Hayat kaçırmayalım. Hayat kaçırmıyorum. Ve hayat kaçık, büyük Katar hayat kaçık bir uykudur. Podcast in bir başka bölümüyle sen dinleyen karşısındayız. Her zaman olduğu gibi istanbul ve Türkiye ekseninde ben Cihan karşımda içse öte California larda sevgili Samet var demek
isterdim. Ama Samet bu hafta ne yazık ki milli takımdan affını istemesi vesilesiyle aramızda değil, özel bir etkinlik ya da bir organizasyon içerisinde olduğunu size çıtlı atarak kendisi zaten geldiği zaman gerekli detayları bizimle paylaşacaktır diye düşünüyorum değil mi? Seyriyle sametle pası buradan 10'a çıkart atıyorum. Bu bölümde biraz farklı bir şeylerden konuşacağız gibi de düşünebilirsiniz sevgili dinleyen.
Neyden konuşacağız? Vida'dan konuşacağız ama vida'dan konuşmadan önce biraz dalga sörfü nden de bahsetmek doğru olacaktır diye düşünüyorum. Çünkü denizle arasına bu kadar mesafe koymuş bir coğrafya insanları olarak buradan başlamanın doğru olduğunu ve sonrasında da via doğru evrilir miz. Şimdi türkiye'de dalga sörfü dendiği zaman akla gelen ilk şey şu olabilir ya türkiye'de dalga var mı ki? Ama bu böyle şehir efsanesi tarzı bir durumdan oluşuyor.
Neden? Çünkü belki de çoğumuz eğer bir tatile gidiyorsak ege taraflarına gidiyoruz ve gördüğümüz dalga aslında bir sörf dalgasını andıran bir dalga değil sonuç olarak. Dediğim gibi 3 tarafı denizlerle çevrili ve bize bunu hani ilkokulların zamanlarından
itibaren öğretiyorlar. Yani çok sulak bir ülkeyiz. 3 tarafımız denizlerle çevrili, 4 mevsim var ama bu 3 tarafı denizlerle çevrili tanımı içerisinde Denizli olan iletişimimiz hep minimum seviyelerde ve sınırlı kalmış ki bunu belki de sen dinleyen birebir yaşıyorsun. Istisnalar kaideyi bozmamak kaydıyla Karadeniz dahil olmak üzere kıyı şeritlerinde yaşayan birçok kişi yüzme bilmiyor.
Bu bir gerçekten şeref sahnesi değil sevgilinden realite, hatta yüzme bilmeyen balıkçılar da hatırı sayılır seviyede diye. Düşünebiliriz ya böyle ortamda? Dalgalı denize ayağını bile sokmaya büroları içerisinde deniz korkusunun maksimum seviyeye ulaşması da hiç sürpriz değil. Çünkü dalgalı bir deniz gördüğümüz zaman kıyıya gidip sadece seyrederiz. Baktığımız zaman eski zamanlarda hani istanbul şehrinde bir sürü yerde plaj olup insanlar denize giriyordu. Ama şu an istanbul tamamen deniz
ulaşımı üzerinden ilerliyor. Hani denize girmek çoğumuzun aklına gelmiyordur ve gelse bile saçma olarak bulup devam ediyoruz durdur ve tabii Marmara iç deniz olduğu için çok da sörf için uygun değil amma velakin bu olay Karadeniz ve Akdeniz için bambaşka çünkü Karadeniz ve Akdeniz tarafında dalga sörfü. Uygun dünya standartlarında dalgalar bulmak mümkün. Yavaş yavaş gelişmeye başlayan bir dal aslında sörf belki de hızlı gelişiyor. Çünkü 2.021 yılında olimpik spor
olarak da ilan edildi. Sörfü hikayesini böyle kronolojik olarak hızlıca bakarsak, 15. Yüzyıldan beri süre geldiği düşünülüyor. Sörfü in dük pau khana moko waikiki de ilk sörf grubunu kurduğunda 1.920 yılıydı ve resmi bir spor dalına dönüşmesine vesile oldu. Hani siirt'in babası olarak da nitelendirebiliriz bu kadar zaman sonrasında belki de yakın zamanda garip olan şey ise dünya sörf federasyonunun türkiye'yi dalga sörfü yapılabilir ülkeler arasına yeni almış olması.
Ki aslında bu coğrafyalarda çok uzun zamandır yapılan bir etkinlik, bir spor, bir gelenek diyebileceğimiz şey aslında sörf ama bu profesyonel taraftan öte biraz da geleneksel tarafa bahar oluyor. Kazım koyuncu'nun via albümü içerisinde Mehmet Ali barış beşinin yazdığı. Güzel bir not var onu sizinle paylaşmak istiyorum. Viya viya inerken bazen vücudunuzun üst kısmı suyla temasını kaybeder ve uçtuğunu hissedebilirsiniz. Nedir veya 2 şey söylemek mümkün?
Teslimiyet, özgürleşme. Teslimiyet çünkü kendinizi dalgaya verirsiniz, teslim olursunuz, özgürleşme. Çünkü birey olduğunu gösterirsiniz. Kazım dina, kaki koyuncu viya iniyor, yüzme bilmese de parantez içi ve size sesleniyor. Putra anıların via inerken seslendiği gibi viya vida'yı kısaca aletsiz sörf vücut sörfü olarak tanımlayabilirsiniz. Burada bahsedilen vücut sörfü yaklaşık 160 senedir Karadeniz coğrafyalarında bir şekilde babadan oğla aktarılmış ve çok az şu an için kalmış olsa da
olan bir gelenek. Hatta financial times'da bir makalede bundan da bahsediyor. O makarna ismini söylemek gerekirse blacksea brokers exploring Turkey sanctions Turkey yani tarihi 19 olduğuna da atıf yapıyor. Bu geleneğin yavaş yavaş ortadan kaybolması gibi bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü yakın tarihe yakınmış gibi bakmamıza rağmen bir o kadar da uzak bir şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Bunun bazı sebepleri var. Tabii ki bunların başında hem politik hem sosyal hem de dünya
gerçekleri var. Politik taraf genelde mevcudu korumaktan öte bizim ülkemiz için belki de geçerli olan şekilde mevcudu korumaktan öte. Sanki yeniyi getirirken mevcut olanı tamamen ortadan kaldırmanın gerektiği gibi bir durum söz konusu. Bunu nereden anlayabiliriz? Mesela bu video özelinde Karadeniz sahil yolundan anlayabiliyoruz. Karadeniz sahil yolunun yapılmasıyla birlikte zaten bizim insanımızın denize olan
mesafesi. Hatırı sayılır bir seviyedeyken şu an ulaşılmaz bir boyuta geldi ki insanların atalarından, babalarından öğrendiği alışkanlıklardan biri olan vida'nın yapıldığı yerlerde tamamen şuan sahil yolunun altında kaldı. Bu da geriye dönük olarak belki bölgeye belki topluma belki coğrafyaya olan bağlılıklarının da zayıflamasına sebebiyet verdi ve bir kopma süreci sonrasında insanların daha. Yeni yeni farkına vardı ya bizim buralarda ya da bizim memlekette vücut sörfü yapılıyormuş.
Tahta kullanmadan sadece bir vücutlarıyla birlikte sörf yapan işte dedelerimiz amcalarımız, sayılarımız varmış diyorlar. Bu unutulmaya 100 tutan belki de milli bir değer diye de düşünebilirsiniz. Sevgili dinleyen Karadeniz sahil yolundan önce belki de onlarca kere Doğu Karadeniz tarafına giden birisi olarak o yolların ne kadar aslında çetrefilli zor
ve sarp olduğunu biliyorum. Fakat çözüm üretirken hani mevcut dokuyu bir şekilde koruyabilme kısmında olması gerektiğini profesyonel hayatımda da biliyorum. Ama sakarya'nın sahil yolu yapılırken sadece bir bölgede bu başarılı olabildi. Bu da hani kitlesel bir halk. Bölge insanının bir şekilde farkındalığının varılması asıyla. Oluştu, o da ordu tarafında
oldu. Yani mesela siz Karadeniz ne bileyim Trabzon rize tarafına doğru doğu karadeniz'e doğru yol aldığınız zaman eğer istanbul ya da izmir'den çıkıyorsanız işte ankara'dan kuzeye çıkıp samsun'dan sahil yoluna bağlanıyorsunuz. Ama bir noktada işte orda tarafında bu zamanda artık aktivizm tanımı olmayan bir dönemde insanların farkında olması belki de mahkemelerin daha efektif olduğu dönemlerde bir şekilde engellendi ve rota
değiştirildi. Ama diğer taraflar ta artvin'e kadar hopa'ya kadar giden bir güzergahtan bahsediyorum, insanların alışkanlıkları nasıl söyleyeyim? Gelenekleri bir şekilde denize mesafe. Artarak gerçekleşti. Via da o bölgede belki de batı taraflarda bizlerin top oynayarak büyümesinin benzeri bir alışkanlıktır. Ama ne oldu? Tamamen olmasa bile çok büyük oranda ortadan kalktı. Aslında bizim tarihimizde bu nasıl diyeyim olan bir şey.
Hani eskinin tamamen ortadan kaldırılıp yeninin geldiği zaman işte her şeyin yeninin ekseninde olması ve eskinin tukaka olması bunu şeyde de görebiliyoruz. Tarih içerisinde yol genişletme çalışmalarında mevcut opera binasının korunmaması yıkılarak yolun genişletilmesi ve bu süreçler sonucunda ben yaptım olumluluk diye tabir edebileceğimiz.
Şeylerin hüküm sürmesi bu belki de hani isimlerin değişip zihniyetin aynı kalmasıyla da. Özetlenebilir, via için ise insanlar mücadelesini kendi dönemi içerisinde yaptı.
Hani belki de o zaman basın yayın organlarının çok fazla böyle sosyal mecralarda sosyal medya mecralarında olmamasıyla birlikte insanlar belki seslerini istedikleri kadar duyuramadı ya da yapılan yetersiz açıklamalar ya da geçirilmeye çalışılmasına vesaire çok da gündeme gelmedi ve biraz önce dediğim gibi yaptığım oldum şu pozisyona gelindi aslında bir farkındalık bölümü olarak da
düşünebilirsiniz. Sevgili dinleyen çünkü bizim kültürel değerlerimizin zaman içerisinde yani yozlaşma kelimesini çok sevmesem de belki de ortadan kaybolması için yapılması gereken her şeyi yapmak. Olarak da değiştirebiliriz. Bunu yaparak insanları bağlamından koparıp farklı coğrafyalar içerisinde bir mücadeleye sevk etmesi, düşünülmesi gereken bir nokta. Bunun çözümü var mıdır? Bu noktadan sonra o çok büyük bir soru işareti. Çünkü doğal olmama yapaylık temel olarak her şeyin alt yapısı.
Bunu hayatımızın çeşitli gündemleri karşımıza çıkan şeylerde görüyoruz. Fakat via ekseninin tekrar dönersek virüs sörfü olarak da adlandırabileceğimiz bir geleneğin zaman içerisinde kitaplardan dahi okunamayacak seviyede olmasını nasıl cevaplayabilirsiniz bilemiyorum. Çünkü internette bile sınırlı sayıda kaynağın oldu. Hani bölümle ilgili olan doneleri in? Neredeyse olmadığı bazı yerel gazetelerde köşe yazılarında 12 satır içerisinde geçmesi ya da ekşi sözlük'te 12 entry girilmiş
olması. Bunlar gerçekten derinlemesine düşünülmesi, böyle sosyolojik ve kültürel taraflarına inilmesi gereken şeyler araştırırken karşıma bir tane belgesel çıktı. Hani farkındalığı daha da net bir şekilde ortaya koyabilen ve bir şeyler anlatabilen diye tanımlayalım. Genç tv'de olan dalga karadeniz'in gizlilik gücü isimli belgesel bu belgeselde aslında neyin ne olduğunu özet bir halde hem dalga sörfü ile kombine halde bir şekilde görebilirsiniz. Sevgilinle ya da youtube'da
böyle çok basit. Eski zamanlarda çekilmiş bazı via yapanların videoları var ama bunlar dediğim gibi çok kısa ve dönemi içerisinde kalmış kayıtlar samet'in mikrofonu başından uzakta olduğu bu bölüm ekseninde biraz derin olan konu itibariyle ama bir o kadar da yüzeysel donemin olduğu bir bölümle karşınızda olmaya çalıştım. Sevgili dinleyen belki bu bölüm bir sonraki via bölümü için bir altlık, bir altyapı olacak kim bilir? Bölüm sonunda olmazsa olmaz hatırlatma larımızı da yapayım.
Sevgili, dinleyen, her zaman olduğu gibi hbpodcast.com üzerinden bize ulaşıp bizimle iletişime geçip bölümleri dinleyip ne öneriyoruz kısmında. Bölümde olmasa da diğer bölümlerdeki önerilerimizi görebiliyorsun. Onun dışında uykuyu dinlence sprey listemizde Spotify deezer ve youtube'dan ulaşabiliyorsun. Bununla da yetmiyor. Ayrıca bir patreon hesabımız var. Oradan Samet ve bana kahve ısmarla ayıp belki aklındaki önerilerden birini de bize iletebilirsin.
Onun dışında yolculuğa bizimle devam ettiğin için teşekkürlerimizi sunarken önceki sonraki 12 gerekki bazı bölümlerde ya da bir çok bölümlerde. Tekrar seninle buluşmak ve yolculuğa devam etmek dileğiyle. Şimdilik hoşça kalın görüşmek üzere. Hayat kaçırmayalım. Hayat kaçırılıyor. Ve hayat kaçık bölümü yutar.
