Sungur Savran: Şili halkı postmodernizmi neden reddetti?
Episode description
Aradan bir ay geçti, unutulmuş olabilir. Şili halkı 4 Eylül günü düzenlenen referandumda Kurucu Meclis’in hazırladığı ilerici anayasayı reddetti. Hem de öyle böyle reddetmek değil. 4,8 milyon (%38) lehte oya karşılık 7,8 milyon (%62) ret oyuyla. Bu, sadece Şili’de değil, bütün dünyada eşitlikten, özgürlükten, temel haklardan yana insanları şaşkına çevirdi: Halk kendi lehine olan, 388 maddesinin 100 kadarında çeşitli hakları güvence altına alan bir anayasayı nasıl reddetmişti? Nefret edilen diktatör Augusto Pinochet’in tamamen halk düşmanı neoliberal 1980 Anayasası’nın yürürlükte kalmasına yol açan bu “hayır” oyu ne demekti?
Kitlelerin yarım kalmış zaferinden…
Gerçekten de Şili’yi Kurucu Meclis’e ve referanduma götüren süreci kısaca hatırlayacak olursak görünüm şaşırtıcı. Şili halkı 2019 Ekim ayında “İsyan” (İspanyolca “La Revuelta”) olarak anılan dev bir kitle hareketiyle Pinochet’den miras kalan 30 yıllık sözde demokrasiyi devirmeye girişmişti. 19 milyonluk bir ülkenin 7 milyonluk başkenti Santiago’da 1,5 milyon insanın bir meydanda toplanmış olması ne demektir? İstanbul’da 6-7 milyon insanın aynı anda sokağa çıkmasına karşılık verir! Bizce Şili’deki halk hareketi sadece bir isyandan ibaret değildi, bir devrimci kriz doğurmuştu. Kurulu düzen elbette böyle bir patlama karşısında (başta başvurduğu OHAL yoluyla askeri sokağa süren baskı da işe yaramayınca) birtakım tedbirler alacaktı. Düzenin temsilcileri ile halk hareketi adına konuşanlar bir müzakere sonucunda bir belge hazırladılar. Müzakerelerin başını düzen yanlılarından gerici bir senatör, halkın tarafından da Gabriel Boric çekiyordu. Boric’in hareketin önünde yürüyor olduğu söylenemezdi, daha ziyade hareketin önünü kesmeye çalıştığı söylenebilirdi. (Kendisine az sonra bir daha rastlayacağız.) “Toplumsal Barış ve Yeni Anayasa” adını taşıyan anlaşma 15 Kasım’da imzalandı.
Ekim 2020’de yeni anayasa ve Kurucu Meclis önerisi halkoyuna sunuldu. Yüzde 80 olumlu oyla kabul edildi Kurucu Meclis! Mayıs 2021’de Kurucu Meclis seçimlerinde eski sahte demokrasinin temsilcileri bozguna uğradı. Sosyalist sol ve diğer isyancı katmanlar büyük başarı elde etti. İki ay sonra Kurucu Meclis toplandı ve yaklaşık bir yıl içinde yeni anayasa taslağını hazırladı. Üstelik bu arada, Ekim 2020 referandumu ve Kurucu Meclis seçimlerinden sonra bir de üçüncü zafer kazandı emekçiler-ezilenler cephesi: 1973 darbesinden beri ilk kez sosyalist solun bir adayı bu yılın başında başkanlık seçimlerini kazandı. (O Gabriel Boric bu Gabriel Boric!) Artık halkın güçlerini durdurmak mümkün değildi sanki!
Şili solu bugün sadece bazı mevziler ve önemli bir moral kazanmıştır. 2019 devrimci yükselişinin rüzgârı devam ediyor. Bu devrimci dalga açısından Kurucu Meclis sadece bir merhaledir. Şimdi önemli olan, bu seçimlerin başarısının rüzgârı ve Kurucu Meclis’teki avantajlı konum sayesinde işçi sınıfı ve müttefiklerini gelecekteki daha büyük savaşlara hazırlamaktır. ‘İyi bir anayasa yaparsak rahatlarız’ düşüncesi halkın en büyük afyonu olacaktır.”
Marksizmin yakıcı önemini anlamayanlara ithaf edilir.
