Hayat kaçık bir uykudur. Rüyalarda kayboldu. Dans ederiz ışıklarda. Hackb ı pot kestiğim bir başka bölümüyle sendinleyen karşısındayız. Her zaman olduğu gibi istanbul ekseninde ben Cihan kuzeylerde okyanusun ötelerinde ise sevgili Samet var. Hafif bir gülümseme ile bizimle birlikte ne var ne yok sami Samet nasıl keyifler? Bugün Kaliforniya nın öğleden sonrasında şaşırtıcı bir şekilde kayıttayız sevgili dinleyen.
Keyifler fena değil. Sırıtmamın sebebi şu, geçenlerde açılışta sana bir soru sormuştum, ormanda ki seçtiğin kişi indir, yani benim seçim kişi indirdi. Ormanda sevdiğin birini bıraksan ayı mı katilimi tercih ederdin boğuşmak için diye şunu fark ettim, onun cevabını hiç sana vermedim. O aslında cevap kandırmalı bir soruymuş. Çünkü cevap aslında ayıymış orada aslında insanın bile ayıdan daha tahmin edilemez bir varlık olduğu üzerine felsefik bir tuzak vardı orada.
Sen zaten orada cevabını vermiştin ama bugüne nazaran yine eski bölümünü dinleyenler varsa aklıma o geldi. Sen açarken dedim ki ya dedim. Ben buna soru soracağım şimdi ama geçen sorun hiç cevabıyla ilgili geri dönüş yapmamıştım. Onun bu sefer ya oradaki uzmanlara göre varmış bana geldi yok. Felsefik bir cevabı olduğunu hiç düşünmedim. Daha ben realist yaklaştım herhalde. Kesinlikle zaten bütün amacımız bu değil mi sevgili canım? Realist bir yaklaşımla
çıkarımlarda bulunmak. Diye yani amaç değil de neyse ne var ne yok sorumu cevaplamadım. Yani güzel bir kayıt günü yine seninle geçirdiğimiz mikrofon daşlık anları günümüzü daha iyi yapıyor diye politik bir cevapla senin daha soralım. Kelime bile türettin bu cümlen içerisinde uydurdun, bende gecenin bir yarısı olmasına rağmen. Enerji. Gayet iyi ve şaşırtıcı. Dır şeyi hissediyorum bu arada. Hani belli bir zaman dilimini
süresince diyeyim. Artık çok böyle bu saatlere kadar ayakta kalamıyorum ama şu anki enerjim sanki gençliğimizi hatırlatıyor. Hani hatırlar mısın? Bilgisayarları taşı taşıdığımız bilgisayarlarda hani kasalı monitörlü falan vesaire bilgisayarları taşıyıp sabahlara kadar şampiyon shop macer oynadığımız enerji formundayım çok şaşkınım. Hayır, sabahlara kadar şampiyon. Şimdi menajer oynayıp sonra sabah 67 trenine atlayıp istanbul'a gittiğimiz günlerde OO. Seviye o seviyede miyim bilmiyorum.
Sabahı görmem lazım ama şu an şu an o ilk kısım yani bilgisayarları taşıyıp şampiyon şifre oynadığımız enerji modunda olduğumu hissediyorum. Sonrasında bölüm sonuna doğru konuşalım. Evet, ben gece kayıtlarını zaten çok seviyorum. O yüzden ileride bir gün yan yana kayıt alma şansımız olursa bu late night enerjini ayrıca bana da saklamanı dileyerek hemen şok edici soruma geçiyorum hazırlık için. Yine. Kısımlarda benim çok hoşuma gidiyor.
Bu uydurduğum kısım çünkü buraları kesip kesip sosyal medyayı sanıyorum güzel oluyor. Her bölüm kaydığında ben unutuyorum. Bu soruların gelme ihtimalini ya da geleceğini bir kontra çalışması yapmıyorum ama buradan kendime bir not olsun bir söz olsun. Bir sonraki bölümde görüşürüz Samet. Challenge acaba diyelim aslında bugünün konusuyla alakalı. Yani kend of birazcık alakalı bir soru denk geldi. Bilerek olmasa da notlarım arasında vardı hep.
Böyle olur, biraz dark bir soru ama dünyayla ilgili bir soru diyor ki, insanlığı yok edecek buton elinde olsa şu anda basar mısın? Hayır basmam neden? Çünkü büyüdüğünü görmek istediğin bir çocuk var. Yani bu. Soruyu sorduğumuz an çok kritik. Bunu bundan 5 yıl önce sorsaydık basarım anasını satayım. Şey gibi diyorsun, seninle seninle hani şeyde fiş market tarafında oynadığımız bir atari salonu vardı ya hatırlar. Mısınız san? Francislara öyle basmalı onun
gibi olabilirdi, haklısın yani. Takıldı mı bu ya deyip. Böyle oradan da resimlerimiz duruyor. Aslında paylaşmak lazım bu gelişirken. Ben sen oyun oynarken video falan da çekmiştim. Evet. Duruyor. Evet, biz basket falan da oynamıştık galiba bu basket atmalı oyun uçaklar falan vardı. Saçma sapan bir ortama girip ya bayağı san francisco'da işte limanın kenarında köşede bayağı oyunlar oynuyorduk. Yani güzel ama keyifliydi.
Ben orayı çok seviyorum ama dinleyene söyleyelim, yani zaten bazı insanlar belki gitmiştir şey. Nostaljik retro bir atari salondan bahsediyoruz. Yani hiçbir şey tabi. Ama büyük o çok çok. Tatlı ya böyle nostaljik olması 50 yıllık 70. Hala duruyor mu bilmiyorum. Sürekli ha tamam, dönemsel değildi o zaman sabit bir. Lokasyon. Sanki. San Francisco tarafından dinleyen sevgili dinleyiciler zaten hakimlerdir. Kesinlikle basmazsın çünkü büyümesini görmeyi istediğin bir
vedin var dedin. Senin için bu soru ne anlam ifade ediyor peki hani basasın yani böyle yarın mı basarsın yoksa git gel mi yaşarsın? Fake fake atlarak diyorsun böyle bak basıyorum yaklaşma şeklinde. Ya aslında bu soru biraz böyle içini doldurabileceğin bir soru. Çünkü bence burada asıl konu ya in. Yok edecek diyor ya, aslında dünyayı yok edecek demiyor. Aslında birazcık insanlıktan veya insanların verdiği zarardan bıkmışlık anlamında bir soru
diye düşünüyorum. Çünkü hani dünyayı merkeze koyup da bu soruyu kendime sorarsam basarım. Çünkü dünyanın biz siz daha mutlu olacağını düşünüyorum ama dünyanın herkese koyarsak mesela senin küçük tatlı kereminin büyümesini ben de görmek isterim. Tabii ki de öyle de bir cani bir yanım yok. Herkes yansın kilo olsun gitsin diye. O bakımdan kandırmalı bir sorun. Yani muhakkak kandırmalı bir soru ama sen burada dünyayı bir canlı form olarak değerlendirip
bu şekilde düşünüyorsun. Yani bir birey gibi düşünüyorsun aslında. Yüzlerinde bulunduğumuz parazitler olduğumuz. Gerçeğin dünya dünyada dünya bir vücut sa diyorsun ya da bir insansa diyelim biz onun içerisinde ne bileyim zararlı bakteriler miyiz? Bit kene ama nasıl böyle yani söylemek. Yani bilemedim. Ya yok, şaka ile karışık söylemiş. Şimdi beni hemen burada linç etmesinler. Bir şey, ben ortayı yapıyorum. Yani sevgili dili yerlere isteyen.
Sabit oluşan bu arada bu sorular sadece sana değil açarken bölümleri biraz dinleyenler de düşünsün diye sorduğum sorular, onlar aldıkları yere alsınlar, götürsünler, cevaplasınlar. Herkesin cevabı kendine deyip içinden sıyrılalım bu sorunun.
Hani. Tamam, öyle olsun ama konuyla alakalı bir sorun Cihan. Çünkü bugün over etkisini konuşacağız ve aslında dünyanın değeri dünyanın bize ne anlam ifade ettiği hatta dünyayı sadece evet bir de sadece dışından görerek bile bizi değiştirebilecek bir şey olduğunun iddiasıyla gelen bir şey over you etkisi oluyor. Dolayısıyla istersen bir giriş yapalım. Bakalım sen nereden bize alıp konuya doğru sürükleyeceksin. Yani tanından başlayalım severiz.
Basit bir tanım üzerinden gidersek dünyayı uzaydan görenlerin yaşadığı bir aydınlanma olarak hoşuma giden tanım bu. Bunun ne neden bahsediyoruz bu zaten hani tahmin edeceğiniz gibi astronot ya da kozmotların uzaya çıktıkları zaman dünyaya dönüp baktıklarında hissettikleri duygu diyelim. Bir uyanış hatta. Yani evet, hani farkındalık kelimesini biz seviyoruz. Potketin içerisinde bu onun bayağı üstünü versiyonu hani farkındalık. Evet, bu bir farkındalık.
Ama farklı bir şekilde, yani belki de hani üçüncü göz olarak farklı bir yerden yaklaşmak yani zihninde algıladığın dünyanın aslında o noktadan baktığında tamamen sessiz sınırların olmadığı bir tane top görüyorsun ilit şeklinde ve. Buna yaşayabilen insanın sayısı da bütün uzay tarihimiz için alarak söylüyorum. Kimin tanımlamasına baktığında göre değişerek 6 yüzle 650 kişi arasında, yani ben de şöyle bir
tanım yaptım, kendi kendime. Çok az insanın erişebildiği belki de azınlık olmanın en özel olduğu durumlardan biri diye kendi kendime tanımladım. Çünkü bu kadar çok insanın yaşadığı popülasyonun bu kadar yüksek olduğu yerde. Hani 500 600 700 kişi ne ki diye düşündüğün zaman gerçekten de çok özel bir erişim hakkı diyelim. Ben bunu ea'ya sordum yapay zekaya çünkü çok moda oldu. Herkes bir yapay zeka bu konuyla düşünüyor. Diye evet. Her şeye bakıyor? Evet. Over bir efekti bize tanımlar
mısın? Diye şöyle bir geri dönüş aldım, bazı astronotların dünyaya uzaydan görüntülerken deyim dediği bilişsel bir değişimdir diye bir tanım ile karşıma geldi. Bu da fena değil bence bir de bu over you efekt yani over you etkisini ortaya atan Frank white var. Ben de onunla giriş yapmak istiyorum izniyle. Çünkü bunun üzerine kitapta
yazmış kendisi denmiş. Evet, evet, çok ilginç ama astronotların yani uzayda bulunan astronotların, kozmondların artık ne dersen adına uzayla ve dünyayla ilgili söylemlerini röportajlarla derlediği bir kitap. Bu obviu efekt ve benim de zaman zaman karşıma çıkan aslında felsefik bir konu yani deryasında veya dergilerde dergi okumayı da çok sevdiğim için. Sürekli karşıma çıkan bir şey. 1.980 yediden beri bu tanımı kendisi ortaya attığından beri
konuşulan bir durum. Şimdi dünyanın bir göz kamaştırıcılığı var ama bu over u efekt sadece güzellikle açıklanabilecek bir şey değil. Çünkü insanlar bunu gördüğü zaman dünyaya geri döndüklerinde söylediklerine göre yaşam biçimlerinde, dünya görüşlerinde, felsefelerinde, dini inançlarında gündelik, önceliklerinde hayat standartlarına, her şeylerinde bir değişime sebep oluyormuş do.
Yla sadece uzay dışına çıktım. Dışarıdan dünyaya baktım çok güzeldi, gözümü kamaştırdı gibi böyle bir büyüleyici bir tarafından konuşmuyoruz. Insanın kendi içinde hayatının geri kalanına dair çok temel bir değişime sebep olan bir etkiden bahsediyoruz. Yani bir aydınlanma yaşıyor insanlar bu etki net olarak gözüküyor. Yani dünya bir sorunların aslında çok nasıl diyelim? Genel geçer olduğu ve bu gezegenin aslında baki kalcağı ya da kaldığı bir hissiyat. Gibi geldi bana.
Bunu şey olarak da düşünebilir miyiz sence Samet şimdi hani bazen uzun süreli uçuşlar yaptığımızda ki genelde sen böyle uçuşlar yapıyorsun. Bu aslında bir tarafıyla o hissi tadıyorsun. Yani bir yerden bir yere git ucundan evet dünyanın yani teaser gibi yer aslında dünyanın bir tarafından öbür tarafına gitmek ve geçerken hani ben hep şeyi düşünüyordum uçuşlarda böyle uçsuz bucaksız toprakların olduğu yerler. Geçiyorsun ya yemyeşil olabiliyor ya da biraz daha gri olabilir.
Dağlık yerler falan. Alakasız bir yerde ufacık bir köy olabiliyor, kasabı olabiliyor ya da 12 ev olabiliyor ya diyorsun bu insanlarda burada yaşıyorlar ve bu insanların varlığından ucundan da olsa haberin oluyor ama hiçbir zaman olmayacaktı tarzında. Hani dünyanın aslında bambaşka bir gezegen olduğunu ucundan hissettiğin bir taraf gibi geliyor bana bu tarz uçuşlar. Ya biz insanlık olarak çok acayip varlıklarız, çünkü bazı şeyleri gözümüze sokmadığında. Idrak edemiyoruz veya anlamak
istemiyoruz. Bu uçak ve uzay deneyimi de bana biraz 10'a çıkart benzettim. Ya bana biraz onu çağrıştırıyor. Çünkü mesela hepimizin mesela şey çok karşıma çıktı. Araştırırken vanness veya unuty united hep böyle şeyler var. Astronotların ağzını ya işte biz aslında hepimiz birmişiz, aslında sınırlar yokmuş, hepimiz kardeşiz. Falan Mahsun kırmızıgül. Yani bu ama cetvelle çizilen sınırlar tabii ki uzaydan bakınca.
Yok ama bunu anlamak için illa dışına çıkıp da geriye mi bakmak gerekiyor onu tam kestiremiyorum. Demek ki gerekiyor. Yani insanlık olarak öyle bir eleştiride bulundum. Bir de şimdi çoğu astronur şey diyor uzaya çıktığım işte sınırlar yok, milliyet yok. Ne bileyim. Bizim oluşturduğumuz değerler şunlar bunlar yok falan ama geçen bir tane resme rastladım 2.010 birde. Uluslararası uzay istasyonu tarafından çekilen bir resim var.
Internette gece zamanı pakistan'la Hindistan arasındaki sınırın duvarları ışıklandırıldığı için bariz bir kocaman kıta boyunca böyle bir duvar var uzaydan çekilmiş. Bir astronot da şey diyordu. Hani hepimiz yok diyoruz ama bu da var olduğunun yani insanların ne kadar kendi değerlerini uzay dışına ve görülebilecek kadar büyüttüğünü ve inşa ettiğini gösteren bir izin. Yani burada şöyle bir şey var, şimdi bu bazı deneyimler sadece nasıl diyeyim.
Sana kişisel olarak yaşadığında etkili olan resmiyle videosuyla falan değiştiremediğin duygular ve tecrübeler. Şimdi bu overi efekti bu klasmını koyuyorlar. Bir tane youtuber vardı. Bölüme bakarken onun kanalını izliyordum ve çok güzel bir şey söyledi. Yabancı bir youtuber ve çok hoşuma gitti. Az da bilinen birisi aslında şey dedi. Yani bu araştırken şunu çağrıştırmış, 10'a çıkart ben de katıldım ve senin de fikrini merak ediyorum.
Şimdi overi effect'i war'la satmaya çalışan şirketler var, insanlara uyanış sağlayabilsinler diye ama çok kişi yaramıyor. Videolar, fotoğraflar çok işe yaramıyor. Yani konuyu konuşsak da dinleyen de sen de ben de zannetmiyorum bir uyanış içinde ol. Şu anda. Yani? Evet doğru. Diyorsun ve bu youtuber da şöyle bir şeye benzetti, bunu sen istediğin kadar çocuğu olmamış birine çocuğu ol çocuk sahibi olmanın duygularını anlat o
dinleyecektir. Ama sadece bu duyguyu baba olduğunda anne olduğunda anlarsın ve aslında dünyaya dışarıdan bakmak da aslında dünyanın küçük ve savunmasız bir bebe olduğunu ve bizim de onların korunması gereken insanlar olduğumuzu bence az sonralara çağrıştırıyor demişti. Bu youtuber ve çok hoşuma gitti. Katılıyor musun? Yoruma, çünkü bizzat savunmasız ve sana her anına muhtaç bir küçüklüğün etrafında olduğun için merak ettim bu
karşılaştırmayı. Ya şey olarak tanım bence doğru hani hissetmediğin bir duyguyu ya da yaşamadığın için hissedemeyeceğin bir duygunun tarif ile çözüme kavuşması çok olası değil. Yani bu sadece çocuk üzerinden değil de herhangi bir şey için öyle düşünebiliriz. Bence tanım gerçekten doyurucu bir tanım, sevgili youtuberın yorumu. Bebek karşılaştırmasını ne
diyorsun? Çocuk, çocuk tanım, doğru şey olarak ama hani dünyanın bir bebek olmasından bahsediyorsun sanırım ama bunu algılamanın da nasıl diyeyim sana günlük koşuşturma içerisinde yani günümüz dünyasının geldiği noktanın sonucu olarak çok da farkında olamıyorsun. Çünkü bir bakıyorsun ay gün bitmiş, enerjin kalmamış. Yani orada bir çevre aktivisti olma ihtimalin kalmıyor bu sistem içerisinde yani dönüp dolaşırken aslında bir kevgirden geçiyorsun. Eğer.
Hani ama sen yoğun ama sen lafını böldüm. Sen yoğun şehir hayatındaki kendi gündelik ama şu an bernautundan mı bahsediyorsun şu anda? Ama, şu an sadece kendimden bahsetmiyorum. Baktığın zaman dünya nüfusunun çoğunluğu artık şehirlerde yaşıyor ve bu şehirler içerisinde de bir koşuşturma var. Herkes her şeyi bir şekilde yetiştirmeye çalışıyor mu? Hiçbir şeye yetişmiyor, hiçbir iş bitmiyor şeklinde devam eden bir döngü var ya. Ya da farklı kaygılara olan insanlar da olabilir.
Daha kırsalda ama bu evrilip falan şeye dönmüyor. Tabii ki bir ne biliyim. Gezegen aktivistliği işte aslında bu dünyada bir bebe. Biz bunu altını değiştirmeliyiz. Arada bizim yüzümüzden dış kılıyor, yaka yapıyor diye düşünmüyor. Kimse bunu düşünebilmen için farklı bir kafaya evrilmen bir felsefi tarafa doğru yol alman
gerekiyor bence. O felsefi tarafla birlikte sorgulamalar, soru cevapsız sorular şeklinde ilerleyerek bir tarafa gelebilir ama hani astronotların ya da kozmotların yaşadığı aydınlanma ya da aşırı farkındalık bence görmeden olmayacak. Senin de dediğin gibi biraz önce hani viyar üzerinden yani hani gözlükleri takıp biz bu insanlara bu farkındalığı sağlayalım. Yakalatalım işte şeklinde bir pazarlama var ve denemeler de var. Çünkü her.
Bir uzay ekine bindirip uzaya gönderemeyeceğin için evet bunu kısa yolu bu ama sonuçta o gözlüğü takan insan da nerede olduğunu veya hangi ortamda olduğunu bilerek o gözlüğü takıyor. Biraz uyuyan güzel paradoksuvari bir şeyler yapılsa belki sametciğim. Su dolu içinde yüzülen bir tankı koyuyormuşlar insanları. Sonra viyar efektiyle bu tecrübeyi yaşatmaya çalışıyormuşlar. Bu şirkette şaşırmadığımız üzere kaliforniya'da bulunan girişimci bir.
Şirketmiş zaten bir şey olsa hani bu duşların deliği oluyor ya sifon. Kaliforniya, California giydirme köşemizde. Onda geliyor da olurdu. Samiç. Kuzeyde değil ama ya aşağılarda böyle böyle kin alır oluyor sana pupasırı çekerse bitiyorsa gider ya orası California bence. Hastayım bu benzetmelerine yaş
şimdi astronlardan bahsediyoruz. Jüri garderin de bu soğuk savaşın tam ortasında aslında milliyetçiliğin, savaşın ülkelerine her şeyin böyle nükleer savaşlar şunlar, bunlar havada uçuşurken döndüğü zaman overe efektin de etkisiyle söylediği şey şuymuş. People of the worldled demiş o bile bir barış çağrısında bulunmuş, bayağı bundan etkilenen insanlar var. Bir kaç tane astronotların içinden alıntıları da paylaşmak istiyorum. Bir tanesi örneğin şöyle söylemiş, o hasta olursa biz de
hastanacağız. O ölürse biz de öleceğiz. Böyle bir çıkarımda bulunmuş, over gibi etkisinden buna da zaten katılmamak elimizde değil sen. Den tabi bir tane bölüm yapmıştık. Uzağa kirliliğiyle ilgili. O da aslında bu bölümle ilgili bir paralel bir öneri olabilir. Şimdi aklıma geldi. Burada şöyle bir şey var, şimdi obrevi efektin sadece hani
dünyayı koruyalım. Senin gibi bana net aktivizmi gibi değil de aynı zamanda kendi içinde de insanların bir uyanışa işte dini, felsefi ve hayata dair bir uyanışa da sebep olduğu bir çok astronot tarafından dile getirilmiş. Bu da ne anlama geliyor yani hatta bugün seninle yap. Diğer bölüm kaydında da bir sürü dünyevi problemlerden bahsetmiştik. Yine sınırların içinde olduğu ülkelerin içinde olduğu insanların geçtiği zor
süreçlerden bahsetmiştik. Aslında birazcık döndüğü zaman bu astronotlar senin dediğin gündelik problemleri çok takılmayalım. Kafasına çok girdiklerini gösteriyor. Şimdi bir tane daha hikaye var, çok hoşuma gitti. Bir tane astronot rogan'a konuk oldu. Jarogan da hikayesini anlatırken overw efect köşesini şöyle söylüyor, bu da çok. Keşke bir gün 10'a çıkart da olabilse bu seyahat eden biri olduğum için gitmeden önce uzaya dünya içinde bir yere seyahat ettiğimde yeni bir yere varırdım.
Orayı tanımaya çalışırdım. Tatilde işte neydi? Vaktimi geçirdim, sonra derdim ki derdim ki kendimi artık eve dönme vakti amerika'ya döneyim, dönünce de mutlu olurdum, evime döndüm diye ABD yi sonra uzaya gittim geldim, sonra yine seyahat ettiğimde bir gün şunu fark ettim, ortadoğu'ya da gitsem afrika'ya da gitsem Günay amerika'ya da gitsem avrupa'ya da gitsem nereye gidersem gideyim.
Efekttin kalıcı etkisinden dolayı indiğim yerlerde de hiçbir zaman artık aklımdan işte burada yapacağımı yapayım da sonra ABD ye evime döneyim düşüncesi artık olmadı. Sürekli her yerde evde hissettim kendime diyor. Dünyanın her yerinde evde hissetmiş kendini, yani bir anda dünyanın içinde tek bir noktayı evi gibi görürken uzay dışına çıkıp da bütün dünyayı evi olarak gördükten sonra döndüğünde biraz konumlar anlamanı yitirdi. Her yer benim yerim gibi görmeye, hissetmeye başladım
diyor. Aslında hoşuma gitti. Keşke öyle bir şey hepimiz yaşayabilsek bu aslında sınırların yaratılmasıyla alakalı konuyla da biraz paralel bir konu. Evet, örneğin dışarı çıktıklarında dünyanın dışına yani çıktıklarını uzay istasyonunda vesaire zaman kavramını da kaybediyorlar. Dönünce onunla ilgili çok şaşkınlıklar oluyor veya kafa karışıklıklar oluyormuş. Çünkü bir anda gece gündüz yıllar günler, tarihler bir yandan ifade etmiyor. Oraya çıktığında aslında biz kendi içimizde.
Dünya yaratmışız, dünya içinde bir dünya sevgili canım ve onun için de kendi kendimize yorulurken, dışarıdan bakmayı da unutuyoruz diye geliyor bana bilmiyorum ne düşünüyorsun? Biraz matruşkavari bir tanım yaptın. Şu anda biraz da öyle değil mi? Bir tarafıyla da hani yarattığın, yarattığın dünya ötesinde yaratılan bir dünya var. Baktığımızda ve biz onun içerisinde bir şekilde hayatımızı. Giriş, gelişme, sonuç şeklinde yaşıyoruz.
Bahsettiğimiz overwo etkisinin de ise senin de dediğin gibi aslında hani zaman kavramı yok, hiçbir şey yok. Olay biraz daha felsefi tarafa yani varoluş tarafına gidiyor bence vallahi yani düşünüyorsun ediyorsun ama sonunda yine aynı çarkı içerisinde dönüp dolaşıyorsun gibi bir durum da var. Bölümün başlarında Frank white a değinmiştin. Title olarak da yazar ve uzay
filozofu olarak gördüm. Ben kendisini bu orivi etkisini konuşuyoruz ama isim babası da tabii ki Frank white bilindiği üzere 1.980 yedide bu hissi isimlendirmiş ve sonrasında da senin cümlenden sonra enstitü kurmuş dedim ya. 2.000 sekizde de overwo etkisi enstitüsünü kurmuş. Kendisi yani Franco white ve bir tanıdığı arkadaşı filozof David
birer ile kurmuş. Bu enstitü de ne yapıyorlar diye de eklemek gerekirse, astronotlardan, yazarlardan, sanatçılardan ve aktivistlerden oluşan bir enstitü amacıysa ağır you etkisi sayesinde gezegeni daha iyi bir hale getirmek, farkındalığı arttırmak şeklinde bir misyonları var ya bu? Çok başarılısı bir görev değil bence ama bir farkındalık yaratacağı da aşikar. Zaman içerisinde daha fazla. Ama o sitenin içinde çok güzel bir eleştiri buldum. Ben enstitünün sitesine ben de baktım.
Çünkü diyor ki satarit.tv ve internet üzerinden insanların bir dünya gibi bir anlayışla birbirine bağlanması konusunda bayağı sınıfta kaldık. Yani internetin verdiği o bal birbirine bağlanma erişimi satanların verdiği erişimler te. Bunun verdiği ortak yayındı veya istediğin her yere anında bağlanıp izleyebilme olaylarının hepsinin aslında virüs of lienter unite diye geçiyor. Hatta o konuda sınıfta kaldığını
söylüyor. Onların da dediğin gibi amacı bu aslında birazcık bunu sağlamakmış ama zor mu? Bugüne kadar yaptığımız bütün bölümlere bakarsak zor ve hatta neredeyse imkansıza yakın olduğunu söylemek çok da zor değil. Çünkü gerçekten. Insanoğlunun tekrar ve tekrar ne gibi gündelik amaçlarla ve işte ihtiraslarla vakit kaybettiğini biliyoruz. Zaten hiçbir zaman öyle bir toplu var oluşsal bir içgüdüyle hareket edeceğimizi, ben kendi adıma düşünmüyorum.
Dolayısıyla bölümü kapatmadan önce de bu butona basmaya giderek yaklaştığımı sana ve dinleyeni. Yani. Bitmek isterim, hep şey derler ya hani? Bir yolculuğa çıktığın zaman, gideceğin yerden daha önemli olan gideceğin yere kadar olan kısımdaki hikaye süreçtir derler.
O yüzden hani bu enstitünün kurulmasının elbette ki amacı biraz nasıl diyelim ütopik ama bu insanlarla tabii ki sıradan insanlar değil, bir tarafıyla ve doğal olarak bunlar bunu bilerek yola çıkıyorlar diyorum ve butondan elini yavaşça geri doğru çekiyorum. Dur bunu yapma henüz. Basma butonuna diyorsun? Tamam peki o zaman. Evet, evet, rateborrid. Kesinlikle bu hafta. Net menares kısmıyla bir kez daha sen de'nin karşısın dayız ve ya da izleyenin ve her bölümde olduğu gibi bazı
önerilerimiz var. Bölümle alakalı ya da alakasız klasiktir. Genelde alakasız olur ama Samet olduğu için alakalı olma ihtimali çok yüksek deyip topuğu yavaşça Samet e doğruyu. Varlıyorum ya ben overw etkisinden bahsetmişken uzayla ilgili bir film önermeden olmaz diye düşündüm. Aslında çok eski olmayan ve kanımca bilindiğini düşündüğüm bir film gravedi filmini.
Direkt böyle hani uzayda savaş falan filan ne bileyim star wars, star wars tarzı şeyler değil de daha böyle felsefik yaklaşan bir film olduğu için bunu seçtim. Hem bilmeyenler için de söyleyeyim. George clooney wes sene blogunda başrollerde olduğunu düşünürsek tavsiye etmek için değer bir film olduğunu düşündüm.
Bir de bölümle alakasız bir film daha var, aklıma geldi yani hayatla ilgili aslında çok güzel bir film sen izlemediysen yani bir dahaki sefere canım sıkıldı ne izlesem dediğinde mut. Daha izlemenin için sana da tavsiye ettim. Dinleyene de tavsiye ettim. Manolya filmi no 199 yapımı Amerikan drama filmi. Bu filmde de başrolde santolojiden dolayı çok sevmesek de oyunculuğuna laf
edemeyeceğimiz tom cruise var. Tom cruise bu filmde motivasyon speaker rolünde yani inanılmaz harika bir rolde has yani hastayım o filmdeki performansını gerçekten de zaman zaman açıp izlediğin eski filmler vardır ya bu filmi de böyle 35 senede bir açıp izliyorum. Geçen senede yine izlemiştim birden tak diye aklıma geldi. Birden izleyesin geldi. Izleyesim de geldi. Overwkisine bakarken aklıma da geldi. Onun dışında da lafı uzatmadan rekabeyi dinlencesine 2 tane
şarkı ekleyeyim. Bu şarkılardan bir tanesinin şarkı sözlerinin overiw etkisiyle beraber dünyayla işte insanla dertlerle, şununla bununla çok ahlaklı olduğunu düşündüğüm için çok özenerek ve severek seçtim. Birincisi bu şarkı Cansu kendisi grubundan dast in the went bu şarkıyı özellikle seni de çok seveceğini düşünüyorum. Dinleyip bana geri dönmeni. Hesaptan da buradan dinleyen huzur da talep ediyorum. Bu şarkıyı sebeb ihtimali yok
gibi bir süre gelmedi. Geçen öyle bir şey yapmıştım ya sana bir şarkı atıyorum bunu beğen diye diğeri de jimrock'dan time ina ball isimli şarkı. Bu da bana sözleri anlamında anatemanın schrod of wallf şarkısını o yüzden onu önermek istedim. Duygusal 2 tane şarkı seçtim. Bilerek hem müziği de duygusal hem sözleri duygusal. Çünkü bu bölümde hafiften. Duygusal bölgelerin dünya nezdinde aynen ve bu bölümdeki bu önerileri de böyle kapatarak
sözü sana veririm sevgili canım. Teşekkürler samimciğim önerilerin için şarkıyı dinleyeceğim. Birazdan kaydı durdurduktan sonra dinleyeceğimiz dinleyeceğimiz sözünü vereyim. En azından ben de bir tane kısa video fakat VR 360 olarak bakılabilecek izlenebilecek bir video var. Sargo youtube kanalında eksperens'de overwak bir tenasornot diye bir video var. Gerçekten 360. Video denedim tavsiye ediyorum bunu sana ve sevgili dinleyene. O bu you we etkisini maruz
kaldın mı etkisini? Yani kalabiliyor musun? Ben sana sorayım ya izleyerek o izleyerek olacak şey değil bence. Evet, evet. Hani VR olarak ya da sanal gerçeklik diyelim. Türkçe olarak sanal gerçekliği yaratılmaya çalışılıp bir pazarlama dışında hani saf duygularla bile olsa çok. Olacak bir şey değil diye söyleyip PKBO dinlemesi
playlistimize doğru. Evriliyorum, izninle ilk önerim the meltten grubundan beterdays şarkısı, diğeri ise çok tanıdık ama bir o kadar da yeni şarkısıyla bizimle olan Michael two'nun kalan floreng perred şarkısı. Bunlar HKBU dinlemesi prealislerimizde olacak. Sevgili dinleyen hiç. Şaşırmadık storylerinden de gördüğümüz üzere listemizde de bol bol bulunduğu için kim onun kanın geleceğini biliyordum. Bu arada ileriki bölümlere saklayacağım ama 1.900 yetmişlerden bir eleman buldum.
Adeta kivanı renk karnasyondan önceki hali gibi bir stili ve tarz olan çok iyi bir alan buldum. Onu da önereceğim sana. Hayat böyle her zaman bir döngü var, hepimizin ikizi yok mu sanki? Yani biz sanki senle bulmuşuz, birbirimizi ikizi olarak diyelim. Tip olarak tip olarak demek istemiştim yani. Ha yok, ben de aslında sanat ve şarkı tarzı ya müzik tarzı olarak demiştim. Muhakkak kapatırken şunu sorayım, o zaman sana rastgele
rendon oldu ama. Hala. Evet, hala basmıyor sinatları dünyamızı koruyoruz ama sence herhangi bir noktada herkesin kolayca uzaya gidebileceği bir yere erişebilir miyiz? Turistik anlamda söylüyorum tabii bu overwu etkisini de satmak için bence güzel bir mazeret olabilir. Neden? Maliyetlerin düşmesi lazım diyorum ama sadece turizm değil
hayat formu olarak da olacak. Bence aynen kolonileşme biraz önce star wars'a biraz laf attın ama star wars sevenleri kızacaktır diye düşünüyorum ama öyle bir şeyler olacak Samet. Göz görürüz, sıkıntı yok o zaman hackabeyi pokes nokta com'a uğramayı unutmayalım. Cihanda da yine güldürdüğümüze göre bölüme de kapatıp gidebiliriz. Olabilir, teşekkür ederim. Klasiktir sevgili dinleyene bu bölümde yine bizi yalnız bırakmadığı için bu dakikalara kadar da bizimle kol kola yürüdüğü için.
Onun dışında bu bölümü tabii ki dinlediği tarihe göre değişkenlik olabilmekle birlikte eğer son bölüm değilse yap yaptığımız yayınladığımız sonraki bölüm. Gidebilir, öncekilere de gidebilir ama ya ne anlatıyorlar deyip son bölümden başladıysa sevgili dinleyen bizim için bayağı bir geriye gitmesi gerekiyor demiş amacım. Kesinlikle bayağı geriye gitmesi gerekiyor. Bir sürü seçecek bölüm var zaten yaz sen bizi yalnız bırakmadığı
için dedin ya aklıma şey geldi. Bu konuda da konuşmak istiyor musun bilmiyordum ama is fraganın ekşi sözlükte hem seni hem beni duygulandıran girdisine de buradan teşekkür edip kapatalım mı istersen? Çünkü çok özel ve hem seni hem beni. Gerçekten yani lafın içini doldurarak söylüyorum. Gerçek anlamda kendisinin bilmesi için hem seni hem beni duygulandıran bizi gafiliyor.
Acaba bizi biraz gafil ablada o gün o anda ve okuduğunu da yani bizlerin oraya okuduğunu bildiğini söylediği için gerçekten de okuduğumuzu ve farkında olduğumuzu ve onlar teşekkür ettiğimizi ve hatta sadece 10'a çıkart değil, yani yalnızlığımızı birbirimizle paylaştığımız herkese teşekkür edip duygusal bir şekilde de kapatabiliriz bu bölümü diye düşündüm. Güzel bir hatırlatma oldu. Samet teşekkür ediyorum. Şey çok tabii ki etkileyiciydi.
Yazdığı duygunun yazı üzerinden yani yazarken duygulu bir şekilde hissederek yazdığı şeyin bize aynı şekilde geçmesi ve bizi bayağı derinlerden etkilemesi vesilesiyle de ayrıca teşekkür edelim ve bizi dinlemeye devam ettiği için de müteşekkiriz. Kesinlikle herkese müteşekkiriz. Herkese tek tek teşekkür ediyoruz. Bizi desteklemeyin, devam edin. Sonraki ortadaki bölümlerde de görüşmeye buluşmaya devam edelim. Hoşça kalın. Görüşeceğim görüşmek üzere.
Hayat kaçık bir uykudur. Rüyalarda kayboldu. Dans ederiz ışıkla.
