Hayat kaçık olur. Hayat kaçırılıyor. Mehmet yat gıcık bölümü yoktu. HKB podcast in bir başka bölümüyle sen dinleyin, karşısındayız. Her zaman olduğu gibi istanbul ekseninde ben Cihan karşımda öte. Kaliforniya'da sevgili Samet var, Samet cim ne var ne yok oralarda diyelim öncelikle ama tahmin ettiğim cümleler gelecek diye düşünüyorum. Yani bedenen buralarda olsak da çok zihnen fazla buralarda olmadığım günlerdeyim. O yüzden ne var ne yok buralarda. Ne diyeyim?
Ya böyle çok şeyi direkt bir açılış olacak ama üzüntü var, kızgınlık var, ne bileyim, çaresizlik var. Böyle olumsuz depresif şeyler var içimde ama bugün burada yine mikrofonda olmak aslında bir anlamda iyi tarafı bütün bunların. Çünkü hem senin hem benim hem de dinleyenin kafasını dağıtmak açısından biraz böyle başka yerlere yönelmek açısından ki buna da ihtiyacı var. Biliyorsun insan psikolojisi kesinlikle öyle bir durumdayım.
Yani karışık. Duygular bir de hem kişisel olarak da zor bir zamandı benim için. Hem kendi hayatımla ilgili olan şeylerden dolayı hem de orada olanlarla ilgili falan yani işte üzüntülüyüz. Canım böyle. Bu sefer de böyle açalım, hep hayırlı ve yüksek açıyoruz. Biliyorsun bölümleri hani içimden gelmediği için böyle bir cevap verdim. Sende ne var ne yok yani aslında benzer durumların yansımasını yaşıyorum. Ben de senin gibi biraz hayatımızı beklemeye alıp hani? Dondurup belki de daha iyi bir
tabir olacak. Yani işte günleri geçiriyoruz. Aynı trajedileri tekrar tekrar yaşayarak üzülerek bayağı depresif bir dönemden geçiyoruz diyelim. Hani bir süreç olacak orası kesin. Evet, evet kesinlikle. Yani bu durumda senle bizde çok tartıştık, dinleyince de bunu söyleyelim. Hani ne yapalım, duralım mı, devam edelim mi falan diye ama bir şekilde bunu devam ettirmemiz gerekiyor. Biliyorsun, uzun bir süredir hiç ara vermeyen yıllardır ara
vermeyen bir port kestik. Biz bu sefer öyle küçük bir ara verdik veya vermiş gibi yaptık. Aslında da andık, daha doğrusu. Geçen hafta bu hafta da olabildiğince hem senin hem benim hem de dinleyenin birazcık kafasını dağıtmak için bir bölümle buradayız. Güzel bir konu seçtiğini düşünüyorum. Konu senden geldi. Konu önerisi bu sefer içine girdikçe böyle yan konulara yine daldığım klasik biliyorsun konuları araştırırken bir konu başka bir konuyu açıyor. Evet öyle bir şeyler oldu bende.
O yüzden benim notlarım hazır sende de ekleyeceğim başka bir şey yoksa istersen yavaştan konuya girelim. Bir de bakalım sende ne var, bende ne var ortaya dökelim. Haydi o zaman deyip başlıyorum. Şimdi bugün sevgiyi dinleyene bahsedeceğimiz şey aslında temelde tüketici mühendisliği olarak tanımlanan ama bizim belki de konuştukça daha da eski zamanların ürün kalitesi ne iyiydi? Şimdiki zamanlara evrilecek bir bölüm belki de onu sevgilin
söyleyelim. Kaba tabiri de böyle söylersek, hani halk içindeki o nerede yapılmasın? Evet, evet, aynen nerede o eski kot pantolonlar şeklinde hani her şeyin kalitesini biraz daha düştüğüne dair hep geyikler döner böyle kendi aramızda burada biraz bölümde bunun daha kasıtlı bir şekilde sistematik olarak tarihte nasıl bir fikir olarak ortaya çıkıp sonrasında da gerçekten de farklı farklı endüstrilere ve pazar alanlarına bunun bilinçli olarak yayıldığını konuşacağız. Aslında bir tüketici.
Mühendisliği var. Bir de sistematik olarak bunu uygulayan büyük şirketler var. Hatta günümüzde bunun tersine dönmemesi için çok savaşın bir şirketler var. O bakımdan ilginç bir konu aslında. Yani bir şeyle başlayalım istersen direk notlarınıza girmeden bir tane bölümde açılış konuşmasında bir youtube kanalında senin benimle paylaştığın ebru pingbacks snow diyordu post direkt o bende şey aklıma getirdi. Ve gerçekten bu senin için de doğru mu?
Senin tecrüben anlamında senin tecrüben ne yönde diye gerçekten aldığın her üründe bir çabalama içinde buluyor musun kendini? Neden bunun kalitesi veya ömrü beklediğim kadar uzun değil şeklinde o üründen ürüne değişmekle birlikte gerçekten de var. Hani kaçabileceğimiz bir şey değil. Neden dersek de şimdi önceden aldığın ürün fiyatı gerçi yani şu anda Türkiye ekseninden de konuşuyoruz yani. Enflasyon olmayan hani böyle marsta yaşayan ülkeleri konu ediyoruz şu anda aslında.
Çünkü türkiye'de bir ürünün fiyatı zaten herhangi bir ekstra maliyet, yani üretilebilir lik fonksiyon ya da ne bileyim. Görünüş kaygısı olmadan da artabiliyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Şu an bahsedeceğimiz sevgili dinleyen, eğer bizi türkiye'den dinliyorsan ki kuvvetle muhtemel yüzde olarak daha olası yüzde doksanı enflasyonu minimum olan ülkelerden bahsediyoruz. Yani burada. 3 temel faktörden bahsediyor, insanlar tanımlarken bunu ya da üretirken bir tanesi
hani bu? Bunun bir maliyeti ve üretilebilir olması fonksiyonu ve hani daha çok böyle dizaynı görünüşü adı altında şu an bizim yaptığımız geçen bölümlerde de hatırlarsan 170 dokuzda tuzak etkisinde de konuşmuştuk onu. Hani sana bir şeyi bir şekilde marketing ile belli bir fiyatın üstünde ya da altında vesaire satıyorlar. Bir şekilde büyük markalardan bahsediyoruz çoğunlukla. Bu bölümde de aslında bir benzerlik var. Hani bağlantı ve bağlantısız bir bölüm yapıyoruz.
Sevgili dinleyene eğer hani tuzak etkisini dinlemediysen bu bölümün sonunda onu direkt oraya davet edeceğiz de diyebiliriz. Yani temel problem şey gibi Samet hani bir şey üretiyorlar. Eskiden senin bir çamaşır makinem bozulduğu zaman sen servise gittiğinde o en ufak villasına kadar sarf malzemesini stokta bulundururlar vardı ama şimdi sen herhangi bir teknik
bir problem yaşadığında yani. Basit hani beyni derler ya çinde bir problem yaşadığında bile makineyi çöpe atman gerekebiliyor diye böyle temel bir fark var. Benim gözümde ya zaten burada lokal olarak da örnek vereyim. Bir şeyin bozulduğunu herhangi bir şirketi arasında söylediğin anda daha neyin bozulduğunun ayrıntılarını dinlemeden şey diyorlar. Hani o bu sana pahalıya patlar büyük ihtimalle bak şurada şu da var yene şunu verelim, falan hani ya bir saniye daha sorunu bilmiyorsun?
Belki 50 dolarlık veya Türkiye anlamını konuşsalar 50 - 100 tl'lik bir küçük bir parçası değişecek. Birkaç 100 tl'lik hemen yenisini aldırmaya çalışıyor. Bu bana sendeyken başıma geldi. Türkiye'deyken biliyorsun uzaktan wifi üzerinden evin durumuna bakmaya çalışırken bir gün sana dönüp şey demiştim ya evin içi soğuk görünüyor, ısıtıcı mı bozuldu acaba diye ve sonrasında da gerçekten de bozulduğunu eşime yazınca öğrenmiştim. Sonra ben 10'a çıkart işte numara verdim.
O arada bilmem ne adam geldi ilk lafı şey olmuş adamın yas sizin sistemde 10 yıldan eskiymiş bence komple her şeyi atalım, yeni bir ısıtma sistemi koyalım eve falan. Bu arada şey diyor. Hani bir saniye daha bakmadım bile. Soruna belki küçük bir sigortasını değiştireceğiz. 50 dolara, 100 dolara ve devam edeceğiz. Hani bahsettiği şey de binlerce dolarlık ürün ya kafada öyle bir şartlanma zaten satanda da var.
Başa biraz dönersem ernesto elmo isimli bir kişinin yazdığı makale ve kitaplarda ilk defa konser inci neng terimini kullandığı zaman doğuşuna sebep oluyor. Bu konseptin burada ilginç olan şey biraz bakmaya çalıştım. Kitap fiziksel olarak bulması çok zor, çok eskilerde yazılmış. 900 otuzlarda ama şey koleksiyoner sitelerinde bu
arada var. Böyle fahiş fiyatlara kitabın içinde içerik olarak okuduğun zaman birazcık sadece fiziksel olarak bir koşullandırma değil aslında bugünün trendlerinin temellerini atan fiziksel den öte zihinsel koşullandırma ya da adam o zaman yazmış yani neden bahsediyorum? iPhone 13 çıktı aldın 9 ay sonra iPhone 14 çıktı ve titremeye başlıyorsun 14 10 dördü istiyorum diye hani adam aslında onun da temellerini 60. Yani popüler olanın peşinden koşma vesaire. Bu tarz şeylerin babası diyelim,
nedir peki? Consumer engineering tüketici mühendisliği, bunun işte 1.930 larda yazdığı zaman adam şöyle bir şey diyor, inovatif buluşlar, yeni renkler, değişik renkler, yaratıcı değişik aplikasyonlar bu tarz küçük şeylerle değiştirip değiştirip önüne susarsak aynı şeyi farklı versiyondan insanlara o zaman hep daha yenisini daha bir sonrakini almaya çalışırlar aslında.
En temelde şu anda yapılan şeyin babasıyla iş adam bunu yapmış ve bu neye mal olduğu hızlı tüketim dünyasına mal en sonunda tavan yaptı şu anda. Yani ben şeyi çok iyi hatırlıyorum. Yani isviçre'de de olsun. Küçükken burada türkiye'deki yıllarımda da olsun. Aldığımız bir buzdolabı 30 yıl falan duruyordu. Çünkü ben soruyordum, hani ne zamandır diye o sen doğmadan önce almıştık bunu falan muhabbetleri oluyordu. Şimdi maalesef öyle bir durum yok.
Eskilerin ürettiği şeylerde çok daha dayanıklılık var bir de. Benim birçok bölümde sana bahsettiğim hayat felsefesinde kuvvetle inandığım sözlerden biri. Nerede çokluk orada bokluk buraya tam uyuyor. Çünkü mesela eskiden az insan varken ve az seçenekler varken bir insan bir kıyafet istediğinde onun vücuduna göre o terzi onu yaparmış, 10'a çıkart göre dikilmiş. Onun için özenilmiş bezenmiş, ne bileyim bir hafta onu sağlam
yaparmış verirmiş. Şimdi bu kadar milyar insanı giydirmek için yani sadece giyimden örnek veriyorum, her şey her anlamda öyle yemek bile öyle. Hatta seninle konuştuğumuz diğer bölümlerdeki. Bir toplu hayvan beslenmesi, hayvan yetiştirmesi falan uzun lafın kısası, bu kadar çok insan olunca sevgili canım yetiştirmek için ucuza mal olan, hızlı üretilen ve hızlı satılan ve sonrasında da ertesi yıl ertesi ay ertesi hafta yine yapıp yine
verebileceğin bir döngü oluştu. Durdurulamayan dediğin gibi yani günümüzün nüfus oranıyla da çok doğru orantılı temelde de. Hani ne aldığından çok ne kadar sıklıkla aldığın belirleyici oluyor. Çünkü hani sen şeyden bahsettin ya. Bu tüketici mühendisliğinin temelinde insanlara aynı şeyi farklı, ne bileyim kulağa düzeyiyle ters tutmaktan bir şekilde satıyorlar. Yeni aldığın şey de hani mevcut kullandığının etkilemesinden dolayı değil, bu içinin kıpır aşması, gözlerinin fal taşı gibi
açılmasıyla oluyor insanların. 2.021 de yapılan bir araştırmada ingiltere'de tüketicilerin yüzde kırkı ayda en az bir kıyafet aldığını söylüyormuş. Yani sürekli bir döngü halinde insanlar bir şeyleri alıyor. Peki şey de var. Önceki bölümlerde de bahsetmiştik. Aslında bu fiyat performans durumu var.
Hani bir birim fiyatla aldığın şeyin sana nasıl bir performansa geri döneceğini bir şekilde araştırıyorsun ediyorsun, didik didik ediyorsun çünkü hani günümüz teknolojisiyle birlikte her taraftan alışveriş yapabiliyorsun. Burada bahsedilen şeylerin temelinde işte x birim fiyatı aldığın bir ürünü 10 yıl önce bugün de yaklaşık x artı bir x artı ikiye alabiliyor olmanın temel sebebi bunun. Daha çok üretilebilir lik kısmını artırmalarından dolayı geliyor. Yani bu neyden bahsediyoruz?
Mesela plastik teknolojisi gelişti. Plastik teknolojisinin bu kadar hızlı gelişmesi ve hayatımızın her alanında fark etmediğimiz yerlerde bile kullanılıyor olması maliyetleri düşürdü, ayriyeten de işçilikler arttığı için de öyle bir denge bir balans diyebileceğimiz bir oluşum oldu. Mesela eskiden çamaşır makinalarının tamburları tamamen metalden falan yapılırken, şu an tamamen farklı bir teknolojiyle plastikle harmanlanmış bir
halde. Insanlara sunuluyor ya da ne bileyim biraz ev aletlerinden gidiyor gibiyim ama bulaşık makinesi mesela eskiden bütün iç aksamı metal olurken ki hani şeyi hatırlarsın, sen de annelerimizin Arçelik yerini vesaire. Sonradan şu an benim evimde boş var ve içindeki aksamlar plastik bu tamamen hani zararlı olmasından dolayı değil, maliyeti düşürmekten dolayı ve tüketiciyi bir şekilde yakalayıp böyle ortalama veya düşük bir
boş alınmadı. Yani 10'a çıkart rağmen sponsorluğunu samet'in yaptığı gerçekten. Evet, orijinal bir makineden bahsediyoruz ama böyle işin gerçeği böyle. Çünkü ulaşılabilir olması da gerekiyor ki şirketler hani kâr etmiyor mu? Tabii ki devasa kârlar ediyor daha fazla ediyor. Sonuçta bir inovasyon tarafı da var. Ya bu arada hızlı tüketim için hızlı üretim lazım.
Hızlı üretim demek yani çabuk üretim demek, özensiz üretim demek zaten ucuz parçalarla yapılan ham maddelerinin ucuz maddelerden seçilen bir üretimden bahsediyorsun. Özet olarak yani teknolojide bir de. Şöyle bir şey de var, bir tane çamaşır makinesi bittiği zaman zat diye bir ses çıkıyordur. Seneye bittiği zaman sana müzik çalar çamaşır makinesi yaptık diyorlar. Hani ve bu benimki çalıyor. Benimki de küçük bir şeyler çalıyor galiba da o sebepten almadım ben de.
Yani bu bu tarz küçük şeyler bile satmak için bir kampanya veya marketing şeyi olarak kullanılıyor. Bu arada bu bahsettiğin en başta bahsettiğin, kırılan şeyin
bozulan şeyin tamiri. Olayı aslında bu bölümün ikinci kısmında çok ciddi anlamda konuşmak istediğim bir tarafı iznin olursa mesela şöyle bir şeyden bahsedeyim, önce Microsoft kendi alanında dünyada en çok ekosisteme küresel ısınmaya veya işte atıklara falan karşı durduğunu iddia eden ve işte buna bunu azaltmak için çok fazla kampanya yaptığını iddia eden şirketlerin başında geliyor.
Aynı zamanda Microsoft, abd'de tamir hakkı dedikleri şeyler için geçirilen bütün yasaları da en çok karşı çıkan şirketlerden biri ve lobi faaliyetleri yürüten. Ve microsoft'un bazı ürünlerinde tamir hakkı vermediği için kullanıcıya ve tamirinin veya pilinin değiştirilmesi mümkün olmadığı için çöpe giden ürünlerinden dolayı aslında bir teknolojik mezarlığa sebep oluyor ve aslında yine çevreye zarar veriyor. Orada 12 yüzlülük var.
Şimdi bütün bunları konuşurken Microsoft hani ismini söyledim. Buradaki 2 yüzlülük için ve sponsor hakkımızı kaybettik. Podcast olarak ama bir başka büyük bir isimi söylemeden geçemeyeceğim çünkü. Şimdi en belirgin türkiye'deki insanların da çok kolay anlayabileceği sahip olanların apple'ın iPhone ve ipad olayları. Apple da hiçbir şekilde pil değiştirme veya işte ürünün içini tamir etme gibi bir şansınız sunulmuyor. Amerika'da ne oluyor? Son zamanlarda tamir hakkı yasa
tasarısı diye bir olay oluyor. Bir sürü eyaleti sıçramış bir şekilde ben buna bakarken ne yapılabilir? The fight for the white tree diye geçiyor. Yani tamir için hak aramak bile. Aslında absürt bir şey. Bu arada da gazete, oksijen de bununla ilgili tüketici tamir hakkı istiyor diye bir makale yazmış. Bunu sana yollayayım istersen bölüm sonrası siteye eklemek için. Çünkü bunun yavaş yavaş türkiye'ye de nasıl sıçradığını falan anlatıyor orada. Yani sadece amerika'da olan bir şey değil.
O anlamda bunu araya sıkıştırdım ama şöyle bir şey tamir hakkı yönetmeliğin nedir, yani ne içeriyor, bu ne anlama geliyor? Ilk 4 tane küçük maddesi var bunun bir cihaz kolay tamir edilmeyi sağlayacak şekilde tasarlanmalı. Bu kesinlikle şu anda tam zıddına giden bir trend var. Kapalı kutu yapıyorlar ya bir de evet eğitim sistemi yani mesela senin de benim de ipad imiz var. Ipad leri, ekran değiştirmek, pil değiştirme kolay gelsin. Yani bunu kırmadan yapabilene
evet çok zor bir durum. Ikinci madde son kullanıcılar ve bağımsız tamirciler cihaza tamir etmek için gerekli orijinal parça ve yazılımlara adil piyasa koşullarına ulaşabilmesi bak bu da inanılmaz bir bloke edilmiş bir şey büyük şirketlerden, yani kendi orijinal parçalarını kendisi düşün hiç kimseye vermeyerek. Seni onlara muhtaç bırakıyor zaten sen 10'a çıkart geri gittin mi? Ondan satın aldığın için bölüm başına bahsettiğim tuzağa da yürümüş oluyorsun, yenisini verelim.
Sana şu kadar daha öyle düşünsün, olay oluyor. Bir bedenle az bir bedenle sana kutusuz ürün verme teklifiyle geliyorlar ve ama şeyde uyandırıyor. Eski neticede gerisini bırak veya eskisini bırak. Burada kılanı şu, kadara sayalım yenisini verelim hesabı ya tüketicileri de şey oluyor yani nasıl büyük bir firma bana böyle bir paket? Sunabiliyor algısı da oluşturuyor. Diğer taraftan pazarlama yöntemi evet 3 tasarım gereği tamir mümkün olmalı ve yazılım programlama asıyla engellenmemeli.
Yani şöyle bir şey var, elektronik lerden bahsedersek bir programlama yapıyorsun ve sen o parçayı ulaşsam bile ve o kabiliyetin olsa bile bir şeyi açmak için yazılımdan dolayı yapamıyorsun. Buna en güzel örnek benim iş yerindeki yazıcı baya ileri seviye büyük bir yazıcı almışlar. Çok yazıcı kullandığımız için o kadar. Algoritması sistemi karışık ki içine hiçbir şekilde kendi markasından başka ink koşamıyorsun, içine açamıyorsun, dokunuyorsun bir şeyler her
makine sana bağırıyor. Cihan her seferinde bir şey yapmak istediğimde gelsin, evet abi yani izin vermiyor, tamirine bakımına bir şeyine hep sürekli birini araman gerekiyor. HB bu arada markası anmadan geçmeyelim. Dörtte cihazın tamir edilebilirliği üretici tarafından açıkça bildirilmelidir. Yani bunu alırken. Bunu tamir edebilecek misin, edemeyecek misin? Biraz daha bilgi verilmesi anlamında hani cihaz sınırlanıyor olsa, buna bunu bilerek tüketicinin bilinçli olarak alması manasında.
Bu 4 hak için amerika'da başlayan bence bütün dünyaya yayılacak olan bir tüketici tamir hakkı diye bir yönetmelik böyle genel bir şey var ismini hiç söyleyemediğim maçlar şükret. Eyaletinde ilk tamir hakkı yasası 2.012 senesinde geçiyor ve biraz fazla konuştum. Kusura bakma ama ilginçtir. Larin'in en küçük kardeşi brad bir şirkette çalışıyor ve ben bu portable çalışırken bu şirketin ceo'su sürekli karşıma çıktığı ben de sonunda britta yazdım.
Kendisi de mühendis ifixit diye bir şirkette çalışıyor. Brad, çok güzel bir şirket, tamamen tamire odaklanmış ve hani youtube'da eğitici videoları var, ipad'i nasıl açarsın? Bozmada ölümü iPhone nasıl tamir edersin, pili nerden alırsın, ne yaparsın ve ben 10'a çıkart mesaj attım dün akşam böyle böyle kayda gireceğiz diye. Var mı? Eklemek istediğin niye bana çok güzel uzun bir mesaj yazdı önümde şu anda ingilizce tabii ama böyle okurken hemen Türkçe özetini vereyim.
Araba üreticilerinden işte tek şirketlerine traktör şirketinden parayla ilgili yapılan bütün şeylerle ilgili şekerle kadar hepsinde bu sorunu yaşıyoruz diyor. Kendileri şirket olarak repairdat.org diye repair.org diye bir site kurmuşlar. Aslında kurmuşlar da fanning yapmışlar. Yani bunun kurulması için öncü donatella. Destek olmuşlar.
Bu sitemi çok önemli. Bu site bütün bu maça şu sesle geçen yasa, son zamanlarda new york'ta geçen kış geçen yasa ve birkaç eyalette daha şu anda colorado'da sanırım bir tane geçti. Yani böyle elle tutulur sayısı şirket eyaletlerdeki tamir yasalarını destekleyen ve çıktığı zaman yasa eğer içinde aksaklıklar varsa bununla da savaşan bir site, bir oluşum. Mesela new york'taki yasa çok
sorunlu geçmiş. Büyük teknoloji şirketlerine kızdırmamak için onların etrafında dönüp dolaşıp böyle evrilip çevrilip bir şekilde geçmiş. O da mesajı da bunu söyledi. Ben de okuduklarımdan bunu buldum ama yine de bir kutlama olmuş tamir dünyasında bu bir başlangıçtır, iyileştirilebilir, sonrasında diye. Yani burada demek istediğim şu, uzun lafın kısası canım bir şey aldığın zaman günümüzde bunun tamirinin yapılabilmesi için bir
hak aramaya çalışman. Aslında bu bölümde nereden nereye geldiğimizi bize kanıtlar bir og. Ne öneriyoruz kısmıyla bir kez daha sen dinlenin karşısındayız. Her zaman olduğu gibi bazı önerilerimiz var ve sevgili Samet halihazırda bizi bekliyor. Şimdi meraklılar google'a bu bölümü dinlerken the great light Balkan esperisi yazsınlar. Burada the fibers kartal diye bir büyük şirketlerin buluştuğu 1.924 te yapılan bir toplantı var.
Nereye getireceğim? Bir öneriye bağlayacağım burada bu toplantıda işte jenner elektrik'in sahibi işte phillips'in sahibi 1.924 ten bahsediyorum. Fransa'dan bir şirket almanya'dan osram sahibi. Bunlar bir araya geliyorlar ve şey diyorlar ya biz bu ampulleri yapıyoruz ama bu ampuller sonsuza kadar yanabilen, patlamayan, yanan ampul bunlar. Bu böyle gitmez. Biz bunları yaparsak herkese de ampulü sattığımız zaman yani
devre dışı kalacağız. Herkesin bir ampul olduğunda diyorlar ve tarihte fobus cartel diye geçiyor bu. Bunlar bir şekilde nasıl ömrü biten ampuller yapabiliriz diye bir sistem ortaya çıkarmaya çalışıyorlar ve bunu da tabii global olarak başarıyorlar. Söylemeye gerek yok. Çünkü hepimiz şu an ampul değiştirmekle meşgul. Hayatımızda bittiği zaman şimdi lever, mora'da lever, mora'da, amerika'da bir itfaiye istasyonu var. Bu itfaiye istasyonuna 100 yıl önce 100 yüzden fazlasını şu an
100 20 yılını kutluyorlar. 100 yıl önce bir ampul takılıyor, yükseğe bir tavanına ve. Bu kartelin bu olayı yapmasından önce yapıldığı için günümüzde bile hala bu ampul yanıyor. Şimdi öneri ne diyeceksin? Ampulün sürekli yandığı için izlenmesi için bir tane life webcam koymuşlar. Önüne isteyen siteden girip bu ampule artık bakabiliyor. Ben bunu yıllar önce girip bakmıştım. Bu arada karşıma bu konu çıktığında bir şeyler araştırırken yani çok ilginç bir öneri olacak, farklı bir öneri
vermiş olalım ama ilk önerim. Lever more centennial light life came. Diye bir web sitesi sayfası bunun linkini atarım sana diğer önerim de bir 90 dakikalık youtube kanalında belgesel var. Direkt bu tüketici toplumuyla alakalı youtube kanalına da dan and news sonra ve şimdi videonun adı da Avrupa consumers olsaydı bizim tüketici toplumuz. Bu da bölümle ilgili diğer ikinci önerim olsun. Hiç uzatmadan bir tane film önercem karşıma çıktı.
Geçenlerde eskidir ama hem tom cruise vampir olarak görmek isteyenler hem de genç brad pitt'i vampir olarak görmek isteyenler. Interview with the vampire filmini izleyebilirler böyle nostaljik ama çok ilginç film önerisi oldu. Bunlar benim genel olarak önerilerim de kapatırken de rekabeti dinlenmesine çok hızlı üçtane şarkıyı ekleyip lafı sana vereyim.
Fazla uzattım. Tom ada'dan Anadolu love James yangından infinity ve yerli olarak da Serpil barlas tan çok yorgunum şarkılarını ne öneriyoruz kısmında? Play listemize ekleyelim bunları sana hayretten yollarım uzun oldu notlarım önümde var ve şimdilik de kulağımızı sana verelim. Teşekkürler Samet için bu webcam de bayağı dolambaçlı yollardan bir anda karşımıza çıkınca hani böyle sonu beklenmedik şekilde biten bir hikaye gibi oldu ama
yan top yasta oldu. Teşekkür ediyorum ben hani bölüme vesile olan youtube videosunu önereyim. Önce boks taki neden aldığımız her şey daha kötü diye. Bir bölüm var, onu paylaşırız. Bölüm notlarımızı da sevgili dinleyenler zaten çok uzun değil. Sonra da zaten akıntıya kapılıp gider diye düşünüyorum. Konu biraz değişik çünkü 2 tane de şarkı ekleyerek önerilerimi sonlandırıyorum. Sevgili Samet bir tanesi barış diriden derinden şarkısı diğeri ise teoman'dan hiç kimse bilmez.
Bunlar hdp'yi dilencisi playlist lerimizde youtube, Spotify ve deezer da olacak seviliyor. Cihan ilginçtir böyle bazen senle. Yazışırken aynı şeyi ben yazacaktım deriz veya birebir aynı şeyi aynı anda birbirimize yollarız herhalde o aramızdaki bağlantıdan olsa gerek aynı teomanın albümünden o şarkıyı ve diğer şarkılarını da bu son 12 haftadır hem plak çalarım da hem de yollarda dinlediğim bir tesadüf oldu senle demek ki yine aynı frekansta bulunmuşuz.
Belki de umuyorum dinleyiciyle de bu bölümlerde aynı frekanslarda ve yollarda buluşuyoruz diye aslında kapatabiliriz diye düşünüyorum. Aynen öyle keyfinizin çok olmadığı bu günlerde sevgili dinlene bizimle yolculuğa devam ettiği için teşekkür ederim. Bir sonraki bir önceki bölümlerde kafanızı biraz dağıtmak gündemden uzaklaşmak, biraz beyin fırtınası yapmak isterseniz diğer bölümlerimizi de bekliyoruz. Herkese hoşça kalın ve bir sonraki bölümlerde görüşmek üzere diyelim kendinize iyi
bakın, hoşça kalın. Hayat kaçırmayalım, hayatı kaçırmıyor. Ve hayat kaçık bölümü yutar.
