Hayat kaçırmayalım. Hayat kaçırılıyor. Ve hayat kaçık, gülüp yutar LKB podcast ettiğim bir başka bölümüyle seni dinleyenin karşısında iyiyiz. Her zaman olduğu gibi istanbul ekseninde ben Cihan karşımda ise yine istanbul ekseninde sevgili Samet var. Ufak bir sürprizle birlikte uzun bir aradan sonra da aslında beraber bölüm kaydediyoruz gibi de olmadığımı diye düşünerek diyerek merhaba Samet çiğim nasılsın bu geçen süreç
içerisinde sonrasında. Geçen süreç içerisinde yenilenmiş ve dinlenmiş bir şekilde karşındayım sevgili canım. Yani şimdi sevgili dinleyen tam olarak seni belki kafasında canlandırıyordu. Ama gerçekten benim gördüğüm dinlenmiş ve hani kabuğunu değiştirmiş bir Samet var. Gibi zihnen inmiş diyorsun vücut olarak. Çok olmasa da onlara değineceğiz zaten. Yani hem dinleyiciyle 2 hafta 3 hafta ara verdik hem de dönüşümüzde kanlı, canlı, etli butlu. Kurumsal olarak bu girizgah
yapman da önemli. Tabii ki olmamız bir biraz daha anlam kattı sanki kaydı bir de hani klasik şuna çalışalım? Şu konuya atalım değil, daha fazla herhalde bugün sohbet. Durum tespiti. Evet sohbet tadında geçer diye düşünüyorum. Sevgili dinleyene, aslında bu bölümde. Samet'in geride kalan sürede ne yaptığını, çünkü hani samet'in ne yaptığından öte aslında bir bölgeyi konuşacağız. Bulunduğu bölgeyi konuşacağız. E sametle tabii ki hani işin mutfağında bulunduğu için 3 hafta. Yanlış değilse.
Insanı düzelt beni 3 hafta boyunca işin mutfağında olduğu için biraz daha hani hatırlarsan biz deprem bölümü yapmadık. Aslında onun aslında bir giriş bölümü var. Giriş bölümü var ama hani büyük deprem sonrasında bir bölüm kaybetmedik çünkü biraz nadasa bıraktık ve olanları da bir gözlemleme fırsatı da edindin sen ya da gözlemleme yaptın ama herhangi bir şey olmadığını gördün. Sanırım konuşacağız. Biz sanırım 4. 4 yılı aşkın kayıt süresince es geçtiğimiz tek hafta o haftaydı diye
hatırlıyorum. Öyle değil miydi? Evet, o hafta kasten bir dakikalık bir ses boş bir ses kaydı koyduk ki zaten. Hani o ara kayıt yapma ya da herhangi bir şey yapmak için motivasyonumu uzun olmadığı, çoğu insanın gibi bu arada sevgili dinleyen de buna dahil olduğunu düşünüyorum. O yüzden dolayı o haftayı boş geçmedik ama bir anma olarak geçtik diyelim. Aynen ya aslında şununla başlamak lazım, çoğu zaman aklıma gelen bir karşılaştırmayı bu.
Şimdi bundan çok farklı olsa da bölümünü de yaptığımız bir California orman yangınları olayı vardı. Şimdi oradaki 8 ay sonrasını veya 7 ay sonrasını düşünüyorum. Ve orada da işin aslında bir tarafında mağdur tarafta sen vardın. Evet, evet, yani direkt yine olayın içindeydim. Hani sevgili dinleyen eğer hani önceki bölümü kaçırdıysanız çok ilk bölümlerden biriydi aslında ya da dördüncü ve beşinci. Bölümdü uzun zaman.
Oldu. Hani samet'in evinin yandığı ve sonrasındaki süreci aslında şu an Samet biz anlatıyor. Evet. O süreçte doğru diyorsun, iyi bir hatırlatma oldu. Dinlemeyenler için orada evini kaybeden ailelerden biri olarak 78 ay sonrasını senin dediğin gibi yakından takip etme şansı olan bir insandım. Yine ve orada çok mükemmel olmasa da geri dönüş destek ne bileyim recovery dedikleri safa yine de bir gayret bir ayağa
kalkalım şaha kalkalım. Bir en azından izlerini temizleyelim ki, insanlar her gün tekrar bu travmayı yaşamasınlar şeklinde bir harıl harıl çalışma vardı. Yani 878 ay sonrasından bahsediyorum. Buradaki Şubat depreminden sonra Ağustos eylül'de bulunduğum zamanda onu çok benzer bir çay. Açma görmedim. O biraz üzücüydü. Sevgilini şeyi söyleyelim, hani senin 3 hafta boyunca bulunduğun bölge Maraş Kahramanmaraş bölgesinde edin oradaki bir yardım kuruluşunda gönüllü
olarak çalıştın. Evet, o bölgeden bahsediyoruz. Hani diğer bölgeleri de belki hani ne bileyim domino etkisidir sonuçta hani bir yerde yoksa diğer tarafta var olması çok mantıklı. Konuşamam. 3 aşağı 5 yukarı, yine onların da bir çerçevesini çizer diye ben düşünüyorum. Aşırı bir fark olacağını zannetmiyorum. Aralarında dediğin gibi ama yani şöyle söyleyeyim, genel olarak orada 2 buçuk 3 hafta geçirmek hem dediğin kuruluş Amerika bazlı yabancıları çok kapı açan bir şey.
Olduğu ismini de söyleyelim. Istersen, çünkü hani senin orada bulunduğun kuruluşun içerisinde yani türk var mıydı? Vardı vardı, çalışan olarak da vardı. Tek tük gönüllü olan da vardı. Ama genelde genelde gönüllüler herhalde yabancıydı ve yurt dışından böyle farklı
coğrafyalardan geliyor. Çünkü hani şimdi dinleyenlerin çoğu o bölgenin dışarısında olduğu için yurt dışında ya batı taraflarında türkiye'nin biraz zamanla geçince biz biliyorsun hani bizde bakanlık evet, balık durumu var, biz unutuyoruz ya bu bizim için de geçerli. Tabii ki sevgili dinleyen sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmen de gerekiyor. Bir şekilde hengame içerisinde ama dünyanın çeşitli yerlerinden ne bileyim, güney amerika'dan işte asya tarafından.
Avrupa'dan amerika'dan bir sürü insanın buluştuğu bir yardım kuruluşu gibi anladım. Ben senin anlattıklarından kayıt dışı olarak. Kesinlikle öyle ya zaten hani bu kayda da bakmana gerek yok. Ismini söylediğin için söyleyeyim mohandas. Bileklerinde de ya yazdığı şekilde. Evet aynen ole hansen hard ismi yani şey çoğunluk yabancıydı tabii ki de bulunduğumuz kampta ama hani sitesine falan girdiğinde de zaten her gittikleri yere ve insanların kimlerden oluştuğunu rahatlıkla
görebilirsin. Orada da ya bu dediğin o unutkanlık olayı mutlaka onun etkisi vardır. Bir de hani bazen üzerinden uzun zaman geçince insanlar artık her şeyin düzelmeye başladığını varsayıyor aklında. Mesela bazı projeler varmış oralarda. 5 yıl önce olan şeye felakete hala kamp kurup yardım ediyormuş atıyorum. Mesela okul yapamayan devletin olduğu yerde hâlâ okul yapmaya
çalışıyor. Aynı organizasyon 500 geçse de üzerinden sayısını arttırmak için okulların hani şey süre sanki biraz anlamını kaybediyor bu tarz felaketler. Zaman her şeyin ilacı değildir diye de düşünebiliriz. Sevgi dinleyen. Aynen öyle yani süre hani tarih, süre zaman zarfı? Bunların hepsi birazcık anlamını yitiriyor. Felaket olduğu zaman işin özünde. Çünkü tamamen aslında cevaba bakıyor ve aksiyona bakıyor diye düşünüyorum.
Ben doğru diyorsun, şöyle ilerleyelim, istersen sevgili Samet sevgili dinleyene de izah edelim ben. Sana birkaç tane böyle sufle lik soru sorayım. Daha durumu anlamak için ben de. Çünkü merak ediyorum sevdiklerine de şunu söyleyelim, hani öyle detaylıca oturup konuştuğumuz bir durum da yok. Çünkü Samet daha yeni geldi ve mikrofonu başı da oturduk. Biraz da tutmaya çalıştım. Kendimi karada kalsın diye sana. Anlatacaklarım farkındayım. Ben de özellikle sormadım ve şu an sormaya başlıyorum.
Şeyi merak ediyorum ilk işte havalimanından şehre doğru ilerliyordum. Bir videonu gördüm. Ben senin instagram'da yani öyle bir video atıyorsa Samet dedim. Bayağı şaşkın bir şekilde durumu anlamak için çekmiş ve sonrasında bir mesaj olarak instagram'a story olarak 60 diye düşündüm. Ilk indiğinde deki izlenimin yani bir. Sonuçta kafanda bir Maraş vardı. Sonuçta uzak da olsan amerika'da da olsan takip ediyordum.
Bir şeyler yapmaya çalışıyordum ama oraya hani o yeleği giymek derler ya ceketi giymek onu giydikten sonra yani oraya gittikten sonra beklediğin ortamdan daha kötü müydü yoksa ya bir şeylerde de düzelmiş mi dedin? Bunu deprem için. Söylüyoruz bunu deprem izlenim. Evet, senin kafandaki Maraş resmini ilk izlenim olarak soruyorum. Ya şunu öğrendim, cevabını
vereyim. Deprem ve fay hatları ve nereye hangi binaları yapmaya karar verdin ve nasıl binalar yaptığının ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Çünkü taksiden inip de direkt kalacağım yere gittiğimde. Seçtiğin güzergaha göre hiçbir şey olmamış, çok da güzel her yerde binalar hala var. Çok da kötü değilmiş. Burası gelmese miydim bile diyebilirsin. Eğer farklı bir yoldan gidersen. Senin gittiğin yol öyle?
Değil mi? Ha değildi ama bazı bölgeler var ki ya ben toplam her geçtiğim yolları artık bildiğim için içine katarak bu sözü söylüyorum. Birini doğru yollardan dolandırılan gerçekten de maraş'ın hali vakti yerinde diyebilir. Ama bazı yerler var ki 15, 16, 20 tane aynı tipte siteyi sulak eskiden tarım olan yerlere yaptıkları ya da bu yerlilerin bana anlattığını ben buradan anlatıyorum.
Bu arada bilgiye dayalı değil. Hani gerçekten geçerken yirmisinde yan yana dümdüz olduğunu gördüğün yerler var. Orayı girersen o zaman. Tabii ki de senin bahsettiğin attığın videodaki gibi şok etkisi yapan mahallelere girebiliyorsun. Bazı yerleri görüyorsun, çok hissettirmiyor, merkezinde var, orada da hissedebiliyorsun. Mağaza dış yerlerinde ve kayalık yerlerde herhalde sen daha iyi bilirsin. Yapılan binalarda çok hissetmiyorsun, ayakta kalmış oradakiler hani çok bölgesel.
Bir yerlerim olmuş. Bir yerlere vurmamış genel anlamında bakarsak 6.000 7.000 kişinin yaşadığı konteynır kentler yine binlercesinin yaşadığı çadır kentler falan. Onlar hala duruyor ve çok da sıcak oluyordu. Orası. Ben gittiğimde ve gitmeden önce 40 üzeri çıkıyordu. Kolay değil o anlamda tabii devam etmeleri öyle yaşamaya. Çünkü üzerinden dediğim gibi yine başlarda bayağı bir zaman geçtiği için artık. Bir çözüm, bir next level, bir bir dahaki adımı bekliyor
insanlar. Çünkü bir de biliyorsun ventures coming meşhur game of Thrones şimdi yine geliyor. Dolayısıyla bir şok etkisi oldu, dolaştıkça. Şimdi şeyi de sorayım, sana sevgi dinleyene şunu söyleyerek sen orada bir otelde ya da başka bir yerde kalmadın. Hani orada yardım kuruluşunun kurmuş olduğu çadır kent var ya bir ufak bir kampta kaldım. Çadırda senin kaldığın bölge bu bahsetmiş olduğum conteyner kentlerine yakın mıydı?
Ya da hani çevrende konteynır kent değil de böyle tek tük yaşam alanları olan konteynırlar var mıydı? Nasıl bir ortam vardı senin bulunduğun kamp alanında? O da güzel soru, bizim gündüzleri çalışmaya gittiğimiz yerler. Arabayla 15 20, 25 dakika trafiğe göre uzaklıktaydı. Yani bulunduğumuz yerde değildi. O konteynır kentler biz daha biraz dışında. Bulunuyor. Şehrin dışında kaldım. Biraz kamp kamp kamp orada kurmuştur.
Evet. Ama şey, çok ilginç yani mesela yarı yıkık neredeyse yan duran çatlamış, içi boşaltılmış binanın en alt giriş katını tek böyle tek başına tek çadır kuran ayla da gördüm. Güneşten korunup gölgede kalabilmek için yarı yıkık binanın giriş katına çadır koymuşlar içine. Hani böyle etrafa savrulmuş küçük küçük şeyler vardı. Bizim yaşadığımız yere yakın. Amerikan olanlar da. Vardı ezel bireysel vardı ama büyük konteynır kentler bizden yarım saat 20 dakika yarım saat
uzaktaydı. Onlar da şehire yakın mı yoksa sizin gibi şehrin dışında mıydı? Onu fark edebildim mi rota? Olarak yani şehir deyince tam merkezini kastediyorsan çarşının. Pazarın ortası. Değil, oralara çok yakın değildi. Yani yine bir minibüs konteynır kentin girişinden bir minibüse binip bir yerlere gitmeleri gerekiyor. Yani o konteynır kentlerine en azından benim gittiklerinde çok fazla alışveriş veya başka işini görecek şeyler yoktu.
Ufak tefek konteynır dükkanlar açılmış, çok konteynır dükkanlar vardı. Konteynır kentlerin önünde oradan ihtiyacını görüyor insanlar. Bir diğer aklıma gelen şey de bahsettiğimiz depremin üzerinden bu kaydı aldığımız zaman diliminde 7 ay civarında, 7 aydan biraz daha fazla. Olmakla birlikte bir zaman geçti. Hâlâ şehirde şey hissediliyor mu? Hani ya burada gerçekten çok büyük bir felaket olmuş her yerde harabe şeklinde yapılar var ve insanlar şeyi hissediyor mu?
Yani depremden önce yani savaştan çıkmış psikolojisini hissediyorlar. Mı? Evet, bu kısmını konuşmak benim için önemliydi. Çünkü konuştuğum her dükkan sahibi taksici sokaktaki insan çaycıya oturduğumuzda bizi fark edip ne yapmaya geldiğimi. Soranlar oldu. Dörtler giydiğiniz için aynı. Ihtimalle aynı tip şeyler giydiğimiz için hepsinde toplu bir. Travma mı? Travma vardı ve işin ilginç tarafı bu.
Başka birine de anlatıyorum. Geçen gün sen saygılı olmak ve bu travmaları uyandırmamak için aslında o konuya girmeye çalışıyorsun. Çevresinden de ulaşmaya çalışırken bir anda kendini ortasında buluyorsun. Değil mi? Evet, insanlar o kadar dolmuş ki hani üçüncü, dördüncü cümleden sonra onlar zaten kendileri başından geçenleri direkt anlatmaya başlıyorlar. Sana hepsini de zaten hikayesi birbirinden farklı. Böyle bir toplu bir yüzün ve travma havada var.
Benim açımdan benim şöyle bir avantajım oldu, şimdi birçok insan ingiltere'den, amerika'dan merkez Avrupa merkezinden gelip yardım edip gidiyor. Dolayısıyla türkçeleri yok. Ben de şöyle bir avantaj oldu. Hem kampta kaldıkları imla bir
bağlantı kurabildim. Arkadaşlıklar edindim, destek olduk birbirimize hem de kendi başıma veya 12 kişiyle o dediğimiz ortamlarda bulunduğunda türkçenin avantajıyla birebir insanlardan ya şey, yani bunun bunun arada hiçbir şey olmaması çok güzel bir medya yok. Bir ileten bir mesaj. Attım. Bir bariyer yok, bir aplikasyon, hiçbir şey yok.
Sen orada etin kemiğin ile adamın direkt önünde veya bayanın %100 100 yüze birinci elden hikayesini dinleyen biliyorsun ve hani çok farklı insanlarla tanıştığım için çok da farklı hikayeler dinlemiş oluyorsun. Genel olarak soruna cevap evet hepsinde travma da vardı. Depresyon, üzüntü. Hepsi havada zaten seçebiliyorsun ama sadece karamsar olarak bunu söylemeyeyim. Bütün bunlara rağmen aynı zamanda da hiç böyle esirgemeden inanılmaz bir misafirperverlik
de var. Hem yabancı arkadaşlarıma hem bana karşı o sevgiyi misafirperverliği gördükçe insanın da onlara daha çok zaten yardım edesi de geliyor. Öyle çok güzel bir sinerji de oluştu aslında her biriyle konuştuğumda. Biraz daha kalsam diyorsun, belki de muhtar adayı hocam olacaktır diyorsun yani. Olabilir ne ya da hakikat Beyoğlu partisi. Kurabiliriz, orada küçük bir konteynır. Yani oy toplarız. Şeyi şeyi tahmin ediyorum zaten.
Hani uzmanlar genelde bu tarz depremlerden ve yıkımlardan sonra psikolojik desteğin çok önemli olduğunu ifade ediyorlar. Ya aslında bir anlamda o tarafa bu yönelimin çok olmadığını anlıyorum. Senin söylediklerinden çünkü şey diyorsun, hani bir laf var ya? Türkçede bir dokun 1.000 ah işit seninki biraz öyle olmuş sen merhaba dediğin anda senin türk olduğunu fark ediyorlar ve doğal olarak etrafımdaki herkes yabancı. Olunca karşıda duymadığım.
Için hiç tipin de benzemediği için bir anda samimiyetle birlikte sana her şeyi anlatır hale geliyorlar. Bu sen de ekstra bir yük yaratmadı mı? Yani psikolojik olarak çünkü. Hani hepimizin kendine has problemleri var. Yani ufak tefek sorunları var. Hani kendine göre büyük olabilir ya da çevreye göre küçük de olabilir ama iyi kötü herkesin bir problemi var. Senin hayat akışı içerisindeki bu yükünün üstüne bunların ekstra bir yük olarak geldiğini mi düşünüyorsun?
Ve seni bu süreç yani 3 hafta boyunca bu etkileşim pozitif anlamda mı yoksa negatif anlamda mı etkiledi onu merak ediyorum. Benim dertlerim hiçbir şeymiş mi diyorsun mesela? Şu anda onu kesinlikle diyorsun. Belli bir noktada evet ya şey akp'nin dedikleri böyle gözünü açan bir tecrübe olduğu için orada ya aslında şöyle söyleyeyim, orada kiminle konuştuysam veya başımdan neler geçtiyse kimleri gördüysem, neler yaptıysak onların hiçbiri bana.
O kişisel dertler üzerine ekstra dert olarak dönmedi. Yani şu an karşımda otururken ekstra bir derdim yok. Çünkü giderken mantalite olarak ve kafa yapısı olarak zaten buna hazırlıklı gidiyorsun. Yani lay lay lom eğlence parkına gitmediğini. Bildiğin için biliyoruz. Bu ülkeyi de biliyoruz. Orada olanları da yakından takip ettiysen biliyorsun oraya giderken zaten senin zihnin sen farkında olmadan seni hazırlıyor. Bu tarz şeylere şok etkisi çok önemli bir şey.
Ölümlerde, kazalarda, felaketlerde ne olursa olsun ama yavaş yavaş kendini hazırlayarak oraya gidiyorsan beynin de seni hazırlıyor. Aslında olacaklara ve bir şok etkisi olmadığı için bekleyerek gittiğin için aslında kişiden kişiye değişir. Bu çok kişisel bir soru çünkü. Hani birkaç tane arkadaşım biraz daha yüklü de döndü. Aslında gördükleri dinlediklerini den sonra bazı insanlarda da dinledikçe daha fazla yapasın geliyor. Sana pozitif bir böyle bir motivasyona iten bir motivasyon
oluyor. Ben de biraz daha sanki o tarafa kaydı. Yani biri bir şey dedikçe baya bir şeyi derdini anlattıkça böyle beynin şeylere gidiyor ya bu da aslında nasıl çözülebilir bu böyle olabilir mi? Buraya böyle mi yap yapılsa hani o anlamda bir etkisi oldu bana genel olarak tabii ki de zaten podcast de dinleyen şu an dinleyici biliyor benim daha karamsar olduğumu bilmem kaç 100. Bölüm sonra. O Kasım tabii ki de yerini koruyor ve sağlamlaştırıyor.
Böyle şeylerden sonra ama gündelik hayatta öyle bir durum olmadı. Tam tersi bir itici, bir güç oldu. O bakımdan iyi ki gitmişim. Diyorum zaten şuradan da belki anlayabilirim. Hani giderken sen ya bir haftalık gidiyorum diye gidip bu etkileşimlerle birlikte 3 haftaya çıkardın ki 3 hafta da senin aslında maksimum maksimumu. Çünkü yakında bu ülkeden terki diyar ekleyeceğin için o yüzden dolayı sen aslında maksimumu kullanarak orada kaldı.
Sana şöyle söyleyeyim, o üçü altıya çıkaran bilsem şu anda çıkarırdım. Işte onun farkındayım. Oradaki senin biraz önce söylediğim motivasyon kısmı sende oluşmuş. Evet, onu anlayabiliyorum. Evet ya şu an mesela bölümün sonlarına gelirken benim. Böyle cevapsız kaldım, sana da anlatamayacağım. Yani bir cevabım yok. Çünkü dinleyenlerden belki böyle bu işle alakalı olan vardır veya fikri olan vardır.
Bilgisi olan vardır. Benim bütün bu tecrübeden sonra cevapsız kaldığım şey yani bu böyle devam etmez. Nasıl gitmeli bunun? Bunun cevapsız adıyla döndüm aslında. Çünkü dediğim gibi winter is coming dediğin senin dediğin gibi 78 ay geçmiş normal şartlarda 78 ay çok yeterli bir süre en azından.
Barınma için belki. En azından travmayı her gün yaşamaması için uyanan insanın izlerini birazcık yok edip temizlemek için felaketin benim tek cevapsız kalan ve en çok böyle içime oturan hani böyle devam etmemeli? Nin cevabı yok. Hani nasıl devam edebilir? Ama o bakımdan da herhangi bir fikri olan varsa bize yazsın veya nereye gerekiyorsa oraya yazsınlar. Şeyi de sorayım sana şimdi hani sen 3 hafta boyunca ordaydım. Bir yardım kuruluşunda aydın, o bölgede sadece o yardım kuruluşu
yok. Bir sürü yardım kuruluşları var. Bağımsız işte ya devletin kurumlarının olduğu herhangi bir koordinasyon ne bileyim, bir iletişim bir şey gördün mü? Ya da yeterli miydi, eksik miydi, ne gibi bir nasıl bir yardım kuruluşu ortamı vardı? Aslında biraz onu merak ediyorum. Aslında o konuda yani çok bilgili değilim. Şey çalışan olmadığım için ama bizim. Çalıştığımız bazı alanlarda herkes için mimarlık him diye geçiyor.
Sanırım öyle bir kuruluşu mesela biz ortak veya ortak değil de onlara yardım şeklinde şey yaptığı katkıda bulunduk. Başka bir tane daha vardı. Kuzey Anadolu fay hattı derneği sanırım olabilir ya da yalan olmasın, onlara yardımda bulunduk. Hem eleman yardımı hem de başka yardımlar yani vakıfların arasında yardım ve destek vardı. Benim gördüğüm kadarıyla şeye tarafında çok konuşamam. Hani politik veya düzenleme anlamındaki kimle ne?
Anlayabilirdiniz. Koordinasyon içerisinde çok bulunmadığım için o kısmı çok bulmuyorum ama ortak çalıştığımız kurumları biliyorum diyorsun. Evet, ama ben bazı çadır kentlerde çalışırken. Özellikle yerli yabancı çok görmedim açıkçası konuşayım. Yani yerli birçok kuruluşun gelip yardım dağıttığını da gördüm. Yani hala aktifler orada veya kadınlar ve çocuklar için aktivite günleri oluşturan bazı
kuruluşlar gördüm. Gelip yani unutulmuş bölge değil ama daha farklı, daha güçlü bir şekilde bir değişimin olması gerektiği bir bölge olarak söylüyorsun. Ben onu anladım. Ilave olarak da hala şehirde bulunan yıkık binaların insanların her gün karşısına dikilmesi de sanıyorum en büyük problemlerden biri. Şöyle özetleyebiliriz, aslında en büyük aldığın böyle
mesajlardan biri kendine. Küçük çapta bir sürü kuruluşlar, vakıflar, şunlar, bunlar birinin hayatına dokunabiliyor işte bu insana şunu verebilirim, şuraya şunu dağıtırız. Burada bir çizim atölyesi yaparız. Şurada dikiş öğretiriz. Burada bir gölgelik inşa ederiz ama dediğin gibi büyük çapta asıl yapması. Gereken. Ve elinde gücü olan büyük değişimi yapmaya gücü olanların harekete geçmesi en büyük dileğimiz diyebiliriz yani. Son olarak da şeyi sorayım.
Şimdi hani sürekli atıf yapıyorum ya 3 hafta, 3 hafta, 3 hafta, 3 hafta boyunca ne gibi aktiviteler yaptınız? Genelde yapı işleriyle uğraştığınız için aslında çok da aşina olduğun şeyler değil sen bir veteriner teknisyeni olarak ne bileyim çocuklara oyun parkı yaptın mesela. Aşina olduğumuz şeyler değil ama. Isteyince. Oluyor lendirme olarak gayet başarılı bir organizasyon içindeydik. Hiçbir zaman ya ben ne yapacağımı bilmiyorum. Şurada köşede dikili kaldım gibi bir durum olmadı.
Sürekli meşgul ve adım adım öğrenerek her şeyi yaptık. Çok güzel bir yönlendirme vardı. Gölgelik inşası üzerine zaten kısa olduğu için benim sürem 23 hafta 10 gölgelik inşası vardı. 2 tarafta bir tarafta da dediğin gibi bir çocuk oyun alanıyla ilgili bir projeye yardım ediyorduk. Onun dışında da tabii bu bahsettiğimiz yer ya da organizasyon önceki aylarda ve sonraki aylarda farklı şeyler de yapmış. Ayrıca bir de çocuk aktivitesine katıldım bir gün. Gıda falan da atmadınız mı
dondurma? Dağıtımı. Bir şeyse Maraş dondurması, saygı. Yok, ben dağıtmam ama dağıtanlara gördüm. 10'a çıkart söylüyordum sana. Ama bu dediğim gibi organizasyon, yemek, dağıtma veya başka farklı aktivitelerde zamanı gerektiğinde geçmişte de bulunmuş. Çünkü aslında çok erkenden oraya gitmişler. Yani şubat'ın yalan olmasın sonundan itibaren veya her martın başlarından beri orada olan bir kamp. Bu gelen geliyor, giden gidiyor, sürekli bir dönüşüm var ama süreklilik sağlanıyor anlamda öyle.
Yani aslında gönüllü olmak çok zor bir şey türkiye'de. Çünkü zaten kendi gündelik. Ve kendi dertleri içerisinde insanlar hani bokunda boğulmak derler ya şu an bizim gündemimiz türkiye'deki insanlar olarak biraz öyle. Hani aklın insanların aklının köşesinde hâlâ hani depremin sonrasındaki travma tik durumlar olduğunu biliyorum. Hani yaşasa da yaşamasa da ya mesela geçen hani fas depremi olduğunda ne kadar büyük bir yıkım olduğunu hepimiz gördük.
Bir şey gibi oluyor, böyle geçmişi hatırlatıyor. Sana yakın geçmişi, daha doğrusu evet hafızamız da bizim çok kuvvetli olmadığı için uzak geçmişi hatırlayıp yakın geçmişi biraz hatırlıyoruz. O yönden senin deneyimlerin biraz bana ve sevgi dinleyene ışık tutup online mod derler ya hani onu sağlamıştır? Diye hepimizin yerine yapmış oldum. Öyle diyelim o. Zaman. Ne öneriyoruz kısmıyla bir kez daha sen dinleyenin karşısındayız. Bir süredir yapmadığımız bir bölümdü senin de bildiğin gibi
sevgi dinleyen. Çünkü ne ne arıyorsun? Samet ile birlikte ya da cihan'la birlikte olması gerektiği ilkesinden yola çıkarak böyle yaptık. Sevgili Samet her zamanki gibi hazır karşımda ve bakalım bize ne gibi öneriler sunacak? Maraş'ta bulunurken bir gün eğitime katılmıştık. Eğitimdeki konulardan biri mevzu bahis olunca aklıma geldi. Aynı zamanda bu filmden de bahsetmiştik zaten eğitimle o yüzden ilk önerim bir film önerisi olacak Hotel rwanda filmini önermek.
Nerden? Büyük efsanelerden ayrıca son zamanlarda da son yıllarda bu otel romanın ana karakteri olan kişiyle ilgili bazı gelişmeler de olmuş. Yani gerçek hayatta. O yüzden güncelliğini hala koruyan bir film diyebiliriz. Film önerisi olsun, bir de bazı sıkı dinleyiciler belki hatırlayacaktır. Bu sene amacım daha fazla kitap okumak deyip duruyordum birkaç
kayıtta. Dolayısıyla başka bir kitabı daha bitirdiğim için ve devam kitabına başladığım için horoza maro devasa konsolosluktan şeker portakalı kitabını maraş'a bitirmiştim. Sonrasında bu kitabın üçleme şeklinde devam ettiğini öğrenince yine maraş'ta şans eseri devam kitabı olan güneşi. Uyandıralım mı buldum ve şimdi de 10'a çıkart başladım. Aynı karakterin sezenin hikayesinin devamı dolayısıyla bu kitap önerisi de benden hem
sana hem dinleyene gelsin. Çok keyif aldım çünkü ilk kitaptan onun dışında da bayağıdır. Listemizi güncelle yemiyoruz biliyorsun. Benim kesinlikle bir geride kaldık ki bizim aslında akış içerisinde her hafta ekliyoruz ya. Aynen öyle hep kabul dinleyicisiyle eseri youtube ve spotify'da bulunan şarkılar listemize 2 tane şarkı ekleyip köşeme çekileyim. Ben bir tanesi. Bu arada grubun ismini çok sevdim. Senin de hoşuna gidecektir. Schwechat schering gets.
Grubunda. Grubun adı şarkının adı da gauss www.seine diğer şarkım da bed comments grubundan thief of peace of mind. Manidar olmakla birlikte önerilerine teşekkür ediyoruz. Sevgili Samet çiğim ben de hızlıca 2 şarkı önereyim. Daha önceki 2 bireysel kaydım da öneri yapmadım ama onları zaten es geçiyoruz. Bir tanesi red hot chili peppers tan others with klasik klasikler olarak nasıl atlatırsak bilemiyorum ama uygun diye
düşünüyorum. Bu bölüme diğeri ise Melis danişmende den her şey normal bunlar. HKBO dinleyicisi projelerimizde deezer, Spotify ve youtube da olacak. Sevgi dinliyor. O zaman HKB portes nokta com'a uğramayı unutmayın deriz. Çünkü orada ücretsiz üye olmadan herhangi bir platforma veya aplikasyonu bölümleri dinleyebilirsiniz. Onun dışında da patron gibi yerlerden de bize bir kahve bir ne bileyim sütlü. Kahve Samet, çünkü sütlü sever sevgilini. Aynen öyle.
Ismarlayan bilirsiniz ya da bölüm önerilerinde bize bulunabilirsiniz. Patronun üzerinden onun dışında yolculuğa bizimle devam ettiğin için çok teşekkür ediyoruz ve bir önceki bir sonraki 12 geri. 2 aynen bölümlerde görüşmek üzere diyelim, hoşça kalın. Hoşça kalın görüşmek üzere. Hayat kaçırmayalım. Hayat kaçırmayalım. Ve hayat kaçık bir boyutudur.
