#279 Can Yücel Olmak - podcast episode cover

#279 Can Yücel Olmak

Nov 10, 202438 min
--:--
--:--
Download Metacast podcast app
Listen to this episode in Metacast mobile app
Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more

Episode description

Bu bölümde, Türk edebiyatının efsanevi ismi Can Yücel’in hayatına ve mirasına bakıyoruz. Kendi özgün üslubuyla şiire yeni bir soluk getiren Yücel, gündelik dili ustalıkla edebiyata taşırken, toplumsal eleştirileri ve cesur söylemleriyle de dikkat çekti. Türk edebiyatında bıraktığı kalıcı etkiyle ve hayatının her yönüyle Yücel’in izini sürdüğümüz bir yolculuk sizleri bekliyor.

DESTEK: https://www.patreon.com/hkbupodcast

Transcript

Benzetmeyi benzetme. Susurluk. Ismi. Su sınırından geliyor. Manda demek yani. Mültik asıl, 1.900. 90 altıda. Susurluk yolunda. O iblis mercedes'in masum kamyona çarpmasıyla. Gazi tarafından vaktiyle vaktinde sit. Dirente sonradan hariimize sinsi sinsi sokulan manda var ya. Işte umman'da göle sıçtı. Hayat kaçık bir uygudur. Hekabeyi pot kestim, bir başka bölümüyle sen dinleyin, karşısındayız.

Her zaman olduğu gibi istanbul ekseninde ben Cihan ötek kaliforniyalarda okyanusun diğer taraflarında, kuzeylerde ise sevgili Samet var. Merhaba sametciğim ne var ne yok bu pazar öğleden sonrasına doğru yol aldığın. Günde. Içimde bir sevinç var çünkü huudi sezonu kapşonlu sezonunu açtığım en. Sevdiğim sezondur. Iyiymişsin, evet, hemen ilk fırsatta serinliği hisseder, hissetmez giydim.

Bir de tabii en sevdiğim ay olan Kasım ayına doğru da koşuyoruz iyice böyle bir winterest coming modundayım o boşuma gidiyor. Böyle depresyonu da daha böyle dolu dolu. Yaşadığım aylar kendi kendime. Içime kapandığım aylar olduğu için 4 gözle bekliyorum diyebilir mi? Sende ne var ne yok? Bende de iyi ya klasik bildiğin gibi sakin bir akşam sekansındayım.

Pazar gününde şeyi soracaktım sana şimdi öyle bir tarif ettin ki Kasım ayını hani böyle yağmur hafiften yağar ya da hızlı yağar, sen kahveni demlemişsindir battaniyenin altında. Duvarına yansıttığın? Bir dizi bir filmi izliyor edası böyle canlandı gözümde sen anlatırken de onu söylemek istedim. Araya sıkıştırıp. Evet, evet, biraz ufak tefek detayları değiştirsek de genel olarak öyle bir şey gözünde canlandı. Doğru diyorsun. Kahve yerine çay demlerin büyük ihtimalle o ufak bir detay orada

fark. Onun dışında da yağmur çok yok ya burada kuru bir soğuk olur. Dışarıda herhalde böyle bir uyuz eden rüzgar eşliğinde bu yazının. Kısmını felç eden rüzgardan bahsediyorsun herhalde? Evet ya ya buranın yani çok hava durumunu yine girmeyelim ama buranın en sevmediğim kısımlarından biri bu. Işte kışın da yazının da çok düz olması ama zaten uzun dönem dinleyenler şimdiye kadar aşinadır. California'nın. Tabii ki. Bize hava durumunu sunuyoruz sürekli.

Şimdi bugün değişik bir bölümle. Beraberin. Keyfin nasıl yani? Ben bölümü atladım. Ben benim standart ya kaos içerisinde kaos krallığı içerisinde kalemizi korumaya çalışıyoruz diyelim Samet. Harpten gelmiş gibisin yüzünü? Çiziyorum falan şu. Halin vaktin. Şunu görebiliyor musun sanki bar çıkışında saldırıya uğramışım gibi bir intiba uyandırıyor. Kerem sağolsun aslan pençelerini. Sabahın köründe gözümün altına geçirerek beklenti benden aldı. Ya şey gibi böyle hani dönem dönem.

Yaraların iyileşmesini istemeyen küçük bir canlı olduğu için mesela bir tane düzeliyor, öbürünü yapıyor falan sen tırnağını kesene kadar zaten olay vuku bulmuş oluyor. Onun keyfi de bambaşka tabi ki şu anda teşekkür ediyorum. Merhem tedavisi herhalde bir sonraki bölümde kabuk bağlanmış olarak karşılıyor. Karşılarında olurum. Sevgili yerlere kayıt olarak. Belki bu süreci de hep beraber takip etmiş oluruz diyelim. O zaman. Ya bakalım bir sonraki çizik ya da yara bere nerede olacak?

Peki o zaman teşekkür ediyoruz. Bu sağlık raporu için yoksa hani yavaştan açılış yapabilirsin? Evet, tekrar dönüyorum bugün. Değişik ve bir o kadar da özel bir bölüm olacak. Aslında zaman zaman yapmış olduğumuz x olmak. Yani hani ikonik olarak gördüğümüz kişilere değindiğimiz serimiz aslında bu bugün. Geçmişten günümüze hatta yakın zamanımıza kadar ki etkisi hala devam ettiğini düşünürsek

günümüze kadar. Gelmiş olan ve belki de sonraki kuşaklara da etkilemeye devam edecek olan can yücel'i konuşacağız ve bölümümüz can Yücel olmak isimli. Ne dersin Samet sen bu bölümü yapalım mı? Diye konuştuğumuz sekans sonrasında bir kaç gün sonra böyle derin bir mesaj attım bana sanki biraz can yücel'le yoğrulup biraz kayboldun mu uzaklarda? Ya onun eserlerine, hatta onun sesine daha çok böyle aşina oldukça çünkü yine edebiyatla çok haşır neşir olmayan biri

olarak fazla. Derinlemesine girmemiştim. Bu haftaya kadar tabii ki de biliyordum. Kim olduğunu ve yani. Birkaç şeyini ama böyle derin hayatına girmediğim için ya sanki onun böyle içindeki efkarı içindeki o taşıdığı zamanında yükleri bir anda ben de taşımış gibi olduğum için öyle bir mesaj attım. Sana bence dinleyen de onu yansıtacağız. Bugün anlatacaklarımızla. Çünkü çok sıradan bir hayatı tabii ki de olmadı bu kişinin. O yüzden ben de çok 4 gözle

bekliyorum. Bugün vereceğim ilginç bilgileri 10'a çıkart dair benim de böyle 35 tane din. Lemeye değer kenardan köşeden bulduğum ilginç bazı faks dedikleri şeyler var, onları da paylaşırız. Ilerleyen dakikalarda ama genel olarak çok derin bir kişilik yani o yüzden sana derin bir mesaj attım. Böyle bir insanın içine doğru girdikçe dünyasının sende o derinlere dalıyorsun o anlamda aslında. Bilmiyorum, sen de aynı şeyi hissediyor musun?

Yani yazarın zaten seni o şekilde kendi dünyası içerisine çekmesi ne kadar başarılı olduğunu da gösteriyor ki bölüm öncesinde yani bölüme çalışırken öğrendiğimiz bir çok can Yücel noktası var diyelim. Hayatının akışı içerisinde ki bunlardan en belki de az bilineni. Ondan başlayalım. Doğumu sonrasında 1.920 altıda istanbul'da doğuyor ve babası türkiye'nin en önemli devlet

adamlarından biri. Aslında Hasan Ali Yücel, ben bu bilgiyi bilmiyordum ve öğrendiğimde gayet şaşırdım ve altında doldurarak hayatını daha da derinlemesine araştırmaya koyuldum. Sanatı sen ne dersin? Evet. Evet, evet, Milli Eğitim bakanlarından biri ve benim için daha da önemli ve ilgimi çeken köy enstitüleri projesinin de yani baş mimarlarına ver diyelim. O zaman kurulmasıyla ilgili yani bu çok önemli bir döneme denk gelen çok önemli bir şahsiyet.

Dolayısıyla daha başlarken araştırmaya hemen vay canına alıyorsun yani? Konuyu. Konuya doğru gidiyorsun çünkü Türkiye cumhuriyeti'nin ilk Milli Eğitim bakanlarından birisi ve senin de dediğin gibi köy enstitüleri projesiyle birlikte aslında bir devletin emekleme döneminden böyle şaha kalkışının temellerini atan proje bu yönüyle de tabii ki can yücel'in babasının böyle bir figür olması, onun vizyonunu. Daha da genişleten bir nokta.

Çünkü biliyoruz ki hepimiz bir önceki jenerasyonun üstüne koyarak ilerliyoruz ki altında bu tarz. Üst düzey. Aydın kategorisinde olan bir insan olunca belki hayal gücü biraz daha farklı yerlere evriliyor. Ya entelektüel bir ailede

büyüdüğü zaten çok aşikar. Bir de ondan sonra hani çok hızlı geçen buralar ankara'da istanbul'da eğitimlerini tam olduktan sonra da ingiltere'ye yurt dışına gitmesi eğitimini sürdürmek için aslında onların zaten aileden gelen bu entelektüel yapısına daha da level atlatıyor. Deyim yerine ise seviye atlatıyor. Evet. Ingiltere'de paris'te oralarda bulunmak tabii ki de zamanında o zamanlarda onun için büyük bir

artı. Yani onun gözlerini açan dünyada farklı kültürlerin içinde bulunmasını sağlayan farklı bir tecrübe oluyor. Yani eğitim olarak baktığın zaman gayet de Türkiye seviyesinde o günlerde yani. Çıtırsının içerisinde. Tamamen aşılmış bir şey. Evet dönemine göre bence. Çok büyük bir avantaj ve bence onun ilerleyen zamanlardaki bütün birikimine de önceden çok önemli bir ne diyelim. Bir temel 61 şans oluyor aslında

oralara gitmek. Ya dönemin de değerlendirdiğimiz zaman dediğin gibi hani ingilizceyi öğrenip daha sonrasında. Ünlü yazarların eserlerini kendi yorumlarıyla türkçe'ye çevirmesi de bu şekilde oluyor. Bu ortamı yurt dışına gidip orayı görmek, dil öğrenmekle o vizyona erişiyor gibi düşünebiliriz. Can yücel'in şiire olan bir tutkusu var. O belli zaten yazdığı bütün eserlerin özünde şiir var.

Ve ilk unsur cancay şiirlerinde baktığımız zaman döneminin şairlerine istinaden biraz daha hani hep şey denir ya ya biraz da halka indirmek lazım. Bu anlatıları can Yücel aslında bunu sağlıyor. Yani halkın anlayacağı şekilde sade doğal ve kimi zaman da belki de birçok zamanda küfürlü bir dili benimsin. Ve bunu edebiyatında, eserlerinde kullanıyor ve hani? Halk için sanat, halkın diliyle olması gibi bir felsefeyi de aslında burada önümüze koyacağın yüce. Ben hangi hem de geçmişten de

bahsediyorum. Günümüzden ya hangi bu işte? Nasıl diyelim artık türkçeye de. Edebiyat dalında sözü geçen insanın röportajında baksam veya işte hatır olan insanın röportajına baksam hepsinin bahsettiğinin altını çizdiler hem de böyle kalın çizgilerle işte halkın diline inip aynı zamanda hala çarpıcı ve etkileyici şiir yazabilen insan olarak tanımladılar. Yani hepsinin ortak bahsettiği

şey oydu. Onunla ilgili ama sen şimdi şiire daldın da benim böyle daha empati kurabildiğim ve hoşuma giden onun bir de bir çevirmenlik senin az önce bahsettiğim eserlerle ilgili çevirmenlik süreci var. Mesela unesco'da çevirmen olarak çalışmaya başlaması içimde böyle ufak bir kıskançlık uyandırdı. Çünkü çevirmenlikle haşır neşir olmuşu biri olarak geçmiş yıllarımda hoşuma gitti. Öyle bir şey yapması bir de. Işte BBC nin Türkçe servisinde çalışıyor. O zamanda.

Zamanında böyle bununla ilgili yaptığı çalışmalar sadece şehir değil, dilin her alanında aslında onu çok değişik bir seviyeye taşımış bence ve bu birikime rağmen sade bir şekilde ve yalın böyle işte bazen dediğin gibi küfür bile kullanıp o küfürü de böyle içine iyice yedirerek şiirin insanlarla bir bağlantı kurabiliyor. Bence bu çok önemli bir özellik onun adına ama işte yurt dışına. Gidiyor, unesco'da çalışıyor, paris'te bulunuyor, londra'da okuyor.

Bbc'ye giriyor falan filan derken gel gör ki onun babasının isteğiyle döndüğü türkiye'ye döndüğü yıllar yine türkiye'nin böyle karmaşadan fırtınadan geçtiği yıllar olduğu için senin bahsettiğin şiirler öyle bağlıyım. Senin bahsettiğin kişiler onun yine geliyor, başına bela oluyor. Sevgili cihanım sonuçta biliyorsun bu ülkede ne geçmişte ne de bugün. Freedom ofis beach diye amerika'nın çok gurur duyduğu şeyin var olmadığını çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz

bence. Yani hiçbir iyilik cezasız kalmazdı diyebiliriz. Belki bir tarafıyla ya şiirlere geçiş yapmamın sebebi şuydu, aslında hani halka indirme kısmı var ya, hani halkın diline yakın bir. Edebi eser ortaya koyma durumu aslında biraz da şeyle alakalı. Senin söylediğin dönem ve. Politik ve sosyal yönüyle alakalı can yücel'in çünkü can yücel'in çok net bir şekilde bir soldur şu vardı ve bu sol duruş doğal olarak toplumsalcılığı halkcılığı gerektiriyor, insanlara bir şekilde ulaşmayı

derdini. Anlatmayı gerekiyor, o senin dediğin türkiye'ye dönüşü kaotik ortam ile birlikte 1.960 lı ve yetmişli yıllarda aslında bir mücadelenin de can Yücel aynası oluyor. Doğal olarak da bunun bir sonucu var. Sevgili dinleyen hepimizin bildiği gibi 1.971 senesinde siyasi görüşleri sebebiyle

tutuklanıyor ve esasında. Farklı bir fazla giriyor can Yücel çünkü bu dönemdeki eserleri onun düşüncelerini olgunlaştığı ve böyle siyasete daha fazla odaklandığı bir süreç oluyor ki bir kısım eserleri yani. Şiirleri zaten hapishane sürecinde ortaya çıkıyor ve toplum yani böyle hani sağından soluna her taraf tarafından benimseniyor bir tarafıyla. Evet, şöyle bir şey var o zamanlarda sadece o değil, tabi bir sürü insan hapishanelere

giriyor. Hatta bazı kaynaklara göre hapishaneler, şair, heykeltıraş, işte şarkıcı ne bileyim. Özel sanatlar akademisi gibi ya. Evet sanatıyla herhangi bir şeyi ifade edebilen, temel olarak ifade ede ede edeme, yani bunu da ironi olarak gülerek söylüyorum. Acı bir gerçek olduğu için herhangi bir şeyi sanatıyla ifade edebilen herkesi içeri tıkmışlar. O da tabi bundan nasibini alıyor ama.

Hiçbir zaman da hani ben burada mesela hapse atıldım çıkayım hemen kaçayım gideyim gibi bir şey de yapmıyor. Yine türkiye'de yaşamaya devam ediyor. Hatta ben birkaç tane bölümün sonra sakladım, böyle birkaç tane ilginç hikayeyi anlatacaktım. Onlardan bir tanesini vakti gelmişken hapishaneyle girişimde paylaşayım. Madem şimdi eşinin bir programda anlattığı bir hikaye var diyor ki, bu hapishane yıllarında eşi istanbuldayken o da onu da adana'ya transfer ediyorlar.

Adana'da ya da ayda bir işte veya haftada bir ne zaman el verirse otobüs atlayıp ziyarete gitmeye çalışıyor eşi. Ama tabi o zamanın şartları bugünden de zor olduğu için otobüsler de genelde tek başına seyahat eden işte kadın modunda gitmek zorunda kaldığı için bazen diyor ki kendi anlatımıyla yanıma işte erkek oturduğu da oluyordu. Ben de bir süre sonra polis gibi giyinerek ya da polis edasıyla

gitmeye başladım. Daha farklı bir koruma stratejisi gitmiş, kendine yanılma oturan insanlar abla sen polis misin falan diyormuşlar. Hani öyle. Hürmet, saygı veya onun gibi bir şeye girişmiş. Adana'ya gidip gelmesi için orada tabi ayrıntılarına girmeyeyim ama işte can yücel'e ihtiyaçlarını götürürken bir yandan kadın koğuşuyla çok yakınlaştığını, oradaki insanlarla dan sonra arkadaş oldu. Onlara da bir şeyler götürmeye başladığını falan anlatıyor.

Yani gönlünün zenginliğini de orada görebiliyorsunuz. Onu da araya sıkıştırayım. Yani hiç bir zaman ülkesine küsmeyen yine ülkesinde yaşayıp hayatın geri kalanını da yaşlanırken ülkesinde geçiren bir. Şahsiyet'ten bahsediyoruz. E tabii ki hani ülkesinin ülkesinden bir şekilde kopmamasının en temel sebebi hani Cumhuriyet döneminin aslında bir çocuğu olması. Hani babasının ilk Milli Eğitim müdürlerinden olma bakanlarından olması sonrasında işte eğitimini tamamlayıp o dönemde hep şey

vardı ya? Yani devlet politikası olarak gençlerin bir şekilde yurtdışında belli bir saydık. Tabii ki bir eğitim öğretim alıp ülkeye geri dönüp ülkeyi daha da ileriye taşıması. Kalkındırması aslında can Yücel onlardan. Birisi gibi düşünebiliriz bir tarafıyla hani insan boyutuyla ama tabi ki yazar boyutuyla şair boyutuyla da bir siyasi. Hareketin yani bu şey değil. O arada hani bir particilikten de bahsetmiyoruz. Yani bir dünya görüşünden bahsediyoruz.

Burada sevgili dinlerini az çok can yücel'i bildiğini ön görerek, sonrasında senin dediğin bu hani ülkesinden ayrılmama durumu aslında bir tarafıyla da bir sürgün hayatına doğru evriliyor. Bu hani klasik kalıpları yıkan bir şairin aslında hani unlu eleyip eleyeni astığı gibi

gözüken. Ama hiç öyle olmayan yine böyle hani hani faz faz düşünmek gerekirse bu hapishane döneminden sonra belki de bambaşka bir tarafa evrildiği Datça yılları başlıyor ki datça'da hani hala böyle görece bakir bir yer olduğunu düşünürsek istanbul'a uzak o dönem daha da bambaşka bir yerdi diye düşünüyorum. Ben bir de ileriyi çok gördüğünü düşünüyorum bu insanın çünkü hani. Günümüzde şey var ya, özellikle yogada falan derler işte anı yaşa dün geçti.

Yarın belli değil işte şu anda bulunmalısın işte. Presen time en önemli anınız falan. Onun bir böyle dizesini okuyacağım. Geçmişten güne ne kadar güzel bunu da anlatmış. Aslında bir anlamda bütün bu bugün moda olan mesajı da önceden vermiş. Kendisi diyor ki ömür dediğin 3 gündür dün geldi geçti yarın meçhuldür o halde ömür dedin bir

gündür o da bugündür yani. Deyin bütün bu wallace podcastleri falan unutun zaten bu mesajı okursanız gayet yeterli gününü ve anı yaşamak için böyle güzel şeyler de yazmış. Sadece hani siyasi içerikli veya işte. Ülkeyi zaten en bilinen biliyorsun yazılarının veya şiirlerin arasında işte babasını sevmesi ile ilgili bir şeyin olması, sevgi duvarı, bunlar hep böyle sadece siyasi duruş değil, ne kadar duygusal bir insan olduğunun aslında bir anlamda bize gösteriyor.

Bir. Birkaç tane onunla ilgili buldum dediğim ilginç şeyleri istiyorsan paylaşayım seninle. Ve dinleyen sevgili dinleyen ne şimdi yine bu hapishanede çok hoşuma giden bir yanısı daha var. Çünkü röportajı yapan diyor ki ya sizin diyor alkolü olan. Yeltenmenizi biliyoruz. Hapishane yıllarında bununla nasıl başa çıktınız? Sonuçta orada içilmez. O da diyor ki yani direkt kendi görüntüsü görüntülü anlatımında

çok tatlı. Birisi diyor, bir yerden çok çok büyük meblağlarda işte çuvallar dolusu üzüm getirmişti. Biz de o üzümü ezeeze beklete beklete şarabı dönüştürüp içmiştik. Sonra bütün koğuş kusa kusa harap olmuştu. Gece aşırı diye anlatıyor. Ya böyle güzel anılar da var. Daha doğrusu hoş anıları da var. Orada da bir şekilde vakit geçirmeyi, bir yolunu vakit

geçirmenin bir yolunu bulmuşlar. Diğer ilginç bilmediğim şeyde bu londra'da okuyor dediğimiz zamanlarda okul arkadaşları, hem Ecevit hem de rahşanmış hem Bülent Ecevit hem de rahşanmış. Sonra ben biraz daha bakayım dedim dedim buna yani bu nasıl ilginç bir tesadüf. Halbuki onlar Bülent Ecevit ile mahalle arkadaşı arkadaşıymışlar aynı zamanda hatta mahallede de o zamanlardan da belli. Herhalde ne taraflara doğru yol alacağı yücel'in eve içki içmeye falan çalıyormuş bilenti öyle de

ilginç anıları var. Londra'da hocalarından bir tanesi bertrand russellmış. Mesela bunu çok şaşırdım. Yani bunlar böyle çat diye önüne çıkan şeyler değil ya. Yani o da kim diye soran olursa çok uzun anlatmayayım ama ingiliz filozoftur. Çok zamanına göre önemli yer edilmiş. Onun onun hocası olması bence 10'a çıkart çok büyük 1 + 1 de paris'e geçtiğinde yine okumaya ve çalışmaya orada bazen parası olmadığında burada da empati yaptım. Çünkü benim kendi hikayem de

var. Buna benzer üniversite yıllarımda sırtına reklam panosu takıp. Sokaklarda dolaşırmış gelir elde etmek için biliyorsun ben de meşhurdur aramızda. Sanırım first i reklam olmasın ama sakızlardan birinin turuncu kostümünü giyip üniversite bahçelerinde dolaşırdım. Günlük öğün beyi çıkarmak için oradan da bir bağlantı kurdum. Sevgili can yücel'le ve son hoşuma giden hikaye anlatayım. Bir dönemde. Leman ve öküz dergisinde periyodik olarak içerik sağlamış

can yüce. Oraya yani orayla ilgi de söylediği lamandaki arkadaşlarımı çok severdim. Çünkü onlar genç isyankar bir kuşak ve ben isyankar insanları seviyorum demek ama bundan da daha komiği. Metin üstündağının anısı Metin Üstündağ şöyle diyor. Bir gün diyor, bir şiir yazdı ama uzak demiş. Can Yücel şiirini yollamış notca demiş hatta dediğin gibi bir gün bir şiir yazdı bizim için. Ben de en saygı değer insanları derginin en önüne ve en sonuna koyardım ki dergiyi okumaya

başlarken kuvvetli giriş olsun. Sonunda da kuvvetli kapanış olsun. Bende can yücel'in şiirini aldım. Derginin sonuna koydum daha bas. Kıya girer girmez telefon gelmiş birisinden can yücel'in yolladığı mesajı aktarmak için diyor ki Metin üstünde benim şiirimi derginin sonuna koyan insanın. Poposunun içine o dergiyi kıvırıp sokarım demiş. Metin üstündağda onu aramış demiş ki can abi beni anmışsın. Popom popumun yanakları çınlıyor diye atıştık. Onda diyor. Böyle gelişigüzel bir hikayeyi

de paylaşmak istedim çok hoşuma. Gidiyor, çok orjinalmiş. Bunu paylaştığı için teşekkür ederiz. Sevgili dinleyenler birlikte. Yani şahsına münhasır bir insan tabii ki ama hani politik tarafa evrilmesi itibariyle hep o tarafla anılmadı da. Çünkü can yücel'in şiirlerinin ana temaları böyle çeşitli ne gibi? Senin biraz önce belirttiğin gibi babasına yazdığı şiir mesela onunla ilgili bir anekdot var, onu duydun mu ya da denk geldin mi? Şey soruyorlar böyle röportaj

gibi. Yani şimdi babanıza yazdığınız ve. Hani ara ara da bazı eserlerinizde de adını geçirdiğiniz bir durum var. Hani bir şiiri yazdın ara arada 10'a çıkart övgüler diziyorsun annene niye böyle bir şiiri yazmadın gibi bir soru gelmiş can yücel'e o da yanlış hatırlamıyorsam şey demiş. Hani 10'a çıkart olan sevgimi tarif edecek kelimeleri daha bulamadım. Yani çok biraz. Artık topumu çevirmiş hani orada? Şiire sığmaz. Yoksa yüceltmek için bir

söylemiş, onu bilmiyorum. Öyle bir röportaj gibi bir soru cevap kısmına da denk geldim. Araştırırken tekrar şiire dönersek can yücel'in yazdığı mesela aşk temalı ölüm ve yaşam bu Datça tarafına dairilen doğa ve insan ilişkisiyle alakalı eserleri var. Ağırlıklı ki bir çoğu aslında dönem dönem karşımıza radyo işte ne bileyim sosyal mecralarda müzik olarak yani. Çünkü bazıları bunlara beste yapmışlar. Dillendirmişler, seslendirmişler. Evet bayağı da bilinen

şarkıların şairidir. Kendisi dimi sanatçı. Evet, ben şöyle derin bir yorum yapayım, başka bir şey söyleyecektim ama aklıma getirdin. Şimdi genelde bir insan ne zaman ölür? Sorusuna böyle felsefi veya edebiyat tarafından şöyle bir cevap vardır, onun adını ve kim olduğunu bilen, geride kalan herkes öldüğü zaman derler ya. Aslında bu tarz insanların da bu yüzden ölümsüz kelimesini tam anlamıyla doldurduğunu düşünüyorum. Çünkü o bahsettiğin şarkılar, kitaplar, anılar işte diziler çünkü.

Bir demet tiyatroda mesela çok anılmıştı veya ıssız adam gibi çok çağan ırman işte popüler oran zamanındaki filmde bir can yücel'in bağlanmayacaksın. Şiiri büyük yankı uyandırmıştı. Senin çok sevdiğin benim de ilk ilk çıktığında daha birinci sezonda çok sevdim sonra ama bıraktığım behzat ç de can Yücel şiirlerine ve felsefi söylerine çok yarar verilmişti. Yani demek istediğim şu ki. Aslında bu insanlar yaşamaya

devam ediyorlar. Böyle şeyler devam ettikçe ve hatta asıl söyleyeceğim şeyle de bağlantılı olacak. Benim çok hoşuma gitti bu shakespeare'in. Tubidy tubidy, kendisinin bir ihtimal daha var 10'a çıkart ölmek mi dersin diye çevirdiğini okudum. Biraz kafam karıştı dinleyeni bunu söyleyeyim çünkü şarkının bestesi ile onun çeviri yaptığı yıllar birbirine çok yakın. Hangisi daha önce olduğumu tam anlayamadım. Araştırmaya çalışıp ama bir tane röportajını buldum.

Bu çeviriyle ilgili 1.990 ikide vermiş bu röportajı bu bile çok hoş yani açıklaması şöyle diyor, bu. Shakespeare pezevengi Türkçe söylese bu cümleyi nasıl söylerdi bunu düşünüyorum. Bunu düşünürken bayağı güzel şeyler çıkıyor ortaya. Demek ki shakespeare Türkçe düşünebiliyormuş. Bu konuyla ilgili biliyorsun bu bir şarkıda oldu. Mikrop sevdiğim bir şarkı. Evet, şey gibi geçen gün ay kişilerin de bölüm içerisinde

şey diyor. Karakter dünyada en çok konuşulan dil Türkçe evren Türkçe onun gibi bir durum olmuş. Aslında can yücel'in 2 tip mirası var. Şu anda benim gözümde bakalım sen bana katılır mısın bir. Türk edebiyatına bir yön vermesi. Bu yalanlığıyla işte agresifliği ile bir de yaşamı ve hayatının öğretileri, hani buna felsefe diyebiliriz. Hani can Yücel felsefesi diyebiliriz ya da ne bileyim, Datça zamanındaki böyle doğaya insana olan sevgisi tarafına evriltebiliriz.

Yani eserlerini bu 2 ana temeldeki mirası bence can yücel'in türk hani sadece türk edebiyatı değil, türk kültürüne. Türkiye'nin tarihine de bir mihenk taşıdır diyorum. Ne dersin? Bence de öyle tabi ki de katılıyorum söylediğine ya bu arada bir şey söyleyeceğim,

hatta bununla kapatalım. Notların senin de bittiyse şimdi 1.997 yılında çok da uzak bir yıl değil yani evet, kendisi 72 yaşındayken kendisine cumhurbaşkanına hakaretten dava açılıyor, sevileceğim ya bu Cumhurbaşkanı hakaretten dava olayı. Ne o zaman bitmiş ne bugün bitti ne de ilerde bitecek ki gerçekten çok yorucu. Onun da altını çizmek istedim ya 72 yaşında söyleyeceğini söylemiş, eleğine asmış, hayatını yaşamış, bitirmiş artık kimsenin de gidip de bir şeyine ne diyeyim?

Çomak sokacak bir halde kalmamış adamı da artık yani şey yapmayın artık uğraştırmayın. Bu arada Süleyman Demirel o zamanlarda Cumhurbaşkanı biliyorsun mizlayla da böyle çok dinlendirildi ya işte. Dalga geçilmesine bir şey demiyor. O da mizahı seviye falan diye onu açan kendisi bile değil yani kişisel bir dava değil. Savcılar bu maddeyi yine kullanıp numarasını unuttum. Şimdi bu hangi madde ise maddeyi kullanıp bu davayı başlatıyorlar ve kendisine de 2 ay hapis mahkumiyeti veriyorlar.

Yani öyle berat falan da etmiyor ama 3 yılın altında olduğu için paraya çevrili bir şeyler oluyor, erteleniyor falan filan derken. Geçiştiriliyor ama gerçekten de utanç verici. Sadece onun için demiyorum bu arada yani. Genel olarak geçmiş utanç gelecek diyoruz. Evet, yani benim kişisel fikrim bu katılan olur, katılmayan olur. Burada kişiler ekseninde konuşmuyorum. Bir şiir yazdığında hani bir eser oluşturduğumda onunla ilgili direk. Dava sürecine girilmesinden

bahsediyorum. Biliyorsun sametciğim bu tarz serilerde genelde hayatımızda ya da o anki döngümüz içerisinde bizim için değerli olan insanları konuk ediyoruz diyelim bir tarafıyla. Çünkü bu insanlar genellikle hayatta olmuyorlar ve biz bir tarafıyla da jenerasyon olarak bir kısmını yakalayıp bir kısmını yakalayamıyoruz. Can Yücel aslında ucundan yakaladığımız ama yaş olarak da çok idrak edebileceğimiz yaşlarda olmadığımız.

Dönemlerde takdir edersin ama biz hep can yücel'in, hayatımızın yani edebiyat hayatımızın işte düşünsel tarafın felsefe tarafının içerisinde olan bir insan olarak bildik senle ben o yüzden bu bölüm bizim için. Bu tarafıyla anlamlı bir bölümdü bir şekilde bu insanlara bir hatırlatma bölümü de diyebiliriz. Açıp bol bol can yücel'in hem felsefesi hem de şiirlerini okumaya anlamlamaya devam etmek dileğiyle diyelim. Ne öneriyoruz kısmıyla bir kez daha sen dinleyenin

karşısındayız. Her zaman olduğu gibi bazı önerilerimiz var ve sevgili Samet arkasında kinyas ve kayra kitabının orijinaliyle özel baskısıyla, hatta imzalısıyla bizimle birlikte bakalım. Sonra bize neler önerecek? Edebiyat dolu bir bölümde edebiyatla ilgili bir sübliminal. Mesajı aynen yolladım oraya ne öneriyoruz? Köşesine şöyle ilginç, farklı bir yaklaşımla gireyim. Şarkı önermek yerine bu sefer bir tane playlist önereceğim. Çünkü playlist de kendim yaptım.

Bu hafta ve şöyle bir şey yaptım, konsept olarak bence senin de dinleyenin de çok hoşuna gidecektir. Sadece şiirlerden esinlenen veya direk şiiri şarkıya dönüştüren 10 11 tane şarkı seçtim. Hatta şu an videolu izleyenler için ekranı da yansıtıyorum. Şiirden şarkılar diye bir playlist yarattım. 11 tane şarkı koydum, çok güzel benim hem daha önceden sevdiğim hem de bu hafta dinleyerek sevdiğim bazı

şarkıları ekledim oraya işte. Kaan tan gözeden sezen aksu'ya Yaşar kurt'tan işte teoman'a pentagram'a, cem karaca'ya böyle çok geniş yelpazede şiirleri şarkıya dönüştüren bazı parçaları bir araya getirdim. Bu ilk önerim olsun ister sen bunu play listemizde direk hepsini ekleyebilirsin. Bir şey olur. Böyle büyük bir fırtına olur. Şarkı ekranı fırtınası yada direk bu playlist'de ayrı olarak linki ile beraber sitemize evet bandl.

Listemize ekleyebiliriz hekabıpodcast.com da diyelim, can yücel'in tam böyle direk orijinal youtube'da bulamasam da şovun kanalını bazı kanallarda bir yudum insan programının konsept. Olarak yüklenmesi var. Yani bunu da böyle bir yarım öneri yapacağım. Çünkü orijinal bir youtube kanalı olmadığı için bir yürüdüm. Bir insanın aratıp da insanların izlemesini tavsiye ediyorum. Yani biliyordum insan can Yücel.

Yazarsalar. Oradaki bütün hayatı işte kızları eşi kendisinin dilinden röportajı her şey var, çok keyifli. Bu bir yudum insanı da, çocukluğumdan hayal meyal hatırlarım. Beni çok acayip nostaljik yıllara götürdü. O programı tekrar izlemek de. Bir de yine dediğim gibi farklı bir köşe oluyor. Bu hafta benim için bir tane yazı köşe yazısı önereceğim. Bununla çok büyük keyifle okudumevrensel.net sitesinde Halis ulaşım yazdığı bir tane köşe yazısı var. Adı da bir ihtimal daha var oda

ölmek mi dersin? Bu da can Yücel ve diğer arkadaşlarının beyoğlu'nda bir araya gelip 26 mart. Gününü nasıl ölmeme günü ilan ettiklerini rakı masasında ve sonra bu ölmeme gününü de kutlamaya çalıştıklarını anlatan mükemmel bir yazı daha fazla spoiler vermeyeyim. Kısa bir yazı zaten köşe yazısı formatında onun da linkini sana atarım. Hkbotkes.com a eklemen için böyle farklı bölümle çok iç içe olan değişik bir önerik köşesi

yapmak istedim. Çünkü bizim burada anlattıklarımıza ek olarak farklı bir. Tecrübe de edinebilir dinleyen hem şarkılarla hem de köşe yazılarıyla diye düşündüm. Kesinlikle orijinal bir ne öneriyoruz. Köşesi Samet bölüm oldu, teşekkür ediyoruz sevgili Samet. Ben de. Hani bölüm içerisinde şey dedim ya. Bölümün içerisinde bir alt bölüm gibi oluyor. Bu köy enstitüleri tarafı. Yücel'in çiçekleri diye bir

belgesel var. Bu Hasan Ali Yücel ve ismail hakkı tonguç ekseninde olan youtube'da da izlenebilen bir saat civarında bir saatten biraz fazla olan bir belgesel var. Bunu önereceğim. Hem can yücel'le organik bir bağ olan babasıyla alakalı bir. Ilginç, evet. Eser olması sebebiyle belgesel olması sebebiyle bir de youtube'da böyle. Genelde dönen Tuncay kurtiz'in sevgi duvarı nı seslendirdiği bir video var.

Çok yani zaten Tuncel kurtiz de aslında bizim bölümlerimizin içerisinde kendilerini bir noktada bulacak olan insanlardan birisi. Bu serilerde onun efsanevi ses tonuyla birlikte can yücel'in şiirini okuduğu bir bölüm var. Bunu da önerilere eklemek istiyorum. Onun dışında da 2 tane şarkı var. Kabilcesine eklemek istediğim bir tanesi.

Fazıl say ve serenat bağcanın eseri sardunya'ya ağıt bu tabi ki can yücel'in şiirlerinden birisi, bir diğeri de ezgi'nin günlüğünden sevgi duvarı bunlar hekbo dinlendirmesi play listelerimizde olacak. Sevgi dinleyen. Bu önerilere ekleme olsun bir hatırlatma can yücel'in kendi sesinden de spotif. Bazı seslendirmeleri dinleyebiliyorsunuz. Arattığınızda ben onu da çok keyif alarak bu hafta dinlerim, hatta sana en sevdiğimi de yollamıştım whatsapp. Evet. Yani. Ya çok.

Beni o bölüm başına bahsettiğin farklı yerlere götüren, kendi sesinden o kadar iyi tonlama, o kadar iyi ses o kadar iyi bir okuma şekli var ki. Direkt şiirleri değil belki ama şiirlerini alıp böyle çeviren eviren farklı böyle neredeyse söyleşi gibi onları dillendiren, kendi sesi de spotfy da var. Onu da bir ekleme öneri olarak. Buraya bırak.

Mak istedim yani can yücel'i anma adına veya ikonik dediğin insanlar arasında podcastin bu yüzlerce olan bölümü ve inşallah olacak olan bölümler arasında ekleme fikri bence çok yerindeydi. Teşekkür ediyoruz. Sana da bu fikir ve öneriyle geldiğin için sonunda da bölümün herkesten yine patreon Spotify, youtube üzerinden bizi

desteklemelerine yorumlarla ve işte. 5 yıldızlarla desteklemelerini rica edelim kaçarken ve bir önceki bir sonraki bölümlerde dimigren 12 ileriki bölümlerde veya bu x olmak serilerinin diğer seçenekleriyle buluşmak üzere diyebiliriz herhalde. Kesinlikle sanatçı bu dakikaya kadar da bizimle birlikte olan sevgili, izleyen ve dinleyene çok teşekkür ediyoruz. Görüşmek üzere. Hoşçakalın, bay bay.

Transcript source: Provided by creator in RSS feed: download file
For the best experience, listen in Metacast app for iOS or Android