Bergama'da oranın yöneticileri oraya atanmış olan yöneticiler tabii ki eğitimli kişiler bir ruh çağırma toplantısı yapıyorlar ama bergama'lılar onları şikayet ediyorlar. Diyorlar ki bizim ölülerimizi rahatsız ediyorlar, böyle şeyler yapıyor, sürgün yiyorlar, oradan uzaklaştırılıyorlar. Hayat. Kaçıyor. Ne hayat gıcık uykudur. He Kabil poten bambaşka bir bölümüyle daha beraberiz. Bambaşka diyorum çünkü bugün yine üçgen kurduğumuz bölümlerden birindeyiz.
Ben çikolata Samet kuzey kaliforniyalarda istanbul'da her zamanki gibi sevgili Nazım cihanım var ve bugün ayrıca ankara'da bir ev potkesten münevver elif var. Süper heyecanlıyım bugün açıkçası bu bölümü yapmayı çok istiyordum. Önce konuk olan münevver'e soralım, hoş geldin deyip nasılsın bugün münevver keyifler nasıl? Bulduk teşekkür ederim. Sizler nasılsınız? Ben de çok heyecanlıyım bu arada. Valla öncelikle kabul ettiğin için davetimizi teşekkür ediyoruz.
Çünkü böyle trucime dünyası diyeceğim de tam trucime değil sizin podcast yine size size sorup anlatmanızı isteriz ama aralık 2.020 ikiden beri düzenli bir şekilde istikrarlı bir şekilde yayın yapmaya devam ediyorsunuz ve bu Türkçe postler de çok zor bulunan bir. Durum ya da özellikle. Evet, aradığımız şey herkesin dinleyicinin de aradığı şey dolayısıyla siz nasıl tanımlıyorsunuz? Potkestinizi trucime veya biraz daha niş olabilir mi?
Ondan daha niş bir. Potkes öncelikle ben teşekkür ediyorum, size davet ettiğiniz için. Onu söylemek isterim. En başta ben tam olarak aslında gerçek suç kategorisine koymuyorum. Içerisinde tarih de var zaten sadece işte cinayetler falan, bunlardan da bahsetmiyorum. Büyük facialardan da bahsettiğim şeyler oluyor ama ilk başladığımda bir kategoriye koymam gerekiyordu. Tarih çok uymadı işte. Ne bileyim başkaları uymadı. Ben o zaman gerçek suçu seçtim.
O şekilde kaldı ama sadece onunla şey yapmıyorum. Yani hani onunla. Bir sınır. Çizmiyorum. Bana bizi hatırlattı değil mi? Samet hani biz de kendimizi kategorilere koyamamıştık ya böyle farklı konulardan konular atladığımız için münevver hanım da aynı şekilde. Algoritma bizi paketlemek istiyor. Böyle tek bir kalıba sokmak istiyor ve biz yıllarca bunun şeyini yaşıyoruz. Hani bir şekilde uğraşıyoruz. Kabul etmemek için bu kategori
olayını biraz benzeriz çünkü. Mesela son bölümümüzde de ben baktım dinledim. Sait Hikmet beyin esrarengiz kaybı mesela bu tam böyle bizim bilinmezler diye bir serimiz var. Böyle bilinmeyen olayları anlatırız tam 10'a çıkart böyle paralel bir konu çok güzel bir yelpazede aslında konuları işliyorsunuz. O yüzden de zaten dikkatimizi özellikle kişisel olarak benim de dikkatimi çok çeken bölümler oldu.
Bir de ayrıca bölüm başına söyleyelim, sanırım bir kitabınızda çıktı hayırlı olsun diyelim. Onun da birazcık konuşmak isteriz. Konumuza girmeden önce. Teşekkürler. Kitap teklifi geçen sene gelmişti. Aslında ben de bölümleri hazırlarken hep diyordum ki ya keşke hani bu bölümler bir kitap olsun. Çünkü çok fazla kaynaktarıyorum ve sürede kısıtlı olduğu için anlatmak istediğim aktarmak istediğim her şeyi aktaramıyordum. Öyle bir teklif gelince de yani
beni çok mutlu etti. Tam da üzerine geldi. Seçtiğim bölümlerden 100 yirmiden fazla bölüm var. Şu anda seçtiğim bölümlerden 16 tanesine işte kitapta kitaba koyduk. Genişleterek koyduk. Eee editörün söylediği bir şey vardı hani? Şimdi genelde beni belli bir yaş aralığı dinliyor. 35 45 yaş aralığı dünyaya daha sonradan gelenler için bu kitabı daha kolay okunur hale getirelim dedi. Çünkü bugün olmayan bazı işte kavramlar var, bazı kurumlar var, onlara yönelik sumalar da yer aldı.
Mesela işte bir yerde Denizcilik bankası diye bir şey geçiyor. Bugün Denizcilik bankası yok. O dönemde işte deniz yollarından sorumlu olan bir bakanlık var. Işte bunun açıklaması yapıldı. O dönemde çok meşhur bir şarkıcının adı geçiyor. Mesela bunun açıklaması var kitabın içerisinde. Yani kitap tam anlamıyla benim içime sindi benim bölümlerde veremediklerimi verebildiğim bir yer oldu.
Beni çok heyecanlandırdı yani. Şeyden de bahsedelim isterseniz hem yayın evi hem de kitabın adından biraz gizemli bir tanım yapıyor gibiyiz. Kitap ile alakalı ama. Tamam, kitabın ismi ankara'da bir ev. Teslim adı zaten. Italya yayıncılıktan çıktı. Yazarı da benim münevveri. Yakın tarihimizden trajik ürkütücü garip olaylar diye de bir alt başlığı var sanırım. Bu da şeyde zaten benim ilk podcast yapmaya başladığım gün zaten o gün karar verdim ve o gün ilk kaydı aldım. 16 aralık
22 idi. Ne yazayım ne yazayım diye düşünmüştüm. Hani açıklama yapmak gerekiyor ya o gün öyle yaptım ve o da aldı sonra. Şeyi sorayım, bende hani girizgah yaparken bölüme doğru evrilirken neden pot kestiğinizin ismi ankara'da bir ev? Bilmiyorum yani bu ilk bölümde aslında bu ilk bölümde dediğim gibi çok fazla karar vermiştim. Ben o gün fotok yapmaya biraz da böyle internetten bakınca bana çok zor gelmedi. Ben daha çok böyle dinlemeyi
seven biriyimdir. Radyo natoları verim mesela izlemekten ziyade dinlemeyi severim. O yüzden çok çekici geldi. Bir de baktım yapabileceğim bir şey gibi geldi. O gün karar verip başladım hatta ilk bölümde şey diyorum ya ben. Ankara'da bir ev koydum ama bunun ismi değişebilir. Tam bugün bunu anlattım ama başka bir şey de anlatabilirim. Demek ki çok böyle şey bir günmüş uğurlu bir günmüş. Hani o gün ne karar aldıysam hepsi kaldı sağlam bir şekilde. Kaldı, başladı gibi devam
ediyorsunuz. Diyelim, evet, evet, yani nasıl bir şey tutturacağıma böyle nasıl devam edeceğimi bilmediğim için basit bir ismi olsun istedim içerikten ziyade hani belki çatısının altında başka şeyler de toplayabilirim diye düşünmüştüm. O yüzden böyle basit bir mantıkla ankara'da bir ev dedim. Eee, öyle de kaldı. Yani bazen belki de hani o okyanusa atlayıp yüzmeyi öğrenmek gerekiyor ki ortak bir noktamız aslında sizinle biz de sametle benzer şekilde yola çıktık.
Yani hani bir yola girdik ve yolun içerisine hikayeyi yazmaya devam ediyoruz hep birlikte. Isterse. Isterseniz yavaştan beni çok merak ettim. Bir diğer soruya geçerek bölümün ana konusuna doğru evrilelim. Şimdi siz bir sürü bölüm yapmışsınız. Biz hepsini sametle zaten takip ediyoruz açıkçası. Ve bunların en yoğun şekilde yapılanlardan biri de ruhçuluk ve bu eksene baktığımız zaman bunu Türkiye tarafında özellikle tanımlayıp bölümlerinizi yaptınız ve dinleyenlerle
buluşturdunuz. Öncelikle bu konuya nereden merak saldınız ve bu kadar derin araştırmaları yapmak çok uzun zaman almıyor mu? Aslında ruhçuluk bölümleri de yine tesadüfen başladı. Ben ilk bölümlerde ne yapabilirim ne anlatabilirim diye düşünüyordum şu anda. Mesela bu konuda çok rahatım yani. Çünkü bir şeyi araştırırken başka bir şeye karşıma çıkıyor, onu not alıyorum. Diyorum ki bundan bir sonraki bölüm bu konudan oluşacak diyorum ama en başta böyle
bakınıyordum. Ne anlatabilirim diye enis ve hiç kor yüreğin bir ruh tarafından kendisine yazdırdığını iddia ettiği bir kitap karşıma çıktı. 1.940 dokuzda çok ilginç dedim. Ben bundan bir bölüm yapabilirim dedim. Araştırdım ama onun içerisine girince yani türkiye'de bir dönem çok fazla. Bu konuda işte kitaplar yazıldığını, dergiler çıktığını topluluklar oluşturulduğunu keşfettim. Gerisi de geldi yani başlangıç noktası aslında enis bey hiç
koruyak oldu. Araştırma safhasında da aslında bir kitap beni başkasına götürdü işte. Kitapta ismi geçen kişileri aratınca öyle sahaflarda kıyıda köşede kalmış kitaplar ortaya çıktı. Dergiler çok işime yaradı. Genelde ruhçulukla ilgili araştırma yapmak için kütüphaneye gidiyorum. Çünkü hiçbir yerde olmayan dert yok oluyor benim için şey gibidir. Yani milli kütüphane her hafta böyle ziyaret ettiğim bir yerdir milli kütüphane. Bir şey ya. O açıdan çok zengin.
Yani gerisi de geldi aslında özel olarak böyle. Ilginiz yoktu. Hem bilgim olan bir konu değildi. Bazen bana öyle sorular geliyor. Hani siz de ilgileniyor musunuz? Ruh çarması katıldınız mı? Seans yaparsanız görüşelim gibi censeler de. Aynen öyle sorular geliyor ama yok yani ben benim bir şeyim yok. Kesinlikle korkarım da öyle şeylerden. Tabağı. Elinize aldığınızda serinin bu noktaya gideceğini hayal etmediğinizi anlıyoruz. Açıkçası.
Evet kesinlikle. Kaya dergileri kitapları direkt bulup da oralardan bilgiyi alıp da anlatmanız aslında bölümlere de yansıyor. Bu çok hoşuma giden bir olguydu ki bunu zaten bölümlerde de bundan bahsediyorsunuz. Belli oluyor. Bölümlerde de hangi dergi hangi kitabı? Iıı kaynak edindiğiniz güzel bir konsept olmuş. Aslında söylediğiniz bana da şeyi hatırlatıyor. Bazen bir konu için cihanla
anlaşıyoruz ve bunu çalışmaya başlıyoruz. 12 hafta 3 hafta neyse kayıt tarihi ne kadar ve konular başka konuları açarken bir ağa örülmeye başlanıyor aslında. Yani bir anda bir şeyi araştırırken mesela diyelim ki işte aşırı işlenmiş gıdaları araştırırken başka bir şirketin bir hikayesinin içinde boyuyorsun kendime diyorsun ki ileride bu konuyu da konuşalım. Sizinki de biraz öyle olmuş galiba. Ruhçuluk ekseninde bir de Türkiye ekseninde sadece olması çok özel kılıyor.
Çünkü kaynak olarak hemen böyle gidip de işte google'a GP diye bilmem nereye yazıp da anlatsana bunların hepsini diyebileceğiniz bir konu değil. Sizin podcastiniz özelinde çok güzel toplanmış bir konu bence. O yüzden de bugün biraz sizden o konuyu da konuşalım istiyorum. Şimdi sizin bölümlerinizde 1.900 ellilerde dergilerin başladığından bahsediliyor. Siz ruhçuluğun araştırmanız kapsamında ne kadar eskilere
gittiğini düşünüyorsunuz? Hani dergi ve basım olarak 1.900 elliler ama anlatırken 1.900 yirmiler ve öncesinde ne kadar eskileri gidiyor ve sizce bu ilgi nereden geliyor? Bu bizim topraklardaki ruhçuluk ilgisi nereden geliyor? Batıdan. Diyor ııı daha çok böyle işte. Yabancı okullarda okumuş olanlar Fransız okullarında okumuş olanlar batıda çok yaygın olduğu için bunlardan etkileniyorlar. Ilk olarak ikinci Abdülhamit döneminde galiba bir ruh çağırma
toplantısı yapılıyor. Bergama'da oranın yöneticileri oraya atanmış olan yöneticiler tabii ki eğitimli kişiler bir ruh çağırma toplantısı yapıyorlar ama bergama'lılar onları şikayet ediyorlar. Diyorlar ki bizim ölülerimizi rahatsız ediyorlar böyle şeyler. Sürgün yiyorlar, oradan uzaklaşmak araştırılıyorlar. Sonrasında ikinci meşrutiyet'ten sonra 1.900 sekizden sonra bir serbestlik geliyor işte.
Basın anlamında ilk defa spiritüelizmle ilgili dergiler 1.900 sekizden sonra yayınlanmaya başlanıyor ama yapılan çalışmalar genelde şey. Tamamen çeviri işte Fransızca kitaplardan, dergilerden çeviriler, tecrübeye dayalı olmadığı için ben böyle bir dergi bulmuştum. Milli kütüphanede 1.912 ya da 10 üçte çıkmıştı. Çok heyecanlanmıştım ismi ispirtizmaydı.
Çok heyecanlanmıştım. Dedim ki ya ben bundan böyle hani uğraşıp çevirip şey yapacağım bölüm yapacağım demiştim ama sonra çevirmeye başlayınca hayal kırıklığına uğradım çünkü tamamen. Basmış yani alıntıymış. 1.900 otuzlardan itibaren böyle tek tük tecrübeye dayalı şeyler başlıyor. Hatta bir bölümde anlatmıştım, ahret'le nasıl konuşulur diye bir kitap vardı. 1.900 barda çıkan onunla başlıyor. Sonra tek tük bir şeyler var. Ikinci dünya savaşından sonra türkiye'de çok ruhçuluğun
yükseldiğini görüyoruz. Evet. Bu arada hani yeri gelmişken ben bununla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Bazen böyle ruhçulukla ilgili bölüm yaptığımda bana da şey diyorlar ya niye bunlarla vakit harcıyorsunuz? Yani daha ciddi şeyler anlatın gibi böyle eleştiriler geliyor. Biraz hafife alınıyor gibi. Ancak artık son zamanlarda ruhçulukla ilgili akademik çalışmalar da yapılıyor türkiye'de. Çünkü bu bir sosyolojik hadise yani dönemi yansıtan bir hadise.
Ruhçuluk niye ikinci dünyasa rutinden sonra yükseldi? Çünkü ikinci dünya savaşından sonra tekke ve zaviyeler kanunu diye bir kanun var işte böyle gaipten haber almaya yönelik işler yapmayı. Yasaklayan bir kanun 1.920 beşte ikinci dünya savaşından sonra onu da bir serbestlik olduğu bir rahatlama oldu. Bunun da bu şekilde yansıdığını görüyoruz. Yani aslında bir çok böyle dön dönemle paralel ilerliyor. Türkiye'de ruhçuluk o döneme ait
gelişmelerle paralel ilerliyor. Bu arada bir başka genel olarak söylüyorum, bu bir başka sebebi de bence ruhçuluğun ya da ilginin ruhçuluğa ölümden sonra hayat. Inın bir nevi teyidi gibi bazı insanlar özellikle kaybettikleri insanlar için duygusal anlamda bir teyit arayışı, bir rahatlama arayışı içinde olduklarını hani klasiktir ya ruh çağırma seansında çok özlediğim 5 yıl önce kaybettiğim babamı çağırır
mısınız? Muhabbeti aslında bir nevi bazen çaresizlik de sanırım bu ilgiye insanları itiyor ama sizin anlattığınız bölümlerde çok geniş yelpazede kullanılmış ruhçuluk yani ruhların insanları kitap yazdırdığı bölümler var. Sadece türkiye'de kadın ruhçular ekseninde yaptığınız seriler var. Bazı bölümlerde dinlenim, bölümlerde işin içine uzaylılar girdi uzaylılarla.
Bir şekilde kontakt kurduğunu söyleyenler var veya uyarıldığını dünya ekseninde benim yeni cihanlı işlediğimiz uzak görü diye türkçe'de adlandırdığım robotweing bile var. Ruhçuluk bölümlerinin içinde işte annesi kızı amcasına yolluyor. Amcasından kızı ile iletişim kurduğunu. Fark ediyor gibilerinden. Şeyi hatırlarsan ama bizim yaptığımız uzak görü bölümü de yine ikinci Dünya Savaşı
ekseninde yoğunlaşmıştı. Yine öyle diyorsunuz, münevver hanımın bahsettiği dönemlere aşağı yukarı eşleşiyor. O dönemler dünyada da popüler ki o popülerlik türkiye'de yansımış. Ki profiller hani podcast'te anlatılan bölümlerin genelinde anlatılan profiller de hep bir seviyenin üstünde eğitim düzeyi olarak sosya, kültürel yapı olarak ki o dönemler 1.950 ve civarı. Evet ya, ikinci dünya savaşından sonra bütün dünyada yükseliyor.
Çünkü milyonlarca insan hayatını kaybetti, işte sizin de söylediğiniz gibi insanlar belki. Belki hani ölmüş yakınlarıyla gerçekten görüşebiliriz diye düşünüyorlar. Böyle bir umutla yaklaşıyorlar. Ben Türkiye özelinde hani görünür olmasının başka sebeplerinin de olduğunu söylemek istedim. Az önce aslında ya da daha önce de var. Ruhçuluk ev toplantılarında ruh çağırıldığını biliyoruz ve genelde bunu yapanlar da işte daha böyle eğitimli insanlar.
Batıyla teması olan insanlar o bunu görünür bir şekilde yapmaları işte dernekler kurmaları, gazeteler, dergiler çıkarmaları, ikinci dünya savaşından sonraya rastlıyor. Özellikle de işte 1.900 ellilerden itibaren birçok dergi çıkıyor, bir cemiyet kuruyorlar, yani kuruyorlar. Metafizik derneği'ni kuruyorlar ama neden insanlar bununla ilgileniyorlar? Evet, bir şey var, belki ölmüş yakınlarıyla. Her temas kurabileceklerine yönelik bi umutları var. Bir de ben şeyi tespit etmiştim.
Kendi anlattığım bölümlerde büyük. Bir sorun yaşıyorlarsa hayatlarında, sonrasında ruhçulukla ilgilenmeye başlıyorlar bunu. Bir bölümde de söylediğimi hatırlıyorum. Bir bölümdeki isimlerin hepsi böyle benim başka bölümlerimde geçmiş kişilerdi işte. Evet konular bora diye biri vardı. Ankara cinayeti davasında başsavcıydı ve çok eleştirilmişti. Oradaki görevi mesela OO olaydan sonra şeylere gidip gelmeye başlamış toplantılara katılmaya başlamış.
Yani manevi bir arayış herhalde bir sıkıntı yaşadıktan sonra büyük bir sorun manevi bir arayış içerisine giriyorlar. Bir kaçış noktası gibi aslında problemlerden benim bölümleri dinlerken böyle anekdot olarak yazdığım ve sesli kahkahayı bastığım bir tane an var ve bu cümleyi de kurduğunuz zaman bence çok süper bir son olmuştu. Çünkü ruhçular aralarında bir tarla veya bir alan gibi bir şey satın almaya çalışıyorlardı. Oralarda bir merkez kurmak için sonrasında da tarlaya
dönüşmüştü. O yanlış hatırlamıyorsam bölümden ve sizin cümleniz şeydi. Bölümün sonlarına doğru türkiye'deki ruhçuların birleşme çabaları nohutla sonuçlanmış oldu diye. Çünkü nohut tarlası ekmişler. Böyle konularda hafiften mizah unsuru içeren ufak şeyleri de araya serpiştiriyorsunuz. O da çok hoşuma gitmişti. Onu da buradan söylemek istedim. Podcaste ilgilenenler ankara'da gelmişti. Eğlenmiştim o bölümü hazırlarken evet. Evet, harika iç yerinde böyle harika alıntılar ve yan
hikayeler var. Dediğiniz gibi bu arada ünlü insanlar da yani dönemine göre, daha doğrusu ünlü insanlar da ruhçuluğun ya da bölümlerin içinde geçen isimler arası. Mesela Murat Murat bardakçının bunu araştırmasıyla ilgili çok bahsediyorsunuz. Cenk koray'la ilgili bahsediyorsunuz. Bunlar benim aklımda kalanlar başka sizin böyle hani eğitimli dedik ama bir de bir yandan da. Zamanında ünlü diyebileceğimiz insanların dahil olduğu başka hikayeler var mı sizde? Türkiye'de ruhçular diye bir
seri yapmıştım. Onun üçüncü bölümünde refet kayserilioğlu'ndan bahsetmiştim. O 1.900 yetmişlerde bir böyle bir topluluk oluşturmuş. Beyti dost topluluğunu o oluşturmuş dünya sevgi birliğiydi kurdukları topluluğun adı. Onun içerisinde hep ünlüler vardı zaten özellikle de ünlüleri davet ediyorlardı işte zeki müren'i davet etmişler. O dönemin ünlü oyuncuları o topluluktan ayrı olarak hülya koçyiğit'in çok ismi geçer. Benim bölümlerde o 1.900 altmışlarda bu işlerle uğraşmış.
Türkiye'de ruhçulukla ilgili güzel bir kitap var. Ata niro'nun 2 tane zaten derli toplu kitap var. Ruhçuluk konusunda biri ata niro'nun biri ser. Temizlenin ata nürum kitabında hülya koçyiğit'in aile evine aile evinde sık sık ruh çarma toplantıları yapıldığını söylüyor. Yani ailece ilgilendiklerini söylüyor. Onun dışında da bir çok ünlü var. Benim şu anda aklıma gelmiyor. Bölümlerde ismi geçenler olmuştu.
Ilginç ne kadar geniş bir yelpazede bu konuya ilgi duyanlarının olduğunu görmek aslında çok ilginç geliyor bana sadece. Eğitimli, eğitimsiz, duygusal veya dediğiniz gibi problemlerinden kaçan değil, aynı zamanda bu tarz insanların ilgisi varmış. Biraz kısaca bahsettiniz. Benim çok aslında normalde ilgim yoktur, hatta korkarım diyen diye ama sanırım bizim işlediğimiz bölümlerle benzer. Çünkü her anlattığımız konuyu tabii ki de bizde ilgili bir şekilde uygulamıyoruz ya da
takip etmiyoruz. Bu konuda da anladığım kadarıyla içerik olarak uygun bir içerik ama kişisel olarak. Fark fazla bir ilginiz yok anlamında bir sonuç çıkarıyorum. Okumayı çok seviyorum. Araştırmayı çok seviyorum ruhçulukla ilgili. Ama bana derseniz ki şurada bir ruh çağırma toplantısı var. Vermeye başlardı. Gelmem. Ne olur şu an podcast'te bir seans yapsak size. Caizse teklifiyle gelsek olmaz. Diyorsunuz? Bilgisayarı kapatırım. Böyle korku filmlerinde de çok olur ya gençler eğlenmek için
ruh çağırırlar. Sonra mumsalda. Öyle başlar, evet. Böyle hikayeler olur yok yani öyle şeylere katılmam ama okuyup araştırmayı çok seviyorum. Yani ben de hani dinleyenler nasıl heyecanlanıyorsa ben de çok heyecanlanıyorum. Anlatırken bazen çok etkileniyorum, uyuyamıyorum. Böyle şeyler. Normal olarak çünkü çok fazla, yani çok fazla şey okuyorsunuz, araştırıyorsunuz ya bunların hepsinde biraz önce hani belirttiğiniz gibi bölümlerin içerisinde ifade etme şansınız
da yok. Süreler sınırlı ya da sınırlamak istiyorsunuz. Çok uzatmak istemiyorsunuz. Bu tabiki biraz da sizin tercihiniz şeye de şey de sormak istiyorum size şimdi bir pik yaptığı dönem var ki o dönemden bahsettik. Türkiye'de ruhçulun işte 1.900 yetmişlere kadar belki ya da bir kısım daha sonrasında kayıp bir dönem var gibi. Ben böyle araştırırken sizin bölümleri dinledikten sonra biraz daha araştırayım diye düşünürken bir büyük bir es var. Belki darbelerle de alakalı.
Sonrasında popüler kültür olarak bizim karşımıza çıkıyor ki bizim aşçısı yanılmıyorsam çocukluğumuza denk geliyor. Samet evet. Bu arada gerçekten bir boşluk sizde gördünüz mü yoksa biraz daha her şey hani yazılı ve gerselden çıkıp biraz daha evet yeraltı tarafa mı evrildi? Yani sanıyorum böyle aslında daha sonrasına yönelik bir şeyler yapmak istemiştim. Araştırmada yapmıştım.
Bir şeyler de bulmuştum ama. Sonradan vazgeçtim, çok kaynak toplamış olmama rağmen vazgeçme nedenim de bugün hala varlığını sürdüren bazı topluluklar olduğu öğrendim. Sanki böyle onları şey yapıyormuş gibi. Olmak. Evet yani. Tanıtıyor gibi de olmak istemedim. Şimdi kimlerin dinlemiyorum? Yani etkilenenler olur, anlattıklarımdan diye vazgeçtim. Yani bilmiyorum bana ellilerdeki altmışlarda ki bu işlerle uğraşanlar daha samimi geliyorlar. Bilişimcilerin de böyle bir para
işte şey gül. Meselesi yok. Bunlar yok ama sonradan seksenlerden sonra biraz böyle işte Paris. Alı üyelikler falan filan anladığım kadarıyla biraz şey değişmiş. Konsept. Pazarlama kısmı herhâlde keşfedildi. Ya evet, los evet, los angeles'taki ııı binlerce dolar üyelik harcı olan yoga hocaları gibi bir şeye dönüşüyor aslında. Yani şarlatanla dolandırıcılığa çok uygun bir alan. O yüzden sonrasını çok girmek
istemedim böyle dedim. Nostaljik kalsın ben yine ellilerde altmışlarda seksene kadar dolaşayım. Seksenden sonra bir de türkiye'de şey olmuş uzaylılarla ilgili çok fazla. Evet. Bir ara çok popülerdi ya hani belkide ilk popüler olduğu zamanlar bahsettiğiniz? Yıllar ben şeyi de hatırlıyorum. Yani doksanlarda çok popüler olduğunu saadettin teksoyun programlarında. Bir kere yani sürekli uzaylı filmleri çıkardı hatır. Evet, evet, bunun da hani şeyle
ilgili olduğunu düşünüyorum. Yani türkiye'de ilk böyle yetmişlerde kendisini gösteriyor. Uzaylılardan bahsetmeye başlayanlar ortaya çıkıyor herhalde diyorum. Uzayla ilgili gelişmeler etkili oldu işte aya ilk defa gidilmesi bir şeyler keşfedilmesi üzerine Türkiye de de böyle bir uzaylı sosu eklenmiş ruhçular yani bu ileride yoktu. Ellilerde kimse uzaylılardan bahsetmiyor. Herkes kendi derdinde biraz o yıllarda. Kullanmadığımız kadarıyla.
Bu arada genel ufo dünyasında, yani bütün dünyadaki ufo dünyasında amerika'da falan en böyle heyecanlandıkları yine seksenler, doksanlar ufo görüntülerinden biri de Türkiye kumburgaz'dadır. Bu da ilginç bir dipnot olsun. Böyle birinin kumburgaz'dı sanırım 90 yılda 91 yılında böyle eski o rakamların tarihin falan aktığı köşedeki kasetleri büyük kasetli şeyle çektiği bir kumburgaz videosu vardır.
Bence o da biraz. Coşturmuştur türkiye'deki medyayı bunun bu kadar enternasyonel bir şeyde yayılması günümüzde bile hâlâ önüme çıkıyor. Zaman zaman o konudaki bazı şeyler paylaşımlar ve ben de hatırlıyorum. Doksanlarda çocukluğumda böyle teke tek tarzı programlarda ufo'yla ilgili uzman olduğunu söyleyen insanlar saatlerce konuşurdu türkiye'de.
Bana bir soruyu hatırlattı, size sormak istediğim çünkü tam bu doksanlarda video kasetleri canın dediği gibi daha da böyle büyük bir ilgi başlarken tabi ki görüntüler de çoğalmaya başlıyor ya da iddia edilen görüntüler çoğalmaya başlıyor. Ruhçuluk ekseninde yani o yıllarda biraz şartlar daha da sınırlı olsa da bu tarz şeyleri kasete aldığını, sesini kaydettiğini veya kamera varsa belki imkanları öyle bir şey yaptıklarını iddia edenler hiç karşınıza çıktı mı araştırmalarınızda? Çok var.
Bütün toplantılar kayıt altına alınıyor. Yani ben genelde okuyorum işte dergide yayınlanıyor ama. Bu var kayıt altına alındığı söyleniyor. Ferhan erkek var. Doktor ferhan erkey o bütün toplantı. Ları kayıt altına almış, bir kısmı da youtube'da var. Bunların bir kısmını demişler. Bir site kurmuşlar hatta bunu siteye aktarmışlar. Yani ellerindeki imkan neyse onunla kayıt altına al alıyorlar. Daha eski dönemlerde işte enis bey hiç kor yüreği kor yüreğin toplantılarına katılanlar onlar
elle kaydediyorlar. Daha ilerleyen yıllar ses kaydı alınmaya başlamış ama böyle görüntülü bir şey var mı? Yani bir kamera kaydı falan var mı bilmiyorum. Benim baktığım dönemlerde henüz ot teknoloji yoktu. Yani işi biraz da akademik boyuta bile almışlar. Sizin anlattıklarınızdan yola çıkarak bunu söylüyorum. Yani odtü de profesör olanların imzasının olduğu böyle tutanak tarzında kendi aralarında yaptıkları. Deneyi gayrı resmi bir kayıt altında tutarak ulaştırmışlar.
Hatta sizin bulduğunuz sanıyorum dergilerde de bunlar ifade ediliyordu. Evet, evet şey, üniversite hocalarının çok olması benim de dikkatimi çekmişti. Doktorlar çok ilgi göstermişler. Evet, bu şeye ruhçuluğa dolayısıyla hep eğitimli insanlar var ve bunu gerçekten böyle şey yapıyorlar. Yani ruh ruh çağırmayı da bir deney olarak görüyorlar. Yani biz bu bunu bir bilim olarak görüyoruz ve bu da bir deney diyorlar. Kitaplarda da yine Bedri russelmanın kitaplarında da bunu
dile getiriyorlar. Ya Samet öncelikle bu aslında sizin podcasti benim önüme koyup ya çok güzel içerikler var. Bir dinlemen lazım demişti. Sonrasında sizin bu serinize tamamen balıklama daldık. Biz sametle sametin ön yönlendirmesiyle diyeyim. Bizim çok ilgimizi çekti. O yüzden de sizinle böyle biraz daha hani altını toplayacak. Çünkü siz zaten bölümlerinizde o kadar çok detaylı anlatıyorsunuz ki hani o detayları burada bizim dinleyen aktarmamız çok mantıklı değil. Onları sizin podcaste
yönlendirmemiz mantıklı. Çünkü saatlerce anlatıyorsunuz detaylardan bahsederek burada. Biz en çok şeye şaşırdık. Yani biraz şey konuş kurumsal konuşuyorum gibi Samet seni de katarak türkiye'de bu kadar örgütlü bir şekilde bulunduklarını şahsen ben bilmiyordum.
Çünkü bizim biraz önce de ifade ettiğim gibi bildiğimiz dönem genelde böyle doksanlarda 2 binlerde hani popüler medyumluk kısmı evrildi ya biz hep o işin biraz daha şarlatanlık kısmını biliyorduk ama işin bilimsel tarafı evrilen kısmı aslında sizin anlattığınız dönemler. Yani bildiğim ve vişmen aklıma geliyor gibi. 1.970 ve öncesi biraz daha bu insanlar bir şeylere kafa yormuşlar, inanırsın ya da inanmazsın.
Bu tamamen dinleyicinin özgür iradesi diyelim ama bu insanlar bir şeyleri kayıt altına almışlar. Bir şeyleri gelecek nesillere kanıtlarla aktarmaya çalışmışlar. Oyunuyla bence çok sizin de biraz önce ifade ettiğiniz gibi özel ve önem gösterilmesi gereken dönemlermiş. Aynı zamanda dediğim gibi ben samimi buluyorum. Yani hani bu çabalarını? Çünkü ben de benim bu bu işlerle ilgili ilk hatırladığım şey işte medyum Memiş, medyum keto. Kavgası evet.
Ve alınacak şeyler değil ama 1.900 ellilerde çok ciddi bir şekilde bununla uğraşmışlar. Çok fazla üretmişler, çok fazla kitap var gerçekten yani bugün yok. Bunlar bu kitapların baskıları yok ama. Yazmışlar, dergiler çıkarmışlar. Kendi ceplerinden harcayarak işte bu şeyleri yaptılar. Toplantıları yapmışlar. Halka açık toplantılar düzenlenmiş. Ankara'da 1.900 altmışlarda özellikle işte hocalarını davet etmişler. Az önce ferhan erkey'den bahsetmiştim, büyük bir çaba harcamışlar.
Evet. Ama sonra nasıl olduysa unutulmuş. Ben çok keşfettim, ilkok mutlu olmuştum. Yani böyle hazine bulmuş gibi ankara'da bir zamanlar böyle şeyler. Olmuş. Genelde de ankara'da olmuş işin
garip tarafı. Ankara'da bir kaç şey okudum ve hani dinlediklerimden de farklı yerlerden şey ankara'da o kadar yapacak bir şey yoktu ki o dönemlerde hani Cumhuriyet kurduktan sonra insanlar sosyalleşmek için evlerde hani toplanıyorlarmış ve onun sonrasında da bu celse tarafına evrilmiş şeklinde çıkarımlar var. Mesela. 1.900 altmışların başında çok fazla toplantı
yapılıyor. Ruh terma toplantısı ama bu toplantıların yapılmasını isteyenler, eşleri yasa adada da yargılanan demokrat partili kadınlar, demokrat partili milletvekillerinin eşleri. Yani bunun bu mahkemenin sonu ne olacak? Diye. Böyle ruh çağırma toplantıları yapılmasını istiyorlar. Doktor ferhan erkey'den diyorum ya aslında hani böyle çok şey bir konu değil. Hani küçümsenecek hafif alacak bir konu değil. Dönemle böyle baş başa gidiyor.
Yani o dönemi yansıtıyor. Ruhçuluk çalışmaları belki başka olayıdır ankara'da çok. Bana biraz benim bu taraflarda bulunan san francisco'yu da hatırlatuyor. Ankara'nın bu profili. Çünkü san francisco'da da hep
böyle yok. Hayaletli ev ya da işte sisli puslu havalar gittiğiniz zaman turlar satılır hep orada işte hayaletli malikhane ya da işte hayaletli köprü 6 bilmem ne falan diye Ankara biraz onunda havası var o yıllarda dediğiniz gibi bayağı bir merkezi haline gelmiş nedense başka yerlerde çok. Adı geçmiyor ama saat şeyi bölümü çok hoşuma gitti. Yine burdan öneri olsun dinleyenlere bir bölümde tamamen o dergilere gelen yazıları
okumuştunuz siz yani yazarlar. Derginin yazarları, okurların yazdıkları şeyi herhalde basmışlar. Orada mesela Tarsus dan, adana'dan, şuradan, buradan geliyordu. Siz hatta şey diyorsunuz. Bölümünüzde aslında bunun hani tek bir yerden ziyade ülke genelinde ne kadar geniş bir çapta ilgi. Alanında olduğunu da gösteren bir numune aslında bildiğiniz bir kanıt o dergilerin okurlar tarafından mektup yağmurunu tutulması. Evet, evet, öz özellikle zaten o
amaçla yapmıştım. Yer isimlerini de özellikle söylemiştim işte Sivas var, Mersin var. Yani anadolu'nun her yerinde aslında ilgi var. O çıkan gazetelere, dergilere işte biz görünür olanları biliyoruz. Bir şeyler üretenleri biliyoruz ama daha kim bilir neler? Vardır, belki bir çok kayıt vardır bilmediğimiz. Doğru diyorsunuz?
Cihan sonlara doğru gelirken istersen eklemek istediğiniz bir şey var mı diye hem sana hem münevver'e soralım, bu konu ekseninde veya genel olarak podcast sekseninde de olabilir. Abi bence bu dakikaya kadar gayet böyle Gizem dolu ve bir bilgi akışı olan bir bölüm oldu. Ama burada ankara'ya da çok gömmeyelim. Bence şimdi Ankara baktığın
zaman biraz övelim. Hani o dönem itibariyle hani ülkenin kalbi durumda ve eğitimli nüfusun belki de en maksimum olduğu yer ve bu alternatif işlerle hani bilim tarafına evrilten işlerle genelde hani yüksek eğitimli
insanlar. Uğraşmış ve Ankara tarafında da nüfus bu yönde olduğu için de insanlar sosyalleşirken ya işte münevver hanımın yaptığı gibi tesadüfen başlayan bir yolculuk sonrasında belki de işi farklı yerlere evrilmişler ve bir şekilde de yani ankara'da bir ev potkes sayesinde de farkındalığı sağlamış oldu diyebiliriz. Ankara'yı gömecek son kişi benim ben. Istanbul'da doğdum, büyüdüm ailem hala istanbul'da, çok uzun istanbul'da yaşadım.
Ankara'ya gelince. Dedim ki ankara'ya taşındım dedim ki ya benim hani ait olduğum yer burası çok iyi bak gri ankara'nın bir ruhu var gibi. Geliyor. Katılıyorum ben hani ankara'yı şehri çok sevdiğim için biraz şehir eksenli gittim ama aslında istanbul'da ve izmir'de de ruhçuluk çok yaygın. Bazı bölümlerde de izmir'den bahset. Işte aslında bölümlerin çoğu istanbul'da geçiyor.
Istanbul'da daha çok hikaye var ama ben ankara'yı çok sevdiğim için o ankara'da ruh çağırma toplantıları diye bir seri vardı. 10'a çıkart başlarken demiştim ki işte Ankara herkes çok sıkıcı diyor işte diyor ve ben ankara'nın başka bir yönünü göstereceğim diyor. O seriyi başlamıştım. Ankara'yı her zaman överim. Ben ya epik epik olan tarafı genelde hani ankara'da doğup büyüyenler istanbul'a gelirler
ve ankara'yı savun. Devam ederler, siz tam tersi bir şekilde istanbul'da büyüyüp ankara'ya gidip ankara'yı savruluyorsunuz ve podcastinizin adını da bu şekilde koyuyorsunuz. O yönden de özgün bir karakter olduğunuzu söyleyebiliriz. Ve iyi ki de başlamışsınız bu seriye. Çünkü çok dediğimiz gibi bence değerli bir arşive de dönüşmüş oldu. Bütün bu olayları tek bir yerde rahat bir şekilde duru, güzel bir anlatımla dinlemek isteyen için harika bir arşiv niteliğinde adeta. O yüzden ben de.
Tekrar sonlara doğru gelirken duymayanlar bugüne kadar duymayanlar için de ankara'da brad pot kesti. Büyük ihtimalle Spotify, apple podcast veya herhangi podcast mecralarında bulunuyordur diye düşünüyorum. Ben spotify'dan takip ettim. Şahsen tekrar önerelim ve. Ayrıca kitabınızın da çıktığını tekrar hatırlatalım. Yazılı olarak da bu konulara sanırım 16 tanesini derledik, toparladık demiştiniz. Başlarda bu konuların 16 tanesini ben açıkçası ilgiliyim ama çok uzaktayım.
O yüzden biraz galiba sabretmem gerekecek. Bu kitaba ulaşabilmek için ama bir şekilde bir gün belki elime geçerse şahsen ben de kitabı elde etmek isterim diye. Sözümü bitirebilirim. Teşekkür ederim, heyecanlandım çok da ben de sizin potkezinizi çok severek takip ediyorum. Size konuk olunca çok heyecanlandım. Umarım sürçülisan etmemişimdir. O heyecanımı gösterdiğimi düşünüyorum. Yanlış bir şey söylememişimdir. Umarım çok teşekkür ederim. Tekrar konuk ettiğiniz için.
Biz teşekkür ediyoruz. Tabii ki öyle bir şey olmadı ve bu dakikaya kadar da gayet keyifli bir bölümle sevgili dinleyenin karşısındayız diyebiliriz. Bir kere daha teşekkür edelim. Zaman ayırıp haftanın ortasında akşamın bir vaktinde samete göre sabahın erken saatlerinde diyelim, bizimle birlikte olduğun için çok mutlu olduk. Evet, onun dışında sevgili dinleyene teşekkür edelim. Bu dakikaya kadar hem münemver herifi hem de bizi yalnız bırakmadığı için ve bu dakikaya kadar bizlerle.
Olduğu için kesinlikle dinlediğiniz için teşekkür ederiz. O zaman herkese bir önceki bir sonraki ber 2 geri ki ileriki bölümlerde görüşmek üzere diyelim potkes dinlemeye devam. Bay bay hoşça kalın. Hoşça kalın.
