Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more
Kişisel gelişmek miydi konu? Yoksa Tanrı’nın bize 8 aylık doğarken seçmeden yüklediği sabırsızlık hissiyle 29’larında tekrar tekrar sınaması mıydı? Enerji, frekans yada o geçen gün aydınlandığım çocukluk travması mı sebebi? Bir mum fitilini parmak uçlarımın arasında söndürüyorum bu gece tıpkı şimdiye dek sönen umutlarım gibi.
Bugün bu defa nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bu hayatı kurmak için çok çalıştım belki buradan başlamak lazım. Belki de buradan değilde o kadar fazla çalışırken, az uyurken, deli gibi üretirkenki halimi eskilerin deyimi ile hayatını düzene koymuş seviyesine ulaşmış halimle karşılaştırdığımda neden kendimi bu kadar mutsuz hissetmemden başlamalı. Gerçi kişisel gelişim kitaplarında hep derler ya neden değilde nasıl diye sormak lazım diye. Nedenden değilde nasıl çözerizden başlayalım o halde.
Günlük düzeninizden sıkılırken aydan kendinizi izlediğinizi hayal ettiniz mi? Peki ya hayatınızı kolaylaştıracak iç sesleri duyabilmeyi dilediniz mi aynı aya bakarken?
Yeni tanıştığınız insanları nasıl tanımaya çalışırsınız. Kıyafetlerinden, yaptığı işten, dinlediği müzikten mi? Peki bütün bunlar bize ait olan şeyler mi yoksa etiketlerimiz mi? Bir sene sonra sevdiğimiz müzikler bile değişmiş olamaz mı? O halde gerçekten bize ait olan şeyler ne? Bir Kızılderili atasözü ‘Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle(ayakkabılarıyla) yürü!’ der. En son ne zaman karşımızdaki kişiyi korkularıyla sevmeyi denedik ya da derinliğine sarıldık? Eğer hay...
Çünkü hayat ben Paris’e gittim, La’de yaşadım, şu filmi izledimden çok daha derin. İnsan birilerinde derinleşebilmeli, insan birilerinin derinlerini görebilmeli, birilerinin karanlığında gezinebilmeli bence. Bunu ne kadar yaparsak o kadar insan olduğumuzu o kadar daha yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Herkes birbirini görmeme, birbirine dokunmama, teğet geçme eğiliminde, ruhu yara almasın diye herkes kendisini kapatmış şekilde. Ruhunuzun en yaralı kısmını yani korkularınızı birisiyle paylaşabili...