pozitif yüklü hâlidir, evrende bulunur. Büyük patlamadan dolayı oluştuğu

varsayılıyor. Ama çok pahalı bir malzeme. Yani şey var bilirsiniz, pets kendi diye bir alet var. Işte bir tür vücudu görüntüleme cihazı. Bunun adı pozitron emisyon teknolojiden gelir. Hani pozitron emisyon uyla sizin vücudunuzda emar gibi ya da tomografi gibi. Görüntüsünü çekebilir, böyle bir cihazdır. Yani kullanılıyor. Şu anda aşina onu öngördüğü pozitron malzemesi. Fakat tabii hani bir tür robotu bununla yapmak gibi şeyler biraz daha yüksek teknolojiler ister diye düşünüyorum.

Kitaba gelirsek asimov zaten hani anlatmama bile gerek yok ve bence. Sadece şunu söylemek istiyorum, ben kitap hakkında genel olarak. Çizdiği evren hayal gücü gerçekten çok fazla ufuk açıyor. Çok basit bir dille anlattığı olaylar. Insanı çok ciddi bir şekilde düşünmeye sevk ediyor. Yani siz o kısa öyküyü okuduğunuz zaman önce basit gibi geliyor ya bu ne anlatıyor falan diye düşünüyor insan gayri ihtiyari.

Diyaloglar çok kolay anlaşılır. Tabii bazı şeyler hariç teknolojik noktalar hariç onlar da çok azlar zaten. Ama anlatış tarzı önünüze sürdüğü hipotezler kitabı çok yaşanır kılıyor. Yani okurken yaşıyorsunuz. Bir yandan sanki hakikaten böyle robotlar varmış. Hakikaten bu 3 robot kuralı dünyada şu anda geçerliymiş ve biz de bunun üzerine çalışıyormuşuz gibi düşünüyorsunuz ister istemez hani benimsiyor musunuz? Aslında onun bu tarzı çok güzel. Benim bu çok hoşuma gitmişti.

Özellikle genel olarak kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ederim. Eren dilşat senin var mı? Ve bunların. Ben de kitabı severek okudum ikinci defa. Asimov'un hani eren'in söylediği gibi çok böyle kolay anlaşılabilir, hazm edilebilir bir üslubu var. Çok rahat okuyorsunuz kitabı. Arada ufak tefek teknik detaylar olsa da çok rahat gidiyor kitap. Işte 9 ülke dedi çağrı. Son basınında yani bizim aldığımız sanırım hepimiz ithaki basımından okuduk. 10 öykü de var önlenebilir.

Çatışma denilen 10 öykümüz de var. Normalde çağrının söylediği doğru. 9 öykü ama. Bunun yüzde işte buraya genişletilmiş baskı olarak koyulmuş. Sonrasında asimov'un kendi notu da var. Orada da pozitif beyinden bahsediyor. Hatta kitabı yazmaya başladığımda bulunmalı. 4 yıl olmuştu falan diye öyle bir not geçiyor. Ben yazmaya başladım. Turan'ın keşfedin pozisyon keşfinden daha 4 yıl olmuş. Aynen aynen o ondan bahsediyor. Hatta elektronik pozitron mik

işte şeyini yapıyor. Okuyuculara çok spoiler vermek istemiyorum. Orada kendilerini kurlar eren de güzel bir bilgilendirme yaptı zaten. Genel bağlamda kitap yine böyle bir. Bilim kurgu ütopya denemesi bir çeşit bana öyle geldi. Bilim kurguyla böyle at başı giden işte hani böyle distopyada kötüye gidecek vesaire kötüye evrilecek. Kaygılarına hiç gitmemiş asimov'un. Gayet böyle otuzlarda kırklarda ufuk açıcı bir kitap işte 2.000

gemileri falan yazmış. Fütürist olarak geçiyor ya insanlar fütürist olarak nitelendiriyor. Bence çok doğru şeyini hak ediyor. Yani hani o etiketini hak ediyor? Cidden iyi düşünmüş bütün kitapta benim sadece takıldığım bir yer vardı, fotoğrafı banyo etmek olayı evet yani orada belki biraz hani çok şey yapmamış nasıl diyeyim, gitarist düşünmemiş. Pil teknolojisi gibi pil teknolojisi de fazla gelişmez. Ya hani böyle çok?

Ilerlemiyor, yavaş ilerleyin. Onun dışında hani otuzlarda bakan birisi için kırıklardan bakan birisi için diyelim yani hiç fark etmez. 1.900 30.940. Müthiş öngörüler var. Makinelerin robotlarını alabileceği. O 3 kuralın yaratılması 3 tane basit kural gibi geliyor size işte. Yani hani insan okuyunca 3 tane basit kural diye görüyor. Ama kendi içerisinde çok tutarlı ve kendinden sonra gelen bir sürü edebi akımlar da böyle şey almış. Hani kült halini almış ve

bildiğiniz? Tevratın 10 emri gibi işte asimov'un 3. Balı hani 3 robot kuralı bir sürü defa tekrarlanmış, hatta sonrasında kendi notunda da. Şimdi de ekleme yaptığını söylüyor. Kurallara ekleme yaptığını dördüncü gün kural. Sıfırıncı kural özür dilerim. Aynen onu koyduğunu vesaire söylüyor. Bu bana biraz şeyi getirdi işte kafamda hep. Şu bize tarihte ilk kanunlar öğretilir ya hammurabi kanunları falan diye. Işte site devletlerinin kanunları basit yapıdadır işte.

Yani bir bir şehir devleti küçük nüfus vesaire hani basit yapıdadır. Ama eğer bir imparatorluk yönetiyorsa an ciddi, daha büyük kanunlara ihtiyacım vardı. Daha kapsayıcı, daha geniş kanunları böyle. Hammurabi kanunları biraz serttir. Tabii de tam karşılamaz. Onun gibi ihtiyaç hasıl olduğunda asimov şeyleri genişletmekte, kuralları genişletmekte hiçbir sıkıntı görmemiş. Ben genel olarak kitabı çok hoş buldum. Dilini çok akıcı, böyle severek okudum zaten.

Tavsiye eder miydim? Direkt baştan söyleyeyim ederdim yani hani insanın böyle tertemiz berrak bir şeyler böyle edebi bir şeyler okuması için çok rahatça tavsiye edilebilir. Benim çok hoşuma gitti. Bölümleri öyküleri sonra değerlendirmek istiyorum. Genel yorum olarak şimdilik bunları düşünün. Teşekkür ederim. Dilşat bu. Şey konusu yani teknolojiyi mesela bir kısmını çok güzel tahminler erken.

Hani böyle hakikaten bugün bile şu an bizim ön görebileceğimiz şekilde 70 80 sene öncesinden 90 sene öncesinden ön görmüşken işte bazı şeyleri de bazı ufak detayların böyle işte banyo ettirmektir. Ya da mesela bir tane bir beyin diye bir bilgisayar var, 10'a çıkart böyle kağıtta basılı formülleri okutuyorlar falan yani hani bazı şeyler böyle çok geride kalıyor ya birazda şeyle alakalı aslında hani pozitron mesela. Hayatımızda kullanıyoruz ama hâlâ aslında kullanım alanı çok dar.

Yani hani pozitif beyin falan hâlâ çok düşünemeyeceğimiz bir teknoloji aslında. Mesela öyle bir şey öngörmüş hani ya zaten o çok böyle fütüristik olsun diye aslında bu arada beni verdikleri o kağıtlar hard popüler, hâlâ hayatımızda var ve olması da gerekiyor. Arşivleme vesaire çok kullanıyoruz. O yüzden ben orayı çok dikkate almadım çünkü hard copy biz hala kullanıyoruz yani işte hani basım kağıt kitapla bir bir çeşit harf kopuyor işte yani ama insan bir insan olarak tüketiyoruz.

Hani bir bilgisayarın bir beynin hani o şey robot yani? Evet, flash bellek vesaire onları ön görememiş olabilir ama ben atlarını ön görememiş normal ama yani. Yani çok gerçekten fütürist şeyini etiketini tam olarak hak ettiğini düşünüyorum. Bu arada o son sözün deydi galiba şey diyor ya ben yazdığımda bilgisayarlar henüz icat edilmemişti. Ben de bunun demedim gibi bir şey söylüyor. Yani tabii çok böyle samimi bir dille anlatmış. Yani o sonsuzluğunda hakikaten

saygılar dedim. Yani böyle şey orada bir pardon şey bir şey daha söyleyeceğim şeye takılmış ya. 3 robot kuralını istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Ben buna bir şey demiyorum ama kendinizi inmiş gibi yapmayın, ayıp oluyor, filan gibi olduğu gibi kullanmanızı istemem. Benim cümlelerim demiş yani. Ayıp oluyor tadında ya aslında. Devam edeceğiz, özgür bir şeyi görüyoruz. Bence bu son sözde hani 500 tane kitap yazmış, bir hani dehanın diyeyim şeyini görüyoruz. Bence tevazusunu da görüyoruz.

Yani aslında böyle bayağı şey kendini açmış. Yani hani işte böyle düşündüm, ön göremedim. Hani çoğu yazar bunu becerir yani herhangi başarılı insan bunu çok veremeyebilir, kendini çok rahat, böyle açmış ve samimi dille anlatmış, hani nasıl yol bu yola çıktığını hatta bir arkadaşıyla birlikte bu kanunlar ilk yazmışlar sanırım ondan dolayı. Merhaba. Efendim editörü editörü galiba evet, editörü olabilir arkadaşım diye ben şey yaptım zaten duyunca arkadaşıdır ya arkadaşım

diye yazıyordu. Ben öyle hatırlıyorum sanki evet ben de öyle aklımda kalmış. Şu 3 robot kanunun nereye gideceğini çok iyi kestirmesi. Hani insanlar bunu böyle benden habersiz kullanmasın falan demesi farkındalığının çok yüksek olduğu çok hani öngörüsünün iyi olduğu anlamına gelmez mi? Onu yazdığında ciddi manada hani onun referans alınabileceğini biliyor. Ben oradan da çok saygı duydum kendisine yani. Yaptığı işin farkında olmak her adamın harcı değil.

Yani çoğu insanın başarılı insanın ne yaptığının çoğu zaman farkında bile olmaz ama yazdığı şeyin. Öneminin gayet farkında bence. Evet zaten son sözü de benim robotların demiş. Yani asiman robotları da aslında hakikaten şey. Böyle sadece verilen görevi yapan değil, aynı zamanda zeki varlıklar ve çoğu zaman insanlardan daha detaylı düşünebilen varlıklar. Yani mesela son şeyden bir örnek vereyim mesela makine diye bir şey geliştiriliyor. Hani böyle en başlarda?

Hani robotlara karşı böyle ön yargılar var? Mesela insana benzeyen robotların dünyada var olması yasak durumda. Hani bu 2 binli yıllarda böyle? Ve robotların hatta dünyada çalıştırılması bile yasak başlarda. Çünkü işte sendikalar falan böyle şey yapıyor istemiyorlar filan yani bu ki yani şey, sanayi devriminde yaşananların aslında tekrarlandığı üçüncü sanayi devriminin şeyi öngörüsü. Işte ne oluyor?

Uzay çağı başlamış olduğu için aynı zamanda robotlar dünya dışında görevlendiriliyor işte asteroid lerde işte ne bileyim. Gezegenlerde madencilik üzerine görevlendiriliyor. Genelde işte madenler işte çalıştırıyorlar falan bir yandan da böyle yavaş yavaş dünyada da kullanılmaya başlanma durumları da oluyor işte oralarda. Zaten her hikayede bunu yavaş yavaş ilerlerken bir uzaydan hikaye okuyoruz, bir dünyadan hikaye okuyoruz, araları dolduruyor işte biz okurken yani

o gidişata aslında. Çok güzel işlemiş. Böyle hakikaten şey hissediyorsunuz. Yani diyelim ki bunu 1.950 yılında okusaydım ya tam 100 sene sonra böyle bir şey olabilir falan diye düşünebilirdi. Şu an ben okuduğumda bile hani bugün olmadı ama belki 100 sene sonra olur yani hani gibi bir şey hissediyor insan hakikaten şeye geldik. Belediye Başkanlığı için adaylığını koyan, robot olduğuna inanılan bir ölçü var işte hatırlamıyorum.

Yakınlarda. Tokyo'dan yapay zeka belediye başkanı'nın adaylığını koymaya çalışıyordu. Hatırlıyor musunuz böyle? Serdar kuzuloğlu nun sitesinde dünya hallerinde bununla ilgili bir haber çıkmıştı. Belediye Başkanlığının japonya'da bir tane yapay zeka adaylığını koymaya çalışıyordu falan işte hani günleri öngörüye bakar mısın ta nerelerden yani otuzlarda buraları görmek çok. Orada işte şöyle bir şey aslında hazır, o hikayeye dokunurken

onlar biraz detayına gireyim. Bu hani robot olduğu düşünülen ama sonradan kendini insanlara bir şekilde insan olduğuna inandırıyor. Yani çok detayını vermeyelim. Spoiler yapmamak adına hani burada bir sözün kelimenin orada hani bu robot psikolojisini en iyi bilen uzman olarak şey yorumu oluyor. Yani aslında siyasetçi için robot çok uygun bir şey olurdu yani. Çünkü zeki her şeyi analiz edebiliyor ve insanlara zarar

veremez. Evet insan bazen ölü yani 3 Şubat kanundan dolayı ve şey de değil. Yani com'da olan birisi olmayacak. Hani görev süresi bitti de devredebilir? Başka bir robota yeni üst model bir robota da devredebilir. Hani bu yüzden de insanlığın hani refahı için sürekli çalışabilecek tir? Yani gibi bir şey var zaten.

Ondan sonra bir üst seviye olan bu makineler hani o çağına geçiliyor makine dediğimiz işte böyle işlem kapasitesi çok yüksek olan cihazlar aslında yapay zeka yapay zeka yani bir yerde. Bu makineler çeşit robot işte evet yani evet, yani sadece robot ya hareketli değil, şey değil yani insansı ya da hani mobil değil bunlar bunlar sabit duruyor. Bunlara veriler yükleniyor ve insanlara önerilerde bulunuyor işte.

Dünya işte bu son 2 ayda dön 4 şeye bölünmüş durumda, 4 bölgeye ve her bir bölgede bir makine var ve bunlar yapay zeka hani verileri alıp sonra önerilerde bulun diyor ki, şu şu madenin kapasitesini şu kadar yapalım, şu fabrikada şu kadar üretim olsun işte şuradan şöyle bir lojistik kanalı açalım. Falan hani işsizlik bu makro ekonomi enflasyondur, işsizliktir işte savaş ihtimalidir. Hani böyle şeyleri sürekli gözeterek kararlar veriyor.

Hatta arada da böyle. Hani merak edip sorduklarında da yani bunu açıklamaya gerek yok diye. Yani siz bunları bilmeyin diyor. Yani ben niye böyle karar verdiğimi merak etmenize gerek yok. Söylersem ortalığı karıştıracak mısınız belli ki? Falan, hani gibisinden her şeyi hesaba katıyorlar, insanoğlunun varlığı insanoğluna bırakılamaz tarzının aynen öyle bir şey. Ama işte sonrasında mesela vakıflı eren sen başlamıştın sanırım vakıf ve işte aslında imparatorluk oluyor.

Önce işte bu makineleri filan ve uzay hani hızlı bir şekilde ışık hızını aşarak galaksiler ötesi gibi gidebilmek. Falanda birlikte o hikayeyi de anlatabiliriz aslında. Yani o buraya gelmişken o hiper uzayı sıçraması falan hani ya şeyi anlatacaktım aslında buradaki her bir hikaye aslında o sonraki serileri de besliyor. Yani bir yandan onların şeyleri. Gümeli gibi oluyor. Onların tohumu gibi hissettim. Aynen onların temeli gibi ki ben hani çok okumadım.

Aslında bir vakıfa okudum. Bir vakıf kurulurken okudum. Mesela imparatorluk serisinden hiç okumadım ama vakıf kuruları kendi imparatorluğun sonlarına yaklaşmış durumdaydı. Yani imparator böyle çok büyümüş hantal ulaşmış. Hani bir teknolojiler kullanıyorlar ama teknoloji nasıl çalıştığını bilmiyorlar falan böyle hani?

Çünkü o şeyden geliyor işte bu makine yapıyor ya alet yapıyor veriyorum veriyi bana yap diyor yapıyorum bir yerden sonra işi de o yapıyor atıyorum belki hani öyle bir hale geliyor ki bu uzay gemisi çalışıyor da. Işte çalışıyor yani hani bir şekilde tamir edemez, hale falan geliyorlar. Böyle bir yerden sonra çöküyor falan yani çok güzel bir gidişat

bence öngörmüş orada yani insan. Hani biz mesela sapiens ten gene alalım en baştan biz hep böyle bir hayatta kalma şeyiyle hani kendimizi geliştirmek dürtüsüyle sürekli olarak bugünlere geldik ve geleceği inşa ediyoruz. Ama bir yerde işte robotlar, makineler her işi bizim için görürse yani biz o kadar kendimizi sağlayacağız, robotları, makineleri tamir edemez hale geleceğiz yani hani? Ve bir araya girmek istiyorum. Ben onu arada düşünüyorum. Şöyle düşünüyorum.

Şu an dünyada bir sıkıntı olsa bak ben bir elektrik elektronik mühendisiyim, bir afet, bir katastrofik oldu. Tüm dünya işte bu Amerikan filmlerinde izlediğimiz gibi post apokaliptik bir evrene döndü, tamam mı? Her şey devreden çıkmış, şimdi insanlar gelip bana diyecek ki kardeşim gel şu barajı gidip çalıştıralım. Mesela çalıştırmam çağırsan da elektrik mühendisinin sen de çalıştıramazsın. Tabii onu geçtim. Çalıştırmayı başarırsak bile. Enerji nakil hatlarının bakımı

yapamayız. Onu başarırsak bile ev içi tesisatı döşeyen miyiz yani? Öyle bir hale geldi ki hani uzmanlaşma ya da ayrılma adı altında meslekte ayrılma adı altında. Artık çok az bir kısmı biliyoruz dediğin de oraya gidiyor. Ve bildiklerimizin çoğu da gereksiz hale geliyor ama ne bileceğim ki google'a yazarım orada var zaten evet yani ama bir gün Google giderse ne olacak? Evet dijital amnezi olacak o zaman işte yani yüzyıl unutacaksın her şeyini. 300 yıl

civarı falan öngörüyorlar. Yani insanlık şu anki varlığı yani 300 yıl içerisinde karanlık çağlara geri döner diye düşünüyoruz. Çok mantıklı çok bence iyi de olabilir yani aslında düşünün yani o yüzden işte hart kopuyor olayı orada geçerliliğini hala koruyor. Yani hani ascel kadar katastrofik.

Yıkım tarzını düşünmeyelim, dijital olarak mesela büyük bir virüsün işte ya olmadı da ya. Yani internetin bütün varlığını, içeriğini hasbelkader yok ettiğini, yediğini düşünelim yani o yüzden hart popüler hala lazım bize yani o basit işte. Newton fiziğinin hani hâlâ üzerinde çalıştığı böyle şeyler? Kağıtlar, notlar vesaire, defterler, kitaplar bize lazım o yüzden. 300 yıl diyorlardı. Kim de okumuştum ya belki Celal şengör'ün bir makalesinde okumuştum.

Tam olarak hatırlamıyorum. Jenerasyon var onu da biliyormuş ya. Gene geldi, konuk şaşırtma. Tabii şaşırtmadı, eren eren eren diye Celal şengör hoca öyle biraz şey hayırdır abi benim hocayla sıkıntım yok. Ben her şeyi bilen adamlardan sıkıntılıyım yani. Tamam, işte hoca dan da sıkıntı mısın? Çok bir yandan korkuyorum diyeyim. Ya burada çok şey var. Bence bilinmez.

O kadar çok şey var ki. Belki daha önce de bahsetmiş olabiliriz bu. Kimin birisinin filtresi diye the great filter diye büyük filtre diye bir şey var. Belki bahsetmişlerdir. Daha önceki oturumlarda da yani bu büyük filtre diye bir kuram var onu ben hızlıca açıklayayım çünkü yani aslında ben robotla direkt alakalı değil ama oradan kök alıp giden serilerle alakalı genel olarak asimov'un da aslında külliyatına yönelik de konuşmuş oluyoruz böylece.

Ve bu büyük filtre denen şey şöyle bir teori şimdi deniyor ki, biz yüzlerce yıldır özellikle son işte 100 yıldır falan uzayı sürekli dinliyoruz. Her türlü dalga boyundan dinliyoruz işte yani ve şu ana kadar hiçbir. Hani akıllı ya da canlı varlığa yönelik hiçbir ize rastlayamadık. Yani bu kadar milyarlarca yıldız varken işte bu kadar galaksiler varken nasıl oluyor da biz bunlardan ya ya hiç mi yok? Sadece biz mi varız?

Yani bu çok uç bir ihtimal olduğu için hani varlar ama nasıl biz ulaşamıyoruz gibi bir şeyden yola çıkan bir teori bu ve bu great filter dediği şey. Yani bir şekilde uzay yolculuğu bulunabiliyor da galaksileri de belki gidilebiliyor ama bir yerde bir şeyler çıkıyor. Hani bu? Ulaşımın önünü ve çoğu medeniyet buralarda yıkılıyor, yok oluyor yani aslında oluyor. Yani aynen bir yerlerde. Hani mesela işte bizim için 300 yıl ön görülüyorsa bir vay

halimize yani anladın mı? 300 yıl sonra birçok olacaksak o great filtre daha gelemeden yok olmuş olacağız. Yani guatr dediğinde belki böyle yani 10.000 yılda insanlığın gidebileceği bir yer. Eğer biz 300 yılda tüketirsek bittik yani eğer öyle eren'in söylediği gibi hasbelkader bir katastrofik olursa 300 yıl içerisinde ortalama kütüphaneler kaybolursa öyle diyeyim yani. Şey, karanlık çağlara dönmemiz

olası diye görünüyor. Öyle biliyorum ya kütüphaneler kaybı olmasa bile orada başka şeyler var. Mesela bir işi bir adam bilecek. O belki iyi bir öğretmen olmayacak. Belki öğretmek istemeyecek. Belki kötü bir adam olacak. Yani sadece kendisi bilip tekelleşme isteyecek branşlaşma olayı burada kaybolacak. Yani anlatabiliyor muyum? Tık tık tık gidecek. Gibi branşlaşma evet biraz. O yüzden kendi kendine yetme, yani isviçreli çakısı gibi adamlara her yerde her zaman

ihtiyaç var. Celal hoca'yı çok eleştirmedim, yenek onu oraya geldim. Şimdi ben de yarı çıktın isviçre çakısı gibi adamları böyle yani. Celal hoca'nın umuyorum ciddi bir çok işi aynı anda yapabilen adamlar ki ilk çağ filozoflarının bir çoğu böyledir, yani fizikten, matematikten işte ne bileyim, felsefeden ufak tefek, edebiyattan kendilerine şiirden anlarlar. Bu tip adamlara tarihi ne? Döneminde ihtiyaç vardır yani ve

bu bunlar şeyi geliştirir. Hani insanlığın lokomotifi bu tip adamlar olur ya bu insanlar bence şey açısından önemli. Günümüzde yön vermek insanlığa açısından hani bir felsefi şeyini doldurmak için bizim hani yoksa atıyorum. Mesela örnek vereyim, Elon Musk, bu aralar işte en popüler adamlardan biri. Hani böyle bir sürü teknoloji şirketi kurdu falan filan ama bir yandan da insanları böyle fikirleriyle de etkilemeye çalışıyor. Ama belki bir yerde yetersiz de kalabiliyor yani çünkü.

Bir yere kadar hani yönlendirebiliyor? Genelde teknoloji üzerinde çok şeyi olan, yeteneği olan bir insan. Ama yani o da bir şekilde yönlendirebiliyor. Yani onun asıl yaptığı o şirketlerinden ziyade verdiği vizyon aslında birçok farklı insanları da etkilediği için işte atıyorum. Teknoloji girişimcilerine ilham verdiği için falan belki aslında dolaylı etkisi daha önemli bir insan haline geliyor. Yani bu açıdan da şey hani bu tarz insanların işte bu hikaye

anlatıcılık dediğimiz. Konuda kendilerine işte sürekli olarak geliştirip daha çok insana ulaşması önemli bir faktör haline geliyor. Diğer türlü böyle insanları çok da ileri götürmeyecek, işte böyle fikirli değerleri de ortaya çıkıp tamamen alakasız yönlere de yaptırabilir yani. Şimdi ben bu konuda başka bir açıdan yaklaşıp bir asimo üzerinden bir şey söyleyeceğim. Bir de günümüz teknolojisiyle ilgili bir şey söyleyeceğim. Asimov'un bir kitabı daha var.

Adını hatırlamayacağım ama yani 500 kitabı var artık. Kim bilir hangisi? Bu kitaba göre şey dünya. Arif Erdoğan maceralarını anlatıyor, bu vakıftaki bahsedilen Harry sheldon karakteri var. Çağrı hatırlar mısınız? Evet hı bu büyük bir şey neydi neyse onu da hatırlayalım. Vakfın kurucusuydu galiba. Bu da bir bilim dalının şeyi öldü. Matematikle ilgili bir şeydi de tematik kestirim yapıyor işte. Gelecekle ilgili öngörü yapıyor. Aslında.

Bu data science şu an veri bilimi dediğimiz şeyi ya onunla mesela ön görüş adamı ya yani hayran kaldım böyle. Hani? Tamam, onu bir şekilde böyle biraz ezoterik yapmış ama inanılmaz şey yani. Hani şu an mesela binlerce bilim insanı bu onu yapmaya çalışıyor yani bir yandan. Kullanıyorum beni şimdi evet, şöyle bir şey var orada. Dünya insanlar kökenini ağrıyor. 500.000 yıl falan geçmiş. Benim okuduğum o kitapta ve insanların nereden çıktıklarını bilmiyorlar.

Tüm evrene yayılmışlardır. Ama orijinalini bilmiyorlar. Dünya hâlâ var ama dünyada çok büyük savaşlar olmuş ve dünyanın nüfusu 500 binden fazlasını kaldıramıyor. Dünyada 500.000 insan yaşıyor. Ve bu 500.000 insanın. Destekleyebileceği bu olduğu için şöyle bir kanunu var. Diyor ki, her kim 60 yaşının üstüne gelirse öldürülür. Psikoz tarih bu arada baktım hemen piko tarih. Evet, 60 yaşını geçen herkesi öldürüyor. Ve bunun sebebi de şu, yani bu kim olursa olsun isterse devlet

başkanı olsun altmışa geçti mi? Bir ekip geliyor, alıyor, götürüyor adamı kadını ya da. Şunu düşündüm, ben onu okurken şimdi bunu ben robotla birleştirince aslında onu çok farklı. Çok enteresan bir bakış açısı var. Bir bilim adamı kimliğiyle yaklaşıyor. Olaya bir sorun görüyor mesela ve bu sorunu nasıl çözerim diye düşünüyor ve hiç şey yapmadan böyle lafı evirip, çevirmeden, uzatmadan çok net bir şekilde çözüyor. En mantıklı çözüm neyse doğrudan 10'a çıkart uyguluyor. Böylesi de şey.

Bir ses mi geldi? Ne? Ikincisi de. Günümüz teknolojisiyle ilgili şimdi biz kendimizi teknolojide çok ileri zannediyoruz ya hani? Bu çok yanlış bir yaklaşım. Bana göre şöyle yanlış bir yaklaşım, şu anda kullandığımız bilgisayar teknolojisi aslında çok ilkel bir teknoloji. Bunu dediğim zaman insanlar bana gülüyorlar. Başta gülmekte de haklı gibi görünebilirler ama biraz açıklayayım. Transfer diye bir cihaz var. Biliyorsunuzdur bir devre parçasıdır. Yarı iletkendir, anahtarlama

yapar. Yani bir ışığı nasıl? Siz düğmesine basılıp açıp kapatırsanız transistör de bunun gibidir. Düğmeye bastınız, ışık açıldı, düğmeye bastınız, ışık kapandı. Şu an kullandığınız bilgisayar. Sadece milyarlarca transistörlerin anahtarlama yaptığı bir çeşit makine. Teks yani bizim kendimizi gelişmiş zanna etmemizin tek sebebi bu. Bunu çok küçültüp çok hızlı bir şekilde yapıyor olabilmesi bir transistör 1.950 ikide ilk bulunduğunda.

Şu büyüklükte falan mı yani bir el bir yumruk büyüklüğündeydi. Şimdi sıfır nokta bir nanometre kadar düştü galiba. Milyonlarca transistör, milyarlarca trilyonlarca tarifi. Yan yana gezebiliyorsunuz ve bu dizdiğiniz transistörler aslında şöyle komik bir şey var. Bilgisayarın işlemcisi hani biz çok hızlı bilgisayarım var falan zannediyoruz ya bilgisayar işlemci işte bir kere de bir işlem yapabiliyor. Böyle bir sıkıntı var, işlemci biz de yapabiliriz.

Işlem aynen çok hızlı yapabildiği için biz kendimizi çok gelişmiş zannediyoruz. Kendi beynimiz karmaşıklığından bir bilgisayar yapmaya. Yani çok o kadar uzağız ki, hani? Bi 1.005 yüzdü yıllarla şu andaki yıllar arasında aslında bir tamam bariz bir gelişme var ama o ufukta gördüğümüz o hayal ettiğimiz yerlere ulaşmamıza işte asıl onun hayal ettiği yerlere ulaşmamıza daha çok var. Ha mesela insan beyni bir süzgeç gibi çalışır. Hani değişik bir şekilde çalışır?

Aynı anda multitek yapabilirsin, farklı şeyler düşünebilirsin, beynini ayırabilirsin falan filan bir bilgisayar analog çalışamıyor, dijital çalışıyor. En büyük sıkıntılarından biri de bu. Ve. Mesela insan beyni gibi çalışan ya da yapay zeka üzerine çalışan insanların şöyle bir handikabı var. Günümüz büyük bilgisayar firmaları işte işlemci firmaları, kart firmaları fark etmez. Mevcut olanağı çok büyük yatırımlar yaptıkları için yeni teknolojinin çıkmasını pek istemiyorlar.

Ilaç sektöründe de hep bu konuşulur, bilmiyorum doğru mudur? Ama teknolojide bu böyle. Yani belli bir şey var. Bunu bozmayalım. Biz buna yatırım yaptık. Bundan güzel paramızla kazanıyoruz işte 2 buçuk cinayet, 2 nokta 62 nokta, 7 her yıl yenisini çıkar. Nasıl olsa alıyorlar gibi işte satış sirkülasyonu devam etsin yavaş yavaş. Gelişimi önce elindekileri satalım. Tanık başa baş hani ar ge'yi yürümeyi yavaş yavaş geliştirelim. Bu yıllardır hani söylenen

öngörülen bir mevzu? Evet orada mesela işte Elon Musk gibi böyle arada şeyler çıkın, çıkıntı adamlar çıkıp böyle bir anda böyle hızlandırabilir işte oraya roket yollayacağım, geri getireceğim. Yokuşunu yapacağım işte elektrikli arabayı bugün yapacağım. Çok hızlı yapacağım falan diye. Ya bunları da insanlara daha çok ihtiyacı vardır insanlığın. Yani bence olmasının sebepleri şeyi biz zaten bir çok olayda her şeyi yani hızla bağdaştırıcınız ya yaşamda bizim için artık en önemli şeylerden

birisi hız. He hayatın hangi alanında olursa olsun işlem yapmada olsun ne bileyim işte para yatırımı da olsun. Yemek yemede olsun. Yani fast food diye bir şey var mesela işte ne bileyim her şeyde şubesiz bankacılık var. Niye gidip biriyle muhatap olma, çat çat çat işte dijital ortamda parayı bir yerden bir yere aktar veya ne bileyim kredi kartı borcunu öde vesaire alışveriş yap. Bizim artık bütün anlayışımız şeyle alakalı hızla alakalı. Nereye yetişmeye çalışıyorsak

onu da kimse açıklayamıyor. Yani ne olayımız ne nereye yetişmeye çalışıyoruz ya da ne yapmaya çalışıyoruz? Buna kimsenin bir cevabı yok ama hız çok önemli. Yani her şey için çok önemli. Hani transistör mesela işte bir tane işlem yapıyor ama çok hızlı yapıyor. O yüzden çok uyguluyoruz. Mesela öngörüyoruz vesaire. 70 yıllık ömrümüzde işte ortalama 70 yıla falan çıktı mı? 80 yılın ne kadar bilmiyorum. Sekseni geçti herhalde.

Evet. Işte atıyorum. 100 yıl 150 yıl öncesiyle bakarsan herhalde bir 30 yıl falan koymuşsunuzdur. Üstüne ortalama yaşam uzunluğu. Bunu. Bir bit ufak bir araya gireceğim. Bu da bir moda oldu aslında biliyor musun yani zamanım yok demek bir moda artık zaman yok. Benim de yok abi bir şey diyeyim mi? Bir insanın zamanım yok diyorsa yalan söylüyordur ya bak yüzüne söylüyorum abi hepimizin zamanı var, hepimizin var. Çok şey oluyor, sıkışıyor.

Yani ister istemez sıkışmak şöyle bir şöyle bir şey var, kibarlık diye yapıyorlar. Niye yapıyorlar bilmiyorum ama abi hiç zamanım yok. Hayır, efendim, zamanım var, bana ayırmak istemiyoruz. Bunu bana söyleyebilirsin, anlaşılabilir bir sebep, evet, yani bana da ki sana zaman ayırmak istemiyorum. Mesela ben anlarım bunu. Çünkü ben de mesela her zaman bunun değil, yani dünyada. Bir hep böyle bir hengame yok mu ya?

Herkes bir yerden bir yere koşturuyor, bir şeyler yapıyor, biz de yapıyoruz, sürekli yapıyor. Evet. Yani hakikaten bence de günümüzün şey problemlerinden biri hatta yani büyük oranda bizim psikolojik olarak yaşadığımız sıkıntılar da bence.

Yani bu çoğumuz çoğumuz değil dünya genelinde mesela bu antidepresan da şudur, budur, bu tarz ilaçların kullanımları çok yüksek yani çünkü özellikle büyükşehir hayatı biz o kadar sıkıştırıyor ki hani hep bir koşturmaca hep bir koşturmaca yani ama hiç kimse geride kalmak istemiyor biliyor musunuz? Evet ya tatil izin alıyorsun, tatilde de yoruluyorsun ya ben mesela. Tatilden önce daha çok yorgun hissediyorum kendimi yani çoğu zaman yani neden böyle diyorum

ya zaten. Hani şurada türkiye'nin zaten hani şeyleri çok kötü özlük hakları filan yani ben mesela 23 yılda bir iş değiştirdiğim için 5 yılında da olmadığı için herkese her zaman 15 gün iznim var. Onda kullanınca böyle hiçbir şey anlamıyorum.

Yani böyle tatilden dönüyorum şey olmuş pelte olmuşum böyle yani daha yoğun hayata devam ediyorum yani boş hayatı hani boş zaman işte ne bileyim öyle olmuyor yani spontane yapmanın lazım bütün işlerini ama sen tatile çıkmadan önce zaman dahil olmak istedim, 15 günlük çıkıyorsun. Işte hanımına soruyorsun, çocukla beraber nereye gidebiliriz? Atıyorum. Hangi oteli tercih edelim, güneye mi gidelim, yurt dışına mı gidelim vesaire yani tatil olmuyor ki mevzunun ruhuna

aykırı zaten. Hani o kısacık zamanda bir sürü yer göreyim, bir sürü yer gezelim falan diye herkes her haltı yemek istiyor, bir de o öyle bir dünya. Herkes her halkın peşinde, her şeyi deneyimlemek istiyorsun, yani roma'yı da görmek istiyor. Ne bileyim başkan ping de yapmak istiyor işte atıyorum. Arabistan'da şeyi de Dubai çöllerde dolaşmakta istiyor. Ne bileyim burning man

festivaline katılmak istiyor. Oğlum birinden de geri kalın, yani ne var müsünüz, birinden ne geri kalın ya ne olur herkes her şeyi deneyimlemesini. Nüfusla at başı giden nüfus ve zaman hani sürekli herkes bir şeye yetişmek zorunda. Herkes her şeyi yapmak istiyor. Bir de sapıkça sına nüfus var yani bilmiyorum, nereye gidecek böyle ama bence. Biraz kaplumbağa hızında yaşamak daha iyi olacak gibi.

Yani birazcık yavaş yaşamak zaten zamanımız hani süreli yaşıyoruz şurada bol dünyada dar yaşamanın çok alemi yok. Yani neydi o ciltte slow yavaş şehirler? Aynen aynen onlar bayağı. O yüzden popülerleşmeye başladı. Bizim kafadaki niye popüler popülerleşmesi ki? Yani ben mesela şu an işte adana'da yaşıyorum, 2 milyonluk bir şehir sabah 8 buçuk kilometre yola giderken 40 dakika istanbul'a oranla bunun 8 buçuk kilometre yolda giderken işte bir buçuk saatin falan geçiyor.

Yani bak, bizi dinleyen insanların birçoğu podcast de dinleyen insanların birçoğu serviste dinliyor. Adam derken bir buçuk 2 saat yol çekiyor. Biz burada 2 saat youtube'da kendi boyumuzu işte kendi fikirlerimizi söylüyoruz. Kitap üzerine insanlar bizi serviste dinliyor. 2 saat boyunca servisle gidiyor. Bir tane aracın bir tane kutunun içinde iş yerine gidiyorlar. Ben 40 dakika gidiyorum, adam 2 saat gidiyor, 2 saatte geliyor, 4 saat gün 24 saat sekizini uyudun dördünü.

Işte yoluna geçirdin. E dokuzunu da işe veriyorsun yani 8 saat mesai bir saat yemek diyelim ne yapıyoruz ki ne olayımız ne yani ne bir şey diyeyim mi bak biraz da insanların şeyi var suçu var yani bilerek bunu yapıyorlar, sonra da şikayet ediyorlar. Mesela ankara'dan bir örnek vereyim, ben de ankara'da yaşadığım için benim evim Bahçelievler tarafında tamam mı iş yerimde Anadolu bulvarı üzerinde gimat kavşağı diye bir yer var orada.

Ben sabah evimden çıkıp diyelim ki taksiye bindim iş yerine 10 km falan. Ulaşmam toplamda 10 dakika sürüyor. Taksit taksiye binersen servise de yarım saat sürmüyor. 20 25 dakika civarında. Kendi arabam olduğu zamanlarda yine 10 dakikada falan gidiyordum. Şimdi mesela bir arkadaş var, adam bağlıca da oturuyor. Sabah. Geliş trafiğini çekiyor akşam gidiş trafiğini çekiyor. Sonra bundan şikayet ediyor. Abi bağlıca da oturma.

Saldır evler güzel abi, evler güzel, burada da güzel evler var ya beni ormansız olarak nedenleri olabilir. Hayır bağlıca daha pahalı. Buradan ya atıyorum diyorum. Yani tam tersi performans olarak daha iyi yani statü var statü işin ucunda ya ben ankara'da yeni evlenen çift ballıca dan ev alır. Neden bilmiyorum ama yeni evli çiftlerin yeri bağlayacaktır. Ya etimeskut da Sinan da var şimdi yani hayır, hayır hayır tabii.

Bahsettiğim kitle hani bir modayı takip eden diyeyim ya da statü sembollerini takip eden ya o söylediğin arada şey de var işte sırf. Mali mecburiyetler sebebiyle işte şehir dışında ya da getto dediğimiz tarzda yerde oturan insanlar da var. Yani fakirler kendi fakirleri konuşuyorsun ki şu anda konumuz fakir fakiri hiç sevmem, fakir olduğumdan hiç sevmem. Fakire ama yani. Görünce madalyonun 2 yüzü de var. Tabii doğru bağlıca da bağlıca da oturan adam da yani hani bir

trendi takip eden adam. Nasıl diyeyim manipüle ediliyor biri de 10'a çıkart 10'a çıkart dayatıyor işte. Ya birileri tarafından manipüle ediliyor. Yani atıyorum. Çocuk şey yapmasa bu manipülasyona karşı dursa hanımı karşı duramıyor veya hanımı karşı dursa çocuk karşı duramıyor vesaire hani bir şekilde işte gidiyorlar, insanların böyle bir hafta sonu çıkacağım arkadaşlar hepsini sözüm var yani yeni ev hani

ziyaret edilir ya? Bir günde hallederim ya 45 tane ev var orada zaten sık sık sık yani ne varsa da oturuyorduk. Bu arada şimdi orada değiliz de evet, bir de bir şey diyeyim mi bir şey diyeyim mi bağlıca bir de çirkin bir yer ha yani ağaç yok bir şey yok böyle çorum'da kent ordu kent, yani yeni yeni bir sürü binalar böyle yüksek yüksek çirkin. Ne. Ya işte bir bir isim furyası oluyor ya mesela çocukluk koyma furyası işte senle konuşmuyor.

Çınar muhabbeti çınar ya çınar, hastanede 12 tane çocuk doğuyor işte 10 birinin adı çınar ne yapayım? G. Ve 8 sekizinin adı çıtır yaşanmış bir hikaye 3 ay düşündüler. Çocuğa böyle bilinmeyen bir isim koyalım ya da böyle kendine has bir isim koyalım diye yüzünden düşen 1.000 parça hastanede ziyaretine gitmiştik. Doğum olunca ne oldu? Hani dedim abi hani çocuk sağlıklı falan da işte liste var dedi. 12 çocuk doğmuş sekizinin adı çınar dedi yani.

Ben müzik vardı, o dizide bir çınar diye bir karakter vardı. Oradan herhalde popüler oluyorum vallahi ya türkiye'de furya oluyor ya işte. Hani böyle? Çocukların isimlerine göre ailenin sosyoekonomik durumunu sonrasında çocuğun 3 aşağı 5 yukarı hangi yılda doğduğunu falan bilirsin yani hani eğer tabii babası çok kafayı kırıp dedesinin adını koy Muhittin falan koymuyorsun, küçük işte çocuğun adını hani genelde o trendi takip ederler tabii ben hiç fakir merkez han görmedim mesela.

Yani bilmiyorum var mı? Fakir Berke can umut sarıkaya'nın uzun fakir yok her her sosyoekonomik şey sınıf kendi şeyini yaratıyor, kendi trendlerini yaratıyordu. Evet, yani bu hızlı yaşama her şeyi yapma mevzu yani oraya geri dönecek olursak bu biraz şeyden işte. Mesela internetin getirdiği bir bence. Ya kötü yanı diyeyim yani biz biraz fazla bizi zorluyor yani hani aslında sen ölümlülük ile alakalı biraz ya ölümlülük de mesela instagram diye bir şey var.

Elin avucunun içinde işte o dediğin şeyleri yapan insanları anında görüyorsun. Yani adam burning man'e de işte bir şeyler yapıyor. Sonra işte başka birine bakıyorsun, dubai'de bir şey yapıyor, anladın mı, hani o kadar el avucunun içinde olduğu için yani çok daha yani ölümlülük okey o zat yani var da ama bu işte direkt insanı bence zorla yani bu zaten bununla ilgili bilimsel araştırmalar da vardır yani instagram kullanımı. Insanları depresyona. Sürüklüyor gibi bir şey de vardı.

Araştırmada bir benzer şekilde Facebook için de hani böyle bir yandan insanları takip ediyorum, sosyalleşiyor falan diye düşünüyorsun ama aslında madalyonun diğer yüzü çok da böyle şey değil, iç açıcı değil. Şimdi konuyu biraz böyle şeye günümüze çok getirdik. Tekrardan asimov a dönmeden önce ufak bir ara verelim, tekrar devam ederiz. Tekrardan selamlar o küçük bir ara verdik. Konuyla tekrardan hani toparlayalım diye konuştuk. Kendi aramızda bu arada atladığımız bir konu vardı.

Onu da aslında bahsedelim. Ben robot diye aynı isimle bir film de var. 2.004 yılında çekilmiş bu will Smith oynuyor. Hatta ben ilk filmi izlemiştim. Yani asimov'un eserlerinden bir haber iken onu izlemiştim. Sonra ben robotu filan işte 2.015 işlerde mi? 2.010 beşte falan okudum yani aradan 10 seneden fazla zaman geçtikten sonra okudum. Şimdi tekrardan aklıma gelince ya arada bağlantı böyle hiç aklıma bile gelmedi. Yani ne alakası var mıydı? Filan bir tekrardan girip baktım.

Bu ara verdiğimiz sırada yani filmin hikayesi aslında bir hikayeye ucundan dokunuyor ama direkt birebir aynısı değil. Yani sadece işte karakterler var işte beklenenin dışında bir şey yapan bir suç işlemeye meyil eden bir robot var ama onun dışında hiçbir şey örtüşmüyor. O hikayenin adı da kitapta geçen hikayenin adı da. Kayıplara karışan robot ama dediğim gibi yani bu film bu hikayeyle hiç alakası yok. Yani sadece isimler falan işte 3 robot kanunu falan gibi şeyler

ortak. Yani bu açıdan şey diye düşünmesin. Bu filmi izlemiş olanlar yani filmini izledim, ne olsa kitaba bakmalıyım diye düşünmesin. Buradaki 9 öyküden birine. Neredeyse hiç benzemeyen bir senaryo. O yüzden o kitabı düşünerek bence hiç ben robota yaklaşmamak lazım. Bir de hani biz bu kitabı yorumlarken çok fazla detaya da girmeyelim dedik yani şey. Çünkü bunlar zaten kısa

hikayeler işte ne bileyim? 15, 20, 30 sayfalık hikayeler bunlar sonuçta ve hani bunların detayına girecek olursak tamamen spoiler verip yani kitabı şeyi, hikayeleri özetlemiş gibi olacaktık. Onun yerine. Hani burada asimov'un hani o alttan işlediği fikirleri, işte öngörülerini biraz daha konuşalım istedik. Yani asıl amacımız biraz daha sizleri bu kitabı okumaya yönlendirmek etti. Bu sayede hani bir en azından bir şey tanıtımda hani şeyde bulunmuş olmak istedik.

Yani bu filmi de buradan hani söyleyelim. Film aslında çok da bir alakası yok. Kayıplara karışan robotta mesela çok, o da enteresan bir hikaye, az bir şey bahsetmiştim, işte o kayboluyor, kaybediyor kendini filan hani onları da yine çok böyle detayına girmek istemiyorum. Hani genel olarak? Bu yani bu kitabı okuduğunuzda aslında o şeyi hissediyorsunuz. Yani kitap asimov'un diğer serilerinde de aslında buradan geçiş yapabilirim diye hissediyorsunuz.

Ben mesela üçüncü okuduğum kitabıydı ilk vakıf okudum vakıf mesela çok daha ileri bir tarihte geçiyor. Vakıf kurulurken ondan daha geride geçiyor. Ben robot ondan daha da geride, yani ben böyle aslında şey kronolojisini de asimov'un oluşturduğu. Işte dünyanın kronolojisini de sondan başa doğru gittim. Buna yönelik de bu arada çok şeyler var böyle. Hani internette? Hani asimov'un kitapları hangi sırayla okunmalıdır diye bayağı böyle ateşli tartışmalar dönmüş.

Çünkü asimov'un hikayeleri, kitapları yazma sırasıyla onların kronolojisi de farklı ilerliyor. Öyle bir şey de var. Bazıları ileriden yazmış, bazen geriden yazmış falan işte kimisi diyor ki yazdığı sırayla okumak lazım. Kimisi diyor ki, işte kronolojiye göre okumak lazım. Ben ikisine göre de okumadım ama 10'a çıkart rağmen. Her bir kitap bana bir tat verdi ve şey hissetmedim. Yani kendimi boşluğa düşmüş gibi

hissetmedim. Hani o açıdan benim hani yorumum asimov'un herhangi bir kitabından başlayabilirsiniz? Ben robotta bunun için çok uygun bir kitap. Çünkü diğerleri biraz daha böyle çok daha fütüristik. Yani böyle 10 binlerce yıl sonrasında falan geçiyor ama bu hani direkt böyle günümüzden bile hissedebileceğimiz yakınlarda başımıza gelir, işte yakınlarda bunları yaşarız diyebileceğimiz aslında. Hani şeyleri anlatıyor, hikayeler anlatıyor ve altında da bir aslında felsefi bir

derinlik de var. Hani o açıdan bu kitabı filmi izleyip izlemeden bağımsız, yani izlemesi izlemiş olsanız bile hani bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim? Ben bu şekilde söze başlayayım başka yani bu kitaba yönelik artık hani kapanışa doğru gidiyoruz şu hikayede, hani benim kafama takılan işte dikkatimi çeken bir konu oldu gibi söylemek istediğim bir şey varsa onlar üzerinden bir geçip. Sonra kapanışa doğru geçebiliriz.

Ben şeyi bir söylemek istiyorum. Yapay zekayla ilgili asimov'un öngörüyle değil, dünyadakiler yani bizim halı halihazırda elimizde olanla ilgili. Bununla ilgili çok enteresan bir teori var. Ataç teorisi hiç duydunuz mu? Ataç ataç, mesela bir tane yapay zekaya bir robota. Diyorlar ki sen ataç yap. Ben şey şekilde verimli şekilde atacağım. Bununla ilgili birkaç tane çıktı, öneriyorlar diyorlar ki mesela o robot.

Sadece ataç yapmak için tüm kaynakları israf edebilir, çünkü onun görevi o ataç yapmak, insanlara zarar vermeyi istemese bile. Dünyadaki tüm mineralleri böyle mesela kazıp diyelim ki onlardan ataç yapabilir, seri üretimle ve insanlığı yok edebilir gibi. Hani asimo tamam. Insanlara bir robot bilerek ya da bilmeden zarar veremez gibi bir kanun oluşturmuş ama bizim elimizde olan teknolojiyle bu kanuna erişmek. Çok zorlaşıyor ve kitaptaki o sızın kelvin karakterinin ki gibi.

Hani bu kanunun felsefi derinliği? Robotun ya da yapay zekaya haiz olan canlının kafasının karışmasına ve başka şeyler yapmasına sebep olabiliyor. Yani ataç'ın insanlık için çok önemli olduğunu düşünüp. Insanları öldürüp ataç yapabilir yani hani bu böyle de bir sonuç var gibi kendi kendince asil onu 60 yaşında büyükleri öldürün gibi belli bir seviyedeki insanları itlaf edip atak yapabilir. Yani gibi bir de şey öyküsü. Kitapta benim en çok hoşuma giden.

Kendi yani burada biraz spoiler vereceğim artık kimse kusura bakmasın. Bir tane robot var, özel bir robot. Bu bir uzay istasyonunda çalışması için gönderiliyor. Uzay istasyonundaki tane uzman var. Bu uzmanlar robotu birleştiriyorlar ve 10'a çıkart işte diyorlar ki normalde robotlar. Insanları patron falan değil, takip ediyor. Bunu çok zeki olduğu için eğitiyorlar. Onu orada bırakacaklar. Hedef o yani o istasyonu insansızlaştırma istiyorlar.

Robot da. Biraz fazla insan gibi olduğu için ve 3 robot kuralı esneterek imal edildiği için. Onlara inanmamaya başlıyor. Onlara sorguluyor önce sonra inanmamaya başlıyor diyor ki diyor, karbon formunu alırsınız,

yemek yemek zorundasınız. Siz kimsiniz, nasıl beni üretmiş olabilirsiniz, falana kadar yediriyor yani hani aynen böyle ama yani siz ya bırakın bunları filan gibi bundan sonra robot peygamberliğini ilan ediyor, tanrı olarak da geminin uzay istasyonunun güç ünitesini seçiyor kendine. Diyor ki tanrım bu. A kafayı yiyorlar. Buna kendilerinin imal ettiğini gösterebilmek için hatta yeni robotlar gelmiş mesela ya da orada yedek robotlar var, onları

birleştiriyorlar. Filan gözünün önünde tam bunu yapmış olabilirsiniz ama beni yaptığımız gerçeği ispatlamazsan filan sadece mantık üzerine çalışıyor. Diğer robotları da etkisi altına alıyor, onları da kandırıyor, peygamber oluyor. Tek başına ya böyle bir hikaye var. Bu benim çok hoşuma gitti, insanların inanç sistemleriyle de bağlantılı gibi geldi. Yani gereğinden fazla zeki bir insan mesela çıkıp bir şeyler söylediği zaman tabii. Ben mesih im diye gezen

tiplerden bahsetmiyorum. Yani onlar komik insanlar ya da. Neyse buraya girmeyeyim. Ya da adıyaman'da bolca bulunan insanlardan da bahsetmiyorum. Hasan mezarcı geldi aklıma benim. Baya popüler olmuş birisiyim diyen o zaten de benim kastettiğim hani her sokakta bir tane olur ya. Giderler işte elini öperler saçını severler falan o tip insanlardan bahsetmiyorum. Daha böyle burada araya girip bir şey söyleyebilir miyim? Tabii insanın küçük küçük her yerde.

Böyle küçük, küçük, farklı farklı dozajlar da hep kendince tanrı rolünü oynuyor zaten. Ya da ne bileyim işte o özel seçilmiş rolünü oynuyor. Kimileri bunu çok üst perdeden yapıp işte kitleleri etraflarında toplayıp işte belirli amaçlar doğrultusunda kitleleri yükleyip çok garip işlere girebiliyorlar. Kimileri daha küçük böyle şey formlarında yapıyor işte. Mahalle forumlarında da daha dar

kapsamlı yapıyor. Bu işleri insan biraz böyle bir varlık ya yani hani tanrı rolü oynamayı seviyor yani kendince minik minik bir şey diyeceğim. O tanrı oyunu oynamayı severken, 10'a çıkart tanrı imiş gibi davranan kitlelerin sayısı daha fazla. Ben bunu şeye yoruyorum. Biraz aklını başkasına kiraya vermek en kolay yani evet, düşünmüyorsun kafa rahat işte. Benim takip ettiğim birisi var o böyle dedi. Ben de böyle yapıyorum, günah olursa onun boynuna gibi bir yaklaşım.

Özellikle yani islam'da söylüyorum, bunu öyle bir yaklaşım var ama öyle değil. Yani herkese ben bu diziyi buradan bir spoiler vereceğim öyle değil yani bir tane adam var o bir şey dedi diye. Siz onu yaptınız diye tamamen sorumlu ama aynı ölçüde. Ne yazık ki siz de sorumlusunuz böyle bir sıkıntı var. Ondan biraz daha mutlu. Kimin doğruyu yaptığı tartışılır burada yani hani biz biz deneyim işte ya bak bir dakika bir şey söyleyeceğim.

Mutlular doğru söylüyorsun ama. Islam'ın kendi felsefesine aykırı bu konu. Yani. Her koyun kendi bacağından mantığı vardır ya? Ondan medet oluyor yani tabii canım herkesin kendi amel defteri vardır. Yani normalde öyle. Herkes kendi yaptığı iyiliklerden, kötülüklerden, günahlardan, sahaflardan sorumludur. Böyle bir şey varken tutup da evet o öyle dedi. O zaman bu doğru filan işte kuralların esnetilmesi ya da farklı yorumlanması durumu var demek ki.

Çünkü bütün bu şeyler de yani bahsettiğiniz bütün uç örnekler işte kendi aklını önde tutan, mantığını önde tutan örnekler de başkasının aklına uyan örnekler de aynı felsefenin içinden çıkıyorsa. Sayı demek ki yorum farkı var. Mevzuda çok da. Yani ben kendi adıma çok bir şey söyleyemeyeceğim. Umarım bir şekilde bu bu noktada bir tane film tavsiye etmek istiyorum.

Dinleyenlerde hani çok eski bir film monty pyhton diye bir grubun filmi life of brian filminin adı yani brian'ın hayatı diye türkçe'ye çevirebilirsiniz. Bulunabilir, çoğu yerde var. Life of crime mutlaka izlenmesi gereken bir film diye düşünüyorum. Pardon o bayağı mizahi de bir film. Evet onlar hatta şey, ingiltere'de bir televizyon serisi olarak başlıyorlar. Hani komedi serisi olarak flintstones sefid. Evet baya böyle iğneleyici bir şeyleri de var. Yani tavırları da var.

Benim izlerken en çok güldüğüm film serileri onlardır. Yani bu şey hikayesi. Hani senin bahsettiğin mantık isimli hikaye aslında sonrasında hani orasını açıklamayı o kadar spora girmeyelim. Hani sonradan neden öyle olduğunu bu hani robotun neden böyle bir yola gittiğini, neden kendini böyle hani bir peygamber gibi gördüğünü, hani anladığımız kısım bence çok güzel bir tweet. Yani çok güzel bir senaryo döndürmüş orada. Eğer hani ha öyle miymiş, hani

şeyi hakikaten güzel işlemiş. Mesela asimov'un bu ya o kadar kısa bir hikayede bile böyle bir hemen şey yapabilmesi tekrardan. Mesela 33 robot kanunu bir şekilde geliyor. Yani konu bu bence şey yeteneğini çok güzel ortaya koyuyor. Mesela alan da aynı şekilde çok böyle kısa ve öz ve net bir şey ve buradan hani kaynaklanarak bir sürü hikayeler işte yapmış o hikaye de aynı şekilde aslında bir derinliği var yani o yönden ve bizim de aslında insanlığa da bir şekilde. Onu şey yapabiliyorsunuz,

çıkarım yapabiliyorsun. Yani insanlıkta da benzer şeyler oluyor. Yani bizim. Belli güdülerimizi var. Belli inançlarımız var, işte ön planda olan değerlerimiz var. Hani 3 Şubat kanunu işte şey gibi düşün yani mesela eğer ki siz bir müslümansanız islam'ın kanunlarına uyuyorsunuz. Aynı zamanda işte türk vatandaşı olsanız Türkiye cumhuriyetinin kanunlarına uyuyorsunuz, uymazsanız cezalandırma. Hani bunlar bir şekilde kendinizi yönlendirmeye çalışıyorsunuz?

Bir yandan işte içinizdeki güldüler falan var. Hani robotlarda da aslında bunları hissediyorsun, yani robotun bir beyni var ve insanın beyninden daha üstün birçok anlamda aslında. Ve insanlar da nasıl çalıştığını

bilmiyor bile. Yani hani robotların düşünme tarzını hangi işte şeyler göz önüne alarak kriterleri göz önüne alarak bazı kararlarda bulunduklarını da hani anlayamıyorlar orada işte mesela bu robot psikolog devreye giriyor o anlamaya çalışıyor filan yani o hakikaten işin enteresan bir boyut yani teknoloji ilerlese bile böyle bir şey boyutu var. Aynı şekilde bizim yani oluşturduğumuz dünyadaki oluşturduğumuz sistemler de hani her zaman anlamakta zorlandım yani mesela ekonomi.

En anlaşılması zor sistemlerden birisi hâlâ yani hani işte onun arkasındaki psikoloji insanların da davranışları, özellikle bu işte hisse senetleridir ve para birimlerinin değerleridir. Bunlardaki oynamalar filan hani senelerdir bunları anlamaya çalışıyor. Ekonomistler hala çok anlayamadılar. Yani şu an işte yapay zeka mesela daha iyi anlamaya başladı bir yerde yine de her zaman

başarılı olamıyor bu konuda. Ya bu hani bizim hem kendimizin hem de oluşturduğumuz sistemlerin böyle bir şey kısmı var. Yani her zaman işte tutarlı bekleneni yapmaya biliyor ve hani getirdiği sonuçlarda ne nereye gideceğini de önden kestiremeyen biliyoruz. Yani böyle bir enteresan bir olgu var. Benim de mesela bunlar düşük bunları düşündürmüştü bu hikaye. Mişaat senin var mı böyle? Hani senin okuduğun ve hani böyle ilgini çeken? Hepsi çok hoş hatta.

Ikbal ile konuşuyorduk işte ikbali bu oturuma katılmayacak attı. 10'a çıkart benim eve beni ziyarete geldiğinde böyle bir 30 sayfayı oku deyip o hikayeyi vermiştim. Hani senden senin yaptığın bir robota. Senin onu birleştirdiğini onu senin g. Tabiri caizse hani yarattığını nasıl anlatır? Onu nasıl buna ikna eder diye ve bayağı kafa karıştırıcı bir hikaye güzeldi. Şimdi ben orada mesela karakterlerle, karakterlerle özdeşleşti, ettirdim. Kendimi garip alıyorum ama down diye 2 karakter var.

Ikisinin de farklı özellikleriyle ortaya çıkan adamlar, yani ikisinin de farklı özellikleri var. Bir tanesi işte robota böyle sakin bir şekilde mantıksal açıdan. Kendilerinin tabiri caizse yaratıcı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Diğeri de böyle kafa göz dalayım modunda hani Nazlı burnunu kırarım ben modunda. Kendimle böyle düşündüm, acaba hangisi olurdum ya da ne yapardım falan diye. Insanın hani çok gerçekten sinirlenebilir? Hani kesin dallarıdır? Robota dalardım muhtemelen ön.

Bende robot birleştir diyorsun, yani bunu yapmanın bir şeyi değiştirmez. Beni yapmış olduğun anlamına gelmez falan diyor işte bir görevi iyi yapabiliyorsun, bir sahne var işte koltuğunun altına alıyor. Ikisini de kafalarını böyle zımparalama hareketiyle düşük varlıklarsınız ama güzelsiniz falan diye öyle yani muhtemelen bana yapsa onu ısırırım herhalde. O benim çok hoşuma giden bir hikayeydi. Nasıl beni etkileyen hikayelerden bir tanesi? Her bir adımda bir tane robot var.

Ve bölümün adı da yalancı işte ağır bi insanların düşüncelerini, zihinlerini okuyabilen bir robot, bir pozitron lik, beyinlerde yapılan bir hata sonucu böyle bir defolu hatalı muamele ortaya çıkıyor. Bu bana biraz böyle dahi insanların nasıl dünyaya geldiğini de böyle düşündürttü. Bu bölümü okuyunca mesela kültürde aynı şekilde biraz önce bahsettiğimiz o kendi peşimi. Iran eden robot kötülemesi la ciddi bir mantık şeyine sahip. Hani zeka eleştirel yaklaşım,

mantık, yürütme. Bunlar aslında yaratılış o pu. Bu robotların yaratılışındaki depolardan kaynaklanan durumlar, yani yaratılışta bir şeyler o robotun beyninde ters gidiyor. Ve böyle hatalı mamuller ortaya çıkıyor. Sanki dahiler de böyle bizim insanlığın böyle hatalı mamulleri gibi bir yerde bir şeyler ters gidiyor veya fazla eksik bilmiyorum bu tip adamlar çıkıyor ortaya. Örgüye suzuki'nin bu arada oraya kadar.

Insanı kendin, yani insan kendini yakın hissediyor bir şekilde benimsiyor sizin kendini. Ama her bir hikayesine geldiğinizde. Susun kendine çok ciddi bir şey duyabilirsiniz. Sinir duyabilirsiniz, çünkü çok özel bir robotu. Kendisinin. Kandırdığını düşündüğü için resmen öldürüyor. Yani robotun beynini sadece psikolojik baskıyla darmadağın ediyor ve robotu böyle. Artık geri dönülemez bir lupa sürece sokuyor ve robot. Ölüyor, namaz bir hale geliyor, ölüyor.

Evet, yani teknik olarak ölüyor. O ağır bir hikayesini okumanızı değerlendirmenizi isterim. Benim en çok hoşuma giden hikayelerden birisiydi. Bir de. Ilk baştaki robby hikayesi beni çok etkilemişti. Robin'i galiba yanlış hatırlamıyorsam evet. En ilkel robot formu bu robot hiç konuşamıyor, diğerleri interaktif iletişim kurabiliyor. Sizinle sana cevap verebiliyor vesaire. Ama bu robe ilk robotlardan birisi hiç konuşamıyor, ilk insansı robotlardan ve bir küçük

bir kıza yarenlik ediyor işte. Onunla arkadaşlık yapıyor. Bakıcı aslında ya bir nevi bakacak ama işte o bakıcılık dan daha öteye geçiyor. Artık bir arkadaşı gibi biraz daha oyun arkadaşı. Sonrasında gerçek bir arkadaşlığa dönüyor işte kız robin'i bir şekilde ondan ayırıyor. Ailesi falan kız onun peşine düşüyor. Yani.

O 2 hikaye cidden beni etkiledi. Özellikle Huawei çok etkiledi tabii mantık zaten ayrı bir yerde insan böyle kahkahalarla gülüyor bazen kıvrımlarına öyle cidden kahkahalarla gülüyorsunuz. Aynı zamanda kendinizi de ben olsaydım nasıl açıklarım diye böyle zorluyorsunuz. Yani kendimi böyle bir robota nasıl anlatırdım falan dedi. Bence kesinlikle okunması gereken hikayedir. Evet benim de şey hikayesinden bahsedeyim benim de çok böyle.

Hani günümüzde de yakın. Hissettiğim bir hikaye, kayıplara karışan robot hikayesiydi. Hani orada kendisine verilen emri yapıyor ama böyle hani hınzır bir şekilde yapıyor? Hani kaybol diyor bu sinirle 10'a çıkart sinirlenen işte sahibi diyelim ustası diyeyim bir insan diyor bunu 10'a çıkart ve o kendini kaybediyor bir şekilde bu robotta bir özel üretilmiş bir robot işte birinci kanunu oynatın, oynanmış bir robot falan.

Hani gizli bir proje aslında ya o uzay istasyonunda çalıştı ancak öyle bir robot çalışabiliyor, filan çok detayına girmeyeyim. Orada mesela şey, hani o robot, kendisini işte o birinci kanun'la oynanmış olduğu için insanlardan daha üstün hissetmeye başlıyor. Ben sizden daha çok şey biliyorum işte daha zekiyim falan ve böyle o robotlar hani 10 tane falan üretiliyor,

bunlardan dalga geçiyor. Biraz şeylerle de kendi işte kendilerine emir veren teknisyenlerle filan böyle onları biraz alaya alarak yaptıkları işleri bazen böyle çok önemsemeyerek falan yapıyorlar. Ya ben bunu mesela son kaç 5 senedir iş hayatında sürekli hissediyorum bu bu davranışta olan insanları. Bunlar kimler işte? Yani buradan kötülemek için demiyorum ama haklı oldukları yanlar çoğu zaman var.

O robotların da belki vardır. Yazılımcılar ve tasarımcılar şu an günümüzde inanılmaz bir şey dengesizliği var. Arz talep dengesizliği var. Yazılımcı insanlar hani genel olarak zeki insanlar da oluyor? Özellikle bunlar mühendislik eğitimi almış olanları zeki insanlar oluyor. Onlara iş buyuran yani. Yapacak, yapacağı işleri belirleyen onlara işte deadline, işte şu zamanı yetiştirmen lazım gibi şeyleri koyan insanlar da hani o proje yöneticileri filan o kadar zeki insanlar olmuyor genelde.

Hani daha böyle soft skill dediğimiz işte yöneticilik, iletişim kabiliyetleri daha iyi olan daha böyle hani sözel alanlardan gelmiş insanlar oluyor. Genelde daha böyle iş business iş işletmedir falan hani endüstri mühendisidir, öyle alanlardan gelen insanlar oluyor. Hani orada bir şeye hissediyorum ben yani hani bu yapıyordu mesela? Yazılımcı yazıyor. Filan bazen mesela kendisine söyleneni yapıyor ama aslında hani kendisinden istenen şeyin

olmadığını bilerek. Şey olarak yapıyor hani böyle hani moto mod yapıyor yani? Hani kendisinden hiçbir şey katmıyor ve tamam ya yaptım işte al diyor falan yani. Hani aynı şekilde nasıl oradaki o robot da aynı şekilde ustası kendine kaybol dediğinde al bak nasıl kayboldum, beni bulamayacaksın bir daha gibi başka robotların arasına karışıyor. Yani böyle bir şey olamaz aynısını ben yani bu davranışı o kadar hissediyorum ki ve orada aynı sızın kelvin şey diyor yani bu robotlara.

Daha hassas, yaklaşmanız lazımdı gibi bir laflar ediyor. Yani diyor ki bu robotlar kendilerini sizden daha üstün görecekler. Çünkü birinci kanunlarıyla oynanmış. Bu yüzden de böyle garip davranışlarda bulunabilirler. Yani böyle zaten böyle bir şey yapılmalıydı diyor. Yani birinci kanunla oynarsan böyle olur işte diyor. Şimdi günümüze geldiğimizde bu yazılımcı adamın da birinci kanunu falan yok.

Yani hani kendi değerleri olan insanlar doğal olarak yazılımcılara iş yaptırıyorsun, neden yaptırıyorsun? Bir arz talep dengesizliği var. 2 o adam senden çoğu zaman daha zeki. Bu yüzden de hep bir şey oluyor, yani eğer ki sen o insanın bir şekilde ilham veremezsen kendisini geliştirmesine imkan sağlamazsa an çoğu zaman yaptığını yapıyor ama böyle gönülsüz yapıyor ve çoğu zaman da sana şey yokuş yapıyor. Yani mesela ben bunu direkt dedim ya ben 5 senedir hani bunu yaşıyorum görüyorum,

gözlemliyorum yani. Hani yapımcılarla da yakın çalıştığım oldu. Ufak tefek proje yöneticiliği gibi yaptığım da oldu. Kendim de onlara benzer işler yaptığım oldu. Yani 2 tarafın da gördüm aslında. Bu mesela beni çok etkilemişti ki o zamanlar böyle bir şey yoktu. Yani belki bilmiyorum. O zamanlarda belki mühendisleri böyle davranıyordu ama hani asimov'un böyle bir şeyi yazmış olması o bundan işte 80 sene önce beni bayağı etkiledi yani

dedim. Hells yani robotlar üzerinden yazmış ama günümüzde de yani insanlarda bu var yani eğer ki sana emir veren sana iş yaptıran kişi senden daha az yetenekli olduğunu düşünüyorsan, senden daha az kalifiye bir insan olduğunu düşünüyorsan çoğu zaman böyle. Yokuş yapıyorsun ya da işte ne bileyim demotive oluyorsun yani aslında belki. Bir günde yapacağın işi 3 güne

sarkıt diyorsun falan böyle. Hani bu hakikaten insan psikolojisinin enteresan bir yanı belki bir günde yapmış olsan sen de kendini daha iyi hissedeceksin ama böyle bazen inadına yani pasif agresif falan davranıyorsun. Yani hakikaten insanın böyle kendisini bu tarz konularda yönetmesi de çok kolay değil. Keşke bizim de öyle zihnimizde işlenmiş kanunlarımız olsa ama maalesef yok. Benim de bu hikaye böyle bayağı düşündürmüştür. Her zaman zihnini başka birine ihraç edebilirsin.

Çarşı biliyorsun yapan çok bizim memlekette özellikle. Yani bu da bir çözüm. Ben bazen düşünüyorum. Ben bazen düşünüyorum yapsam mı diye de sonra. Evet olmuyor, ithalatın doğasıyla alakalı ya zaten asimov da hani hikayede de onu açıklıyor. Emir ve itaat olduklarıyla çok alakalı olsun. Bahsettiğin işte hikaye benim belki de bu dikey hiyerarşi emir vesaire durumları itaat hani insanın insana buyurması vesaire. Bunların belki zamanı miadı

dolmuştur? Yani 5 belki 12.000 yıldır falan işte bizim bildiğimiz dikey hiyerarşi ile dünyayı yönetiliyor. Arada bir sürü yatay hiyerarşi denemesi olsa bile vesaire. Amma velakin hani? Belki bunun zamanı geçmiştir. Yavaş yavaş bu bunun ortadan kalkması gerekiyordur yani çünkü orada aslında insanın yansıdığı robotun da yansıdığı şey emir emir'in doğası, yani emiri yansıyor. Bir şeyi yapmak zorunda olmak. Ve bilmiyorum, ben de çok düşünmüştüm.

O hikaye üzerine kendimden bir sürü şey de buluyor. Neyse çok uzatmak istemiyorum. Biraz magazin yapalım. Hadi tamam, evet, yani aslında baya bir toparlamış olduk. Hepimizin de yorumlarını da almış olduk. Beğendiği hikayeleri daha fazla da. Şimdi her bir hikayeye girmek istemedim. Çünkü diğer türlü hepsinin böyle anlatmış gibi olacağız. Ama yani bu baştan sona okunduğunda çok güzel bir şey sunuyor insanın önüne yeni bir aynen 9. Bütünlük var, bütünlük içeriyor. Yani bence tabii ortak

karakterler var. Susun kelvin işte o saha mühendisleri olan down ve Powell. Onun dışında işte bu ABD robotları diye bir şirket var. Bu robotları üreten, onların yöneticileri falan. Hani onlar da yıllar geçtikçe işte yaşlıları ilerliyor. Kendi aralarında ihtirasları falan değil. Yani ben hakikaten düşünüyorum şimdi mesela hani kısa hikayenin gücü bu herhalde biraz kaç 238 sayfada o kadar çok şey anlatmış ki yani kitap ve o kadar yalın ki yani bu hakikaten enteresan

yani şu an konuşsak yani bunu. Saatlerce daha konuşabilir, sergi hikayeyi aralar. Çünkü araları böyle laf kalabalığıyla doldurmamış herhalde. O yüzden yani öyle bir sürü tasvirlerle uğurla, sınırlarla doldurmamış olduğu için gayet güzel anlatmış. Ay şu gruba sevgiliyi pers nasıl verin bu kadar gömülmesi ya ben de yazarken tahsili çok kullanmam ama bu kadar gömmeyin abi kullanma kullanma ne yapsın? Tahsin Tahsin pişirin. Ya şöyle mesela, vakıf serisinden okuduğum 2 kitapta

tasvir daha çoktu. Baya var yani çünkü zaten yani 500 kitap diyorsun ya yani bu yani bu şey kalibrede 500 kitap yazamazsın yani yani hakikaten illa ki olacak yani orada baya anlatıyor, detaylı bir sürü gidiyor geziyor bilmem ne yapıyor bir ay bir yerde vakit geçiriyor işte değişik gezegenler dolaşıyor falan ana karakter burada ama çok böyle.

Hani kısa hikayenin gücü dediğim o yani hani şey tasviri romanını gömmek gibi bir şey mi yoksa biraz öyle ama hani bunu da öyle bir gücü var hakikaten yani ama bunu da düşünmek lazım yani hani bu şey değil. Mesela romanı biraz daha böyle tüketim açısından daha güzel oluyor ama burda da düşünmen lazım. Yani yoksa böyle özümseyen geçip gitmiş olursun üzerinden bir ufak girebilir miyim? Bu. Mesela lesin diye bir tane dizi vardı, hatırlıyor musunuz? Bizim çocuk değil mi?

Köpek lesi işte. Orada kullanılan nesil işte border collie cinsi bir köpek bildiğim kadarıyla. Ya mesela benim nesil kafamdaki nesil belki farklı farklı bir köpek hayal ediyorum. O işte şeye uyarlandığını da yani hani görsel sanatlara uyarlandığını sinemaya ne bileyim ya da kitapta olduğunda tamamen sana verildiğinde o köpeği. Şey, pardon, köpeğin bütün tasviri sana verildiğinde en ince ayrıntısına kadar.

Çok girişeceği bir şey kalmıyor. Bütün şeyi kaçıyor ya yani hani böyle büyüsü kaçıyor mevzunun ben biraz 10'a çıkart şeyim, muhalefet tim yani biraz bize de düşünecek şeyler kalsın mesela starta da vardı, ormandan geçiyor mu? Nasıl bir orman çam ormanı, meşe ormanı mı ne bileyim deniz seviyesinde mi ya da dağların arasında bir yer mi? Hani hermann hesse, orayı düşünmeyi sana bırakıyor biraz ben o tip tasvirleri ya da o tip yani tasvir durumlarını daha çok

seviyorum. Böyle her şeyin detaylıca tasvir edildiği şeyler. Benim açımdan ruhumu sıkıyor. Benim beni boğuyor yani. Sadece onu şey. Meral Selim, fas'a yönelik eklemek istediğin bir şey var mı? Abi yani. 2 tane anlatı var. Edebiyatta durum tarzı ya da olay şey durum bazlı ya da olay bazı tercih meselesi ya onu da yapan var, onu da yapan var, karışık yapan var. Ben dediğim gibi ben çok tasvir kullanan bir adam değilim kendim yazarken. Ama. Bence saygı göstermesi lazım,

bilmiyorum. Gösteririz de ikisi de yani tarz meselesi, bir de ikisinin de muhtemelen hani güçlü olduğu yanlar var ya mesela işte Yaşar kemal'den örnek vermişti. Mesela o ince Mehmet serisinde tasvirler var. Hani mesela ve çok böyle hakikaten seni içine alıyor yani hani mesela sigorta'da sana bırakıyor. Biraz örnek olarak verirsek o da orada bir doğada geçen bir hikaye var ama ince mehmette hani ben kendim hakikaten o işte çukurova'nın dağlarında, tepelerinde bu memleket doğru

olduğu için hissediyorum. Yani hakikaten böyle o. Şeyi hissettiriyor sana. Yani oradaymış mısın işte ne bileyim o sıcağın işte sıtmanın sıcak falan yani o sarı sıcağı hissettiriyor hakikaten o da ayrı bir şey katıyor.

Hakikaten güç katıyor yani onu içine girebilirsin tabi hani içine giremezsen dediğin gibi belki biraz seni boğabilir ama içine girersen eğer içine girebilen tasvirin güzel yazılmış tasvir hakikaten şey yapıyor insanı alıp götürüyor hakikaten yani öyle bir gücü de var evet evet o zaman bayağı bir gene şey yapmış olduk hani kitap üzerinden de kitabın kenarından dışından dolaşarak da. Konuşmuş olduk. Şimdi bizim dijital bültene geçeyim.

Ben yine ekran paylaşacağım. Şuradan hemen paylaşıyorum. Evet geldi sanırım ekran, değil mi? Evet geldi. Tamamdır şimdi telegram grubunda yine bayağı bir konu döndü. Yani işte biz en son 14 nisan'da yapmıştık. Oturumunuzu o günden bugüne işte şu an 4 mayıs'ta 100 5 Mayıs pardon bayağı bir konu döndü. Sağ olsun eren burada bir özet çıkardı. Ben hani çok fazla telegram'a her zaman bakamadığım için biraz

şey olmuştum. Yani arada böyle uzak kaldığım için eren'den rica ettim eren yine eğer sen istersen bunları sen böyle kısaca bir üzerinden geçen yazdığın zaten bunları. Şimdi telegram grubunda bazen çok fantastik muhabbetler dönebiliyor. Fantastik dediğim şöyle, yani çeşitli konulardan böyle bir anda bir yerden bir yere

atlanabilir. Özellikle discord'a ahmet'in bu konuda emeği büyük ahmet'le bizim çok takdir ederek öyle muhabbet ettiğimiz bir yeni tanıştığımız satır arası vasıtasıyla tanıştığımız bir takipçimiz sağ olsun değişik soruları değişik düşünceleri olan bir arkadaşımız. Onlar böyle çok ciddi muhabbetler ediyorlar. Önce onunla biz bir şehircilik hakkında konuştuk. O konuyla çok ilgiliymiş, iyi şehir ideal, şehir nasıl olur gibi sonra bir anda konu az önce bahsettiğim gibi atlıyoruz.

Bir yerden bir yere varoluşa girdi. Yani konuştuk ama gene hiçbir şey olmadı, her zamanki gibi. Çünkü varoluş hakkında biliyorsunuz 2.000 bundan fazla yılda hatta belki 10.000 yıldır konuşuluyor bir şey olmuyor. Akabinde. Kişisel gelişim kitapları konusu açıldı. Bu kitaplar ne kadar sevdiğimizi az çok anlamışsınızdır. Ben çok sevdiğimi ve bunun devasa bir tezgah olduğunu, marul dışarı aynen diş atın

marul benzetmesi geçti gene. Yeni katılan Kasım Kasım isimli arkadaşım ben podcast leri bisikletle dinliyorum. Söylemi hepimizi böyle ah ulan bizde olsa da biz de yapsak izmir'de o izmir'de yapar tabii. Ama gel sen gerçek gidişatın da bisiklet var ama o podcast de pek takılmıyor galiba. Ondan sonra podcast dışı gelince tabii takip edilen podcastler bir saçıldı. Herkes bir şeyler önerdi, takip ettiklerim olacak, onları kaydettim. Ben bir yere. Ben sonra ben robotla vakıflı

bir araya, o da okuyalım. Asimov günü yapalım dedim. Evet dikkat. Bazı bazı tembel arkadaşlar kitap yetiştiremez falan dediler. Tamam dedik hoş gördük. Ne yapalım işte hayat ondan sonra düşte deaş'ın aldığı notlarla ilgili tartışmalar. Basit türk yazarlar ya işte. Beni en az çok orada yazdığımdan da zaten anlaşılıyor. Bu hani kendini açıklayan bir cümle. Ben bunu açıklamak istemiyorum.

Böyle kalsın sesli kitap konusu konuşuldu ikbal'in yani ne zaman dinlenir çalışırken dinlenir mi filan gibi orada bir teati. Sonra da yaşadığınızı alamaması ve. Bu aralar çok kitap okuyor. Satrançtan da paylaşımlar yaptı. Ne düşünüyorsunuz falan onunla ilgili konuşmalar. Bu esnada tabii oradan direkt ahmet'le birlikte yine yapıştırıp gittiler. Takip ettik, güzel oldu.

Sonra bu kahramanlık muhabbeti. Tabii bu biraz enteresan bir muhabbet işte vatandaşın halkın kahramanlara yaklaşımı vesaire gibi satta şeyde vardı. Cesur yürekte vardı. 2 m boyundadır o işte. Bir taraflarından ateş çıkarıyordu, falan filan gibi hani muhabbetler daha 23 Nisan kutlamaları? Sonra gündüz vassaf konusu açıldı. Cehenneme övgü kitabı ya sen kaçtan kitap yaptın ya biz bir tane ben ancak bir taneyi bitirdim. Sen 34 yıl okuyup okuyup bir

şeye yaramıyor. Ağır işsizlik işte naparsın deniz amanın var belli. Görsel ve onları ayırmak istemiyorsunuz. Şimdi konuşturmayın beni. Evet ya ben okuyorum ya şu anda da okuduğum birkaç kitap var aslında yani. Ama ben işte beni. Şimdi bu konuda pardon devam ederim seni. Heh sonra tolstoy konusu açıldı gidişatın rus yazarları olan devasa sevgisi muhabbeti biliyoruz inşallah sev sevecek sevecek inşallah. Bu arada rus yazarlar demişken, hemen araya girip söyleyeyim şey kitap.

Tetkik grubu 17 haziran'da yeraltından notları yapacaktı. Hani biz de böyle bir sinerji olsun diye biz de aynı zamana hatta aynı güne denk gelecek sanırım biz de çünkü genelde o yani ya 17 ya 18 olur bizim de o hafta sonuna biz de yeraltından notları. Yapalım dedik yer altından notlardan önceki kitabımız henüz belli olmadığı için bu duymamıştık ama ben hani şimdi tam yeri olmuşken rus yazarlar bunu da söylemek istedim. Hani böyle bir aynı dönemde aynı

kitabı yorumlamış olacağız. Birbirimizin hani oturumlarını da paylaşırız. Sonrasında muhtemelen. Evet sonra gündüz vassaf konusu açılınca ben biraz yine. Konuşmaya başladım, o biraz şey oldu. Hani arkadaşlar kitapla ilgili övgülerde bulunup böyle paylaşımlar yapınca. Ben aforizma tarzı kitap yazımına ne kadar tepkili olduğumu baya uzun bir muhabbet oldu. Orada baya garip bir muhabbet oldu ama güzeldi. Yani haz aldık diyelim. Evet, ben de orada senin görüşüne katılıyorum eren yani

yani. Çünkü dediğim gibi böyle iddialı cümleleri doldurursan bir kitaba illaki birilerini yakalarsın yani hani ama orada bütünlüğü yakalamak çok zor olur işte yani her dediğinin arkasında duramazsın yani işte sıkıntı orada. Eyvallah, orada da söyleseydin, keşke yalnız kaldım. Çünkü ben işte zamanım yok şimdi. Teşekkür ederim, hiç geçmiyor mu? Modası öyle inanırım ama takip ediyorum da işte şey genelde sadece takip şeyinde kalabiliyoruz. Ya kardeşim böyle arada bir şey

yaptığım zaman falan durur. Böyle dalgasına şey eder vay biz öğrendik, dostla düşmanı ayırmayı falan der böyle. Hani onun gücünde kumpasın geldi sana şimdi? Aga bize bir firmayız. Kutlamalar tabii ara ara başka şeyler de var ama ondan sonra veya önce ben atladım yani atladım derken özetini hepsini burada şey yapamayız. Zaten baya bir başlık olmuş herhalde eline sağlık yani gittin 3 haftalık burada özet şey çıkardım hepsini okudum dilşad in yazdığı tuğla balyalarının okumak zorunda

kaldım. Dimi, şeyde de öyle tuğla gibi gözüküyor. Aynen öyle yarramın içinde neyse sağlık olsun. Eline sağlık ağzına sağlık. Erim'in yazdığı mesajların yarısı deniz yani benimkileri de Türkiye tuğla bağlı gelsin diye kendilerini 2 kendininkine ve bildiğiniz duble balya abi iyi de siz hepiniz ben tekim ne yapayım yani? Hepinize laf yetiştirmem lazım. Bir dakika hiç ben hepimiz falan olmadık.

Sadece gündüz vassaf konusunda Şeyda ile benzer fikirleri paylaştık ki. Çağrı da seninle benzer fikirleri paylaşmış ama çağrı sana destek vermemiş, sadece orada girmedim, o eksikliğim olmuş. Sağlık olsun. Evet telegram grubunda yani böyle aslında şey, her gün her zaman olmasa bile böyle dönem dönem bir geliyor. Böyle yoğun bir konuşma tartışma oluyor. Ondan sonra girerken köşesine çekiliyor gibi bir şey var. Bence güzel bir ritim tutturduk

orada yani. Hani bu bu tarz işte özetini çıkarıyorum ki aslında bu hem kendimize bir şey olsun. Motivasyon hem işte bizim gruptaki arkadaşlar hem de dışarıdan hani gruba katılmak isteyenler olursa onlar için de hani bir ön gösterim olsun amacı var aslında burada telegram grubumuzda da yine herkesi bekliyoruz. Burada zaten hani biz her zaman açığız yani orada dönen muhabbetleri şimdi şeye doğru ben ilerleyelim buradan sonrasını ben alayım. Şimdi bize bahsedenler yorum

yapanlar. Ekşi sözlük'te bir önceki dijital bitenle göstermiştim. 4 tane entry yazılmış durumda. Bize özel yazılmış yani başkentliler de var. Önceden satır araları adana'da yapılan bir radyo programı

varmış. Sanırım birkaç farklı program varmış, onlara yönelik eleştiriler vardı ama bize özel yazılan 4 tane var bu hani geçen 3 haftalık süreçte yeni entegre olmamış bu. Bende de hani ekşi sözlük yazarı olan takipçilerimiz varsa onlardan her zaman yorumlarını, eleştirilerini de özellikle hani şu ana kadar genelde böyle övgü dolu bir tane sırf erkeklerden oluştuğuna yönelik eleştiri dışında. Diğer mantarının hadi nişan unutmamış, kim olduğunu dışında bir.

Öyle çok bir eleştiri gelmişti ya eleştiri de aslında her zaman bekliyoruz arkadaşlar. Bunları da hani bize herhangi bir kanaldan yazarsanız çok memnun oluruz. Uludağ sözlükte bir entry gelmiş. Ben buna hani böyle google'da falan ararken buldum. Daha önceden yazılmış aslında bu yani bu 19 mart'ta yazılmış ama görmemiştim. O yüzden bunu da buraya almak istedim, içimizden birinin ev arkadaşıymış.

Yani hangimizin bilmiyorum ama sağ olsun o da bizi öven bir entry yazmış ben biliyorum ama söylemem. Tamam. Şöyle geçiyorum, bunu da yine yani biz dijital bülteni de paylaşacağım. Bakmak isteyen hani detayını görebilir. Youtube'da şu an 127 aboneye ulaşmış durumdayız. 2 tane yorum geldi bu geçen süreç sürede bu buyurulan görmedim.

Okey atmak yerine ne kadar evet bu dün gece geldi aynen bence güzel bir yorum oldu yani benim de böyle motive etti yani sabah gece böyle uyku tutmamıştı işte yani biraz da duru bizim kızımız uyumadı falan onunla uğraşır. Açtım baktım böyle böyle bir yorum yapmış. Yani 4 erkek bir araya gelip okey atmak yerine ne güzel işler yapmışsınız demiş ve tüm sağ olsun aynen bende hemen cevap döndüm.

Bu bizim sapiens. Mesela ilk oturumunda gelen video yani aslında bayağı eski bir videomuz ilk videom ilk oturduğumuz 10'a çıkart gelmiş diyorum. Yani çok garip garip bir şey aşkla izledim geçen. Biraz bir de çok uzun ya kaç 3 buçuk saat ne konuştuk yani bu oturumun kaç saat olduğunu farkında mısınız gençler? 2 saati geçtik, sanırım geçmemiş olabilir. Gerçi bir buçuk saat birincisi gömerken zaman anlamında burayı

da unutmayalım. Bayağı uzak çünkü yok yok o kadar olmadık ya o zaman hem 4 kişilik hem de böyle sana katılıyorum sana katılıyorum diye gittiğimiz için bayağı re şey kitapta çok tabii çok uzun bir kitaptı her bölümüne böyle dokunmaya çalışınca baya uzun uzamıştı gene biz onu bence bir şekilde daha iyi yönetmeye başladık diye düşünün ki hani buna vakit buluyoruz artık mesela böyle dijital bülten yapmayı filan. O sapiens oturum bittiğinde hepimiz böyle şey olmuştu. Dağılmış durumdaydık.

Game bayağı konuşmaktan 3 buçuk saat. Çünkü böyle akşam yapmıştık. Falan bayağı şey olmuştu. Şöyle güzel bir gelişme oldu, bu da yani eren sen bunu anlat istersen bu yumurta hikayesini şöyle endi daire ben çok severim, bir yazar olarak çok güzel bir hikayesini görmüştüm. Ingilizce okumuştum ben ilk sonra bir yerden Türkçe çevirileri denk geldi. Çok kötüydü. Türkçe çevirileri yani zaman kaymaları var vesaire vesaire hani ciddiye alınmadan demeyeyim de işin ehli olmayan kişiler

tarafından yapılmış. Ben işim Nehri miyim eğilim ama zamanında çok çevirmenlik yaptım çeşitli yerlere diyeyim. Çeşitli dallarda. Dolayısıyla dedim ki, yani bir amme hizmeti olsun ben de oturdum bunu çevirdim. Sonra bunu gören bir arkadaş işte bu bilim kurgu kulübü ben tanımıyorum kendisini rica etti. Ben bunu kullanabilir miyim? Sesli kitap sesi hikaye yazdık, yapacağız bunu diye dedim. Hayal kullanabilirsiniz. Öyle arkadaşlar yapmışlar.

Bence güzel de olmuş ellerine sağlık tavsiye ederim. Çok güzel bir hikayedir. Okuyun ya da dinleyin. Mutlaka yani hoşunuza gidecektir diye düşünüyorum insan ufkunu çok açan. Bir hikaye, çünkü mini bir sigorta gibi düşünebilirsiniz. Evet, ben dinledim, sen paylaşmıştın eren bunu bizim grupta gerçekten güzel bir hikayeymiş. Yani şey olarak da ana fikri olarak da evet, evet ve şu görselde benim çok hoşuma gitti. Yani hikaye gerçekten çok güzel anlatmış.

Evet ya onu nereden bulmuş ben de bilmiyorum ama bunu birisi bence özel çalışmış bu hikaye yönelik bunu. Yani bu hikaye için çizilmiş bence o çünkü bu arkadaşlar yani baya profesyonel gibi duruyorlar zira hani olabilir bu görsel yani baya güzel yani tam oturmuş. Şeyin hikayenin anlatısına bunu bence herkes yani özellikle böyle hani felsefi işte bilim kurgu falan tarzı konulara ilgi duyan herkes dinlerse bundan zevk alacaktır. Bence zaten 10 dakika. Hani çok kesinlikle değer aynen.

Bunu da buraya koymak istedim. Yani burada da eren sağ olsun işte sormuşlar, kim hani ya? Link filan paylaşmak ister misin diye bizim youtube kanalının linkini vermiş. Hani orada şu şurada geçen eren satır arasındaki linki tıklayınca bizim kanala gidiyor. Hani öyle? Bizim için de bir tanıtım mecrası olmuş oldu. Bu videoda tanıtım kanalı olmuş oldu. Bunun dışında da. Benim takip ettiğim girişimci muhabbeti podcast inde de hani bizim bir bahçemiz geçmişti?

Onu da bir önceki bültenle koymayı unutmuşum. Şimdi aklıma geldi. O da bu arada da hani bizim işte şeyden bahsediyorlar kendilerine destek verenlerden bahsediyorlar. Patreon diye bir platform üzerinden işte her ay 5 $ ve üstü destekte bulunanları isimlerini okuyorlar. Ben de en başından beri yani zaten bu fikri ilk ben ortaya atmıştım. Hani böyle bir para toplar mısınız? Hani toplayabilirsiniz aslında hani? Çünkü masrafları oluyor. Bunların teçhizatları var.

Bu speaker isimli uygulamanın işte şeyi var, aylık ödemeleri var falan web sitelerinin parası hani en azından bunu çıkarmış olursunuz diye o zamandan beri ben de hani 5 $ destek veriyorum. Onlar da sağ olsun işte benim ismimi bahsederken bizim bu podcast ten de bahsetmişler onu da buraya eklemek istedim tekrardan teşekkür ederiz bahsettikleri için. Yani instagram'da şu an biraz takipçi kaybediyoruz. 380 sekize düşmüş. Orada bir hızlı gelen takipçilerimiz vardı.

Tabii biz öyle çok hızlı tüketime yönelik olmadığımız için doğal karşılıyorum ben bunu. Çünkü biz yani oturuyoruz en kısa. Şeyimiz oturumunuz bir buçuk saat ve genelde hani böyle haftada bir filan anca şey paylaşabiliyoruz. Görsel öyle yani çok hızlı tüketime yönelik bir şey değiliz. Aslında bir grup değil, koştuğumuz da yok. Yani bence yavaş yavaş gidelim sakin. Aynen şu an zaten bayağı bir acelecilik şeyine de şey yaptığımız için aynen orada.

Dilşad da ayşe'nin bir işte yoğunlaşması olmuştu. Bu iyi insan meselesi üzerinden yine ben robottan dilşad in bir altını çizdiği bir kısım vardı. Böyle mutsuzluğun kalbinin bir iyi insan, iyi robot, işte analoji kuran bir cümlesi vardı. Hani onu da bu instagram postundan bakıp isterseniz siz de hani yorum yaparak dahil olabilirsiniz? Bu konuya speaker a'daki podcast elimizde şu an 71 tane takipçi var. Orada da henüz bir yorum yapılmış durumda değil. Hani oradan da yorum.

Yaparsanız buraya ekleriz. Aynı zamanda da hani bizim de kendimize hani şey olur? Bir geri bildirim almış oluruz. Apple podcast te de 20 takipçi yani 20 tane cihazdan dinlenmiş. Biz şimdiye kadar öyle bir veriye ulaşabildim ya orada da henüz bir yorum oylama yok. Hani orada oylama yapılabiliyor işte yıldız verebiliyorsun. 5 yıldız üzerinden 12345 verip aynı zamanda yorum yapabiliyorsunuz. Hani bizi oyalayıp yorum yaparsanız seviniriz.

Kitap önerileri de yeni gelen kitap önerilerini ekledim. Buraya bizim telegram grubunda da olan vega onur Murat gülsoy'un gölgeler ve hayaller şehrinde kitabını önermiş. Bu arada Murat gülsoy, ben de bir kaç kitabını okumuştum. Yani severek takip ettiğim bir yazı belki ondan da bir kitap okuyabiliriz. Ileride aynı zamanda da elektrik elektronik benim mezun olduğum okuldan hani bir hoca Boğaziçi elektrik elektronik mühendisliğinde.

Onun bir şeyi yüksek lisans anabilim dalında şey hoca aynı zamanda hani o yüzden de kendime böyle yakın hissettiğim bilsem edebiyatın içinde hem bir yazar hem de bir mühendis olduğu için. Yine kitap önerilerinizi kitap öneri forumumuza bekliyoruz. Bunun dışında hani şey dışında da gelen önerilerimiz olmuştu. Bir tanesi zaten ışılın az önce üzerinden geçtiğimiz yorumu uydu hermes'in boncuk oyunu kitabını önermişti youtube'dan. Onun dışında Ahmet böyle 5 tane kitap önerdi.

Asi şehirler renata alicinin seçme ikilemi, politik giderler, politik liderler permakültür e giriş ve eko köyler bu işte. Aslında eren sizin çevirdiğiniz muhabbete yönelik bayağı kitaplar var. Belki hani o konuya da girip aslında ahmet'i de böyle konuk alsak diye ben şey yapıyorum. Çünkü bize çok aktif bir üyemiz oldu. Belki bu kitaplardan biriyle birlikte bir de benim bir ufak bir duyurum olacak ekranı kapatayım. Bu arada onlardan duyuru da şu bir ihtimal, hani tam kesin

olmamakla beraber. Doruk ateş isimli yazar, polisiye yazarı ölü doğanlar isimli bir kitabı var. Kendisini belki kitabını okuyup ondan sonra hani oturumunuzu alma şansımız var ya böylece bir ilk yapmış olacağız. Hani bir yazarı kitabını tartışırken burada bizimle beraber hani olacak gibi görünüyor? Tabii gene size haber vereceğiz. Sonuçta yoktur ilerleyen oturumlarda ya patlatan fikri yok. Dijital sele almayız biz noktalardan. Yok ya en azından bence güzel olur ya zaten.

Evet, kurtarıcısı yetenek çok farklı bir deneyim olur. Yani bir yazarla beraber hani onun kitabını tartışma kale bakalım asıp kesiyorsunuz, o zaman da yapabilecek misiniz? Adam burada çıkacak yani inşallah evet güzel olabilir, hakikaten Berke eren sen önerirsin senin sıran geldiğinde öyle düşünüyorum burada zaten kendisi de ayarlayabilirsiniz eğer. Evet aynen o zamana ayarlayabilecek bence de güzel olur hatta yani bu aslında bir konsepte dönüşebilir. Yani böyle arada hani

takipçilerden konuk almak var? Aynı zamanda da yazar konuk almak güzel olur yani çünkü biz şu an hep şey tarafındayız. Hani tüketip ondan sonra üreten taraftayız ama onu ilk üreten kişiyle birlikte bunu üretmek çok daha farklı bir hem bizim için bir deneyim olacaktır hem de ürettiğimiz şeyin kalibresi de değişecektir yani bence. Neye gülüyorsunuz beyefendi siz orada görüyorum seni eğer gözünün önünde siz ne gülüyorsun? Başıma gelebilecekleri düşününce

biraz kötü hissettim kendimi. Vallahi bence sıkıntı olmaz ya güzel güzel olmaz ya aynen. Evet ondan sonra yani diyelim konuğa ayıp olur. Tabi öyle bir şey yapmayız da yok. Yok yapmayız halledelim, umarım aramızda olur. Bizim aramızda olması tabi bizi onura eder, mutlu eder, ayarlamaya çalışıyorum. Tamamdır, yani şeye denk getirirsek onu önüne de alıp ileriye atabiliriz. Yani şeyleri kaydırabilir. Programı sonuçta çok sıkıntı olmaz. Bence tamam olur. Belki gidişatla sıramızı

değiştirmemiz durumu olabilir. Yani branş önümüzdeki kitabı satranç takımımız var. Ondan sonraki hafta mesela belli olmayan haftaya belki alabiliriz. Ben konuşuruz onu programlarımız. Tamamdır o zaman ben kapanışa doğru geçeyim. Yine herhalde 12 saate yaklaşık bir buçuk 2 saat arası bir süre boyunca konuştuk. Bizi dinlediğiniz için izlediğiniz için teşekkür ederiz arkadaşlar bizi.

Hani sosyal medya kanallarından telegram grubumuzdan takip edebilirsiniz bize hani yorum yazmanıza özellikle istiyoruz? Yorum eleştiri özellikle de istiyoruz yani bunlar çünkü hani bizim kendimizi geliştirmemize olanak sağlayabilecek şeyler önümüzdeki kitaplardan da 2 tanesi şu an belli, onları da tekrardan tekrarlayayım. Önümüzdeki Mayıs ayının ikinci kitabı, yani Mayıs ayının son hafta sonu yapacağımız kitap satranç kitabı stephens white diye okunuyor.

Sanırım yazarın adı ve 17 haziran'da da ya da 17 18 Haziran hafta sonunda da yeraltından notlar dostoyevski'nin belli olan kitaplarımız şu an bu 34 haziran'da ki kitabımız henüz belli değil. Belki işte dilber ay'ın önerdiği kitap olabilir. Eren belki doruk ateşi ayarlayabilirsin, onun kitabı olabilir. Bunları da yine zaten hem sosyal medyadan hem de. Oturumlarından duyuruyor

olacağız. Bunun dışında benim böyle aklıma gelen birkaç ufak fikirler var onları hani paylaşmaya başladım belki böyle ara mini bölümler video formatında olabilir. Sadece ses formatında olabilir. Podcast olarak bunları da belki hayata geçirebiliriz. Çünkü görüyorum maşallah bizim yani kitap kurdu ikilimiz diş adlı eren yani kitap okurken bizim oturum için okulumuz kitap okurken bir yandan başka kitapları okuyorlar. Yok diş hat videoyu ilerideki kitabı okuyor. Bir yandan yandan başka kitap

okuyor falan. Belki böyle. Hani o altını çizdiğimiz yerleri kendimiz seslendirip sonra yorumlamak belki 2 kişi belki tek başına hani böyle şeyler yapabiliriz diye düşünüyorum. Orada biraz daha belki interaktif sitemizde de arttırırız. Aynı şekilde bu satranççı da canlı yayın yapmak gibi bir

fikrimiz var. Hani onu da ayarlayabilirsiniz zaten onu da duyurusunu sosyal medyadan yaparız öncesinde hani böyle daha interaktif bir şekilde ve aynı zamanda daha belki sık bir şekilde de. Daha böyle ufak ufak içerikte paylaşabiliriz diye düşünüyorum. Sen bir şey söyleyecektin galiba eren de şey diyecektim. Hani aramızda konuşmuştuk insanların da takipçilerin de fikrini alalım. Hani aramızdan şimdi uzman olduğumuz demeyelim ama hepimizin vakit ayırıp ciddi araştırmalar yaptığımız bazı

konular var. Mesela çağrı bilişim sektöründe işte ben enerji sektöründe, işte dilşad. Özellikle hayvancılık sektöründe çok hayvancılık tarih falan yani birçok farklı alanda şey var tabii mesela tarihi de var, bunun başka şeyleri de var falan da var falan der kültür etimoloji. Hepimizin böyle araştırdığı mesela Nihat bey nedense etimoloji konusunda çok ilgili bir insan nasıl aynı anda etimoloji ve hayvancılıkla ilgili olabilir diye sormayın bilmiyorum.

Yani hepimizin böyle farklı farklı ilgi alanları var. Eğer yani bizim de şöyle bir fikrimiz oluştu, bir gün böyle gene yine aynı benzer oturumunuzu yapalım. O konuyu daha iyi bilen kişi. Mesela ben enerjiyi anlatabilirim. Hani arkadaşlar sorular sorarlar ya da canlı yapılır. Oturun böyle dışarıdan sorular gelebilir filan gibi ya da çağrı işte internet bilişim sektörünün nasıl ilerlediği ne yöne gittiğini anlatabilir. Dilşad dilleri anlatabilir ya da?

Türkiye'de neden hayvancılığın kötüye gittiğini, bunun çözümünün olup olmadığını anlatabilir. Neden pahalı eti yediğimizi neden pahalıya yediğimizden çok güzel anlatabiliyorum. Anlaması zor bir soru, yani cevabını anlamasını yani bu konuda ne düşünürsünüz? Bunu da bize yorum olarak ya da bize herhangi bir platformda ulaşıp geri dönüş yaparsanız böyle bir fikriniz var. Belki hayata geçirebiliriz. Evet, bu da yine böyle.

Mesela işte arada bir oturumu böyle bir şey konsept üzerine yapıp mesela kitap değil de belli bir konu üzerine oturumlar şeklinde ilerleyebiliriz. Umarım interaktif bir duruma dönüşür. Biz de kendimizce doğru bildiğimiz şeyleri aktarabiliriz. Umarım yani insanlar bunları ilgiyi gösterirler. Umarım yıldır ya bu tarz mesela benim birkaç tane gördüğüm podcast kanalı var. Yani her bölümde farklı bir

alana odaklanan ilgi de görüyor. Yani benzer şekilde biz de belki öyle bir alana yani şey asıl gene kitap odağımız da olur ama arada bir böyle yaparak çünkü hani onu biriktirmek de çok kolay değil. Yani işte belki onu ayda bir ya da 23 ayda bir falan yapacağımız bir şey olur ama o konuyu böyle hani baştan sona incelediğimiz bir oturum olur işte yine orada konuklarda yine. Alabiliriz, canlı yayın yapabiliriz. Yani bu tarz ihtimaller var.

Hani burada biraz daha aslında evet tepki işte şey alabilirsek hani bir geri dönüş olabilirsek biz de belki 10'a çıkart göre hani kendimizi, programımızı yaparız. Belki bunu telegram kanalında da gündeme getirebiliriz. Hani oradan da bir şeyler çıkacaktır bence mesela Ahmet ile bu Ahmet gelir, seyirciyi de o bize anlatır mesela mesela aynen öyle şeyler olabilir, güzel de olur bence yani böylece

farklı alanlarda da aslında. Işte bilgisi ilgisi olan insanları da daha böyle bilgilerini hani aktarabilecek ileri bir mecra haline gelebiliriz. Yani kendi çapımızda şengör gelir, her şeyi anlatır. Valla belki de davet etsek gelebilir yani belli olmaz yani şey değil olabilir. Böyle şeyleri sevmiyorum mesela şey bahsetmiştim kapatmadan hemen onu söyleyip sonra kapatayım. Kitapçı ettikten işte cihan'la

bir konuşmuştuk. Telefonda o mesela Selçuk şirin'i almışlar mesela hani onun kitabını yorumlarken hani olabilir böyle şeyler atıyorum bize Celal şengör'ün atıyorum bir kitabını ince yaparız orada da açığız yani olabilir. Çan şu an kitaplıktaki tanesini yan yana giriyorum. Hangisini yapsak diye baktım. Aynen güzel olur, bence bunlar yani. Çünkü hani türk yazarlardan da hiç kitap almadık. O açıdan da yazarıyla birlikte yapmak çok daha zevkli olur bence yani evet.

O zaman çok teşekkür ederiz. Tekrardan bizi izlediğiniz, dinlediğiniz için bir sonraki oturumda görüşmek üzere. Telegram grubumuza sosyal medya hesaplarımıza herkesi bekliyoruz. Kendine iyi bak.

Transcript source: Provided by creator in RSS feed: download file
For the best experience, listen in Metacast app for iOS or Android