#239 KÇ3: Depremde Kaybolanlar - podcast episode cover

#239 KÇ3: Depremde Kaybolanlar

Feb 04, 202436 min
--:--
--:--
Download Metacast podcast app
Listen to this episode in Metacast mobile app
Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more

Episode description

Kahramanmaraş depreminin birinci yılı yaklaşırken bir çok aile kayıp çocuklarını aramaya devam ediyor. Afet sonrası oluşan kaos ortamı ile birlikte çeşitli söylentiler de ortaya çıkınca durumun vahameti dayanılmaz bir hal aldı. Bu duruma ses çıkaranlara destek amaçlı yaptığımız özel bölümümüz ile bu hafta karşınızdayız! #kaybolançocuklar3Support the showBize ulaşmak için: Twitter @hkbu_podcast İnstagram @hkbu.podcast Facebook hkbupodcast.com hkbu.podcast@gmail.com Bizimle yolculuğa deva...

Transcript

Ve hayat gıcık. HKBYU, portland'in bir başka bölümüyle daha her zamanki gibi karşınızdayız. Karşımda istanbullularda HK byu podcastin tişörtünü giyen bir kohos var. Böyle gururla açıyoruz. Bölümü hatta arkasında da hekabonun bez çantasının asılı oldu. Adeta böyle bir şov. Ruhu yerleştirse. Evet, bütün ürünleri yerleştirmişsin. Kardeşim böyle oldu. Geleceği hanım benden hiç Samet isa her zamanki gibi kaliforniyalardan sizlere sesleniyorum.

Bunu da söylemeden geçmeyelim. Evet, niye böyle oldu? Sevgili canım bu ürünleri bana mı tanıtıyorsun yoksa screenshat malalım mı? Seni böyle ekran görüntüsüyle paylaşalım mı, ne yapalım, dur bakayım. Yarın yarın da o kadar hani spontane ve düzensiz ki evet, bu tarz şeyleri ayarlarsın edersin falan diye düşünebilir insanlar ya da sen sevgili samet'cim vallahi o kadar spontane ki. Üzerimdeki hayatımdaki belki de tek beyaz tişört ben beyaz giymem. Giymem sen de çok iyi bilirsin?

Ama senin yaptırmış olduğun özel tişörtü giyiyorum e onun dışında da o da o kadar yoğun ki, bu görmüş olduğun yukarıda görmüş olduğun çantalar aslında biraz önce nereye asılıydı acaba? Sorusunu sorsam ve sen hayal gücünü kullanamasan nereye asılıydı? Mikrofonun armına asıl asılıydı. O yüzden mikrofonu koymam gerektiği için mikrofon askısından alıp şu oraya koymuş çok.

Işlevselli. Mikrofon şu an yani şuan odanın çok küçük ve kaotik aslında kaotik olmayan bana göre kaotik bir açısını görüyorsun ama başka tarafa çevirsem kamerayı nutkun tutulur. O yüzden sabit tutuyorum ve sadece sana çantayı, çantayı ve kendimi gösteriyorum. Anladın mı sevgili hanım sev. Dinleyen bu arada cihanın giydiği tişört maalesef sizlere. Exclues dediğimiz. Evet, evet. Gerçekçi olalım mı prototip? Olalım. Prototip yani bu o yüzden dolayı

sadece bende var. Sadece Cihan ben de bile yok, öyle düşün yani dinleyen bana bile nasip olmadı. O tişörtü giymek ama arkada bahsettiğimiz kiliseye de eklersek kabiliyet nokta com'a bez çantaları ekran görüntüsünün bölüm notlarını ekler izlemek istedim. Ama arkadaki çanta zaten siteden biliyorsun cihanım kötüleyebiliyorlar. Aynen öyle şimdi bu arada sevgili. Ne var ne yok? Bederin tam derin bölüme girmeden önce kafa şey hani senin deyişinle small bir başlangıç yapalım, ne var ne yok

oralarda. Ya tam böyle bölüm kayıt dışına basarken yağmur başladı. Güzel oldu, denk geldi. Kapalı havalar yoğun iş hayatı efendim ne söyleyeyim. Kişisel olarak repaite tekrarı dönüşmüş monoton hayatları içinde. Empati yapmayı da bırakmadığımız için her zaman seninle bu bölümde konuşuruz. Empatinin önemini ve bizi ne kadar insan yaptığını o bağlamda devam ediyorum. Zaten bu yüzden derin konularda sürekli dönüp dolaşıp giriyoruz. Öyle gidiyor bende yani pek bir

fazla bir şey yok. Sende ne var ne yok karşısında? Benim durumumu da özetledin. Bizim buralarda karim. Değil mi? Çok? Oldu diyemeyiz yok hatta diyebiliriz. Belki de böyle biraz durarak konuştum. Ama geçen gün ankara'ya gittiğimde çok bolu taraflarını vesaire kar vardı o yüzden. Yetti bana diyeyim. Hani havalar soğuk olmakla birlikte? Yani. Çaktırmadan diyorsun. Hava durumu her zaman önemli. Empati kısmı önemli.

Hani biz yani? Podcastin artık bizim rakamsal olarak 239 ama esasında sayı olarak daha fazla olan bölümlerimizi de genelde bahsettiğimiz bir kelime. Çünkü bizi diğer canlılardan ayıran bir özellik ki sen çok güzel değindin. Hani insan olmanın en önemli öğelerinden biri empati bu bölüm yine bir farkındalık bölümü aslında. Hani böyle biraz enerjimiz yüksek başlayalım diye aslında bu yüksek tonda girdik.

Çünkü yavaş yavaş bölümün sonuna doğru düşerek gidecek bir enerji seviyesini görecek sevgili dinleyen. Enerji girsen. Yani aslında enerjik düşmez de moraller düşebilir, çünkü genelde. Empati enerji ama peki moralle ener sence doğru orantılı bir şey değil mi? Ya şu anlamda enerji düşmez demek istediğim şimdi aktarmak istediğimiz ve farkındalık yaratmak istediğimiz bir konu olduğu için onun enerjisini yüksek tutarız da moral olmak tabii ki de elbette.

Yani şunu demeye çalışıyorum. Şimdi biz empati yapınca dünyanın her tarafında değişik şeylerden, hatta bu bir seri bölümü üçüncü serisi olarak görüyorum. Ben bunu evet. Geçmişten bugüne doğru. Evet kaybolan çocuklar serisinin bir bölümü ama şimdi uzaklara başka yerlere gittiğinde dinleyen de belki böyle hissediyordur. Empati yapsan da bölümü yapsa anlatan da olsan dinleyen de olsan empati yapınca şey gibi bir his var içinde. Ya oralarda da neler oluyormuş?

Çok üzüldüm gibi bir genel his var. Yani dinlerken veya anlatırken bu. Çok daha böyle yakından senin kalbini vurduğu için senin dediğin doğru ilerledikçe bölümün derinliklerine girdikçe insan içi daha da cebli. Çünkü senin çok yakınından içinden bir konu. Bu kaybolan çocuklar bölümünün bugünkü ayağı ve hani bu serinin adı kaybolan çocuklar diye bugün de böyle konuşuyoruz ama bir düzeltme yapalım. Girişi de öyle başlayalım. Aslında kaybolan kimse yok.

Tam kelimenin tam anlamıyla kaybolmak anlamında yani bir yanlış sokağa girdiğinde kayboldun, başka yere gittin, çıkamadın ikisinden gibi bir durum yok burada. Aslında bir istismar, bir kaçırılma, bir alık koyma, bir yanlış yönlendirilme, bir sürü şey aslında adını koyabileceğimiz örneklere dayandırarak olaylar zinciri

var. O yüzden kaybolan çocuklar 3 bölümüne istiyorsan yavaştan girelim ki bu bölüm depremde kaybolan çocuklar bölümü hangi depremde 6 Şubat 2020 üçte meydana gelen Kahramanmaraş depreminden sonra yaşananlarla ilgili bir bölüm sana lafı vermeden önce son mide slaymır bir duyuru yapmak istiyorum. Şimdi bu hassas bir konu. Ve çok böyle elle tutulur, verisi olmayan maalesef.

Veri olmayan elimizde bir konu. O yüzden anlatırken elimizde bulunan numuneler açıklamalar önümüze düşen bazı medyadan belki alıntılarla bölümü farkındalık olarak yaratırken, kimseyi de tömen altında bırakmak veya suçlamak anlamında bu bölümü yapmıyoruz diye de küçük duyuruyla lafı sana vermek istedim. Ya kesinlikle öyle bir veri açısından aslında hani iğneyle bir şeyleri kazmaya çalışıyorsun? Hani tünel kazmaya çalışıyorsun

gibi bir durum var. Bir tarafıyla da üstü çok hani açılmak istenmeyen bir durum bu. Benzer durum aslında 99 depreminde de yaşandı ki son günlerde appstein'le birlikte ki bizim bölümünü yaptığımız ve muhtemelen partisini yapacağımız appstime hikayeleriyle birlikte 99 yılında da yaşanan bazı şeylerin olduğu söylenir hale geldi. Biraz bölüm hani bilinmezler tarafına da evriliyor diye

düşünüyorum. Samet hani ne kadar önümüzü de aslında ailelerin aramaya devam ettiği çocuklar olsa da bir tarafıyla da devletin kendi tarafında açıkladığı ve çok yüzeysel bir şekilde yapılan açıklamalarla hani herhangi bir kayıp çocuğumuz yoktur. Bu biraz şeye dönmeye başladı. Hani her maç sonunda yöneticilerin çıkıp bazı açıklamalar yapıp Aslında laf kalabalığı içerisinde hiçbir bilgi vermemesi gibi bir durum da var. Benim tarafımda yani doğal olarak bir şeyler oldu.

Yani binlerce hatta 50.000 deniyor. Daha fazla olduğu söyleniyor, insanımızın hayatını kaybettiği o kaotik ortamda nelerin yaşandığını 3 aşağı 5 yukarı aklısayım insanların bildiği ve bu olayda tabii ki hayatını kaybedenler bir şekilde ortadan kayboldu gitti. En büyük mağdur oldular. Ama o tarafın bir de masum insanları var. Bunlar da çocuklardı ve bu çocukları arayan hâlâ aileler var. Belli başlı kurumlar var ki bu kurumlar hani daha çok, nasıl diyeyim? Bireysel çabalarla bir vakıf

gibi mi bilmiyorum. Tam sen daha iyi biliyorsun o kısmı. Dernekler var evet, birkaç dernek var zaten. Halihazırda kurulmuş olan birkaç tane depremden sonra kurulan dernekler var. Türkiye'de bu tarz dernekler hani bireysel çabalarla inisiyatiflerle ayakta durmaya çalışıyor. Sanıyorum çok da farklı dil bu dernekler diğer bu tarzda yardım kuruluşları tarafında benim gördüğüm, araştırırken ederken okuduğum ne biliyim okumaya çalıştım diyeyim.

Çünkü gerçekten hani içerik o kadar az ki artık ingilizce içeriklere bile bakmaya çalıştım. Hani düşünün bu gerçekten üzücü bir tablodur kendi ülkendeki. Veri akışını yabancı platformlar üzerinden acaba var mıdır diye aramaya çalışıyorsun. Bunu yaparken istemsizce yaptım, yaparken de şey diye düşündüm. Yani hani bu kadar mı diye böyle

kendimi bir sorguladım. Temel olarak binlerce çocuk depremin ilk zamanlarında bir şekilde ortadan kayboldu derken, hani bu yaralanmış olabilir vefat etmiş olabilir işte hastanede olabilir ama tabii ki kimliği vesairesi olmadığı için hani o sırada kayıt altına alınmış olabilir, kaçırılmış olabilir yani. Çünkü çok taraflı bir yelpaze şöyle bir dataya eriştim. Mesela unise'nde var.

Bu depremden bir ay sonra 850 binden fazla çocuğun deprem sonrasında yerlerinden ayrılmak zorunda kaldığı ve başka yerlere gitmek durumunda kaldığı bu tabii ki hani o bölgeye suriye'yi de eklemek lazım. Bu rapor tabii ki genel o coğrafyayı ele alıyor. Bu inanılmaz bir rakam yani düşünsene yüzde biri yüzde ikisi kaç çocuk yapıyor?

Zaten kayıtlarda net olarak. Da yok. 5.000.000 kişinin toplam yerinden edildiği düşünülülürse raporlarda geçen bunlardan 850 bini bir milyonun yani beşte birinin çocuk olması çok gerçekçi bir rakam olmuştu yine oraya. Koymuş ve savunmasız yani baktığın zaman da kendini savunamayacak bir şekilde ebeveynlerinin muhtaç pozisyondaki bireyler bunlar. Ya şey daha iyi anlıyorsun yani

hani şimdi belli bir emek var. Bir çocuğun büyüme aşamasında ve o aşamayı iyi kötü ben gözlemliyorum artık o öncesi ve sonrası olarak da söyleyebilirim. Bunu ailelerin yaşadığı dram gerçekten tarifi mümkün olmayan bir şekilde. Hala güncelliğini koruyor ki, biz bu bölümü bir tarafıyla da hani özel bir bölümü olarak adlandırıyoruz? Çünkü hukuki bir tarafı da var.

Senin biraz sonra değineceğin muhtemelen depremden sonra işte bir yıl geçtikten sonra hala kayıp statüsündeyse insanlar bu kayıp statüsünden vefat etmiş, hayatını kaybetmiş statüsüne geçiyor ki. Bence en kalp yaralayıcı noktaların başında geliyor bu. Şimdi ben bazen daha böyle neşeli bölümlerde de sorarız. Birbirimize nereden aklına geldi bu bölüm diye ben 2 tane sebep söylemek istiyorum. Bu bölümü neden şu an yapıyoruz? Bu bölümü yayınlandığında 4

Şubat Pazar günü yayına girecek. Çünkü 6 şubatta yıldönümü olacak. Yani bir yılı doldurmuş olacak. Depremin gerçekleştiği tarih ve senin dediğin gibi gerçekten de bütün kayıp insanlar ölü ilan edilecek. Yasal anlamda ve artık onların öl. Için ölüm ilanı için resmi işlemden insanlar başlayabilecek. Bu ne demek oluyor? Yetişkinler için de miras hakları birbirine işte hak devretme, mülk devrini bunların hepsi başlamış oluyor. Bir yıl sonra bu arada kişisel görüşümü ekleyeyim.

Bence çok çok kısa bir süre. Yani bunun 3 sene, 5 sene falan olması gerekir. Aslında böyle büyük bir afetten sonra çok kısa bir süre bir sene zaten bu da birazdan anlatacaklarımızdan sonra gayette ortada olan bir gerçek. Bence şimdi bir sebebi biz başka bölümleri zaten yapmıştık. Halihazırda onlar yayına girecekti. Ben sana teklif ettim. Bunları erteleyelim, bunu

yapalım dedim. Çünkü 2 gün sonrası yayından bir yayına girdikten 2 gün sonrası 6 Şubat olacak ikinci sebebi de bu. Yani bunu yapmamızın ikinci sebebi de bir gün otururken bundan bir kaç gün önce sana yazdığım gün karşıma şöyle bir haber çıktı, haber aslında tetikledi beni en çok haberde de şey dedi, iyi partinin önergesi MHP ve AKP nin oylarıyla mecliste reddedildi.

Bu da kayıp çocukları araştırma, depremde kaybolan çocukları araştırma önergesiyle aslında her şey oradan başladı ben de düşünce olarak çünkü şey olabilir yani koordinasyon eksikliği olabilir afetin. Ebatları ve gücü ve ortaya çıkardığı durumlara hazırlıksızlık yakalanmış olabilirsin. Bunların hepsini anlıyorum. Sonrasındaki süreçte bir kaos olmuş olabilir ama bu kadar zaman geçmişken bu kadar da aileler hala röportajlar verip duyurular yapıp derneklere başvurup çocuğumu hala

bilmiyorum. Öldü mü kaldı mu, götürüldü mü derken bunun reddedilmesi birazcık bana nasıl diyeyim sana o en başta bahsettiğimiz empati metre mi tam ana çıkardı artık bununla ilgili de bir şeyler söylemek gerekir diye. Çünkü ben şöyle bir şey yaptım izninin olursa bir time çıkardım ve bu time geçen yıldan bu yıla kadar değil.

Yani bu bahsettiğimiz önerge ile ilgili çok yakın geçmişte bir time çıkardım, onu paylaşmak isterim buna da bayağı vakit harcadım ve tek tek nasıl bugüne gelinmiş son birkaç hafta da onu birazcık insanların önüne Sermek istiyorum.

Şimdi 11 ocak'ta aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı mahnunur Özdemir Göktaş, son günlerde sosyal medyada gündeme getiren kayıp depremzede çocuklar iddiasını yalanlıyor diyor ki 1.912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığını tekrar ilan ediyorum. Bunu bundan birkaç hafta önce söylüyor. Bu çocukların kimlik tespitleri devletin bütün birimleriyle titizlikle yapıldı diyor. Ben sadece alıntı yapıyorum. Bu time kısmında yorum eklemiyorum.

Hiçbir şeye. Bundan 5 gün sonra ocak 10, altıda deprem mağdurları ve kayıp yakınlarıyla Dayanışma Derneği, senin az önce bahsettiğin derneklere örnek bir dernektir. Bu sonradan kuruldu damak diye geçiyor. Kısacası bir toplantıda 6 Şubat depremlerinde 1.912 çocuğumuzdan bir tanesi bile kayıp değil şeklinde açıklama yapan bakanı yalanlıyor ve diyor ki, bize kendimize direkt olarak 142 kayıp çocuk başvurusu yapıldı.

Bu 142 başvurunun depremden etkilenen Kahramanmaraş, Hatay, Antep, Adıyaman ve malatya'lilerinden geldiğini açıklıyorlar. Sonra time'da şöyle bir şey oluyor, bu 10 altısıydı, hocan 18 ocak'ta Meral Akşener bayağı da aslında televizyonlara yansıdı. Şaşırtıcı bir şekilde bayağı sert bir konuşma yapıyor ve diyor ki kayıp çocukların isimlerini veriyor ve diyor ki, peki o zaman bunların hepsi devlet tarafından tespit edildiyse vereceğim isimler nerede diyor bunlar nerede

diyor? Hani isim isim veriyor? Birazcık da sıkıştırmak için Yaptığım kadarıyla ve konuşmasının sonunda bine yakın kayıp çocuk iddiasında bulunuyor. Tekrar ediyor, bu iddiasını bunun rakamı nereden aldığını bilmiyorum. Ocak 20, üçte bu bahsettiğim Türkiye Büyük Millet meclisi'ne önerge veriliyor. AKP ve MHP oylarıyla bu reddediliyor. Şimdi biraz daha dinleyen

anlıyordur, neden önümüze çıktı? Bu kadar geç bu önerge ve sonrasında ne oldu diye sonrasında da bir yıl dolunca da bunların öldü olarak ilan edilebileceği kayıp statüsünden çıkarılacağı mecliste ayrıca bir tartışmayı neden oluyor. Bu çünkü ortaya çıkıyor. Aynı zaman dillendiriliyor ve geliyoruz işte bu bölümü yaptıktan. Yani bu bölümü şu an yaptığımızdan sadece 12 gün

öncesine geliyoruz. Yine aynı derneğin üyeleri depremden beri kayıp olan çocuklarla ilgili yine Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunuyorlar. Bunlar araştırılsın diye şu an bölümü yaparken bununla ilgili bir veri bulamadım. Bu suçlarıyla ilgili neler olduğuna dair durum böyle timeline olarak sevgili can, yani veri yok ama saatlerine harcayıp da haberlere daldığında bir akışını çıkarabiliyorsun. Aslında nereden nereye gideyim beni bir yıl sonra ve bu çok rahatsız edici bir durum.

Şimdi bu günümüzün timeı istersen biraz da depremin hemen sonrasında Şubat ve mart aylarında ne gibi olayların olduğu söylendi, ne gibi olaylar ortaya çıktı, onlardan bahsedelim dinleyene ki acaba bunların hepsi uyduruluyor mu yoksa evde herhangi bir numune, herhangi bir ne bileyim yangın Ateş olmayan yerden duman çıkmaz durumu mu var? Onu birazcık konuşmak lazım. Yani mesela 23 tane ihtimalden biri bu çocukların senin de karşına çıktığını düşünüyorum. Tarikatlara verildiği söylentisiydi.

Hani kamu vicdanı diye bir tanım var ya hep böyle dillendirilir. Kamu vicdanını rahatlatmak ya da bir tarafıyla da karşındaki insanı elindeki verilerle ikna etmektir. Temelde ben senin karşına geçerim. Samet aslında öyle değil bu bu bu bunun kanıtı ya da ne bileyim destekleyici datası deyip senin karşına bir tez olarak çıkarım ama şimdi tartışmalar hep yüzeysel ya da açıklamalar hep yüzeysel tüm tarikatlara, çocukların işte devlet eliyle verildiği söyleniyor, iddia ediliyor.

Daha doğrusu bunun doğru olup olma dil alakalı tartabileceğimiz doneler hep böyle şey Twitter üzerinden bir dedektiflik aslında işte tarikatların içerisinde çocukların olduğu hatta ne bileyim bu haberleri tekzip etmedikleri hani yalanlamadıkları çünkü artık kurumsal bir yapıya doğru ilerledikleri için yalanlayabiliyorlar vesaire ama hani devletin yaptığı açıklamalar genellikle şey yani başta da söylediğim gibi basın toplantısında yöneticilerin, spor kulüplerinin, futbol

kulüpleri, yöneticinin Gibi genel geçer böyle 6 boş yüzeysel açıklamalar hani öyle değil böyle değil, şöyle değil aslında şöyle, ama temelde data yok. Mesela meclisin herhangi bir araştırma komisyonu kurmaması zaten geçmiş dönemden beri sadece bu olayla alakalı değil, başka olaylar açısından da skandal. Sonuçta hani senin oraya yolladığın milletvekillerinin bir şekilde araştırma komisyonları içerisinde yani temelli araştırma komisyonu zaten ne yapar abi şey yapar işte.

Yani iddialarsız araştırma yapar. Iddiaları inceler araştırır raporunu yazar ya bu ülkede şu yapılmıyor, biz yılda kaç çocuk kaybolduğunu ki bu bu arada hani depremle alakalı bir bölüm ama hani temelde yaşanan bir süreç bu çocukların kaybolması yani günlük hayatta da böyle. Biz yıllara göre kaç çocuk kayboluyor? Dünya ortalamasının altında mıyız, üstünde miyiz, neresindeyiz, nerelere dikkat etmemiz lazım? Teki kolluk kuvvetleri bunu engellemek için bir sürü

uygulama yapıyordur. 10'a çıkart bir şey demiyorum ama insanların önüne bağımsız bir şekilde bunun meclisinde araştırması gerekiyor. Bu arada hani sonuçta hani hep söylenir? Meclis yan gelip yapma yeri değildir. Gerçekten öyle olmamalı ama o kadar işlevsiz bir hale geldi ki. Yani şimdi orada kurulan araştırma komisyonunun bile kamu vicdanını rahatlatma ihtimalinin olmadığını düşünüyorum.

Ben hani kurulmalı tabii ki ama yine yeni, yeniden aynı senaryo yani seni Samet olarak ikna edebilecek bir raporun çıkmayacağını ya da beni can olarak çıkmayacağına eminim. Yani bu da işin diğer üzücü tarafı. Partiler üstü bir komisyon kurulsa veya bütün partilerin karışık milletvekilinin olduğu bir komisyonun kurulsa bir ihtimal belki beni ikna edebilir, birazcık, bir şeffaflık. Zaten öyle oluyor.

Kurulan komisyon, tek bir partinin milletvekillerinden olan bir komisyon olduğunda bir anlamı yok ama komisyonlar kurulmuyor bile. Benim aklıma maden i faciaları geldi. Sen bunu söylerken öyle hiçbir zaman araştırılmadı. Hep dedik ki, yani kurulsun bunlar diye şimdi. Söyleyeceğim yalnızca şimdi önümüzde çok veri yok. Söylenti olarak veya iddia olarak kalıyor dedin. Ama mesela şubatta 23 şubatta hatta Alican uludağ bir haber yaptı.

Deutsche welle de sakarya'da 9 çocuğun depremzede çocuğun annelerin yanından alınarak müftüleye bağlı olan bir kur'an kursunda daha sonrasında ismail ağa cemaatine bağlı olduğu da belli olan bir kur'an kursuna kaldığını tespit etti. Oradaki insanları da sorup onlardan teyit de aldı. Yani oradaki kuran kursundaki başında olan hocalar da söyledi, evet bu çocuklar bizle diye hatta biraz gündem olup tepki olunca da devlet şey dedi. Tamam aldık, bu çocukları geri

verdik annelerine falan dedi. Bu devletin direkt ya da hükümetin yaptığı bir açıklamaydı sonrasında. Şimdi bu belki bir veri değil ama bu tarz küçük nasıl diyeyim sana? Kırıntılar. Zayıf yönetmelikler evet veya öyle de diyebilirsin. Daha geniş çaplı acaba neler oluyor diye insanları aslında alevlendiriyor. Bunlara hiç böyle zamanların bunları hiç şans vermemek gerekiyor. Yapmıyorsa bile böyle bir şeyi ki yapma ihtimali de var.

Bir hükümetin, bir devletin, bir organizasyonu yapmıyorsa bile buna çok malzeme vermemesi gerekiyor. Mesela veri olarak ayrıca karşıma çıkan şu da vardı, menzil tarikatının da yine martta sanırım 8 marttaydı. 2.020 üçte sosyal medya hesabından kendi hesabından biz 850 çocuğu burada barındırıyoruz diye buhara evlerinde öyle bir tesisleri varmış barındırıyoruz diye çocukların da içinde yüzü daha flulanmadan, yani kapatılmadan yayınlandığı, kendi ilan ettikleri bir post bir paylaşım vardı.

Bu da benim için veridir. Yani hani söylentiler olacak, hapşinn olayına da gireceğim. Orada da çok söylenti var, çok bulanık yani orada bir veri olması imkansız. Şu anda mahkeme dışında ama bu tarz ufak veriler çünkü bunlar veri artık kendi kaynağımdan gelen şeyler bunlar aslında daha büyüklerinin söylentilerine sebep oluyor aslında bütün sıkıntı orada şeyi duydun mu peki?

Yani burada konuşmadan bitirmek istemediğim bir hollanda'da 5 yaşında çocuğun Türkçe konuşan bir çocuğun bulunması ve sonra annem babam depremde yaralandı. Ben de depremden çıktım. Yani şubattaki depremden kurtuldum demesi bunu duydun mu bilmiyorum. Bu da ilginç bir dönmek mesela. Duydum, evet yani ama tabi şimdi şeyde var ya, yani temelde bir şeyler oluyor, o kesin yani ama bir tarafı ya da bilgi kirliliği de var. Bunun temel sebebi organizasyonel bozukluk, iletişim kanallarının doğru

kullanılmaması ve nasıl diyelim? Bilgilerin işte filtrelerden geçirilerek işte makaslanarak insanlara bir şekilde hani inandırıcı olmayan şekilde aktarılması. Elbette ki bilgi var ama hani karşındakini ikna etmeye çalışma durumu yok. Bir şeyler söyleniyor ama yani işte genelde geçer şeyler. Yani temel olarak problemler aslında değişkenlik göstermiyor. Konular değişkenlik gösteriyor. Toplum içerisinde işlevsel olarak bir şeylerin değişmesi

gerektiği kesin. Bu olay hani sen bazen söylüyorsun ya inanılmaz taçi falan diyorsun, inanılmaz hassas bir konu aslında. Evet, çünkü hani geleceğin olduğu bireyler çocuklar baktığın zaman mesela benzer durum biraz sonra değiniriz dediğin yavaş yavaş seni oraya doğru da sürükleyim. Appstime olayında mesela 99 depremi sırasında farklı bir hükümet vardı. Farklı bir Türkiye konjonktürü vardı ama aslında temelde

problem aynıydı. Iletişimin doğru olmaması aynı belki diyeceksin ki ya o zamanki kitle iletişim araçlarına bugünkün alakası yok. Doğru ama organizasyon o zaman da kötüydü. Şu anda da kötü ve ne yazık ki gelecekte de kötü olacak ve appstin olayında. Yani o zaman artık 67 yaşında olan kızın şu an erkek kaç yaşına geldi bilmiyorum ama. 20 altıya o zamanlar işte istismar orada zamanlarda 26 yaşında oldu. Kayı mahkeme kayıtlarında geçiyor ki sen o tarafı benden

daha iyi biliyorsundur. 26 yaşındayken spesifik bir insandan mı bahsediyorsun? Evet, evet, türk türk olan ve appstimeın bu organizasyonun içerisinde istismarı uğrayan bir türk kadından bahsediliyor. Mahkeme kayıtlarına da girmiş. Anladım. Evet, şimdi mahkeme kayıtlarını şöyle bir şey var, nadia martinkova diye küçük yaşta yanına alınıp, sonrasında bir anda apştayın bir bir çeşit çalışanı haline gelen bir kişi sorgulandı.

Aslında türkiye'nin, yani ülke olarak türkiye'nin adının geçtiği tek soru bu kişiye sorulan bir soruydu. Orada da şöyle bir soru soruluyor, kendisine depozito diyorlar, ingiliz aslında yani yeminli bir sorgu bu mahkeme ortamında değil ama mahkeme öncesi sorgu burada sorular evet, ifade gibi ama yine yeminli burada bir soru var, soru da şu, Rusya. Çekya ve Türkiye gibi ülkelerden

appste çocuk tedarik edildi. Sen bunun farkında mıydın yani bu oldu mu diye sorulmuyor, sen arıyor wellefter farkında var yani. Yani onun demeye çalışıyorum. Çok teşekkür ederim. Bunu soran insanlar FB ı c ı a yı. Onun bundan verileri toplayıp da soran insanlar hani bir yerlerine mi uydurmuyorlar? Orada çok ciddi bir kaygı oluşuyor. Şimdi hep böyle bir şey var. Medyada özellikle türk

medyasında da oluyor. Bu bir yerden bir şey, bir sebepten dolayı ortaya çıkıyor ama sonrasında daha popülerize edildiğinde bu ana kaynağı benim az önce söylediğim şeye dönülmüyor. Şu an herkesin tek konuştuğu appstein'i çocuklar götürüldü mü? 90 dokuzda ama bunu böyle bağlamalarının sebebi bu kişiye. Spesifik olarak sadece 3 ülke ismi verilmesi yani şey demiyorlar. Avrupa'dan çocuklar getirdin mi?

Asya'dan çocuklar getirdin mi? Burada denilen Rusya, Çekya ve türkiye'den çocuklar götürülüyordu. Sen bunun farkında mıydın deniliyor bu kişiye tabii bu kişi dinleyen merak ediyordur diye cevabını söyleyeyim. Yani cevap vermeme hakkını kullanıyor. Bu soruya ve bütün sorulara hiçbir şekilde konuşmuyor zaten bu kişi burada. Burada, yani appstein olayıyla bağlantılı olmasının sebebi bu. Eşimle tam da zamanlaması birinci yıl yaklaşırken depreme appsteinın aslında appsteinın da

değil. Clein max willın davası görülürken, appstein bu kadar yine gündeme gelmişken, hepsinin bir anda senkronize olması birbirinin üzerine gelmesi türkiye'de böyle bir şey de ortaya çıkardı. Yalnızca senin dediğin gibi şimdi o kadar çok ihtimaller var ki burada. Hani bu sadece appstine sadece tarikatlar değil ki. Burada enkazların çok çabuk bir şekilde acele edip edilip kaldırılması durumu var mesela.

Yani bu bazı insanlar kayıp değil maalesef hayatını da kaybetmiş olabilir ama çok güme gitti. Bu çalışmalarda bu veriler. Doğru bir. Işsizlik, o çok kötü bir durum yani. Ya temelde olay süreci yönetememek ve koordinasyonsuzluk dedim ya. Yani düşün kimliği tespit edilemeyen bazı çocuklar, insanlar vefat ediyorlar, hayatlarını kaybediyorlar. Bu insanların iddialara göre ki olasılığının yüksek olduğunu düşünüyorum.

Bu insanların gömülmeden önce DNA örneklerinin alınmadığı bile söyleniyor ki, yani hangi 100 yılda yaşıyoruz yani küçücük bir saç telinden bahsediyoruz. Yani belki de evet, evet ve dediğin gibi belki de bu çocuklar bu yerlere gömüldü ve aileler onları nasıl diyelim hayatlarının sonuna kadar arayacaklar ve gerçekten çok büyük bir dram. Bunu ne söylüyorum? Yaşayanın bilebileceği ve

başkalarına hikaye gelecek? Durumlar şimdi özetlerken ama şunu da söyleyeyim, çok güzel bir yerde kapatıyoruz. Bölümü biz tek bir. Ne diyeyim sana appste bir tarikatı bir organ mafyasını bir çocuk pedofili zincirini suçlamıyoruz veya tek bir olayı da suçlamıyoruz. Burada aslında çok güzel özetledin. Sonucunda şunu söylüyoruz, sistematiksizlik yüzünden sistemin olmaması, bir veriyi toplama olmaması, bir plan

programın olmamasını suçluyoruz. Aslında bir şey suçlamamak istiyorsak illaki çünkü çünkü bütün bunlara yani bir yıl boyunca konuştuğumuzu bütün bunlar yol açan en başında bu. Şimdi bu yarın olsa ki biz depremle ilgili bölüm yapmıştık. En az dinlenen bölümlerden biriydi. Şimdi yarın bir deprem olsa bununla ilgili bir sistem, bir aplikasyon, bir web sitesi, bir devlet nezdinde bir program, bir bakan, yani bir şey önümde var mı diye sorsam bilmiyorum.

Nereden ne bulabilirim zaten konuştuğumuz konuya dair bile bir şey bulamıyorsun. Bırak yani geleceğe yönelik atılan adamlarla ilgili bir bilgi bulmak, hani bir ihtimal dahilinde değil. Maalesef şu anda bu bölümü de istersen bu dileklerle bitirelim. Genelde böyle iç karartıcı hüzünlü şeylerde ufak böyle olumlu bir şey serpiştirip bitirirdik.

Bu sefer de iyi dileklerle bitirelim ki, o dilek de şey olsun hani en azından ileriye dönük böyle bir şey olduğunda birileri beyaz bir arabaya bir çocuğu atıp da herhangi bir yere hani ben hastaneye götürüyorum deyip herhangi bir yere götüremezsin yani bunun bir sistemim olsun bir kaydı olsun senin dediğin gibi DNA sı olsun bir şeyi olsun ki bu insanlar izi sürülebilir, insanlar olsunlar. Ne öneriyoruz kısmıyla bir kez daha sen dinlenin karşısındayız.

Her zaman olduğu gibi bölüm ile alakalı ya da alakasız önerilerimizle karşındayız ve sevgili Samet sanırım hazır beyim Samet. Aynen öyle sevgi de canım şimdi bölümle ilgili bir tane önerim var bu da slot midye isimli youtube kanalının Türkçe youtube kanalının göz göre göre isimli serisinden üçüncü bölümü olan tarikatlar ve kayıp çocuklar bölümü. Burada bizim birazcık bahsetmeye ya da benim bahsetmeye çalıştığım bazı şeylerin daha

ayrıntılı anlatımı var. Bazı dernek başkanları falan da konuk olmuş güzel böyle bir 14 dakikalık bir video onun line. Istiyorsan hekabi podcast nokta com'da bölüm notlarını ekleriz. Bu bölümle alakalı ufak bir önerim de onun dışında da bitane portkes dönereceğim. Daha doğrusu bölüm önereceğim. Podcast ile ilgili tamamen bölümle alakasız olsa da çok keyifle dinlemiştim. Hafta içinde bu joe rogan ın her zamanki gibi yaptığı binlerce bölümden 2091. Bölüm dayana warch pusuca bölümü.

Bu hanımefendi north carloyna üniversitesi'nde ııı din öğretmeni yani dinlere yönelik araştırma yapan bir profesör ve çok ilginç bir bölüm olmuş. Uzun bir bölüm tabii her bölüm biliyorsun, coğrafi saatlerce gidiyor, seviyorlar ama çok geniş çaplı her şeyden konuşulan ilginç bir bölüm olmuş. Ingilizce podcast dinlemeyi sevenler için bir öneri olsun. Onun dışında da bu arada bize bir öneride bulunan bir dinleyicinin önerisini burada seslendirmek istiyorum.

Suikastçıları konuşmuştuk. Haşhaşiler hatırlıyorsan birkaç bölüm önce onunla ilgili postumuzun altına i link isimli kullanıcı amin maluftan semerkant romanını önermiş. Bu romanda da kurguda olsa haşaşilerle ilgili çok fazla öneri veya konum konunun içinde geçen bir konu aslında haşaşiler. O yüzden bu romanı da onun önerisi olarak ben seslendireyim. Öneri içinde öneri. Evet ya da inception'da

diyebiliriz. Rüya içinde rüya gibi bir şey oldu severiz tabi ki de onun dışında da hackabül inancesine hemen 2 tane sark kekleyip sözü sana vereceğim. Bugün bir ilk ile karşındayım. Sevgili Cihan daha önce böyle bir şey yaptığımı hatırlamıyorum. Tek albümden 2 şarkı öneriyorum. Kargonun yalnızlık mevsimi abiminden hem bukalemun hem de kaderin dizaynı şarkılarını önereceğim ki bu kaderin dizaynı şarkı ismi de bölüme uygun gidebilecek bir şarkı ismi olmuş diye düşünüyorum.

Ve böylece de hayatımda en sevdiğim albümlerden biri olan yalnızlık mevsimi albümden 2 şarkı birden ekleyerek sözü sana vermiş oluyorum. Yani şey gibi böyle deniz kenarındaki taşları toplamak gibi albümdeki bütün şarkılar zaman içerisinde yavaş yavaş HKB dinlenmesinin içerisinde de olacak. Ama hak ediyor be. Kesinlikle dedikten sonra bölüme çalışmaya çalışırken biraz da

şeye daldım. Hani acaba böyle Türkiye ekseni olsa da sonuçta kayıp çocuklar kavramı uzun yıllardır bir şekilde dünyada varlığını sürdüren bir kavram acaba dedim. Neler var böyle izleyecek belgesel vesaire bir tane Netflix yapımı varmış öneriyorum çünkü hani izleme planlamasını aldığım şeylerden biri oldu. Gerçek bir hikayeden yola çıkarak hazırlanan mini bir seri yapmışlar. Netflix'e özel madelen mckenin kayboluşu diye 2.019 yapımı bir mini seri. Bunu hem sana hem sevgi dinleyen

öneriyorum. Şans vereceğim çünkü dikkatimi çekti. Belgeselde. Belgesel dizi mini seri Amerikalılar sever belgesel gerçek olaydan bazı hikayeleri önümüze koymayı severler bir tane daha var o da belgesel kayıp çocuk diye. Bunu aslında nereden izleyeceğimi tam olarak bulamazsam da mubi de fragmanı vardı fragmanına bir göz attı. Yani çeşitli festivallerden iyi yerler almış. Yok yok yerli değil belki çok. Diye mi geçiyor? Los maçında los çıldırın diye geçiyor.

Belçika yapımı hatta 2.023 yapımı bir belgesel. Onlara önerdikten sonra bölümle ucundan alakalı diyelim hani içerik olarak kayıp çocukları ele aldığımız için onun dışında 2 tane şarkı önereceğim. Rekabet o dinlemesine bir tanesi athena grubundan kayıp, diğeri ise güzel şarkı kurban grubundan son söz. Bunlar dediğim gibi hekabi dinlercesinde Spotify, deaser ve youtube'da olacak sevgili yani. Herhangi bir plan yapmadan kazara ikimizde full yerli gittik. Bugün önerilerde ilginç.

Bu tarz derin bölümler seni aslında hani modumuzu yükseltmeye çalışsak da ses tonumuzdan da sevgiline yayınlandığı gibi. Düşük seviyede kalıyor ve biraz daha içe dönüyorsun ve nostaljik takılıyorsun ki senin önerilerin benim şarkı önerilerin vesaire böyle biraz melankoli ve gençliğimize atıf yapar gibi. O zaman dinleyeni tekrar bizimle bu yolculuğa devam ettiği için, yani sen dinleyeni teşekkür

edelim. Bu aralıksız uzun maratonda bazen kah eğlenceli goy goy bölümler olsun ama çoğunlukta da böyle iç karartıcı olsa da konuşulması gereken bölümler olsun bizimle. Hala devam ediyorsanız, size takdirlerimizi sunalım diyelim. Sevgili canım istersen kapatırken çok uzatmadan HKP yipodcast.com üzerinden hem bize ulaşabildiklerini hem de patron üzerinden bize destek olabileceklerini hatırlatalım. Aklımda unuttuğum bir şey var mı? Sevgili canım kaçmadan önce?

Bize sosyal mecra platformlarından tiktok hariç her zaman ulaşabiliyorlar. Biliyorsun sevgili samet'im sevgilinden de bunu artık biliyor. Ey yolculuğa beraber devam etmek keyifli ve bizi bu dakikaya kadar da yalnız bırakmadığın için.

Sana çok çok teşekkür ediyoruz. Bir de istersen 2 gün yani yayından 2 gün sonra kim ne zaman dinler bilmiyorum ama yine de bu kadar insanın maalesef canını kaybettiği bir depremin arifesini kaydettiğimiz için bütün bu insanların ruhu şad olsun deyip tekrar depremde hayatını kaybedenleri analım birazda. Duygusal bir kapanış olacak ama bu vesileyle onları anıp bu bölümü kapatmak isterim. Sevgili Cihan. Haklısın, görüşmek üzere sevgili dinleyen hoşça kalın. Ve hayat gıcık bir kutu.

Transcript source: Provided by creator in RSS feed: download file
For the best experience, listen in Metacast app for iOS or Android