Ve hayat gıcık bir uykudur. Hekabi pot kestin bir başka bölümüyle sen dinleyenin karşısındayız. Her zaman olduğu gibi istanbul ekseninde ben Cihan öte kaliforniyalarda, kuzeylerde sevgili Samet var, merhaba, sametciğim ne var ne yok demeden önce de arkandaki tişört ve ne bileyim poster sayısı da giderek artıyor. Sevgili dinleyene bir screen shot ya da başka bir şey yollayalım diyerek hadi al. Poz veriyorum iyiyim. Şu an poz veriyorum dinleyen göremese de hazır.
Mıyız? Tamam, evet, bir stüdyo kıvamını getirmek için podcast köşemi hem benim için anlamı olan 4 tişört hem de bir hayat kaçık bir uykudur. Posteriyle karşındayım. Sevgili izleyen screen shot'tan da dinleyenin görebileceği üzre rekabetpodcast.com da keyifler iyi cumartesi sabahı bir ya da öğlen olacak neredeyse. Bir keyif sürecinde seninle olmak ve dinleyen olmak daha da bu keyif oranını arttırıyor diye politik ve sevecen bir cevapla
karşındayım. Böyle hani tartışma programlarının başında falan önce birbirini yağlayıp ballayıp sonra kıçına tekmeyi. Ne varsa giydiriyorlar. Evet, birazdan kapışma başlayacak öncesinden böyle birbirimize güzel şeyler söyleyelim. Dimi sende ne var ne? Yok valla her yer hareketli bir cumartesi günü biliyorsun. Bizim hayatımız böyle politik bir açılış yapayım. Sana ve sevgilinle yani bir gir davran içerisinde beyi de uzatarak söyledim zaten çok.
Uzatmadan hareketliliğinin içini açabilir misin? Dinleyen birisin hareket eden kalsın yani jimnastik anlamında böyle amuda kalkma gibi hareketli mi yoksa gündem mi çok iyi onda da. Hareketleşecek mi? Onu geçen gün yaptık yaptık, fotoğrafını atarım sana. At ben böyle bir şey yapabildiğini bilmiyordum. Bizim ufaklıkla yaptık, en son bana bakıyordu. Böyle ne oluyor diye onu atarım. Sana bölüme girelim. Bölüm biraz böyle melankolik mi desek yoksa fötristik mi desek?
Evet değişik. Biraz yani hani daha önce aslında bir tarafından değindik bu konuya hani tam bu madencilik tarafına değinmedik böyle hani yer kapma savaşlarına değinmiştik hatırlarsam. Okullarına okyanusa girmiştik. Biraz okyanusa biraz ayağımıza sokmuştuk. 155. Bölüm diye notlarımda görüyorum. Bu biraz daha değişik ama hani geleceği de şekillendirecek bir bölüm gibi de yani bir bölüm derken. Bir durum gibi de gözüküyor. Bu bölümde onu ele alacağız. Sevgili dinleyene ben
araştırırken bayağı aydınlandım. Sende ne var? Ne yok ya? Gün geçmiyor ki hekabeyi podcast bir çevresel soruna daha el atmasın, hatta daha oluşmamış gelecekte olması mümkün. Çevresel sorunlar el atmasın sevgili cihanın da yerini olduğu bu konu üzerinde. Gerçekten biraz nostro daha musluk var. Bizim podcastte çünkü bir bölüm yapıyoruz. Hani kaygılarımız ya da ne bileyim? Güncel durumla alakalı da olabiliyor tabii ki ama dönüyor dolaşıyor sanki karşımıza çıkıyor.
Bir şekilde hani olmayan bir şeyden tabii ki bahsetmiyoruz olan bir şeyden bahsediyoruz. Podcast tabi ama gün geliyor o olan şeyin üzerine 1.000 kat daha fazla bir efektle başka bir şeyler oluyor ve hani ana gündem maddelerinden biri oluyor ki hani yakın zamanda başlayan israil Filistin savaşı da bunlardan biri bu. Denk geldi. O an yani denk geldi madencilikte böyle aslında. Hani okyanus yada deniz 6 madenciliği mi diyelim bilemiyorum bende. Deniz gibi madenciliği diye
çevirdim. Lafını bölmüş gibi olmayayım, aklımda o da olur. Çünkü dibine kadar girmen gerekiyor. Yani yeryüzüne anlatırız birazdan tekniklerini hani herhangi rastgele bir tarafında yapmıyorsun, dibine girmen gerekiyor zaten dibine kekemin dağılmasından bir kaygı var. Lafını böldüm ama devam et ben deniz dibi madenciliği diye düşündüm. Bu benim onu söyleyeyim yani. Valla ben de okyanus madenciliği yazdım. Sevgili dinleyene o kadar parça bilgi verdi ki ne anlatıyor bunlar acaba?
Ya bir kenara bırakarak şu anda hani girizgahı yapalım, sonra da beraber beyin fırtınasına çabalayalım. Evet tanımdan başlayalım istersen varsa önünde ya bende. Şeydir. Var Denizli bir madenciliğin nedir bir kere? Denizli bir madenciliği aslında hani literatüre çok yakın zamanda giren bir şey, çünkü oluşan taleplerle de alakalı. Hani birleşmiş milletlerin de içerisinde olduğu bir süreçten bahsediyoruz.
Denizli bir madenciliği suyun altında olan tarafta bulunan metallerin bir şekilde insanlığın amacına uygun kullanılması olarak ben düşünüyorum. Ama gördüğümüz kadarıyla büyük bir rant ve büyük bir pazar olacak. Ben de şöyle düşündüm, yani daha teknik bir tanım yapacak olursak, büyük bir tonlarca
ağırlıkta büyük bir. Vakum aracının deniz dibinin deniz yatağını veya okyanus yatağına yerleşik girilip, oradaki bütün kayaları taşları süpürüp içinden dediğin metalimsi elementlerin olup olmadığının kontrol eden toplu bir öyle bir süpürge ile bir toplama yapan bir alet aslında deniz dibi madenciliğinin yapmaya çalıştığı şey gelecekte ve bunun testlerini de yapıyor. O zaman şöyle bir soruyla yönlendiririm, seni neden Denizli bir madenciliğine gerek
duyuluyor? Birincisi dediğin gibi bu elementler ama özellikle elektrikli arabanın ve elektrikli araba bataryasının çok yüksek taleplerle gelmesinin mümkün olmasıdır. Sanki bunda büyük bir motivasyon diye düşünüyorum. Ya biraz temiz enerjiyi politikalarıyla da alakalı bir durum gibi gözüküyor. Samet. Çünkü hani mevcut düzende dünya kirleniyor ve hani biz bu ekosisteme daha fazla zarar vermemeliyiz? Politikalarıyla birlikte temiz enerji biliyorsunuz. Son zamanda yeşil enerji, hani
green enerji diye geçiyor. Evet. Politikaları var ama bunu sağlayabilmek için mevcutta kullanılan metallerden 6 kat. Metal ihtiyacı oluşuyor ve yeryüzünde bulunan yeraltı kaynakları, okyanus ya da denizlerde bulunan deniz dibi madenciliği tarafında ise kat kat daha fazla gözüküyor ve özellikle bir bir bölgede bu yoğunlaşıyor. Evet, o bölgeye girmeden ama şey demek istiyorum. Şimdi her eyaletin ülkenin
koyduğu kendini hedefler var. Mesela 2.030 beşte şöyle yapacağız, 2.000 kırkta şöyle yapacağız, o da. Dediğin elektrikli araç. Evet dediğin 6 kat metal olayım mesela. California gibi yerlerin 2.035 yılında sıfır. Benzinli araba olacak gibi hedefler koymasından ortaya çıkıyor. Şu an aslında üretilen ile kullanılan arasında o kadar
aşırı bir fark yok ama. Hedeflere varmak istiyorsalar, alt katı fazlasına ihtiyaçları var, insanların ve devletlerin ve eyaletlerin burada Norveç veya Kaliforniya eyaleti gibi yerlerin kendinin koyduğu hedefler bilmiyorum. Bununla tartışmamız lazım. Bölümde gerçekçi mi, aceleci mi? Bunları da konuşmak lazım. Çünkü dediğin gibi bir bölge var. Oraya dalarsalar ki bunun tekniklerine gireceğiz. Niye henüz dalamadılar ve dağılacaklar mı diye. Bu da dalmak da ilginç bir terim
oldu. Hani her anlamda dalmak oluyor bu tabi? Çok doğru bir kelime bu hani evet sevgili dinleyene bölüm içerisinde aktaracağımız bilgilerle birlikte bu senin söylediğin kelime hani biraz böyle sokak tabiri olsa da tam anlamıyla durumu özetleyen bir kelime. Evet, evet, nopen intend derler böyle bir kelime 2 şeye uyduğunda bir yanda ingilizcede onun gibi bir şey olmuş oldu ama.
Yani şimdi elektrikli arabaların bataryaları, rüzgar panelleri, güneş panelleri, yani solar enerji, bunların hepsi için gereken şey biraz teknik olacak ve ingilizce ismini söyleyeceğim ama bu senin bahsettiğin bölgeye de geliriz. O bölge ve genelde 89 tane bölge varmış. Ufak veya büyük çapta bunların içinde bulunan kayalar var. Bunların oluşması milyon yıllar sürüyor ve bunlar oluştuğunda da polimetelik nagile diye geçiyorlar. Bu kayalardan ingilizce isimlerini söyleyeceğim.
Bunların bu kayalardan nichols, Kobal cuper ve mengenw isminde 4 tane çok çok önemli şeyi çıkarma peşindeler. Bunlar da dünyada yeryüzüne farklı yerlerde, farklı tekniklerde ve farklı kötü şeylere sonuç açan yollardan elde ediliyor şu anda. Dolayısıyla istersen çok dağılmadan bir senin dediğin bölgeye 2 ondan sonra da bunu en çok ya bu programı en çok iten şirkete geçerim öyle gidebiliriz adımı Esasında 1.800 yetmişlerden beri bilinen. Bölge clarin cluper bölgesi nasıl bilinen bir bölge?
British he MSEC challengeır gemisi zamanında dünyayı dolaşarak yani 1.870 yıllarında okyanus keşfi yapmış ve bu bölgede yüzeyde böyle neredeyse ceviz büyüklüğünde taşlar bulmuş, bunları almışlar kayıtlara geçirmişler vesaire o taraf aslında bir şekilde not edilmiş seyir defterine. Çok çok ilginç ama değil mi? O kadar eski zamanda bu turu atıp da denizinde bilinen o numuneyi alabilmesi beni bayağı şaşırtmıştı. Ama yüzeye de yakınmış, Samet
hani senin dediğin o hani? Milyonlarca yıldır oluşan metalik malzemeler yüzeye yakın yerlerde de artık hani deniz yüzeyinin yakın yerlerinde falan da bulunabiliyor. 1.960 ve yetmişli yıllarda dönemin hani böyle sürüklese eden devletleri o taraflarda madencilik operasyonları yapmaya başladı. Hani her zaman bir savaş durumu vardır biliyorsun hani bir mücadele, bir rekabet, bu o tarafa taşınmış, hatta bazı numuneler almışlar, incelemeler yapmışlar.
Mevcut dönemin ekipmanlarıyla neler yapabilecekleriyle alakalı testler de yapmışlar. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler devreye girmiş, bir tarafta 1.980 ikide ilave yönetmelikler çıkarmış ki, hani hem bu madenciliğin önüne geçmek. Çünkü hani öngörülebilen bir şey olmadığından bir anlamaya da çalışmışlar gibi algıladım.
Ben yüzden fazla ülkenin onayını alarak birleşmiş milletlerde 3 maddede uzlaşmışlar bir tanesi böyle bir faaliyet yapılacaksa bütün insanlığa faydasının olması gerektiği, gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir durumda olunması o madencilik faaliyeti ile alakalı.
Üçüncü olarak ise denizin ekosistemine ya da okyanusun ekosistemine zarar vermeme kaydıyla bu tarz işlerin operasyonları ya da madenciliğin yapılabilir olacağıyla ilgili bir mutabakata varmışlar ve bir anlamda o dönem olan böyle hani aşırı yoğunluğunda önüne geçmişler ta ki 2.012 senesinde Kanadalı bir şirketin Pasifik okyanusundan uzak bir tarafına yani cların cleperton bölgesine bir tane gemi yollayana Kadar evet ve. Bu bölge hani böyle haritalardan falan bakarken çok normal geliyordu.
Bana sonrasını öğrendim ki ABD nin 100 ölçümüne yakın genişlikte büyüklükte bir bölge aslında bayağı büyük bir bölge, yani okyanusta ve içinden çıkarabilecekleri şeyler yaklaşık böyle 100 120 yıl bize yetecek. Yani temiz enerjiye %100 geçsek yetecek boyutlarda bir zenginlik var o tek bir bölgede. Dolayısıyla bu Kanadalı madal şirketinin iştahının kabarmasının sebebi orada. Milyarlar dolarlar içinde bir olanak olması onlar için eğer çıkaran ilk şirket olursalar, şimdi bu dediğin işte
uygulanmalar, prensipler falan. Hepsi güzel de. Bu söylediğinin üçüncü kuralı olan deniz yatağını veya ekolojiye zarar vermeme maddesinin ilk problemi şurada başlıyor. Şimdi Kanadalı madf şirketi bir deneme sürüşü yaptı ve bunu da business insider youtube kanalında da yayınlamışlar hem de ceo'sunun röportajlarıyla beraber. Çünkü bir deney olarak bunu toplaması lazım. Ufak bir numune ve bunu da
sunması lazım. Organizasyona gerçekten nasıl yürütüldüğüne dair mesela orada biraz işin tekniğine de dalma ve onu öğrenme şansına eriştim. Şimdi yüzeyden 2 tane modül Macar diye geçiyor. 2 tane modülü denize salıyorlar. Aslında birincisi az önce başlarda bahsettiğimiz bu süpürge gibi deniz yatağını komple eme ve yukarıya gemiye yollayan büyük bir kamyon şeklinde ramode yani uzaktan kumandalı bir araç ama şurada sıkıntı var.
Çevreye nasıl zarar verdiğini özellikle bilim adamlarının itirazı yukarıya komple her şeyi süpürüp emek çektiği için oradan kendisine lazım olan taşları alınca bir başka note var, bir modül var aşağıya doğru geri kalan suyu tozu kumu, başka taşları, hayvanları neyi çektiyse içeri alan ikinci bir yol var ve burada asıl sıkıntı şu, denizin yatağından bunları
yukarıya çekiyorlar. Geriye salarken denizin orta derinliklerini veya hatta bazen direk yani Bu aslında iddia ikincisi ortasına doğru saldıkları kanıtlanmış, kendi yaptıkları teknik hatta ile araştırıyormuşlar. Daha da derine yeniden salabilir miyiz aldıklarımızı diye ya burada çorba gibi aslında işi karıştırma var dibinden alıp ortaya koyma ortadan ya çok kötü bir şey aslında gözünün önüne getirmeyi bile gerek yok. Ama green peace in bunu da son
anlatacaktım. Hazır geri gelmişken buraya sıkıştırıcam bir videosu var çekip bu senin bahsettiğin organizasyonu da yollamışlar. Bakın böyle şeyler yaptılar diye direkt gemiden de geminin. Çıktığı solan borularla direkt su yüzeyine, yani okuyunuzun yüzeyine de saldıklarını iddia ediyorlar. Hiç uğraşmadan çünkü şeyi biliyorsun insanoğlu, hani istediğini alınca geri kalanı atmak her zaman daha tembel bir aksiyondur. Hani bu şey yediğin zaman bir şey çöpünü atmaya bile
indirgeyebilirsin. Basit bir şekilde hani yerken çok güzel iştahlasın gidersin, kalkar alırsın, bittiği zaman onun çöpünü atmak zor gelir. Yani aslında 10'a çıkart benzer büyük çapta bir test sürüşü yapmışlar gibi geliyor. Burada diğer beni çok endişelendiren bir şeyi de ekleyip sana sözü vereceğim, o denizin dibindeki neyin zarar göreceğini daha bilmiyoruz. Burada çok büyük sıkıntı benim
mesela içimi sızlatan buydu. Şu ana kadar 5 bine yakın henüz adı konulmamış, daha araştırma ve keşfetme aşamasında olan türler farklı, hatta bir tane farklı ahtapotu türü bulunmuş, hiç daha kimsenin bilmediği, duymadığı ismini koymadı. Yani böyle yerlere girip de komple o denizin tabanını alıp yerinden kaldırıp gemilere koymak biraz bilmeden hatta ne zarar verdiğini bilmeden koymak biraz sanki aceleci bir davranış
gibi geliyor bana. Ama Mados şirketi 2.024 de izin alıp 2.020 beşte bunu convercial yani artık ticaret halinde yapmayı hedefleyen bir şirket. Ya burada zaten otoriter bir boşluk var. Şimdi birleşmiş milletlerin oluşturduğu bir otoriteden bahsettik ama hani yaptırım tarafı ve hani yönetmelik tarafından büyük eksiklikler
var? Şimdi senin dediğin domates şirketi, evet, 2.020, dörtte biz bu işe artık başlıyoruz diye deklare ediyor ama hani bunu standart bir prosedüre oturtma imkanı olmayan bir kurum var karşısında hani ben yaptığım olduya doğru ilerleyen bir süreç var. Sadece dument şirketi de yok esasında hani otuzdan fazla lisans verilen ülke ya da şirket var?
Şu an okyanusta özellikle clarin creperton bölgesinde araştırmalarına devam ediyorlar ki sanki dumanels bir adım önde olsa da bulanın hani parayı götüreceği bir evet süreçten bahsediyoruz. Bulan değil. Zeytin ilk başlayanın parayı götüreceği aslında yani orada OO zenginliğin olduğu belli. Aslında ilk dalan. Bu birleşmiş milletlerin kurduğu otoritenin hani herkese izin vermesi bir tarafa diğer taraftan da temel bir ilkesi var. Izin verdiği zon veriyor ya
izinleri bölge bölge veriyor. O bölgede çalışabilmesi için farklı bir şirketin izin alanın dışında öbürüyle partner olması gerekiyor. Hani bu bayağı büyük ortaklıklar kurarak bir şekilde parselleyerek bölgelerin genişletmeye doğru ilerleyen bir durum da var. Bazı şirketlerin parantez içi ülkelerin, çünkü hani sonuçta bu ülkelerde destekliyor. Bu şirketleri arkalarında the metalson kim var bilmiyorum şahsen ama ya ülke olmuş olmaz diye. Düşünüyorum şimdi.
Bir şey var ııı küçük ada ülkecikleri bunlar 3 tane ülke var arkasına. Mail şirketinin sebebi de şu, ozan en başta bahsettiğin gelişen ülkelere katkı vermek zorunda. Prensibinden dolayı gelişmekte olan ülkelere lisans önceliği karar vermişler. Gidip mesela Norveç Amerika falan alamıyor. Lisansı bu Kanadalı olduğu için bu şirket Kanada üzerinden lisansını alamayacağı için gitmiş. Bu küçük aday ülkelere adını duymadığımız navuru gibi mesela
nauruydu. Onlardan biri bunlarla gitmiş, anlaşma yapmış dediğin gibi burada ilginç işin ilginç tarafı bu küçücük ada ülkelerine neler verildi veya verilecek orası verirler aynen. Bazı ülkelerde ama senin dediğin gibi hani Norveç kanada'dan falan lisans alamıyor ya da partnerlik alamıyor o şirketler. Çünkü bu ülkeler ekosisteme zarar verdiğini düşündüğü için bu tarz faaliyetleri desteklemeyeceklerini açıklayan bazı ülkelerden.
Biri, evet, hatta bunu sen söylemişken world will life vandın bir moratoryum önerisi var. Yani bunu bir dur diyelim. Önce bir durduralım. Araştırma yaptıktan sonra devam edelim diye. Buna büyük şirketler Google, Samsung, volvo, bmw gibi şirketler imzasını atmışlar. Bu statement'a bu şeye duyuruya. Yani dediğin gibi bazı karşısında duranlar da var ama şöyle bir sıkıntı var, şimdi ceo'nun ağzından biraz da şeytan avukatlığını yapalım. Niye bunu yapalım dediği yerine
yapmayalım diye. O da diyor ki şeyde Endonezya ve filipinler'de neredeyse yağmur ormanları kalmadı diyor. Nike madenciliğinden dolayı kongr cumhuriyetinde insan haklarına aykırı Kobal madenciliğinden çocuk işçi çalıştırma dışında neredeyse başka bir şey yapılmıyor diyor. Bunların hiçbiri yapılmamış oluyor. Deniz teknik olan tamam orası doğru eyvallah bu mazeretleri diğer tarafı. Verdiğin.
Zaman. Aynen öyle ben de hani onun bunu nasıl justfikasyon, hani işinin içinden çıkmak için kendi aslında vicdanını rahatlattığına dair bir öneriyi vermek istedim. 10'a çıkart katıldığımdan değil çünkü bir de en son en kuvvetli argümanı siyonun ve şirketin şu biz bunu yapalım yeryüzünde ki madencilik olmasın artık hem benim hem de dinlediğim araçların, birkaç uzmanın görüşü de şu, sen bunu başlatırsan tam tersi yeryüzündeki madenciler seninle yarışa girip bunu daha
da fazla yapacaklar. Kendi cebinden kaydetmek istemez ki bu insanlar yani parasını için zaten bunun insanlık hayrına yapmıyorlar. Hani aslında piyasa daha da kızışacak, içine bir rakip daha girmiş olacak bu üretilen elementlerin çok yanlış bir düşünce Güçlü o bir rakip olacak ama hani baktığın zaman yeryüzünde bulunan Kobal ve nikel miktarından çok daha fazlası yani karada bulunan. Ve daha hızlı. Çıkarılıyor, denizin dibinde var, okyanusun dibinde var. Ve daha hızlı çıkarabiliyor
bulduğu teknikle bu melos. Şirketi bayağı süpürge tekniğiyle eko. Tamamen süpürüp şöyle bir araştırma var, bu yapılan işte hani süpürmemi denir. Kazı çalışmalarım denir çünkü sondaj da yapıyorlar. %43 oranında balık ve diğer canlıların ekosistemini bozduğu tespit edilmiş. Yani hani aslında çok da sürpriz bir sonuç değil. Benim gözümde senin gözünde de
öyle olduğunu düşünüyorum. 2 temel soru geliyor aslında bu süreçle alakalı bir bu bahsedilen işte temiz enerji ve iklim değişikliği problemleriyle birlikte mücadele edelim.
Bunu çevirelim mantalitesiyle geri dönülmez bir yola girerek okyanusları denizlerin altını deliceğiz ve ne var ne yoksa çıkaracağız mı, ne olacağı belli değil diğeri ise hani atı alanın üsküdar'a doğru gittiği bir süreç sonrasında örnek vermek gerekirse metal şirketi parayı alıp götürüp işte ne bileyim kanada'ya ya da diğer adalara offshore hesaplarına gömüp milyarlarca dolar cebine indirecek mi? Yani bir bilim Bilinmezler tarafı var bu bölümün.
Var var geleceğe dair var. Evet, ben de katılıyorum. Ne öneriyoruz kısmıyla bir kez daha sen dinleyenin karşısındayız. Her zaman olduğu gibi bazı önerilerimiz var ve sevgili Samet hali hazırda karşımda. Bu bölüm çerçevesinde tamam da ne yapabiliriz? Bu kadar anlattığınız bizce de kötü diyen dinleyenler için greenpeace in bir stop deeps mayminin isimli bir tane ex dedikleri imza atabileceğin herkesin imzasını toplayabildiği
online bir linki var. Onu link önerisi herhalde diyebiliriz olarak sitemize koyalım bence ben de öyle. Diyelim. Yeşil öneri evet, güzel oldu. Güzel bir tanımlama, onun dışında da bölümle daha alakasız olan ama yaptığımız bu ekim ayı kayıtlarına uyacak. Çünkü hello vin cadılar Bayramı kapımızda ve biliyorsun amerika'da 12 değil. Yani ben çok şey yapamazsam da ilgilenmesem de her taraf o moda girmeye başladı. Burada bir. Yılda yıl değil. Evet, o moda girmiş neye tıklasan korku filmi korku
dizisi var. Netflix'te şu anda onlarda bu kültürün pompalıyorlar. Bu vesileyle giller mi? Delta of Curry stisy isimli öyle yarı korku yarı gizemli bir dizi serisi var. 8 bölümlük mini seri onun önerisinde bulunayım. Onun dışında da hekabe dinlencesine hem youtubedeaser hem de spotify'da bulunan dinleme listemize Manchester orkestradan the sunshine ve amber ron'dan iPhone isimli 2 şarkıyı ekleyi kulaklarımızı sana verin.
Teşekkürler. Samet'cim önerilerin için ben bölüm içerisinde adını geçirdiğim bölümümüze atıf yapayım. Önereyim. 155 hashtag. Hepimiz artik soku savaş bunu sevgilileyen eğer hani bizi 200 küsuruncu bölümde yakalıyorsa bir böyle geriye gidip 10'a çıkart da bir kulak verebilir. Aynen ileri geri beri geri. Parmakları aşağıda aynen. 2 tane de şarkı var. Rekabete dinlemesini eklemek istediğim sevgili samet'ciğim ve sevgili dinleyen bir tanesi vuvu grubundan sesli harfi olmayan
GDYB yeme isimli. Iş yapılmış. Diğeri ise karadastan the chanin bunlar hekabe u dinlenci spreylislerimizde olacak sevgili dinleyen. Çok güzel, çok ilginç öneriler isimlerin isimleri bile açıp dinlememize sebep olacak öneriler diyebiliriz. Daha güvenli ve daha yeşil bir gelecek için nasıl ama direk açılışı gibi politika. Yeşil ama başka yeşilleri ya da
mavileri yok etmeden bir yeşil. Diyelim, evet, evet öyle bir gelecek için umarım hep beraber ileriye doğru geleceğe doğru yürürüz diyelim ve çok fazla da Bülent ersoy'a bağlamadan ben susayım bölümü kapatıp gidelim, sevgili konuşsun. Önceki sonraki 12 gel 2 bölümlerde görüşmek üzere sevgili dinleyen hekabipodcast.com üzerinden bize her zamanki gibi ulaşabiliyorsun ve bütün sosyal mecralarda tiktok hariç bulunuyoruz diyerek bir sonraki önceki bölümlerde
görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın bay bay. Hayat kaçınıyor? Hayat kaçınıyor? Ve hayat gıcık bir uykudur. Hıhı.
