Levent Dölek: Baz etkisi değil, enflasyon gaspı - podcast episode cover

Levent Dölek: Baz etkisi değil, enflasyon gaspı

Dec 15, 20227 min
--:--
--:--
Download Metacast podcast app
Listen to this episode in Metacast mobile app
Don't just listen to podcasts. Learn from them with transcripts, summaries, and chapters for every episode. Skim, search, and bookmark insights. Learn more

Episode description

İddiaların aksine enflasyon düşüş trendine girmedi, baz etkisine girdi. Baz etkisi şu: Yıllık enflasyonu bir önceki yılın aynı ayını baz alarak hesapladığınızda baz aldığınız ayda enflasyon ne kadar yüksek idiyse bu yılki enflasyonunuz da göreli olarak düşük çıkacaktır. Resmi TÜİK rakamlarıyla dahi, geçtiğimiz yıl Kasım ayı enflasyonu yüzde 3,51 gibi yüksek bir seviyedeydi. Bu yıl Kasım ayı enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 2,88 olarak yine oldukça yüksek bir seviyede açıklandı. Ancak geçtiğimiz yıla göre daha düşük olduğu için yıllık enflasyon yüzde 85,51’den 84,39’a indi. Bu rakam daha da düşecek. Çünkü geçtiğimiz yıl tam da bu dönemde enflasyon fırlamıştı. Yıllık enflasyon için Aralık ayında yüzde 13,58, Ocak ayında ise yüzde 11,10 rakamları baz alınacak. Bu rakamların altındaki her oranda iktidar enflasyon düştü diyecek. Fiyatlar mı düştü? Hayır. Hayat pahalılığı mı azaldı? Hayır. Peki fiyatlar düşecek mi? Hayat pahalılığı azalacak mı? Hayır. Tam tersi olacak.

Çünkü Aralık ayında asgari ücret zammı belirlenecek. Normalde ücret zamlarının enflasyona etkisi belirli bir gecikmeyle olur. Ancak Türkiye’deki gibi enflasyon canavarı dizginlerinden boşanmışsa zamlar gecikmeyle değil erkene alınarak yapılır. Nitekim şimdiden bu zamları görmeye başlıyoruz. Ocak’la birlikte daha da güçlü bir zam furyasına şahit olacağız. Ama yine de iktidar enflasyon düştü diyecek. Baz etkisiyle yılı yüzde 67 gibi bir rakamla kapatacağız. Ocak ayındaki muhtemel zam furyasıyla aylık enflasyon iki katına çıksa dahi baz etkisiyle enflasyonun belki de yüzde 59’a indiğini göreceğiz. Öte yandan Ocak ayında açlık sınırı 8.500 liraya yoksulluk sınırı da 27.700 liraya çıkmış olacak. Ama iktidar yine de enflasyon düştü diyecek! İşte size algı operasyonunun şahı!

Biz daha da radikal biçimde söyleyelim. Asgari ücret zammının artık bir önemi yoktur. Esas mesele olmanın da ötesinde tek mesele toplu sözleşmedir. Ancak sendikalı ve örgütlü olan işçi, ücretini açlık sınırına endekslenmekten kurtarabilir. Şunu da belirtelim örgütlü olmak sendikalı olmanın bir adım ötesidir. Sendikasına sahip çıkan ama onu denetleyen ve irade sahibi olan bir işçi grubu gerçekten örgütlüdür. Bir örnek! Birleşik Metal-İş’te örgütlü Gebze’deki Chen Solar işyeri yeni toplu sözleşmesini yaptı ve fabrikada en düşük işçi ücretini DİSK’in bahsettiği seviyelere çıkarabildi. Ayrıca asgari ücret zammı yüzde 45’i geçerse bu geçen kısmı doğrudan ücretlere yansıtacak bir düzenlemeyi de sözleşmeye soktu. Sendikalı ve örgütlü işçinin gücüdür bu. Şimdi sıra MESS’te. Metal işçisi asgari ücret seviyesine geriliyor ve buna karşı örgütlü gücünü mutlaka kullanmak zorunda. Örgütsüz olanlar da ne yapıp edip örgütlenmeli. Elbette örgütlenmenin de bedeli var bu ülkede. Patronlar AKP iktidarıyla el ele ne yasa ne anayasa tanıyor yapmadıkları zulmü bırakmıyorlar işçiye. Ama inanın örgütsüz olmanın bedeli örgütlü olmaktan çok daha fazla.

Tabii işyerinde ya da bir adım ötede işkolunda verilecek mücadelelerin de kazanımları sınırlıdır. Göreli olarak iyi dediğimiz toplu sözleşmeler dahi zamanla erimektedir. İşçi sınıfının hayat pahalılığına karşı ücretlere her ay enflasyon oranında otomatik zam (Eşel Mobil) talebiyle topyekûn seferberliği gereklidir. Sendikalar rakam tartışması yapmak yerine örgütlenme önündeki engellere odaklanmalı ve Eşel Mobil talebini öne çıkarmalıdır. Nihayet işçinin sorunlarının kaynağı da çözümü de eninde sonunda siyasidir. Ne istibdada boyun eğilmeli ne de Altılı Masalardan medet umulmalı. İşçi sınıfı ekmek ve hürriyet için mutlaka siyaset masasına yumruğunu vurmalıdır. Gasp düzeni ancak böyle son bulacaktır.

For the best experience, listen in Metacast app for iOS or Android