Ve hayat gıcık bir uykudur. HK bi pot kestim bir başka bölümüyle sen dinleyenin karşısındayız. Her zaman olduğu gibi istanbul ekseninde ben ve bir sürpriz konuğumuz sevgili Hilmi ve kaliforniyalarda, kuzeylerde ise sevgili Samet var. Öncelikle konağa merhaba diyelim ve ne var ne yok? Hilmicim uzun zaman oldu. Beraber bir bölüm kaydına oturmayalı bir. Sizinle kayıt yaparken her seferinde veya her kaydımızdan sonra şunun dikkat ettim benim böyle.
Podcast mevsimlerim var. Böyle hayvanların belli dönemlerde üreme. Ondan sonra yavrulama dönemleri gibi benim de böyle podcast mevsiminde gelmiş böyle. Geçmişe doğru geçen sene hemen hemen bu zamanlarda kayıt almıştık. Evlilik bölümünü yanlışın fırına valla olduğu bir sene kadar oldu arkadaş. Vay. Valla bilmiyorum. O bölümün dinlenmesi nasıldı? Geri dönüşleriniz nasıl oldu?
Çok da merak ediyorum işin açıkçası ama benim gerçekten böyle podcast yaptığım mevsimler var işte sonbahar ve ilkbahar ayları. Yoğunlukla kış ve yaz fazlasıyla hazırlık süreciyle geçiyor. Şu anda çok güzel böyle 34 tane dosya var. Onları bir taraftan hazırlamaya çalışıyorum. Araştırmalarını tamamlıyorum. Valla ne zaman yayınlanacak bu bölüm? Ama işte bir tanesi takvim ile ilgiliydi. Zaman olgusu ve onun somutlaşmış hali olan takvim ile ilgili bir yayın. Yaptım o haftada ya o da çok
ilginç oldu. Onu da söylemekte fayda var. Çok arka arkaya yaptık. Biz bölümleri sizinle siz de takvimden bahsettiniz. Ben de girdim. Şimdi sizi dinlerken o kadar alıştım ya böyle ortak konularda ortak program yapmaya kendimi muhabbetin arasına girmeye filan çalışıyorum ama daha sonra evet bu bir kayıt değil, bir podcast yayın olduğunu anlayınca ve kendi kendime konuştuğumu filan fark ettim ya. Ama benim için de çok iyi oldu çünkü sizin programda böyle 34 tane nokta var.
Onları da kendime not ettim. Farklı bakış açısıyla yaklaşmışsınız. Siz o şimdi elimin altında değil ama yazarken mesela bana bir perspektif kazandırdınız işte o var. Ondan sonra önümüzdeki günlerde yapacağım bir Ankara bölümü var. Ankara çok enteresan Ankara yani çok anlam atfedilen bir yer Ankara ama biraz daha hikayesi, yarım kalmış bir hik ondan sonra işte bugün. Bugün konuşacak olduğumuz hamamlar var. Osman Hamdi bey var var oğlu var. Bende dosya çok. Sende konu bitmez zaten.
Hilmi bey. Vallahi ben rahatsız bir karakterim. Geçtiğimiz günlerde grammy'ye ikinci defa aday olan Mehmet Ali sanlı kolla çok güzel bir program yaptık. 10'a çıkart da dedim yani valla bunu hani kötü olarak anlamanızı istemem ama galiba siz de benim gibi rahatsızsınız dedim ya çünkü oyun oynarken 2 binli yılların başında arkada çalan mehter müziğinden yola çıkarak Osmanlı müziğini yiyip yutuyor adam. Yani bu rahatsızlıktır bana soracak olursanız da çok büyük bir irtifaktır yani.
Aslında rahatsızlık var. Yani iyi anlamda ama merak da çok önemli bir Hilmi. Yani senin gibi veya işte bizim gibi insanlar bir şeyleri merak ediyor da irde ediyor, anlatıyor. Bir de bu perspektif olayı da çok haklısın çünkü aslında podcast yapmanın güzel tarafı da başkalarını da dinlerken farklı açılardan aynı konulara yaklaşıldığını görebilmek. Ben aynısını ben hissediyorum. Bu arada senin bölümleri dinlerken o yüzden.
Tabii ki sizin mesela şimdi örnek veriyorum, bir kere konuşurken mesajlaşırken grupta işte Ankara dedim. Cihan oradan abla dedi ki Ankara benden sorulur. Eyvallah, doğru, çünkü onun da kendine göre bir ankara'sı var bilmiyorum. Bilmiyorum, senin ankara'yla böyle bir mesain oldu mu Samet? Ama onun seninle bir Ankara mı var? Benim de bir ankaram var. Yani hepimizin Ankara ile ilgili anlatacak olduğu hikâyeler çok ya ben askerliğimi ankara'da yaptım abi asıl hikayeler.
Evet, bence canın ordaki söyleyeyim, o daha iyi anlatır ama daha gün, yani günümüzdeki iş seyahatleriyle alakalı. Dediğim gibi farklı bir ankara'sı var kafasında. Bendeki ankara'da her çoğu ankara'ya gitmeyenin sahip olduğu turistik anıtkabirli ve görülmesi gereken gerekilen yerleri gördüm ve döndüm gibi bir Ankara var. O yüzden en sığ ben olacağım herhalde bu Ankara muhabbetinde. Ama hamamlarda benim de biraz şaşırtıcı tecrübem var böyle.
Aynen bu da çok sakal bir cips. Oldu ama yani sevgili dinleyen zaten sizden güzel hamam hikayeleri bekliyor. Bölümün ilerleyen dakikalarında. Bölüme ne? Zaman bomba bir giriş yapayım mı lütfen? Hadi yap, hadi bir tok, bir iş yap tuhaf olaylar silsilesi. Aynen öyle belki bunu anlattım mı veya belki konuşuruz diye de sözleşmişiz olabilir, bundan bahsettim. Balıkesir yıllarında üniversite okurken hamama giderdik.
Biz bursa'nın Bursa diyorum. Balıkesir'in de çok güzel hamamları vardı, gittik oraya dostum, mithat'la beraber Mithat bir kuruna da ben bir kuruna da yıkanıyoruz. Vesaire filan ben keseye gittim, keseden geldim şimdi Mithat dedi ki bana abi dedi, biraz önce bir adam geldi buraya e dedim Mithat evet yani hamamdayız gelebilir yani bununla herhangi bir sıkıntı yok adam dedi böyle kapı gibi bir adamdı yürüdü, yürüdü yürüdü bana baktı dedi dedim. Sen dedi 74 kilomusun?
Diye sordu bana dedi. Evet dedim. Bir de evet diye cevap verdim. Ben kasabım deyip kapıdan dışarı çıktı gibi. Bilmiyorum artık hani karkas et olarak mı değerlendirdiği mi tadı ne bileyim yani kemiksiz mi, kemikli mi insanla böyle sormadan değişik bir hikaye tabi tabi tabi. Etteki falan. Ya şimdi hamamla ilgili tabii çok fazla hikayenin olmasının sebebi de aslında bu pürter ahlak anlayışının getirdiği
yorumlama. Biraz da bu şekilde hamam yeni icat edilmiş bir şey değil ama özellikle orta çağın getirmiş olduğu o katı ahlak yapısı. Bir de bunun üzerine işte Victoria dönemindeki ne derler? Artık böyle çizgileri ve sınırları fazlasıyla belirlenmiş. O bakış açısıyla beraber hamamlar çıplak bir şekilde bir yere girmek, ortak bir yeri kullanabilmek vesaire çok
anlamsızlaşıyor. Ama şöyle ben yaptığım araştırmalarda ya şöyle söyleyeyim, toplu yıkanmak kavramı veya genel olarak yıkanma kavramı o kadar böyle abes kaçıyor ki 14 galiba 10 dördüncüyü olması lazımdı diyorlar ki ya bir yıkayalım size diyorlar, yıkanıyor, ne kadar kötü bir şeymiş ya diyor, ben bir tane yapmam bunu diyor. Yani Hadi tabii ki, çünkü öyle bir algı oluşuyor. Avrupa'daki zaten o meşhur roma hamamlarından sonra şeyin olmaması sürekliliğinin olmaması.
Avrupa'da biraz da bundan hristiyanların çok büyük payı var. Neyse ben şimdi böyle büyük ortadan doğru daldım ama böyle adım adım gidelim isterseniz. Evet, evet, zaten tam bunu diyecektim. Şimdi hamam deyince ilk etapta direk. Hamam dedim ne demek? Türkiye'de yaşayınca hemen böyle türk hamam durak'la geliyor mu? Mesela senin grupta yine yazdığın bir şeyden benim uyanmamın vesile olan hani bunun Türklerle osmanlılarla alakası yok. Aslında başlangıç olarak değil mi?
Çok çok çok eskilere bizanslara gidiyor diye biliyorum. Ya istersen oralardan başlayalım nereden? Geliyor. Tabi de aslında çok sönük geçiyor. Yani insan onu yıkanma durumu biraz şu yani temiz olmanın arınmış olmak olduğunu çok iyi biliyorlar. Hiç hitlerde bizim karşımıza ilk defa çıkıyor. Toplu yıkanma yerleri genelde tapınaklara yakın yerlerde bu bize aslında dini açıdan temiz olunması gerektiği ile ilgili bir algısının olduğunu söylüyor.
Hititleri frikler de yine böyle devam ediyor ama arada bir kopuş oluyor. Yani yunanlılarak kadar devam etmiyor. Evet, evet, ya ben şey demek istedim. Şimdi zamanımızda hamam deyince çağrışma olarak direkt hani türk hamamları aklımıza geliyor ama aslında çok daha uzun bir tarihi var sende hititler diyerek zaten
bunu doğrulamış oldun. Ama sonra benim baktığım kadarıyla 15, 10 atıncı yüzyıllarda bu şarja her şeyin şaşlasını seven, osmanlıda herhalde hamamlar biraz daha popülerliğini arttırıyor diye anladım. Özellikle mimarisi büyüklüğü çin'de yapılan eğlenceler, sohbetler derken biraz yıkanmadan fazlası oluyor. Sanki sosyalleşme anlamında da. Yahu roma'yı görsen roma'da
kütüphaneler var. Hamamların içinde kütüphaneler, konferans salonları, efendime söyleyeyim, neler neler yok ya boş zaman geçirmek için ki zaten bir roma günü genelde öğleye kadar saat bir ikiye kadar işle geçiyor. Bir ikiye kadar hamamlar kadınlara açık bir ikiden sonra belli bir işte roma vatandaşı olan o işte patrici dediğimiz topluluk onlar diyorlar. Tamam artık ya bugün çalıştık biz yeteri kadar hadi hamama gidelim. Yani gün batımına kadar hamamda kalıyorlar ama sadece yıkanma
üzerinden gerçekleşmiyor. Dediğim gibi sohbetler, toplantılar, kütüphane var. Bir defa oraya işte retorik denilen kavramla beraber işte çeşitli konuşmacılar çıkıyor. Konu hakkında uzman olanlar ahkam kesiyor vesaire ve en önemlisi palestro var palestralar aslında. Bizim ilk hikayeyi götürecek olduğumuz noktalar. Palesralar çok geniş bir avlu. Bu avlunun etrafı sütun dizisiyle çevrili ve buralar aslında tam bir spor yeri ilk karşımıza yunan'da çıkıyor ve toplu yıkanma yunan'daki bu spor
sonrası temizlenmeyle alakalı. Roma bunu alıyor ve işte bizim de mirasını devam ettirdiğimiz olguya çeviriyor. Hamamlara hatta fermaye diyorlar. 2 tip hamam var roma'da biri işte sermaye imparatorluk hamamları. Bir de balinea denilen daha küçük hamamlar var. Daha böyle sıhhi banyo filan diye böyle tabelalar oluyor ya onun gibi şeyler. Halka indirdikleri de diyebiliriz belki? E tabii ki yani temizliğe çok önem veriyorlar ve hani bir arada olmak çok sosyal bir
topluluk. Roma tuvaletlerinden bile anlayabilirsiniz onu hani? Yan yana sıralı bir şekilde oldukça uzun saatler geçirebilecekleri ve fazlasıyla hemoroitten muzdarip olan insanların bir arada sohbet ettiği değil yani. Peki şey diyebilir miyiz o dönem hani şimdi roma'yla evrilen bir hamam kültürü var. Sonrasında bu osmanlıya geçiyor. Bizim eriştiğimiz ya da bildiğimiz hamamın son noktası osmanlıyla birlikte mi
şekillenmiştir? De şekilleniyor ama arada tabii ara dönemler var işte dediğin gibi hristiyanlığın etkisiyle beraber yani hristiyanlık öyle bir giriyor ki hristiyanlık daha münzevi bir hayatı tavsiye ediyor insanlara işte çıplaklığın ve bir aradalığın getirmiş olduğu o Hristiyan ahlak anlayışına ters olduğu için de Bizans da bile çok fazla hamam yok. Yani roma kadar hamam yok diyelim var en azından şeyi biliyoruz, hamam olduğunu
biliyoruz. Toplu yıkamaya yerlerinin ama çok ciddi bir kontrol altındalar. Biz biraz da işte şey yapıyoruz ya buradan da çok güzel bir şey görüyorsun benim zaten böyle ufak bir konu seçerek onun üzerinden geniş bir tarih okuması yapmam da aslında tarihin çok güzel boşluk tanımadığını gösteriyor.
Çünkü roma'nın yıkılışı hadi diyelim ki batı roma'dan bahsediyorum, aşağı yukarı 500 diye yuvarlayalım, 100 yıl sonra islam ortaya çıkıyor, islam ortaya çıktığı zaman da tabii temizlik imandandır, vesaire falan o kültür Bir şekilde kendi içerisine alıyor. Yani roma'nın o temizlik kültürünün roma'nın yıkılmasıyla beraber. Mirasçısı aslında islam mimarisi oluyor ve ilk aslında bizim bildiğimiz doğru tipte hamamda Basra kentinde yapılıyor.
Valinin adını unuttum. Şimdi notlarımda var da çok fazla detaya girmek istemiyorum, ilk defa Basra da yapılıyor. Selçuklularla beraber de anadolu'ya girmeye başlıyor. Bizim Doğulu tarzda hamam dediğimiz şey. Doğulu tarzı hamamın çok fazla. En böyle bariz farkı ne batılı hamamlardan. Batılı hamamlarda işte bu sosyal alanlar çok fazla işte doğuda yok anti yerleri vesaire filan yok işte spor alanı. Mesela palestra dediğimiz şey yok. Dolu hamamda bizim frici derium
dediğimiz. Roma'nın soğukluk kısmı daha çok soğuk havuzların olduğu yer. Mesela frich deryum o kadar büyük değildir. Doğu hamamında veyahut da bizim bugün mirasını devam ettirdiğimiz hamamda fri gideryumun sağında solunda çeşitli suudiitarium olması lazım da detay işin derin gibi hatırlayamıyorum. Buhar odaları var mesela o buhar odalarında terliyorlar. E tabii sabun yol e sabun olmadığı için batı hamamının mantığı şu terletelim, yağlayalım böyle bizim oraya
benzeyen. Ucu kıvırlık çok güzel bir cihaz var. Ekipman var. Neyse işte bütün vücudu terledikten sonra yağlıyorlar ve onunla o yağı ve kiri doğal olarak sıyırıyorlar. Mesela bunun çok çok sonra bulunmuş sabunu da kullanıyor. Havuzlar çok fazla. Biz onları kurunalaştırmışız. Mesela batıyla doğu arasındaki en önemli fark bu diyebilirim. Batıda daha fazla havuz var, bizde daha fazla kuruna var. Küçüğmüş daha bir mahremiyet katmışız.
Biz bir de bunun sağlığa olan katkısında hani belki bilimsel olarak bilmeseler de kesin içgüdüsü olarak biliyorlardır diye düşünüyorum. Çünkü işte cilde zaten çok iyi geldi. Solunum yollarını açtı. Bağışıklı sistemini güçlendirdi. Ne bileyim kan dolaşımını iyileştirdiği gibi şeyleri belki bilimsel olarak bilmiyorlardı. Ama eminim çıktıkları zaman bir rahatlama, bir ferahlık
gelmiştir herhalde. Bunun en güzel böyle ifadesini Evliya Çelebi yapıyor işte bursa'daki hamamları anlatırken özellikle kükürtlü bölgesinde çok hamam vardır. Bizans döneminden kalan hamamlar vardır. Buranın diyor. Hamamları o kadar güzeldir ki diyor. Çıktığınız zaman vücudun kulak memesi kıvam. O olur diyor. Yani öyle. Yakışan güzel bir benzetmeyle. 10'a çıkart çok iyi anlayabiliyorum, çünkü ben de okumam da çıktım. Hamamdan gerçekten güzel
söylemiş. Hala ben mesela misafirlerime hep şunu söylüyorum, gerçek anlamda teninizin nefes aldığını hissediyorsunuz diyorum ya o ölü deriyi yükselen atıyor, çıkartıyor ve temizliyorsunuz. Ama burada mesela başta bahsedecekte unuttum. Onu hamam ne demek kelime olarak bunu biliyor musun? Etimoloji bende yok. Etimoloji o işlere cevabı veriyor, canı bağlanıyoruz. O işlere Cihan bakıyor yalnız. Programın başından beri. Suskun onun bu suskunluğu hamamla ilgili çok bomba hikaye
anlatacağına doğru bir. Bomba hikayeleri sizden beklediğimi için birazda sessizim şey diyeceğim. Hamam kelimesini ben baktım arapça'dan gelen bir tarafı var gibi gözüküyor. Hani Arapça da banyo anlamına gelen 12 maili hamam şeklinde bir cebine var. Bir de sıcak anlamına gelen ibranice de bir hamam kelimesi varmış. Temel olarak buna dayandığıyla ilgili şeyler okudum ama olmama ihtimali yüksek yok çok doğru. Aslında tamamen ısıtma ve sıcaklıkla ilgili bir şey.
Ateşli bir hastalık vardır bilmiyorum. Tıpkı henüz nedir? Ateşli bir hastalık vardır, humma hum var. Mesela aynı etimolojik köken kökenden gelir. Evet tamamen şey ateşlenmek, ısıtılmak vesaire yani. O hamam hememe tamamen 10'a çıkart yol açıyor zaten termay dediğimiz şey de bu roma hamamları da aynı anlama geliyor termal. Ben araştırırken şeyi de fark ettim şimdi hani külhan diye bir yer var ya hamamda bu ısıtmanın yapıldığı yer böyle serbest
çağrışımla aklıma şey geldi. Külhan beyi tanımı geldi acaba buradan mı evrildi gibi de düşündüm ya. Külhanbeyi aslında şu külhan beyleri yersiz yurtsuz çocuklar var bunlar ya şimdi bu homes denilen kavram günümüze ait bir olgu değil, osmanlıda da vardı. Çok fazla homeles evsiz insanlar sokakta yatan insanlar, eşiniz soğukta uyunabilecek sıcak bir yer bulmak için uygun bir yere gitmeniz lazım. Bununla hamamdan daha uygun bir yerde olamaz.
Tabi şimdi bunlar da orada yatıp kalkınca biraz da sokakları biliyorlar. Oranın raconunu biliyorlar. Vesaire bir kabadayı daha böyle ne derler daha maç hobi hale bürünüyorlar ve sokaklarda. Istedikleri gibi ahkam kesip haraç alabiliyorlar veyahut da bazı yerlerin korumasını üstleniyorlar. Ya bir tarafıyla da bağlantısı var aslında. Hobi tabi orada yatıp kalkıyorlar ya onların yeri yurdu orası niye sıcakta yatıyorlar? Serbest çağrışım demiştim aslında. Ya serbest çalışıyorum.
Çok cümleyi bir şey var ya şimdi böyle gene zaman doğrusuna gidecek olursak orada da göreceğimiz şey var yani evet, bir ihtiyaç mesela ilk hamam alttan ısıtmalı ilk hamam pompei kentinde ortaya çıkıyor. Şeyi buluyorlar. Çünkü alttan ısıtmayı buluyorlar. Yerden yükseltilmiş bir zemin üzerinde havanın o boşlukta dolanmasına imkan veriyorlar. E hal böyle olunca alttan ısıtma tabii duvarlardan filan da geçiriyorlar.
Onun çok muhteşem bir son mühendisliği var, romalıların e ısıtıyorlar, gayet de uygun ya ben ben de bütün gün kalabilirim yani ara ara sıra oradan dışarıya orada arkadaşlarla güreş et filan artık mes spor yapıyorlarsa ondan sonra içeriye gir bir daha bir terle vesaire, oradan gene bir belki onun Da şey yoktu, emin değilim ya tellah yoktu bilmiyorum. Olmama olmama ihtimali yüksek zaten yabancıların yaşadığı en büyük travma da tellah değil mi? Ya rayı şeyi dinledim.
Tesadüfen rangosting'in bir hikayesi var. O çok iyi bir video. Ya çok iyi bilmiyorum. Rangosling hatta bir sürü talk show'da da bunu anlatmış ve insanlar ayak ahkalar. Seldir night show'u anlatıyor, en bilindiklerinden birinin. Anlamış kağıdı anlatıyor yani new yorkta ki arkadaşları 10'a çıkart türkiye'ye gittiğinde bir türk hamamına uğra keyfini çıkar demiş. Bu da gitmiş bittikten sonra yaşadığı tecrübe işte keselenirken işte tellağın göbeğinin onun ağzına girmesi.
Şeklinde devam edince onu öyle egzajere ederek anlatıyor. Keyif almış bu arada anladığım kadarıyla. Çünkü hikayeyi inanılmaz satmış orada çoğu insan bilmiyor tabii ki hani türk hamamı nedir, içinde kim vardır, nasıl bir ortam vardır vesaire bunu bayağı bir sürü programda ki samet'in dediği gibi satırdaymış show'da da anlatmış ya öyle bir hikaye ki çoğu yabancının belki de yakın zamanda sametinde yaşadığı bir tecrübe bu güzel yer. Alıyorlar, hemen gözleremem.
Yani güzel yere pasladın ama katılıyorum ya ben şeyi soracaktım sana Hilmi bak nasıl sıyrılıyorum şimdi cevap vermekten. Buyurun abi. Turizm aslında turizm yönünden de böyle ileri geri ışınlanmış olacağız. Ama şimdi günümüzde de hani birazcık değişti. Tabi fonksiyona hani evde çok fazla yıkınabildiği için aynen artık turistik bir önemi var ama sende zaten turizm deyince zaten direk içinde olan bir insansın. Senin bu turizmle ilgili sorularla ilgili ne bileyim?
Tarihi çıktığın seyahatlarda falan bu yabancıların ne kadarı dediği bir ryan gosling havasına giriyor. Yani sana talep geliyor mu? Bir keseye gidelim, hamama gidelim bunu duyduk diye. Yoksa daha çok sizin bunu pazarlamanız mı gerekiyor? Ya zaten kültür tarihini anlatırken, türkiye'nin ister istemez hamama da giriyorsun bir yerde. Ama ben bu yaz ağırlıklı olarak Amerika ve avustralyalılarla çalıştım, bilerek geliyorlar. Türk hamamını bilerek geliyorlar.
Tabi farklı farklı memleketlerle baya bir vakit geçiriyoruz. Onları gezdiriyoruz, ediyoruz vesaire. Ama özellikle Amerikalı ve avustralyalıların bu konu hakkında bilgi sahibi olması beni bayağı bir şaşırtmıştı. Onlardan talep geliyor, diğer ülkelere de anlatıyoruz.
Bakın böyle bir durum var işte şunu yaşarsınız bunu yaşarsınız gerçekten biraz önce dediğim gibi, yani bak derinizin nefes aldığını hissedersiniz diye aynen ben mesela genel olarak şeyi severim, hamama yazın gitmeyi daha çok severim ben çünkü hamam dışarıdan daha sıcak olduğu için dışarısı ne kadar sıcak olursa olsun hamamdan çık Daha size serin gibi geliyor. Benim tream olsun yani böyle bir ufak bir ne derler life derler. 10'a çıkart evet ama sadece o da değil, çünkü ben de yazın
gittim. Bu geçen geçirdiğimiz yaz şeyi de güzel. Hani yazın bu verdiği vıcık, vıcık, sıcak, sürekli toz ne bileyim sıcak pislik oradan çıkınca sanki veya yazın oraya gitmenin öyle bir güzelliği de var. Ben bir de şeyi hiç sevmem. Kışın duştan çıkınca üşümeyi falan yazın, bir de öyle bir avantajı da var. Aynen. Tabi Cihan bize hamama hiç gitmediğini söylediği için bu konularda. Etmedim demedim ki burada bir. Yanlış mı hama var ya? Demek ki Hilmi haklıymış.
Senin sessizliğinin altında. Demek ki bir hikayeler yatıyor o. Zaman benim söylemek istediğim şuydu, ben yıllar önce en son gittim, hatta babamla birlikte gidiyorduk. Zaman zaman amma nerede ve lakin sarayda. Ciddi misin? Evet orada eski bir hamam vardı. Saray derken Tekirdağ saray. Arif şey değil yani hani Topkapı sarayının yanındaki evet küçük
bir. Hamam değil demek istediğim şu, ben yıllar önce gitmiştim ama yakın zamanda yani yaklaşık bundan belki de 6 ay önce sametin gittiğini biliyorum. Hilminin de yakın zamanda tecrübe ettiğini biliyorum. Ama oraya gelmeden önce bir sorun var. Şimdi hani hamam kültürü tamam Türkiye için yani osmanlıdan beri gelen bir mihenk taşlarından biri. Fakat son dönemde şey gibi oldu ya bu hani ortadan kaybolmaya başladı. Herkesin evinde iyi, kötü,
sıcaksa olmaya başladı. Belli bir zaman ayırman da gerekiyor. Hamama gitmek için ve günümüz toplumlarında da istanbul ekseninden bahsediyorum.
Toplum derken iyice yok olmaya başladı ki çok tarihi hamam vardı ben baktım araştırdım derken bir kaç tane böyle hatırı sayılır hamam var ve geri kalanda zaten yok olmuş gitmiş mesela ben bir tanesini şeyde hatırlıyorum, kartalın tam çarşısının içerisinde böyle eski bir hamam vardır ama artık böyle nasıl diyeyim sana kendi halinde duran bir hamam en son Işlemselliğini kaybetti, işlevselğini diyorsun. Evet yani hani kültür içerisinde? Evet hani övünüyoruz? Evet, türk hamamı ki belki yurt
dışında çok. Daha yaygın türkiye'ye göre öyle bir tarafı da olabilir. Çünkü hani fin hamamı da hani çok popülerdir ya türk hamamı da biliniyor ama esasında sen dedin ya Hilmi hani avusturyalılar Amerikalılar geldi bilerek geldi. Esasında bizim insanımız hamam yani türk hamamı kültürünü sadece biraz kelime olarak biliyor. Çok işin içerisine girmiyor, ne bileyim çemberlik baş hamamına mı gitmesi lazım yoksa galatasaray'da, beyoğlu'na mı gitmesi?
Lazım günümüzde. Ama evet, yani alanda çok az, yani şey gibi oldu günüm. Şu an bu günlerden sinema kültürü ortadan kayboluyor. Yavaş yavaş herkes çünkü evde bir şeyler izleyebiliyor. Hamam da o şekilde evrildi ve yani nasıl olacak, kaybolup gidecek. Vallahi. Yoksa dön dönüştürülecek mi? Ya dönüşeceğini ben düşünmüyorum ama mevcutlar. Mesela düşmeye başladığı şöyle söyleyeyim, Süleymaniye hamamı sadece çiftleri alıyor, bu mesela bir dönüşüm.
Entegre olmuşlar, arıyorsun. Tabi tabi ya, çünkü talep de o şekilde geliyor. Gelen turist de öyle istiyor. Ben hani benimle beraber bunu yaşayacağım veya sadece gaylere hizmet veren hamamlarda var. Evet, istanbul'da peki hani iyice şeye döndü olarak? Nerede diye soracaksın niye? Cumalık hamam muhabbetine döndü ama yani ama. Bir şey diyeceğim. Cihan bölmek istemiyorum da unutmadan seninle gittiğimiz Mevlana gösterisi bir hamam, eski bir hamamın çevrileceği. Evet, evet, dönüşüm.
O da bir dönüşüm yani? Dönüşüm ama amacının. Aksi yönü ama ben dışında aynen kültür. Ama için kullanılıyor. Ya mesela dönüşüme bir örnek. Çok özür dilerim. Böldüm, çok doğru bir yerdesin. Bizans döneminde roma hamamları o kadar farklı amaçlarla kullanılıyor ki bunun en güzel örneklerinden biri pamukkale'de hierapolis antik kentinin içinde bir roma hamamı vardı. Orayı mesela bazilikaya çevirmişler Bizans döneminde yani mevcut yapım amacından daha farklı şekilde kullanılması
günümüzün bir unsuru değil. O dönemin şartlarına uygun olarak da böyle bir dönüşüme de gitmişler. Ihtiyaç ile alakalı birazda efendim ihtiyaçla alakalı değil mi? Hani toplumun ihtiyaçları halkın evet. Yani. Dini bir takım teamüller filan ama şunu söylemekte fayda var ya hamam ölmez, çünkü hala daha bundan keyif alan ve hatta mesela bursa'ya gittiğiniz zaman o kadar çok hamamın fail olduğunu görürsünüz ki, çekirge tarafında bende çok keyif
alırım. Bursa hamamları güzeldir sadece hani şeyde de değil, yani edirne'de de var, hamamlar var devam ediyor. Hele bir de anadolu'nun içlerine gittiğinizde yani turistin uğramadığı yerlerde bile hamamlar karşınıza çıkıyor, böyle bir şey var yani bir evde evet yıkanmasını vesaire, her türlü konfor içerisinde yapan insanın daha. Detaylı bir temizlik veya daha kapsamlı bir temizlik amacıyla ben mesela ödemişliğim şeyi çok
iyi hatırlarım. Arife günlerinde arifeden 2 gün önce hamamlar bayağı bir rezervasyon alıyordu. Ödemiş gibi yerde turist mi var? Yok ama bayağı bir sosyal olgu olarak hala kullanılıyordu. Yaşatılıyordu ama o yıllar. Dediğin yakın zamandan bahsetmiyorsun en azından? Doksanların sonu 2 binlerin başı. O zamanlar ama gerçekten şey var da hadi bir hamama gidelim kültürü vardır toplum içerisinde ben hatırlıyorum yani hatta gidiyorduk da. Ama sonrasında yeni jenerasyonla
birlikte diyeyim. Biraz daha onların ilgi alanının dışında olmakla birlikte eski jenerasyonla biraz nostaljik olarak bu işi devam ettirdiği hadi. Bir gün arayacağım ya? Bence şu anki artık z jenerasyonumu ne takip de edemiyorum. Jenerasyonları en son jenerasyonda öyle bir şey olduğunu çok düşünmüyorum. Hadi bir hamama gidelim ya gidiyorsalar belki instagram için bir kaç foto Store için gidebilirler ama hamamı kendisi için çok yani kimse öyle bir.
Şey, kültürün sürekliliği anlamında bir sorun var benim hani demek istediğim oydu. O açıdan baktığınızda çok fazla şey. Özellikle özellikle istanbul, evet bir sürü aslında üvey var. Hamamla onlardan biri. Ama istanbul hani böyle? Osmanlının hani yüzyıllarca başkenti olmuş bir şehir olarak o kadar az gözümün önündeki böyle yani benim hatırladığım mesela karaköy'de bir gayet iyi bir hamam var. Bildiğim kadarıyla bir de cağaloğlu falan var benim aklımda kalan yani hani kültür.
Şey, tamam, istanbul çok dinamik, çok canlı bir şehir ve değişiyor ama o sanki hamam bir yerlerde kalması gerekiyordu. Daha fazla gibi geliyor. Bana. Aslında ilk düşünen sen değilsin, sultan üçüncü Mustafa da düşünüyor. Sultan üçüncü mustafa'dan sonra istanbul'da yapılmış, doğru düzgün hamam yoktu. Sultan üçüncü Mustafa benim gerçekten en sevdiğim adamlardan
biridir. Osmanlı tarihinde diyor ki ya diyor, durmadan ağaç kesiyoruz biz diyor ya bu hamamları sıkcaz diye yere hamam yapmayın, bizdekiler yeter diyor. Mesela hamam yapımı ne engelliyor ki ben de hani çok detaylı araştırmadım işin açıkçası oyunlara kadar gelmedim ama gördüğüm kadarıyla üçüncü mustafa'dan yani 1.007 yüzlü yılların sonundan itibaren 1.008 yüzlü yıllarda falan çok fazla yapılmış hamam yok. Şeyden burada şeyden de bahsediyorlar hani belki o dönemlere tekabül ediyor.
Osmanlı zamanında her caminin yanında bir tane küçükte olsa hamam bulunuyormuş. Muhtemelen o tarihten sonra belki değişmeye başladı. Biraz da külliye mantığıyla ilgili. Bir vurgu yapılması gerekiyor. Ya anlatılan bir hikaye vardır. Bakın ben bu hikayeyi Kayseri de dinledim. Ben bu hikayeyi kayseri'deki bir cami hakkını dinledim. Bununla ilgili işte ne bileyim istanbul'da dinledim, ankara'da dinledim, her yerde var işte bir işçi sırtında bir taş varmış, durmadan taşların olduğu
yığından gelip gelip gidiyormuş. Sırtındaki taşı indirmeden ondan sonra mimar, mühendis veyahut da sultan artık herkese yakıştırılıyor bu ya bu adam niye sırtındaki taşı koymadan gidip gidip geliyor filan efendim, kendisi işte temiz olmadığını düşünüyor dini açıdan diyeyim, biraz da böyle dolandırarak lafı işte temiz olmadığı için de bu taşın bu camiye layık olmadığını düşünerek durmadan taşıyor ulan adama sorarlar, bir defa niye sırtına aldın önce tamam mı?
Indirmemeyi düşünüyorsun da ilk başta niye sırtına almadın? O da onun işte imanından çok etkileniyor. Hemen bir cami yapın diyor. Bakın ben bu hikayeyi 45 farklı şehirde dinledim. Tamamen safsata işin mantığı şudur, külliye veyahut da külliyenin içerisinde devam eden o vakıf bir gelir olsun diye oraya hamam sadece hamamda değil ki şey de yapıyorlar, dükkan yapıyorlar, kira odaları var, bekar odaları var, vesaire onlara da veriyorlar.
Yani aslında baktığınız zaman vakfa gelir sağlasın diye hamam yapıyorlar. Yani işte o işçilerin temizliğini düşünmüyorlar mesela mısır. Çari bir yönü de var yani? Tamamen olur mu? Çok ciddi yani. Bu mantıkta yani temizlik imandandır. Temizliğin öncelikli olduğu bir inanç yapısı içerisinde insanların en büyük önemsediği şey temizlik ve gidiyorlar. Osmanlı özelinde bir de kadınların tek sosyalleşebildiği yer, onunla ilgili laik montegünün ingiliz elçesi lady elçisinin eşi lady montegünün
çok güzel gözlemleri vardı. Buradaki kadınlar diyor, o kadar diyor beyaz tenli ki diyor bu diyor. Her hafta 2 defa 3 defa hamama gitmelerinden de veriyor. Amaç orada şey değil, temizlik değil. Orada artık sosyalleşme ya burada aslında cihanın dediğine de biraz daha yaklaşabiliriz. Hani gittikçe bilmiyorum, son bölümü dinleme fırsatınız oldu mu?
Orada da vurguladım, antik çağ insanlarının doğanın fazlasıyla içinde olmaları ve doğayı bizden daha iyi tanımalarına rağmen bizim elde ettiğimiz konfordan veya imkanlardan çok daha ilkel şartlarla doğayı ölçebilmiş bu adamlar niye? Çünkü bir aradalar ve bir aradalıklarını perçinleyecek ve daha ileriye götürüp garanti altına alacak bir şeye
ihtiyaçları var. O 100 Ne takvimi icat ediyorlar e şimdi o bir aradalık devam etmediği sürece sosyalleşmenin bir anlamı yok ki. Herkes kendi bireysel dünyası içerisinde. Evde işte geçen sene yaptığımız programda da karı koca bile aslında kendi özel mahrem alanlarını yaratmak istiyorlar. Bu sadece hamam özelinde değil, herkes artık bireyselleşmek istiyor. Ama şu ya bizim biyolojik varlığımızdan ziyade en önemli şeyimiz sosyal bir canlı olmamızdan kaynaklanıyor.
O yüzden de bu sosyalleşmeyi perçinleyecek kahvehaneler de öyleydi, engelleyebilirler mi engelleyemediler ha Osmanlı hamamlarında eşcinsellik var mıydı yoktur diyemem vardır da diyemem şimdi ama. Ihtimal, çünkü bununla ilgili belli başlı kayıtlar var, merak eden olursa. Ya en güzeli de böyle havada bırakmak bence. De e yani hani onunla ilgili ben kendi programımda da şeyi yazarken işte o belgesel metnini yazarken bu arada bugün konuşurken çok güzel bir şey oldu cihan'la.
Biz akşam üstü konuştuk. Bu programın saatini belirlemek için biz merak uyandırıyoruz. Sen bilgi veriyorsun dedi. Bana programlarla ilgili kulak ulema aslında ben onu şey yaptım ya ben belgesel yapıyorum siz daha çok haber program gibisiniz siz yani konu üzerinde dosyalar yaparak böyle magazinlendiren magazin demeyelim yani magazin daha farklı bir şey. Bu arada magazin kelimesiyle gene böyle eğitim olukluğunu
tuttu. Benim magazin kelimesiyle türkçedeki mecmua kelimesi veya işte osmanlıcadaki mecmua kelimesi ve dergi kelimesi tamamen aynı şey derlemek, mecmua cem etmek bir araya getirmek magazin de bir araya getirmek, o yüzden Fransızca da dükkan anlamına gelen kelime aynı zamanda dergi anlamına da geliyor ama gazian diye neyse ya ama Zaten senin kadar bilgili olmanız için bölümlerde de hepsi bizim. Şey deriz hep bölümlerde ya biz biraz araştırıp senin sizin içinizde merak uyandıralım siz
gidin devamını merak ettiyseniz. Derinlerine dalın deriz zaten o anlamda belki Cihan belki Cihan o anlamda demiştir. Seni dinlemeyi seviyoruz diye çünkü. Ama o çok hoşuma gitti, biraz da beni düşündürdü. Evet. Benim işte şeyde, hani bu osmanlıda eşcinsellik kavramıyla ilgili de zaten hani çeşitli okumalarım devam ediyor. Ihtimal ki şeylerden tamamlar. Bunun uygun yerlerinden biriydi diye düşünüyorum. Hilmi, sana hiç yalan söylemeyeceğim.
Bu Osmanlı eşcinselliği veya genel olarak eşcinsellik veya toplumdaki yeri bunlarla ilgili canlı kafa patlatıyoruz. Çok ama o kadar çok ingilizcesi politika, curcness dedikleri şey artık dünyada baskın oldu ki sen şunu şöyle yanlış söyledin sen bunu burada böyle ima ettin. Nereden böyle yanan alevli sıcak bir başlık ve çok zor bunların içine girmek. Biz hatta bir ara yeltendik ve şey dedik. Hani biz bunu erteleyeceğiz. Biz bununla ilgili bölümlere
girmeyeceğiz şu anda. Çünkü ya dünya genelinde bir anlatım var, yani bir negatif bir anlatım var, bununla ilgili belli işte plat. Onlar bunu kullanıyor. Her filmin içinde bir şeyler serpiştirelim mantığı var. Hani böyle çok zor bir konu ve Osmanlı ile ilgili de senin kadar araştırıp okumasam da genelde başka bir şeye bakarken arada bununla ilgili şeyler önüme çıkıyor işte bazı belgelerde. Bu özellikle sarayların bodrumlarında falan meşhur bulunur.
Ya başka bir şeye bakarken bazı belgelere rahatsızlanır falan orada çıkıp da daha sonra tarih kitaplarına aktarılmayı pek böyle içine sindiremediği tarihçiler gibi şeyler ödeme çıkas böyle şeylere bilmiyorum katılıyor musun? Ama çok şey hassas bir konu yani bu yani gömülmeye müsait bir konu öyle söyleyeyim sana. Bazı insanlar tarafından.
Yani şimdi hani hamamdan çıktık, konu buraya geldi, şimdi havadan ölüyor ama yani o gayet normal ama senin vurgulamış olduğun şey çok doğru bir şey Samet yani evet, politik doğruculuğun bizi getirdiği bir şey. Ama bu yine biraz önce vurgulamış olduğum gibi bizim sosyal bir canlı olmamızdan çevremizdeki etkileşimi görmezden gelmeden 10'a çıkart sırtımızı dönmeden hareket edemememizden kaynaklanıyor. Öbür türlü ben bunu söylerim, istediği yere gitsin kardeşim
olmaz olmaması da gerekiyor. Rahatsız edici boyutlara geliyor mu? Politik doğruculuk ayrı bir şey. Şey kısmına gelecek olursak bununla ilgili çok güzel çalışmaları var. Reşat Ekrem koçun onu söyleyeyim. Bardakçının da yazdığı yıllar önce ama şu an mesela yeni baskısının çıkmasını istemiyor. Çünkü anladığım kadarıyla gelecek olan tepkilerden biraz çekeyim. Osmanlıda cinsellik diye bir kitabı var. Duydum onu. Da nadir kitapta falan vardır. Hatta çok merak ettim.
Ne kadara çıktı o kitap çünkü bulunmuyor o kitap. Hemen ama bak şimdi hamamla bu konu aslında bunu yani şansa önümüze gelmedi. Bu bölümde bu konu çünkü hamamda çıplaksan bu senin doğada en. Savunması hissettiğin anlardan biri şey anlamında his anlamında, yani orada gidip birbirine bir şey yapıyor anlamında söylemiyorum. Yani şey mesela ben hayvanlarla çalıştığım için veteriner tekstili olarak hayvanın en stresli olduğu an doğada başını eğip de önündeki yemi yemesi gerektiği andır.
Çünkü orada etrafını 360 coloçan etme etrafını kontrol etme, herhangi bir durumda deparına atabilme durumu yoktur. Bir işte Ceylan oturup da veya işte eğilip de yemeğini yemeye başladığında en stresli olduğu ve savunması hissettiği an o da aslında 10'a çıkart en benzetiyorum biraz yani hamama girdiğinde de bütün duvarlarla çevrilisin üzerinde bir alet
silahın yok. Normalde taşıdığın eski çağları düşünüyorum şu anda ve çıkış için böyle exit şeyler yok yani her yerde bu günümüzde olan exit kapılar yok, sen oradasın yani ve aslında tesadüfi değil bu konuları konuşmamız. Çünkü bunun söylentiyle tarihi arasında sıkışmış bir konu olduğunu hamamlar, yani ekseninde de bir konu olduğunu ben düşünüyorum. Doğru özellikle zaten. Star saray entrikalarının nihayete erdiği en önemli
suikast yeri hep hamamlar. Tam da senin dediğin bu yüzden savunmasızsın çıplaksın her türlü saldırıya açıksın ve o saldırılar bir şekilde gerçekliyor. Ya hamam böyle Bizans imparatoru sayısı az değil. Günümüzde hapishanelerde birbirini gangsterlerin veya eşit evet çetelerin birbirini şişlemesi hangi bölümlerde en çok oluyor diye herhalde sormaya gerek yok. Aynı mantık en savunmasız olduğun elinde hiçbir aletin olmadığı anda gelip seni şişliyebiliyorlar aslında.
Şey geliyor şimdi biz mesela lisede yatılı okudum. Ben bize öğretilen ilk şey şuydu, banyo yaparken sırtını kapıya dönme. Direk öğreti yani? Al sana bak bomba bir şey. Çağrışım. Bir çağrışım bunu bize kimse savcı yetmedi, abiler tavsiye ediyordu. Oğlum bak böyle yaparken falan böyle kapıya doğru dön. Hani sırtın kapıya olmasın filan diye. Bu savunmasızlığın da bir ne derler yansıması diyelim bu valla abi hamam dedik var ya hamamdan başka bir sürü yere gittik.
Ya ama hamam hani şimdi güvenlik açısından mı konuşur? Da cinsellikten sonra kapatıp yine döneriz. Diğer taraflarını hamamda da zaten işte loş odalar arkadaki daha az. Ziyaret edilen yerler gibi şeyler zaten var. Hani müsaitlik anlamında da çok uzak bir yer değil. Hamam, böyle bir şeyler insanların aklından geçiyorsa ben şeye biraz geri sarcam, çok kısa ilmiye katılma anlamında benim ilk ve tek hamam tecrübem cihanın diye gibi bu yaz çok ilginç bir yerde başıma geldi ve
planlanmadan başıma geldi. Ben kahramanmaraştaydım bu yaz kahramanmaraşta ispanyol bir arkadaşım bana şey dedi, ayrılmak üzereydi bir kaç gün içinde ben dedi. Orada bir kamp gibi bir yerdeydik biz gönüllü olarak ben dedi. Ayrılış hediyesi olarak bir hamama gitmek istiyorum, bu çok duydum ve bunu tecrübe etmek
istiyorum dedi. Seninle katıldığım nokta şu, Hilmi onunla bir hamama gidebilmemiz için araştırma yaptığımda Kahramanmaraş gibi özellikle depremden etkilenmiş ama öncesi de dahil turistlerin belki ilk gideceği yer olmayan yerde bile önüme 34 tane seçenek çıkmıştı hamama gitme anlamında çünkü turistik değil daha çok yerel halkın gittiği hamamlarda bunlar Nitekim biz gittiğimizde de bir fıkra'ya dönüştü orası hani bir türk, bir alman, bir işte ingiliz bara girer
muhabbeti gibi tek turist alan ispanyol arkadaş oydu hamamda geri kalan hepimiz türk. Dolayısıyla ben de çok rendom, çok gelişigüzel bir yerde hamamı denemiş oldum. Sonradan da baktım, tarihi çukur hamamı diye geçiyor. Benim gittiğim dul kadiroğulları beyliği döneminde yapılan bir hamammış. Bu da nereden bağlayacağım mimari olarak çok ilginç, çok sade beklediğimden eskiden böyle res. Önünü gördüğüm yerlerden farklı bir hamamdı herhalde. Mimari olarak da bu konuyu
konuşmadan gidelim istemem. Çünkü tahmin ediyorum mimari olarak nerede kim tarafından yapıldığının hamamı, nasıl yapıldığına dair bir farklılık göstermesi herhalde kaçınılmazdır. Ya tabi şimdi roma hamamları yani günümüzde mesela hani ayakta ben şimdi roma'ya gitmedim ama hani roma'da kalmış olan ayakta böyle bir yapı var mı bilmiyorum ama mesela anadolu'ya geldiğimiz zaman özellikle Bizans ve roma döneminden kalmış olan yapılarda dediğim gibi yani bir defa bir palestra var.
Bunun en güzel örneklerinden biri işte sardes lidyalıların başkentinde de çok güzel bir jimnadyumu vardır, onun onun önünde. Bale sırası vesaire falan vardır. Bu arada jimnadyum aslında kelime olarak gene bakın ya abi muhabbet mi çekiyordur nedir anlayamadım. Jimnasyonu çıplakların yeri demek jimnastlak demektir. Yani çıplak spor yapıyorlar. Yunanlılar oradan da şeye geçiyor vesaire neyse dediğim gibi bir defa bir şey olması lazım.
Selçuklu'ya baktığınız zaman da Selçuklu genelde şeyi devam ettirmiş. O ne gördüyse onu devam ettirmiş, Bizans gördüğünü devam ettirmiş ama Osmanlı ciddi bir imza atıyor işte, şeyi küçültüyor, soğukluk denilen kısmı küçültüyor oraya işte bir camekan denilen kıyafet mekanı yapıyor. Kıyafet değişim mekanı yapıyor ondan sonra. Şeye gidiyor ılıklığı büyütüyor.
Sıcaklığı biraz daha küçültüyor. Bunlar mesela Osman ve çok güzel bir şekilde doğal ışık kullanımı ve arttırmak için bazı kaynaklarda revzen, bazı kaynaklarda da fil gözü denilen pencereleri öyle bir hamam mimarisini gittiniz. Evet. Benim üzerimde böyle çıkıntı yapmış küçük küçük camlar vardı. O camlar çok güzel camlardır. Neden? Çünkü tam tepesinden bakamazsınız. Ucunda küçük böyle bir şey vardır. Kulp gibi bir şey vardır, bir
çıkıntı vardır. Size açık bir görüş vermez, yandan da bakamazsınız çünkü çok derin olduğu için aslında hem doğal ışığı kullanarak hem de bir mahremiyet yaratabiliyorlar. Bence bu da çok güzel bir icattır Osmanlı mimarisi açısından. Bir de Osmanlı şöyle bir şey de, yani yanılmıyorsam getirmiş. Saray hamamları, halk hamamları veya avcılıktan gelen çalışanların girdiği veya askerlerin girdiği hamamlar gibi 34 tane farklı sınıflandırmaya da gitmiş diye okudum herhalde. De var.
Roma'da da var. Evet o biraz metro sınıf farklılıklarından dolayı dönemi itibariyle. Ya ondan mı emin değilim bir şey diyemeden yani. Ama şimdi saray hamamıyla halk hamamı arasında da tahminimce mimar bir fark veya kalite farkı vardır diye düşünüyorum. Hani özen gösterme anlamında yapılışında varsa öyle bir durum. Yani hizmet. Kalitesinde padişahımız. Hizmet kalitesi keseleyen kesici onu. Bilmiyorum da hamamda ölen padişahımız var, onu biliyorum yani.
Ya en azından mutlu ölmüş. Büyük bir ihtimal. Gerçi onunla ilgili de çok fazla dedikodu tevatür diyelim değil mi? Daha konuya uygun olsun, tevatür çok fazla ama biz o detayına girmeyelim ama sultan ikinci selimini hamamda öldüğünü biliyoruz. Ben şeyi de çok ilginç buluyorum.
Bu introward'lerin veya içine kapanık insanların artması son zamanlarda sanki biraz cihanın başlardı veya ortalarda bahsettiği hamamın geleceğiyle ilgili kaygılara da etken olduğunu, çünkü bir çok böyle yeni tanıştığım yeni jenerasyonel insanlar bırak hani sen sosyal varlıklarız diyorsun ya bırak hani hamama girmeyi 35 kişiyle aynı ortamda bulunmaktan bile stres yapan insanlar, böyle garip bir doğasına karşı doğru gitme eylemi var, insanlarda canı dediği gibi evinde artık
filmini izleme var. Mesela sinemada herkesle beraber olmak zorunda değilsin, giderek böyle soyutlaşıyoruz ama doğamızda da sanki doğamızda bulunan bu sosyal olma içgüdüsüne de karşı bir hareket. Dolayısıyla bundan da Bambaşka bir bölüm çıkar diyorum ileride. Abi ben de en son şunu söyleyeyim ya doğada primatlar tek başına yaşamaz. Yani biz bir primatı öyle veya böyle şimdi burada da hani evrim
karşıtları için ama. Yani biz hom'in veririz, biz firmadan, yani primatlarla en azından öyle toparlayayım, bari ortak noktamız var ve doğada yalnız yaşamazlar. Bir aslan gibi bir kaplan gibi değillerdir, o birlikteliktedir yani özlerine dönerlerse yani maymunluk yaparsak aslında daha mutlu oluruz diye diye maymunluk yaparak bu konuyu. Güzel güzel kapatıyoruz, hamamdan girdik. Ama gerçekten görüntü de fazla anlamsız maymunluk yaptım. Maymun hamamdan girip maymunluk yapmalıyız.
Hem teorisinden çıktık. Aynen aynen. Ya işte abi bu konuların arasındaki münasebet o zenceleme ilgi tamlaması çok güzel oluyor ya oradan oraya, oradan oraya ben çok keyif alıyorum. Biz genelde bir konu seçtiğimizde o konuyu anlatırken veya araştırırken içinden 35 tane farklı konu çıkıyor. Ileriye dönük şunu da yapalım dediğimiz dediğin şey aslında aynen o durumda da gerçekleşmiş oluyor ya Hilmi senin muhabbetine doyum olmaz ama yavaştan herhalde kapatma vaktimiz geldi diye düşünüyorum.
Ne diyorsun? Ben şimdi kayıt saatine bakıyorum. Şu an rekor kuruyor olabiliriz. Onur duydum siz buna tepkisiz. Kapanışları sağlam yapıyor. Diye o zaman bu cümlelerle sevgili dinleyene bu dakikalara kadar bize eşlik ettiği için teşekkür edelim. Bu bölümü özelinde hilmiğe özellikle teşekkür edelim. Yine üşenmeyip patatesli bize konuk olduğu için onun dışında bizi nereden bulabiliyorlar? Sevgili dinleyenler ve Hilmi nereden bulabiliyorlar Samet için.
HK byuportkes.com a uğrayarak bizimle ilgili her şeyi herhalde bulabilirler. Bölümleri indirme olsun, öneriler olsun. Bölüm notları olsun. Defter hatta olsun diyorsun? Evet, onlar da orada. Bu bölümü yapılandığında orada olacak. Inşallah kendine böyle bir şey koymuş oldun. Deadline koymuş oldun ama. Bu arada Hilmi yi nerede bulabilecekleriyle ilgili ben hilmiye sözü vermek istiyorum.
Çünkü hem podcasti var ama hem de son zamanlarda kendisinin de en başlarda bahsettiği gibi bazen konuşmalar oluyor, bazen kitap çalışmaları oluyor. Bunları aslında kendi ağzından duyup da ölümü sonlandırmak daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Çok sağ olun arkadaşlar efendim kula kuleması podcastinden beni bulabiliyorsunuz. Her hafta olmasa bile belli mevsimlerde yılın ilgili dönemlerine denk düşen oralarda araştırdığım konuları anlatmayı tercih ediyorum.
Onun haricinde kulak uleması olarak instagram üzerinden bulabiliyorsunuz veya rehber Hilmi bekleyen sosyal medya platformlarını anlamsız derecede şiddet içerikli bulduğumdan sebep dert üstü Murat üstü yaşamanın yansımasını gerçekleştiren instagram tayfasıyla daha fazla vakit geçirmek istiyorum. Çünkü bir tek insanlar instagram'da kavga etmiyor. Onun haricinde güzel haberler de olsun. Bakalım 2.020 dörtte büyük bir ihtimal bir youtube kanalı geliyor. Kulakule mağaza'nın onun haricinde.
Zaten halihazırda var. Oraya yüklediğim belli başlı podcastler var ama artık video içeriği olarak da gelmesi. Çok değerli dostum Taylan büyük şahin'in kendisi çok güzel bir ekonomi muhabiriydi. Onun girişimiyle açılan bir internet sitesi TC lira.com bir yani finans sitesinde yazılarım var ama tabii hiçbir zaman için finans bilgisi vermiyorum. Ben gene paranın aslında eğlenceli tarihi üzerinden tarihi eğlenceli paranın kendisi o kadar eğlenceli değil.
Orada yazılar yazıyorum. Şimdilik bunlar bu şekilde de devam ediyor. Bakalım ikinci kitap konusunda da çalışmalarım tüm hızıyla devam ediyor. Halihazırda zaten bir kitabımız var. Gizli mirası istanbul olarak ilk defa beni dinleyenler varsa bu mecrada onlara da gizli miras istanbul'u tavsiye etmiş olayım. Ağzına sağlık sevgili hilmiciğim bir dahaki ölümlerde de tekrar görüşmek için şimdiden 4 gözle seni bekliyoruz. Bu sefer kendini bu kadar özettirme yine aramızda seni
görmek dileğiyle diyelim. Çok sağlığın inşallah yeni bir bölümde bir kez daha bir ara ya. Geliriz, hoşça kalın. Hayat kaçırmayalım. Hayat kaçırmıyor. Gıcık büyük bir uykudur.
